SGD’li Varlı yaşadıkları OHAL işkencesini anlattı

Dersim’de misafir kaldığı evden gözaltına alınan SGD üyesi Yunus Varlı, özel harekat polislerinin işkencesini anlattı. Öğrenci evinde hiçbir şey bulamayan polislerin, kendilerine komplo düzenlemeye giriştiğine dikkat çeken Varlı, işkence izlerine rağmen polislerin tehditler nedeniyle doktorun rapor veremediğini söyledi.

Dersim’de dün evlerinden gözaltına alınan ve işkenceye maruz kalan sosyalist gençler yaşadıklarını aktardı.

Suruç şehidi Cebrail Günebakan’ın mezarı başında yapılacak anmaya katılmak için Dersim’de bulunan sosyalistlerin kaldığı ev gece yarısı Özel Harekat Polisleri tarafından basıldı. Kaldıkları evin kapısı kırılarak yapılan baskında sosyalistler yoğun işkenceye maruz kaldı.

Hukuksuz bir şekilde gerçekleştirilen ev baskının ardından, OHAL uygulaması kapsamında çıkarılan KHK’nin uygulamalarıyla karşılaşan sosyalistler hastaneden işkenceye dair rapor alamadı, avukatlarıyla görüştürülmedi.

SGD üyesi Yunus Varlı yaşadığı işkenceyi ve OHAL uygulamalarını ETHA‘ya aktardı.

dersim-gozalti-iskence-3

Yunus Varlı, Suruç şehidi Cebrail Günebakan’ın mezarı Karakoçan’da olduğu için Dersim’de arkadaşlarının evinde kaldıklarını belirtti. Varlı, “O gece Özel Harekat Polisleri saat 02.00 ile 03.00 arasında kaldığımız eve bir baskın düzenledi” dedi. Önce zilin çaldığını söyleyen varlı, “Burası öğrenci evi” dediklerini belirtti. Kapıyı açmalarına fırsat verilmeden koç başıyla kapının kırıldığını kaydeden Varlı, “Girdiklerinde ellerinde dürbünlü silahlar, kalkanlarla ve yüzleri kar maskeli yani hiçbirinin yüzünü göremeyeceğimiz bir şekilde içeri girdiler” diye konuştu.

dersim-gozalti-iskence-1

Polislere arama iznini sormaya fırsat bulamadıklarını vurgulayan Varlı, “Zaten kapıyı çaldıkları andan itibaren ‘yat yere’ diye bağırmaya başlamışlardı. Ellerinde bir belge olup olmadığını sormaya fırsat bulamadık. Evdeki herkesi olduğu yere yüzüstü yatmaya zorladılar. Ellerimiz başımız üzerinde bekledik. İsimlerimizi dahi söylememize fırsat vermeden cinsiyetçi küfürlere ve hakaret ederek psikolojik işkenceye başladılar” dedi. Yoğun bir şekilde fiziksel işkenceye maruz kaldıklarının altını çizen Varlı, “Kafamıza ve vücudumuza kemerle vurdular. Postallarıyla tekme attılar. Bu da yetmedi, bazı arkadaşlarımız yumrukladılar” şeklinde konuştu.

dersim-gozalti-iskence-2

Polislerin kendilerini,”Biz Nusaybin’de delirdik. Zaten OHAL var. 30 gün bizimlesiniz. Sizi öldüreceğiz. Buradan çıkamazsınız” şeklinde tehdit ettiğini söyleyen Varlı, şöyle devam etti: “Tehditlerini ailelerimiz üzerinden de devam ettirdiler. Özel harekat polisleri evin öğrenci evi olduğunu gördükten sonra komplo kurmaya giriştiler. Mutfak tüpünü söküp, onu evin değişik yerlerine hatta bazı arkadaşların kafasına vurmak kullandılar. Ve onu da o anda kameraya çektiler ve ‘bize mutfak tüpüyle saldırıyorlar’ şeklinde yansıttılar. Yüzüstü yattığımız için göremedik ama seslerden bardakları duvarlara çarptıklarını anladık. Mutfaktaki bıçak ve çatalları da değişik şekillerde kullanarak baskın sırasında onlara saldırmışız izlenimi verdiler.”

Varlı, ev baskınının kamera ile kayıt altına alınması gerekirken, kameraların çalıştırılmadığına dikkat çekti.

Dersim’de Suruç İçin Adalet isteyenler ev baskınlarında gözaltına alındı

Yaşanan iki saatlik işkencenin ardından Terörle Mücadele Şubesi (TEM) polislerinin geldiğini söyleyen Varlı, o anları şöyle aktardı:

“TEM polisleri geldikten sonra, Özel Harekat Polisleri, ‘Tüh bunları şimdi birde TEM’le mi paylaşacağız. Kötü oldu’ dedi. İşkencenin devamının TEM tarafından yapılacağından hoşnut değillerdi çünkü işkenceyi kendileri sürdürmek istiyorlardı. Daha sonra TEM polislerinin uygulamaları benzer şekilde oldu. TEM polisleri, geldikten sonra da biz hala ellerimiz başımızda yerde yüzüstü yatıyorduk. Yüzü kan dolan, kaşları patlayan ve vücudunda çürükler oluşan arkadaşlar vardı. Onların dahi kalkıp yüzlerini yıkamasına izin vermediler. TEM polisleri bilindik uygulamaları yaptı. Evden alınmasını düşündükleri, her kitabevinde bulunan kitapları, Atılım gazetesini, Özgür Gençlik Dergisi’ni aldılar. Daha sonra bizi evden çıkartarak, Devlet Hastanesi’ne götürdüler.”

Sağlık taraması sırasında da bir dizi hukuksuzluğa maruz kaldıklarını vurgulayan Varlı, doktorun özgür hareket etmesini ve kendileriyle konuşmasını engellediklerini söyledi. Vücutlarında işkence izlerinin olmasına rağmen polislerin, “Zaten sizde de bir şey yok. Sağlamsınız, bu kadar yakınmanız boşunaymış. Hiçbir şeyiniz yok” diyerek doktoru kontrol altına almaya çalıştıklarını vurguladı.

Varlı, şu sözlerle devam etti: “İşkence izleri vücudumuzda duruyor. Aynı zamanda çekilen tomografi ve filmlerde belgeli halde duruyor. Bunları alacağımızdan kaygılıyız. Bağımsız bir şekilde belgelendireceğiz. Haklarımızı kullanarak gereken neyse yapacağız.”

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir