Gülen’i beraat ettiren AKP, devlete nasıl sızdığına şaşkın!

Darbe girişiminin ardından bugün Gülen Cemaati’ne yönelik operasyonlara hız veren AKP iktidarı, 1999 yılında ise Ankara DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel’in devlet kurumlarını ele geçirmeye çalıştıkları gerekçesiyle açtığı davada Fethullah Gülen’in beraati için TMK’da değişikliğe gitmişti. O dönem hazırlanan iddianamede, Gülen Cemaati’nin TSK başta olmak üzere tüm devlet kurumlarına nasıl sızdığı ve nihai hedefinin paralel yapılanma olduğu açıkça belirtilirken, bu duruma sessiz kalan ve iddiaların üzerini örten AKP iktidarı, bugün cemaatin devlete nasıl sızdığını tartışıyor.

AKP’nin iktidara geldiğinden beri en büyük müttefiki olan Gülen Cemaati ile arasında 7 Şubat 2012’de, MİT krizi ile başlayan ve 17-25 Aralık yolsuzluk soruşturmaları ile giderek tırmanan gerilimde son nokta 15 Temmuz darbe girişimi oldu. MİT krizinden sonra başlayan ‘paralel yapı’ operasyonları, darbe girişiminin ardından 60 bine yakın devlet personelinin görevden uzaklaştırılması, 15 bin 846 kişinin gözaltına alına alınıp 8 bin 133 kişinin tutuklanması ve 524 özel okul ve 102 eğitim kurumunun kapatılmasına uzandı.
Kurulan ortaklık son bulduğu için daha önce devlet kurumlarına kendi eliyle yerleştirdiği cemaat üyelerine bugün operasyon düzenleyen AKP, 1999 yılında Ankara DGM Cumhuriyet Savcısı Nuh Mete Yüksel’in, Fethullah Gülen’in devlet kurumlarını ele geçirmeye çalıştığı gerekçesiyle açtığı davanın düşmesi için 2006’da TMK’da değişiklik yaparak Gülen’in davadan beraat etmesini sağlamıştı.
Bugün kamuoyuna kendisini Gülen’in devleti ele geçirme planlarından habersiz olarak gösteren ve Gülen’in paralel örgütlenmesi hakkında şaşkınlık içinde olduğunu iddia eden AKP, o dönem Gülen hakkında hazırlanan ve cemaatin yapısı, örgütlenme şekli ve devlet kurumlarını nasıl ele geçirmeye çalıştığını açıkça anlatan iddianameye karşı çıkmıştı.

Suç tarihi 1989

Savcı Nuh Mete Yüksel tarafından Gülen hakkında “Laik devlet yapısını değiştirerek yerine dini kurallara dayalı bir devlet kurmak amacıyla yasadışı örgüt kurup bu amaç doğrultusunda faaliyetlerde bulunmak” iddiasıyla hazırlanan iddianamede suçun başlangıç tarihi 1989 yılı olarak belirtiliyor. İddianamede “nurculuğun” tarihi gelişiminden Maltepe Askeri Lisesi’ne sızma çalışmalarına kadar tüm faaliyetler ayrıntılarıyla anlatılıyor.

Bir zamanlar ‘hizmet’ iken şimdi ‘hücre tipi yapılanma’ oldu

Hazırlanan İddianamede yine örgütün yapılanması, Fethullah Gülen en tepede olmak üzere silsile ile aşağı kademelere inen bir yapılanmayı kapsadığı belirtiliyor. Gülen’in altında “Danışman kadrosu”, “Şehir imamları”, “Esnafı organize eden imamlar”, “Semtlerden sorumlu imamlar”, “Ev düzeyinde görevli imamlar”, “Bireyleri kontrol eden imamlar”, örgütün özünü teşkil eden Işık evlerinde tecrübesiz öğrenciler şeklinde yapılanıyor. O dönem bu yapılanmadan “hizmet” şeklinde bahseden AKP’lilerin bugün aynı yapılanma için kullandığı tanım ise “Hücre tipi örgüt yapılanması”.

İddianamede paralel devlet ‘alternatif model’ şeklinde açıkça belirtilmişti

İddianamede yer alan diğer bir önemli kısım ise, 17-25 Aralık soruşturmasının ardından gündeme gelen ‘paralel devlet’ meselesinin açıkça anlatıldığı “Fethullah Gülen’in Siyasi Hedefleri” başlıklı bölüm.
Bu bölümde Gülen’in devleti yıkmak yerine “alternatif” bir model ortaya koymak istediği belirtilirken, “Fethullah Gülen’in ilk etapta devlete karşı savaş vererek hedeflere ulaşmanın yıpratıcı olacağını teşhis etmiş, bu nedenle mevcut sistemi yıkma yerine, devlet modeline uygun bir örgütlenme ile devlete ‘alternatif’ bir sistem kurmayı hedeflemiştir. Bu nedenle tüm devlet organlarında yerel yönetimlerde sivil sektörde örgütlenmeyi hedeflemiştir. İleride devlet yönetimini kontrol altına alabilmek için kısa vadede tüm kadrolara yandaşlarının getirilmesi veya bu kadroları işgal edenlerin kendisine bağlanmasını hedeflemektedir. Uzun vadede ise tam bir kontrol sağlayabilmek amacıyla eğitim sektöründe yoğun bir faaliyet göstererek teşkilatlanma ve kadrolaşmayı yaygınlaştırmayı amaçlamaktadır” deniliyor.

AKP’nin Başkanlık Sistemi o günlerde de gündem!

Öte yandan Gülen hareketinin “ılımlı ve modern” imajı ile siyasi partiler ve hatta Atatürkçü laik kesim içinde desteğini artırmaya çalıştığı belirtilen iddianamede, AKP’nin misyonu ve aslında o günlerde dahi söz konusu olan “Başkanlık Sistemi” şu şekilde tanımlanıyor; “Böylelikle Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yandaşlarının mutlak çoğunluğu elde etmelerini sağlarken, hedeflediği teokratik diktatörlüğe yumuşak geçişi sağlamak için Başkanlık sistemini desteklemektedir. Fethullah Gülen hiçbir kuvvet tarafından geri adım atmaya zorlanamayacağı bir duruma ulaştığında Atatürk ilke ve inkılâplarını ortadan kaldırmayı, laik demokratik, sosyal hukuk devletini ortadan kaldırarak şeriat devleti kurmayı hedeflemektedir.”

Darbeye kalkışan askerlerin nerden geldiği ortaya konuluyor!

İddianamede yer alan bir Nur öğrencisi itiraflarında, cemaatin ana liderinin Peygamber, fikir liderinin Said-i Nursi, günümüzdeki liderinin ise Fethullah Gülen olduğu empoze edildiğini söylerken, teşkilatı ayakta tutmanın ise üstlere itaat ve üstün dediklerini sorgulamadan yapmaktan geçtiğini kaydediyor.

Fethullah Gülen’in nihai hedefi ve rüyasının, Türkiye liderliğinde İslam Birliği ve tanrının sözünün içtimai hayata egemen olması olduğunu belirten Nur öğrencisi, ordu içerisindeki yapılanmaya ilişkin de önemli bilgiler veriyor. Sözkonusu öğrenci, AKP’lilerin vakti zamanında göz yumduğu cemaatin ordudaki yapılanmasına ilişkin, şunları söylüyor: “Harp okullarına ve Askeri Liselere sokulacak çocuklar bir gizlilik derecesinde eğitilir. Bu çocuklar özel evlere giderler. Cemaat sorumluları dışındaki insanlar bu evlerin ne yaptığını bilmezler. Çünkü cemaatin örgütü yerleştiremediği tek kurum askeriyedir. Fethullah Gülen’e göre askeriye hukuk, eğitim ve mülkiye teşkilatlanılması gereken kurumlardır.”

Gıyabi tutuklama kararı çıkmıştı

Son olarak “Devletle uzlaşmacı ve barışçı bir politika izleyen, toplumun bütün kesimleri ile diyalog kurmakta sakınca görmeyen Fethullah Gülen Grubu’nun başta milli eğitim ve emniyet teşkilatı olmak üzere bütün devlet kadrolarına sızma çalışmaları yaptığı ve önemli ölçüde bu faaliyetlerinde muvaffak olduğu bilinmektedir” diye açıkça belirtilen iddianamede, 22 Ağustos 2000 tarihinde Fethullah Gülen hakkında “Laik devlet yapısını değiştirerek yerine dini kurallara dayalı bir devlet kurmak amacıyla yasadışı örgüt kurup bu amaç doğrultusunda faaliyetlerde bulunmak” gerekçesiyle 10 yıla kadar ağır hapis istemi ile yargılama başlatıldı ve gıyabi tutuklama kararı verildi.

AKP ‘terör’ tanımını Gülen için değiştirdi!

AKP’nin ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bugün savunduğu “terör ve teröristle mücadele” konusunda silahlı eyleme katılsın katılmasın, savunan herkesin “terörist” olduğunu belirtmesi düşüncesi, o dönem söz konusu Fethullah Gülen olunca değişti. 5 Mayıs 2006’da 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun “terör tanımı” başlıklı 1. maddesinde yapılan değişiklik ile terör örgütü tanımına cürüm işleme ve silahlı eylem şartı getirilmesi ile birlikte yeni “terör” kanununa göre Gülen’in avukatları mahkemeye başvuruda bulundu. Dava, Mart 2007’de sonuçlanırken, Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi Terörle Mücadele Yasası gereğince suçun oluşmadığı hükmüne vararak, sanık Fethullah Gülen’in savılan suçtan beraat etmesine karar verdi.

Böylelikle AKP’nin bugün değiştirilmesi gerektiğini savunduğu tanımın o dönem cemaatin yargıdaki kadroları ile kendi tarafından yaratıldığı da gözler önüne serilmiş oldu.

Peki iddianameyi hazırlayan Cumhuriyet Savcısına ne oldu? sabah-seks tuzagi

DSP-MHP-ANAP koalisyonu döneminde iddianameyi hazırlayan ve MHP’ye yakınlığı ile bilinen Ankara DGM Cumhuriyet Savcısı Nuh Mete Yüksel, AKP’nin iktidar olmasından hemen sonra paralelci polisler tarafından 2002’nin Haziran ayı başlarında “seks kaseti” komplosuna kurban gitti. Yüksel görevinden uzaklaştırılırken, 17-25 Aralık soruşturması ile cemaat AKP gerginliğinin gündeme gelmesinden sonra iktidarın birincil yayın organı Sabah Gazetesi, Yüksel’e paralelciler tarafından kurulan komployu da gün yüzüne çıkarmaya başladı. Haber “Nuh Mete Yüksel’e seks tuzağı mercek altında” başlığıyla servis edildi. (Cihan BAŞAKÇIOĞLU – DİHA)

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir