Güç: Artan baskılar patlamaya hazır bomba gibi

TGS Başkanı Uğur Güç, OHAL ile birlikte kamuoyunda artan baskıları “kucakta her an patlamaya hazır bir bomba” olarak nitelendirdi. “FETÖ” ile ilgili ilgisiz herkese bir bedel ödetildiğini dile getiren Güç, meydan okuyan yetkilileri, “Daha özgürlükçü ve birleştirici söylemlere ihtiyaç var. Bir kıvılcım tüm ülkeye yayılabilir” şeklinde uyardı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AKP hükümeti, 15 Temmuz darbe girişimini gerekçe göstererek ilan ettikleri Olağanüstü Hal (OHAL) ile birlikte anti-demokratik uygulamaları hayata koydu. Özellikle muhaliflerin hedef alındığı operasyonlar sonucu basının zaten özgür olmadığı Türkiye’de, Kanun Hükmünde Kararname ile 45 gazete, 17 TV, 23 radyo, 3 haber ajansı, 15 dergi ve 19 yayınevi kapatıldı.Yüzlerce basın emekçisi işsiz kalırken, en az 90 gazeteci hakkında gözaltı kararı alındı ve bunların bir kısmı tutuklandı.

‘Artan baskılar kucakta bekleyen bomba gibi’

OHAL ile birlikte artan baskıları değerlendiren Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Başkanı Uğur Güç, hükümetin artan baskılarla ne yaptığının farkında olmadığını söyledi. “Siyasetin bu kadar sıkıştığı bir ortamda basını da bu kadar baskılamak neticede darbe dahil her şeye yol açılmış olur” diyen Güç, artan baskıları ise, “kucakta her an patlamaya hazır bir bomba” olarak nitelendirdi. Basın özgürlüğünü diğer özgürlüklerin teminatı olarak değerlendiren Güç, insanların hukuka ve yargıya güvenmemeleri durumunda her türlü şiddete bulaşabileceğine dikkat çekti.

‘Sadece DİHA değil, gerçeği iletmeye çalışan her kurum hedefte’

Çatışmalı bölgelerden haber geçen DİHA ve diğer özgür basın çalışmalarına da değinen Güç, “Uluslararası kurumların teyit ettiği gibi basın bu ülkede özgür değildi ama DİHA ve Kürt medyasına özel bir baskı var. Sadece DİHA değil, gerçeği iletmeye çalışan her kurum hedefte” dedi. Topla, tankla saldırıların gerçekleştiği çatışmalı bölgelerden haber geçmenin hükümetin işine gelmediğini dile getiren Güç, DİHA’nın üzerinde özel bir baskı kurulduğunu ve neticede sitesinin onlarca kez erişime kapatıldığını hatırlattı.

Marksist cemaatçiler!

2010 yılında KCK, Balyoz, Ergenekon davalarıyla yüzlerce gazetecinin mağdur edildiğini anımsatan Güç, şunları aktardı: “Uydurma suçlarla her şey bu davalara havale edilmişti. Gazeteciler hapsedildi. Şimdi de bir ‘cemaat’ ve ‘FETÖ’ diye bir örgüt var deniyor. Tabii ki suçlular yargılanmalı ama konuyla ilgili ilgisiz herkese bir bedel ödetiliyor, işsiz bırakılıyor. Cemaat soruşturması diye tüm muhalifleri hedef alan bir ‘cadı avı’ var.” Güç, tanıdığı eğitimci, sağlıkçı, tiyatrocu Marksist kişilerin de “cemaatçi” denilerek gözaltına alındığını aktardı.

‘TİB’e yetkiler hükümet eliyle verildi’

Erdoğan’ın, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nı (TİB) kapatma kararını da değinen Güç, TİB’e olağanüstü yetkilerin hükümetin eliyle verildiğini söyledi. Güç, “Haber siteleri defalarca TİB eliyle kapatıldı. Şimdi de hükümet eliyle tüm pisliklerin toplandığı yer diyerek kapatılmak isteniyor. Bu, büyük bir ironi…” şeklinde konuştu.

‘Bir kıvılcım tüm ülkeye yayılabilir’

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Gezi parkına Topçu Kışlasını yapmamızı kimse engelleyemez” sözlerini meydan okuma olarak nitelendiren Güç, “Daha sorumlu bir dil kullanılmalıdır çünkü bir kıvılcım tüm ülkeye yayılabilir. Daha özgürlükçü ve birleştirici söylemlere ihtiyaç var” diye belirtti. (DİHA)

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir