Darbe mahmurluğu ve gerçek – Ziya ULUSOY

ZİYA ULUSOY

 

 

 

 

Diktatör Erdoğan, şartların yardımıyla YS askeri darbesinden kurtulmayı başarmakla kalmadı, Bahçeli MHP’siyle ittifakını sıkılaştırdı. Kendisi için “diktatör bozuntusu” sıfatı kullanmış olan ve “Saray’a soytarılar gider” demiş olan Kılıçdaroğlu -tabanının çoğunluğu karşı çıkmış olsa da- “tıpış tıpış” Saray’a gitti. HDP’li vekillerin dokunulmazlığını kaldırarak meclisten tasfiye saldırganlığında verdiği desteği, daha üst aşamaya yükseltti. Böylece faşist Milliyetçi Cephe kurulmuş oldu.

Bu Erdoğan’ın başarısından çok, parlamentarist alıklık ve Kürt ve Komünizm düşmanlığının vardırdığı sonuç. Fakat darbeciliğe karşı mücadeleyi askeri darbeciliğe karşı olmakla sınırlayan anlayış daha inceltilmiş biçim ve etkilenmeyle solda da var. YS askeri darbesine karşı mücadele tefrikasıyla uğraşırken, bir nevi askeri darbe mahmurluğunu henüz atamamışken Erdoğan cuntasının sert saldırısının gerçeği öncelikle onların yüzüne vuruyor.

Haziran Hareketi’inden demokratik sendikalarımıza emekçi solun önemli bölümü, CHP mitingine katılarak, diktatörün karşı devrimi kendisine bağlama ipine kendilerine ait olduklarını sandıkları başka bir iple bilmeden bağlanmış oldular.

Oysa diktatör, OHAL ilan ederek, KHK (Kanun Hükmünde Kararname) çıkarma keyfiliğini ele geçirerek, sivil ve askeri bürokrasiyi diktatörün “adamlar”ıyla doldurarak, Polisi -öldürme yetkisi yanı sıra- büyük silahlarla donatarak, ordu ve MİT’i Reis’e bağlatarak, idam getirerek, İslamcı- Türkçü-Mafyacı vurucu gücü meşrulaştırıp yasal silahlandırarak, beğenmediklerini hapse atarak, soykırımcı ve tasfiyeci savaşı tırmandırarak, 2023 amacına daha erken varmayı hedefliyor.

Bunu tam başarır mı? Başaracak kadar gücü var mı?

O ayrı bir konu.

CHP’nin Taksim mitingindeki kitleyle buluşmayı kutsayarak “demokrasi” mücadelesine katkıda bulunacaklarını iddia eden emekçi solun kesim, demokratik kitlelerde Reis’ten demokrasi beklentisi yanılgısına katkıda bulundu. Üstelik bu kitleler diktatöre öfke duyuyordu. Oysa CHP mitingi, HDP vekillerine darbe yapan bir parlamentoculuğu savunma çizgisine paralel, Reis’in Milliyetçi Cephesi’ni demokratik kitleler nezdinde meşrulaştırma çabasıydı. Diktatörü yatıştırarak “normalleşme” yaratma günahıydı.

Nasıl ki faşist diktatör Erdoğan, Yurta Sulh (YS) askeri darbesine karşı Panislamist-Pantürkist -Mafyacı çetelerini sokağa salmayı meşrulaştırmaya giriştiyse, CHP de Taksim mitingiyle Milliyetçi Cephe’ye katılışını meşrulaştırmaya çalıştı. Bu kitleyle birlikte olmak, “OHAL koşullarında mücadele fırsat”ı, adına katılan emekçi sol gruplar, Milliyetçi Cephe’yi meşrulaştırmaya katkıda bulundular.

Aynı günlerde HDP’nin “Darbelere Hayır Demokrasi Hemen” mitinglerine, muhtemelen kitleyi az bulduklarını bahane ederek, katılmayan emekçi sol hareketin bu güçleri, CHP mitingine koşarak, çağrılmadıkları halde ve Alevi mahallelerine katillerini salan AKP’liler katılacaklarını söyledikleri halde gittiler.

HDP, kendisine dokunulmazlık darbesi yapmış parlamentoyu, askeri darbeye karşı savunarak kötünün iyisinin kuyruğuna takılma hatası işlemişti.

HDP’nin bu hatası telafi edilebilir bir hata. Fakat, Milliyetçi Cephe’ye katılmış, diktatöre “hedefine doğru yürü seninleyiz” çizgisine düşmüş CHP’nin bunu meşrulaştırma mitingine hangi gerekçeyle olursa olsun katılmak, halkı o çizgiye yöneltmeye emekçi soldan bir katkıdır, telafisi mümkün değildir.

Kimse benzetmedi ama emekçi solun kurmay aklında varolan benzetmeye biz değinelim: Kornilov darbesine karşı karşıdevrimci Kerenski ile aynı doğrultuda Bolşevikler mücadele etmediler mi?

Kornilov askeri darbesine karşı, varolan ikili iktidar durumunu, ikili iktidardan biri olan silahlanmış halkın Sovyetler’ini savunmak için Bolşevikler mücadele ettiler. Oysa YS askeri darbesine karşı burjuva demokratik bir parlamento bile yoktu, yoktur. Diktatörün “demokrasi savunusu” diye sokağa saldığı boğazkesen ve Alevi mahallelerine saldıran, linççi katiller sürüsü ve ardından gelen OHAL vardı. CHP mitingi askeri darbeye karşı Erdoğan darbesi arkasına bağlanma çizgisine demokratik kitleleri çekme işlevini oynuyordu. Bir miting düzeyinde de olsa bu rolü oynadı. CHP’nin uzlaşması yoluyla diktatörden demokrasi beklentisini artırdı.

Haziran Hareketi, kendi açıklamasından okuduğumuza göre, miting öncesi CHP yöneticilerine koşarak “demokratik talepleri savunun AKP’yi davet etmeyin” telkininde bulunmuş. CHP’nin demokrasi ve Cumhuriyet değerlerini savunma açıklamasından tatmin oldular mı? YS cuntası da “Yurtta barış ve Cumhuriyet ilkelerini savun”muştu. Bu muğlak sözlere inanmak yerine Erdoğan cuntasına da, YS cuntasına da karşı halkların demokratik gücünü, bilincini ve mücadelesini geliştirelim.

25 Haziran’da önceki güne göre katılan kitlenin demokratik bilinci, öfkesi ve mücadelesi mi yoksa “milli mutabakat”tan demokrasi beklentisi mi arttı?

Diktatör Erdoğan, fiili Milliyetçi Cepheyi yedekleyerek, OHAL, yeni formda vurucu çete güçleriyle, kendisine biat eden yeni faşist devleti şekillendirme, soykırımcı-tasfiyeci savaşı Özel Kuvvetlerle sürdürme, polis devletini güçlendirme, Reis’in faşist sömürgeci diktatörlüğünü yaratma hedefinde yürüyecektir. Darbe mahmurluğunu, başarısız askeri darbeyi, bu faşist hedefi doğrultusunda, 2023’ü erkene çeken doğrultuda “Allah’ın lütfu” olarak kullanacaktır.

Emekçi solun CHP mitingi katılımcıları darbe mahmurluğunu bir an evvel atmalı, diktatör uzlaşıcılarından bağımsız çizgide halklarımızın demokratik cephesini, hak ve özgürlükler için eylemlerle içiçe, HDK ve HDP’yle birlikte kurmalıdır.

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir