Yüksekdağ: Diyaloğun adresi Saray değil Meclis’tir

HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, Hayat TV’de katıldığı programda, darbe süreci ve sonrasında yaşanan gelişmeleri değerlendirdi. “İster cemaat, ister Ergenekon, ister AKP, tek dertleri var, devletin zor mekanizmasını ele geçirmek” dedi. Diyaloğun yerinin Saray değil Meclis olduğunu belirten Yüksekdağ, darbe ve diktatörlüğe karşı tavırlarının net olduğunu belirtti, bundan sonra daha fazla sokaklarda olacaklarını vurguladı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, Hayat TV’de “Ne yapmalı nasıl yapmalı” programında gündemdeki konulara ilişkin soruları yanıtladı.

‘CEMAAT, ERGENEKON VE AKP’NİN DERDİ DEVLETİN ZOR MEKANİZMASINI ELE GEÇİRMEK’

Darbe girişiminin ardından yaşanan gelişmeleri değerlendiren Yüksekdağ, partilerine yönelik tavrı eleştirdi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Meclis içindeki bir siyasi partiyi iterek kutuplaştırmayı arttırdığını belirtti. Yüksekdağ; “Bu kutuplaştırmanın esasını demokrasi ve otoriter siyaset arasındaki kutuplaşma olarak görüyorum. Ya demokratik bir çözüm gelişecekti ya da otoriterlik geliştirilecekti. Kürt sorununu siyasetle değil de savaşla çözmeye çalışan egemen akıl darbe zeminini yaratmıştır, darbe tehlikesinin ortadan kalkması için de acil demokrasi sorunu çözülmelidir. İster cemaat, ister Ergenekon ister AKP, tek dertleri var, devletin zor mekanizmasını ele geçirmek” dedi.

HDP olarak, Erdoğan’a, darbe tehdidine karşı dialog geliştirme çağrısı yaptıklarını, ancak sadece CHP, AKP ve MHP ile görüşüldüğünü hatırlatan Yüksekdağ, şunları söyledi: “Mesele Saray’a gidip gitmemek değildir. Diyaloğun adresi Meclis’tir. Siyaset kurumu darbe koşullarını yaratan Saray’a gitmiştir. Meclis’i baypas ettiler, şimdi liderlerini Saray’da toplayarak gönüllerini almaya çalışıyor.”

CHP’nin Taksim’de düzenlediği mitinge, AKP katıldığı için katılmadıklarını söyleyen Yüksekdağ, “Ancak CHP’nin mitingini olumlu buluyoruz. Herkesin sokakta özgürlük alanlarını savunması çok önemlidir.”

‘DARBEYE KARŞI TAVRIMIZ NETTİR’

4 siyasi parti olarak imzaladıkları metni, onaylamaktan hiçbir tereddüt duymadıklarını vurgulayan Yüksekdağı, “Diğer siyasi partilerle nasıl çelişkiler yaşarsak yaşayalım darbeye karşı tavrımız nettir. Meclis’in felç edilmiş olduğu koşullarda dahi biz o Meclis’teki temsiliyeti savunuruz, bizim atılmak istendiğimiz Meclis’i dahi savunuruz.”

‘HERKESE DEMOKRATİK GÜVENCE SAĞLANMAZSA SOKAĞA ÇIKAN KESİMLER BAŞKA BİR DARBE GÜCÜ OLABİLİR’

“Devlet mekanizmasını enişteler, kayınçolar yönetiyor. Tek devlet diye diye devlet mekanizmasını çökerttiler” diyen Yüksekdağ, şu değerlendirmeleri yaptı: “Askeri darbeye karşı sokağa çıkan darbe içerisinde başka bir darbe yapabilecek gruplar olduğunu gördük. Herkese demokratik bir güvence sağlanmazsa bu kesimler başka bir darbe gücü olarak gelişecekler. Bu sokağa çıkan kesimlerin bir iç savaşın gücü olmayacağının hiçbir garantisi yoktur. Ancak sokağa çıkanların tamamını IŞİD’ci olarak tanımlamak yanlıştır.”

Yüksekdağ, partilerinin darbeye karşı sokağa geç çıktıkları yönündeki eleştiriye şöyle yanıt verdi: “Darbeye karşı sokağa çıkma konusunda geç kaldığımız fikri doğrudur. AKP’li olmayan kesimler darbeye karşı tepkisini sokağa çıkmayarak göstermek zorunda kalmıştır. Oysaki sokağa çıkarak göstermek istiyordu. Ancak sokağa çıkan kesimlerin, başka kesimlerin sokağa çıkmasını bloke ettiğini görmemiz gerek. Bizim bunlara rağmen sokağa çıkmanın yollarını geliştirmemiz gerekiyordu.”

‘İŞKENCE KİME NE İÇİN OLURSA OLSUN KARŞIYIZ’

Darbeci oldukları iddiasıyla gözaltına alınan askerlere işkence yapılmasına ilişkin, “Askerlere, generallere yapılan işkence ile hesaplaşmazsanız işkenceyi olağanlaştırmaya çalışıyorsunuz demektir” diyen Yüksekdağ, hükümetin sadece, “Evet işkence oldu ama önleyeceğiz” açıklaması yapması gerektiğini vurguladı. Yüksekdağ, “İşkenceye kime ne için olursa olsun karşıyız. İnsan haklarını gözetmeyen darbe karşıtlığının samimiyeti yoktur” dedi.

‘DARBE ZEMİNİNİN KALDIRILMASI İÇİN YETKİLER HALKA DAĞITILMALI’

Darbenin ardından büyük bir nefret ortamının oluşturulmaya çalışıldığına dikkat çeken Yüksekdağ, “Halkı sokağa çağırıyorsunuz ama halkın yönetimde bulunmasını istemiyorsunuz. Darbe zemininin ortadan kaldırılması için yetkilerin halka dağıtılması gerekiyor. Devlet mekanizması sanki az tekeldeymiş gibi daha çok tekleştirelim diyorlar. Ama olması gereken daha fazla halka yaymaktır. Sen kendi içinde bir istikrar sağlayamazsan senin yapın her türlü provokasyona açıktır. Siyasi iktidar bunu sağlayamadığı için topu Amerika’ya, dış güçlere atıyor. Bu darbeyi Türkiye siyasetinde yaratılan kaos açığa çıkarmıştır. Darbe içerisinde olsun olmasın binlerce insan gözaltına alındı, görevden alındı. Büyük bir nefret ortamı oluşturuluyor.”

‘HDP İKTİDARDA OLSAYDI DARBEYE KARŞI DARBE KURUMLARIYLA KARAR ALMAZDI’

Darbeye karşı olduğunu söyleyen AKP’nin, darbenin ürünü olan kurumların varlığını sürdürdüğünü söyleyen Yüksekdağ, “Eğer HDP iktidarda olsaydı darbeye karşı darbe kurumları ile karar almazdı. Her şeyden önce MGK’yı, YÖK’ü lağveder demokratik halk iradesini açığa çıkarırdı. Bu koşullar yaratılırsa darbe zemini zaten var olamaz. Darbeye karşı en etkili çözüm halkın siyasetin merkezinde olmasıdır. Ama AKP diyor ki ‘halk sokakta olsun, sadece beni korusun'” şeklinde konuştu.

Darbe girişiminin ardından kamu kurumlarında yaşanan tasfiyeye de dikkat çeken Yüksekdağ, “Cemaatçiler 50 bin kişi mi? Bu kadar kitlesel bir tasfiyenin gerçekleştirilmesi ile insanların güvenceli çalışma koşullarını engelliyor” dedi.

‘ORDU DA POLİS DE ASLA SİYASETİN MERKEZİ OLARAK TANIMLANAMAZ, KULLANILAMAZ’

Orduyu sivil siyasete bağlayan AKP’nin diğer yandan, polis kurumunu siyasallaştırdığına dikkat çeken Yüksekdağ, “Ordu da polis de asla siyasetin bir merkezi olarak tanımlanamaz, kullanılamaz” diye kaydetti.

Yüksekdağ, Fetullah Gülen’in Türkiye’ye getirilip gerilmemesinin değil, Gülen gibi darbecilerin türeyebileceği koşulların ortadan kaldırılmasının kendileri bakımından önemli olduğunu vurguladı.

‘İDAM TARTIŞMASI GÜÇSÜZLÜK İLANIDIR’

Yüksekdağ, idam tartışmalarını da değerlendirdi. Yüksekdağ, “İdam tartışması yapmak artık son sınıra gelmiş olduğumuzu gösteriyor. Böyle bir tartışma yapılıyorsa, siyasi iktidar yaşadıklarından hiç ders çıkaramamış demektir. İdamı geri getirme tartışmaları bir güçsüzlük ilanıdır. Sorunu ancak öldürerek çözebileceklerini düşünüyorlar.”

‘BİZİM İŞİMİZ BUNDAN SONRA BAŞLIYOR’

HDP Eş Genel Başkanı Yüksekdağ, önümüzdeki süreçte darbe ve diktatörlüğe karşı daha fazla sokaklarda olacaklarını belirtti ve sözlerini şöyle sürdürdü: “İstanbul’da yaptığımız miting yapacağımız mitingler dizisinin bir parçasıydı. Siyasetin dışına itilmeye çalışılan bütün halklarımızı mitinglerde omuz omuza vermeye davet ediyoruz. Demokrasi için birlik amacından, hedefinden hiçbir zaman vazgeçmedik, vazgeçmeyeceğiz. Darbeden önce güçlü bir blok oluşturabilseydik darbe girişimine karşı demokrasiyi daha güçlü savunabilirdik. Bizim işimiz bundan sonra başlıyor.

Bu topraklarda bütün ezilen halklara barış gelmediği sürece darbe ve kaos bitmez. Kürt illerinde OHAL en sert halleri ile devam ediyor. Bu ülkenin doğusunda güneş doğmuyorsa batıda gün olmaz. Dolmabahçe mutabakatı rafa kaldırılmasaydı böyle bir kaos ile karşı karşıya kalmayacaktık.” (ETHA)

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir