‘Alevilere yönelik saldırılar devlet politikalarının sonucu’

Diyarbakır Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Başkanı Cafer Koluman son dönemde Alevilere yönelik artan saldırıları değişmeyen devlet politikalarının parçası olarak değerlendirdi.

Cumhuriyet tarihinden bu yana devlet politikaları gereği ötekileştirilip, dışlanan, katliama ve asimilasyona tabi tutulan Aleviler için günümüzde de değişen bir şey yok. Hala devletin resmi ağızları tarafından inanç olarak kabul görmeyen Alevilik gerici grupların hedefi haline getirilerek sindirilmeye çalışıyor.

AKP iktidarının Alevi politikalarını Diyarbakır Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Başkanı Cafer Koluman ile konuştuk.

AKP DİNE DAYALI GELENEKÇİ DEVLET ZİHNİYETİNE DÖNDÜ

Farklı kesimlere eşitlik vaadi ile iktidara gelen AKP’nin Alevilere dönük politikalarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce AKP iktidarı kendinden önceki iktidarlardan farklı bir politika izledi mi?

Demokrasi söylemleri ve Kürt sorununa çözüm vaatlerinde bulunan bir partinin iktidara gelmesi Türkiye halkalarında ciddi bir heyecan yarattı ancak zaman geçtikçe iktidar hırsının açığa çıkması ile AKP fabrika ayarlarına dönercesine dine dayalı gelenekçi devlet zihniyetine döndü. Zaten Türk-İslam politikasının yoğun bir şekilde yaşatıldığı ülkemizde dini siyasete alet eden AKP hükümeti 14 yıllık iktidar boyunca Kürtler ve Aleviler başta olmak üzere muhalif kesimlere sürekli mağduriyet yaşattı. Tüm bunları göz önüne aldığımızda Alevi politikalarının değil, bu politikalarda kullanılan yöntemin değiştiğini görüyoruz. Malum asimilasyon kanlı ve kansız olmak üzere iki şekilde gerçekleştirilir AKP hükümeti kendinden önceki hükümetlerden farklı olarak Alevilere dönük kansız asimilasyon yöntemini kullandı.

Hatırlarsanız 2009 yılında Alevi açılımı adı altında Alevi Çalıştayları düzenlendi. Bu durum Alevilerde büyük bir heyecana sebep oldu, hatta ilk birkaç çalıştaya bütün Alevi kurum ve dernekleri katıldı. Ancak tüm destek ve umuda rağmen ilerleyen zamanlarda bu çalıştayların demokrasiden ziyade asimilasyona hizmet ettiğini anlayıp buna karşı tepkimizi dile getirdik. Özellikle 6. Çalıştaya Alevilerin katili ve Maraş katliamının bir numaralı sanığı olan Ökkeş Kenger’in davet edilmesi bu politikada samimi olmadıklarının en büyük kanıtıydı.

AKP DAHA ÖNCEKİ İKTİDARLARI ARATMADI

Öte yandan söz konusu kansız asimilasyon planının bir parçası da 2012 yılında getirilen 4+4+4 sistemi ve zorunlu din dersleriydi. Bizler bu sistemden önce zorunlu din derslerinin kaldırılmasını isterken söz konusu sistem ile zorunlu din dersinin kaldırılması bir yana yeni din derslerinin eklenmesi başlı başına bir problemdir. Zaten Cumhuriyet tarihinden bu yana inancımızı yaşama noktasında büyük sorunlar yaşamışız. Bugün aynı sorunların devamı olarak çocuklarımıza zorla din dersleri verilmeye çalışılıyor. Bu durumu kabul etmemiz söz konusu değildir.

Tüm bunları göz önüne aldığımızda AKP iktidarının Alevilere dönük politikalarında önceki iktidarları aratmadığını görmüş olduk.

ARTAN SALDIRILARDAN KAYGILIYIZ

15 temmuz darbe girişiminin ardından ‘demokrasi nöbeti’ adı altında sokaklara dökülen gerici kesim başta Aleviler olmak üzere muhalif kesimleri hedef alan saldırılar gerçekleştirdi. Yaşananları düşününce endişeleniyor musunuz?

Öncelikle ne askeri ne de sivil hiçbir darbeyi ve bu darbelerin getireceği sonuçları kabul etmemiz mümkün değil. Hele demokrasi kılıfında kendine benzeyenler dışında her şeyi hedef alan bir saldırganlığı kabul etmemiz imkansız. Askeri darbe girişimi deyip halkı sokaklara davet ettiler. Muhalif bir kesim böyle bir çağrıda bulununca sokaklara dökülenler terörist; çağrıyı yapan da terör başı oluyor ama kendileri yaptıklarında ise bu çağrıya uyup sokağa dökülenler vatansever oluyor. Tabi halkı sokağa dökmekle de bitmiyor bir de OHAL ilan edilerek darbe içinde darbe geliştirip demokrasinin önünü hepten kestiler. Evet OHAL insan haklarına aykırı, evet OHAL dönemlerinde hukuksuzluğun haddi hesabı yok ancak açık konuşmak gerekirse bölge halkı ve Aleviler için OHAL’in bir anlamı yok. Çünkü Kürtler ve Aleviler uzun zamandır OHAL’den beter koşullarda yaşıyor. Sur’da, Cizre’de, Nusaybin’de ve Geverde yaşanan OHAL’in de sıkıyönetimin de ötesinde bir durumdu. Endişeli miyiz diye sorarsanız; evet, endişeliyiz. Ülkenin içinde bulunduğu kesim ve muhaliflere dönük artan saldırılar herkesi olduğu gibi bizi de endişelendiriyor.

Peki son olarak ülkenin içinde bulunduğu kaostan kurtulması için demokratik ve duyarlı kesimlere bir çağrınız var mı?

Türkiye’de yaşananları göz önünde bulundurarak çok net şekilde şunu söyleyebiliriz ülke bir kaos yaşıyor ve bu kaosun aşılmaması durumunda tüm kesimleri ciddi bedeller bekliyor. Bu nedenle bizler Aleviler olarak bir demokrasi bloğunun oluşturulması için çalışmalara başladık. Bu çalışma ne zaman somut bir hal alır belli değil ama kısa sürede sonuçlanması için elimizden geleni yapacağız. İşte bu vesile ile duyalı tüm kesimleri oluşturmak istediğimiz demokrasi bloğunda yer almaya davet ediyoruz. (ANF)

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir