Aydınlardan Hükümete: Anayasal hakların askıya alınmasına son verin

Türkiye’nin önde gelen aydın, yazar, akademisyen, hukukçu ve gazetecileri arasında yer alan isimler, darbe sonrası yaşanan gelişmelere dair kaygılarının yer aldığı bir metin kaleme aldı. Hükümete OHAL yetkilerinin darbenin failleri ve planlayıcılarını ortaya çıkarmak ve adalete teslim etmek dışında bir amaç için kullanılmaması uyarısında bulunan isimler, “Türkiye’nin eksiksiz bir demokrasi haline gelebilmesinin, ancak yargının çağdaş hukuk norm ve kurallarına bağlı olarak işlemesi ile mümkün olacağını” vurguladı.

Aralarında Baskın Oran, Ahmet İnsel, Rıza Türmen, Ümit Kıvanç, Ayşegül Devecioğlu, Oya Baydar ve Gençay Gürsoy gibi önemli isimlerin de bulunduğu Türkiye’nin önde gelen aydın, yazar, akademisyen, hukukçu ve gazeteciler, 15 Temmuz’da yaşanan darbe girişimi ve sonrasında yaşananlara dair bir metin yayınladı. Siyasi iktidara dönük olarak yayınlanan metinde, darbe girişimi sonrası karşılaşılan hukuksuzluklara işaret edilerek, kimi uyarılarda bulunuldu.
Paylaşılan o metinde şunlar kaydedildi:

“Ülkemiz, yüzlerce yurttaşımızın ölümüne yol açmış ağır bir darbe girişimi yaşadı. Suçluların hak ettikleri şekilde cezalandırılmaları, devlet içinde örgütlenmelerin önlenmesi, böyle bir felaketin bir daha yaşanmaması için etkili tedbirlerin alınması gerektiği konusunda geniş bir toplumsal mutabakat var. Bu durum, yasal süreçler sırasında hukuk norm ve kurallarının titizlikle korunmasını her zamankinden daha önemli bir hale getirmiş bulunuyor.

‘Anayasal hakların askıya alınmasına son verilmeli’

OHAL yetkileri darbenin failleri ve planlayıcılarını ortaya çıkarmak ve adalete teslim etmek dışında bir amaç için kullanılmamalı, biran önce temel anayasal hakların askıya alınmasına son verilmelidir.

‘İşkence ve kötü muameleye hiçbir şartta izin verilmemeli’

Üniversite, dernek, vakıf, sendika ve yayın organlarının mahkeme kararı olmadan kapatılmaları ve mal varlıklarına el konması, yaygın işten çıkarmalar, kalıcı mağduriyet yaratan endişe verici uygulamalardır. Basında çıkan, anayasal suç teşkil eden darp ve onur kırıcı davranış işareti görüntüler araştırılmalı, işkence ve kötü muameleye hiçbir şartta izin verilmemelidir.
Gazetecilerin, yazarların, akademisyenlerin, Fethullah Gülen yanlısı medya organlarında çalışmış ya da yazı yazmış olmaları, onların darbe teşebbüsü ile bağlantılı olduklarının işareti olamaz, gözaltına alınmaları için gerekçe teşkil etmez. Gözaltına alınanlar arasında demokrasi dışı anlayışlara ve uygulamalara karşı yazdıkları ile tanınan düşünce insanlarının bulunması, yasal süreçlerin yürütülmesiyle ilgili endişelerimizi arttırmaktadır. Darbe teşebbüsüne karıştıklarını gösteren maddi kanıtlar yoksa, gözaltına alınan insanların, gazetecilerin, yazarların, akademisyelerin bir an önce serbest bırakılmalarını acil bir zorunluluk olarak görüyoruz.

Daha önce Ergenekon davası sırasında da benzer kaygılarımızı ifade etmiş, sağlam kanıt olmadan yapılan uzun süreli tutuklamalarla ilgili eleştirilerimizi dile getirmiştik. Bugün de Türkiye’nin eksiksiz bir demokrasi haline gelebilmesinin, ancak yargının çağdaş hukuk norm ve kurallarına bağlı olarak işlemesi ile mümkün olacağını vurguluyoruz.

Bildiriye imza atan isimler ise şöyle: Ahmet İnsel, Ahmet Şık, Akın Atalay, Aydın Selcen, Ayşe Erzan, Ayşegül Devecioğlu, Baskın Oran, Burhan Şenatalar, Binnaz Toprak ,Doğan Bermek, Erdoğan Aydın, Ezgi Başaran, Fikret İlkiz, Gençay Gürsoy, Gülseren Onanç, Haluk İnanıcı, Hakan Altınay, Hülya Gülbahar , Hüsnü Öndül, İbrahim Kaboğlu, Kadri Gürsel, Koray Çalışkan, Mehmet Güleryüz, Nesrin Nas, Orhan Silier, Osman Kavala, Oya Baydar, Ömer Faruk Gergerlioğlu, Rıza Türmen, Şanar Yurdatapan, Tahsin Yeşildere, Temel İskit, Ümit Kıvanç. (DİHA)

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir