Taksim’de yüz binler ‘darbeye ve diktatörlüğe hayır’ dedi

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) 15 Temmuz darbe girişimine karşı Taksim Meydanı’nda “Cumhuriyet ve Demokrasi” mitingi düzenledi.

Onbinlerce kişi Şişhane, Osmanbey ve Dolmabahçe’de toplanarak miting alanına yürüdü. Osmanbey ve Dolmabehçe yürüyüş kollarında aralarında KESK, DİSK, TMMOB, TTB, Halkevleri, Haziran Hareketi, EMEP, TÖPG’nin de bulunduğu emek meslek örgütleri, siyasi parti ve demokratik kitle örgütleri, “Ne darbe, ne OHAL! Acil demokrasi, acil barış”, “Gericiliğe ve faşizme karşı laikliği kazanalım” ile “Askeri ve siyasi darbeye hayır” pankartları ile alana girdi. Miting alanında “İdama hayır” pankartı dikkat çekerken “OHAL’a hayır” ve “Özgürlük, barış, demokrasi” dövizleri taşıyan kitle, “Yaşasın halkların kardeşliği” sloganı attı.

taksim-chp-miting-10

Yürüyüş kollarının tamamı Taksim Meydanı’na giriş yapmasıyla miting başladı. Mitinge CHP milletvekilleri, aydın, sanatçı ve akademisyenler katıldı. Miting sanatçıların seslendirdiği ezgiler ile başladı. Ardından CHP Genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu sahneye çıktı.

Kılıçdaroğlu, 10 maddelik “Taksim Manifestosu”nu açıkladı. Kılıçdaroğlu, Cizre, Sur, Nusaybin, Yüksekova gibi yerlerde özsavunma direnişi nedeniyle kentleri yıkan yüzlerce kişiyi katleden askerlerin itibarlarının iade edilmesi için siyasi partilere çağrı yapması dikkat çekti.

CHP’NİN TAKSİM MANİFESTOSU

Kılıçdaroğlu’nun açıkladığı 10 maddelik “Taksim Manifestosu” şöyle:
“-15 Temmuz darbe girişimi parlamenter demokrasimize karşı yapılmıştır. TBMM bombalanmış ama bombalar altında parlamento görevini yapmış ve darbeyi püskürtmüştür. Bu darbe girişiminin sorumlularını, varsa iç ve dış destekçilerini kınıyor ve lanetliyoruz.
-Bütün siyasal partiler darbe girişimine karşı çıkmış, demokrasi konusunda Türkiye’de tartışmasız ortak payda oluşmuştur. Siyasette uzlaşma kültürünün güçlenmesine katkı vermek zorundadır.
-Her türlü darbeye ve parlamenter sistemin üzerindeki her türlü vesayete karşı çıkmak, demokrasiden yana olanların, bu ülkeye namus borcudur. Hep birlikte ve her zaman ne darbe ne dikta yaşasın tam demokrasi demeliyiz.
-Darbe girişimi halkın direnme hakkını kullanmasıyla ayrı bir anlam kazanmıştır. Direnme hakkı demokrasiyi korumanın meşru bir yolu olarak ortaya çıkmıştır.

taksim-chp-miting-18-Demokrasimizin teminatı olan demokratik laik ve sosyal hukuk devleti ilkesinin Türkiye için ne kadar yaşamsal olduğu bir kez daha kanıtlanmıştır.
-Bu darbe girişimi anayasada yasama yürütme ve yargı olarak yer alan güçler ayrılığı ilkesinin demokraside denge ve denetlem işlerinin güvencesi olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur.
-Balyoz, Ergenekon ve casusluk gibi davalarda mağdur edilen insanların itibar ve haklarının iadesi bütün siyasal partilerin gündeminde olmak zorundadır.
-Bu darbe girişimini devlet yönetiminin liyakata dayanması gerektiğini ortaya koymuştur. Siyasal yandaşlık, cemaatçilik değil bilgi, birikim ve deneyim gibi ilkeler esas alınmalıdır. Devleti ele geçirme anlayışını tarihe gömmeliyiz. Devletin yeniden inşaası zorunludur.
-İnancı kimliği yaşam tarzı ne olursa olsun, bu ülkenin güzel insanları bu ülkenin caddelerinde sokaklarında meydanlarında parklarında özgürce gezebilmelidir. Hiç kimse unutmasın 15 Temmuz darbe girişimi 3’ncü sınıf demokrasinin ortaya çıkardığı bir tablodur. Bu ülkenin insanları üçüncü sınıf demokrasiye değil özgürlükçü demokrasiye layıktır. Türkiye tümüyle darbe hukukundan alınmalıdır.
-Devlet, kinle öfkeyle ön yargıyla yönetilmez. Darbe girişiminde bulunanlar hukuk içinde yargılanmalıdır. Devletin vakarı bunu zorunlu kılmaktadır. İşkence, kötü muamele, tehdit devleti darbecilerle aynı duruma düşürür. Buna izin verilmemelidir.”

‘DARBE İNSANLIK SUÇUDUR, LANETLİYORUZ’

Kılıçdaroğlu’nun ardından DİSK, KESK, TMMOB, TTB, DBP, Devrimci Parti, EMEP, EHP, ESP, HDP, SYKP, YSGP, HDK, HAZİRAN Hareketi, Halkevleri, İHD, TİHV, Hacı Bektaş-ı Veli Vakfı, PSAKD, ABF ve Demokratik Alevi Dernekleri’nın oluşturduğu Emek ve Demokrasi Koordinasyonu’nun bildirisini İstanbul Tabipler Odası Genel Sekreteri Samet Mengüç okudu.

taksim-chp-miting-1

“Darbe bir insanlık suçudur, lanetliyoruz” başlıklı bildiri de, “Ne askeri, ne de sivil darbeleri kabul etmiyoruz” diyen Mengüç, şöyle konuştu:

“Bir darbeler ülkesi olan Türkiye’de, yönetime el koyduğunu ilan eden cuntalar döneminde yaşananlar yurttaşların hala hafızasındadır. 15 Temmuz’da kalkışılan darbe girişimini lanetliyoruz. Bundan sonra da ne askeri, ne de sivil darbelere izin vermemek için karşılarında olduğumuzu ilan ediyoruz.

15 Temmuz darbesi bir sürpriz olmamıştır. 14 yıllık iktidarı döneminde toplumu kutuplaştırarak kendi seçmen kitlesi dışında kalanları neredeyse iç düşman ilan eden, Kürt sorununda yeniden şiddet politikalarına dönen, kendisinden olmayanları veya biat etmeyenleri cendereye alarak toplumsal hayatı zindana çeviren AKP hükümeti bu darbenin ortaya çıkması için gerekli zemini çoktan yaratmıştır.

Şimdi de, 15 Temmuz darbe girişimi AKP tarafından yıpranmış iktidarın yeni bir beyaz sayfa açmasının imkanı olarak görülüyor. Darbeden hemen sonra başlatılan seferberlik OHAL ilanıyla kalıcılaştırılıyor.

OHAL kapsamında hak ve özgürlüklerin askıya alınmasına, emekçilere yönelik cadı avının sürdürülmesine son verilmelidir. OHAL ile toplumsal mühendislik çalışması yapılmasının yeni darbelere imkan sağlayacağı unutulmamalıdır.

taksim-chp-miting-8

Hiçbir dönemde OHAL ve demokrasi yan yana durmamıştır. OHAL’in olduğu yerde, yalnızca antidemokratik uygulamalar hâkim olmuştur. Bu ülkede OHAL dönemlerini, Kürt illerinde yaşatılan ‘faili meçhul’lerden, infaz ve işkencelerden hatırlıyoruz. Bütün demokratik kitle örgütlerinin kapatılmasından, tüm hak taleplerinin engellenmesinden hatırlıyoruz. Hükümet OHAL ilanıyla, 15 Temmuz darbecileri başarılı olsaydı hangi tabloyla karşılaşacaksak, aynısını halka yaşatmaktadır. OHAL derhal sona erdirilmelidir. Tek adam diktatörlüğü değil, laik ve demokratik ülke istiyoruz.

Tayyip Erdoğan’ın darbe ve OHAL musibetinden başkanlık sistemine geçiş imkânı yaratmaya çalıştığı açıktır. Şimdiye kadar Hükümeti hemen hemen Saray’a bağlayarak, torba yasalar ve Kanun Hükmünde Kararnamelerle devletin stratejisini belirleyerek bu konuda yol almıştır ve son olarak kendisini başkomutan da ilan etmiştir.

Darbeyi de, tek adam diktatörlüğü altında yaşamayı kabul etmiyoruz. Demokrasi istiyoruz; hak ve özgürlüklerimizin elimizden alınmasına, sokakların linçle, faşizmle kaplanması için uğraşanlara izin vermeyeceğiz. Barış ve özgürlüklerin hâkim olduğu laik bir ülke için mücadele edeceğiz.

Biliyoruz ki hiçbir darbe ve diktatörlük sonsuza kadar sürmedi. Halkın kaderi üzerinde oyun oynayanların kaderi yıkılmak oldu. Darbeye de OHAL’e de, tek adam diktatörlüğüne de hayır diyoruz.

Demokrasi ve adalet için, laiklik ve barış için mücadeleye devam ediyoruz.

Herkesi, darbelerin, OHAL’in, tek adam diktatörlüğünün ve anti demokrasinin karşısında, laik ve demokratik bir ülke için hep birlikte ve omuz omuza, mücadelemizi büyütmeye çağırıyoruz.”

Miting yapılan konuşmaların ardından sona erdi. (Kaynak: ETHA)

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir