OHAL’in muhalifler bakımından ilk örneği; Urfa’da iki devrimci gence işkence yapıldı

Urfa Emniyet Müdürlüğü’nde 12 gün gözaltında tutulan Mehmet Ali Genç ve Metin Kösemen adlı iki devrimci genç ile avukatları Gülhan Kaya’nın yaşadıkları, darbecilere karşı ilan edildiği söylenen OHAL’nin sol muhalifler bakımından ilk örneği oldu.

Gözaltında işkence gören iki genç, çırılçıplak, elleri arkadan kelepçeli, gözleri bağlı bir şekilde tutuldu. Bedenlerine cop sürülerek sürekli tecavüz ile tehdit edildi. Adliye aşamasında ise avukat Kaya’nın dosyayı incelemesine sadece 5 dakika izin verildi. Kaya’nın savunması engellendi, savunması tutanağa geçirilmedi. İki genç tutuklanarak hapishaneye konuldu.

Müvekkillerinin 30 gün gözaltında tutulacağı endişesini yaşayan avukat Kaya, “İki müvekkilim kamuoyunun baskısı sayesinde 12. günde adliyeye çıkartıldı” dedi.

Ezilenlerin Hukuk Bürosu avukatı Gülhan Kaya, iki gencin ve kendisinin neler yaşadığını anlattı.

AVUKAT MÜVEKKİLİNİN GÖZALTINA ALINDIĞINI TESADÜFEN ÖĞRENDİ

Mehmet Ali Genç ve Metin Kösemen, 23 Temmuz’da Urfa’da sokakta dolaşırken polis tarafından dövülerek gözaltına alındı. Polis, Kösemen’in ailesine aynı günün gecesi haber verdi. Avukat Gülhan Kaya, Mehmet Ali Genç’in ise gözaltında olduğunu ise ikinci günün sonunda Kösemen için karakola gittiğinde öğrendi.

İki genç ilk önce Sarayönü Polis Merkezi’ne götürüldü. Gözaltına alınırken dayakla başlayan işkence, bu polis merkezinde de devam etti. Uzun süre sırtları çıplak bir şekilde güneşin altında ayakta bekletildiler.

İki genç, avukatlarına o andaki işkenceyi şöyle anlattı: “Bizi güneşte tutuyorlardı, sonra içeriye alıp, teker teker ayrı odalara alıp, dövüyorlardı. Çırılçıplak soyup, cinsel tacizde bulundular. Ölümle ve tecavüz ile tehdit ettiler. Yeniden güneşe çıkartıp, aynı şeyleri tekrarladılar. Bu en az 4-5 saat boyunca devam etti.”

Ardından Urfa Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi’ne götürüldüler ancak yer olmadığı için bir süre Asayiş Şube Müdürlüğü’nde bekletildiler. Burada da çıplak aramaya maruz kaldılar. Bir gün sonra da Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nün nezarethanesine getirildiler.

GÖZLERİ KAPALI, ELLERİ KELEPÇELİ ÇIRILÇIPLAK SORGULANDILAR

Burada da günde iki defa sorguya alındılar. Bu sırada elleri arkadan kelepçeli, gözleri bağlı ve çırılçıplaklar. Bu sırada “vücuda dokunma ve copla tecavüz etme tehdidi, her an tecavüz edilebileceği duygusu yaratma, vücutlarına, cinsel organlarına dokunma ve cinsel taciz, ölüm tehdidi” şeklinde işkencelere maruz kaldılar.

Metin Kösemen’e, “Eğer konuşmazsan babaannene dahi tecavüz ederiz. Aileni öldürürüz”, “Siz zaten buradan sağ çıkamayacaksınız” diyerek tehdit ettiler.

Mehmet Ali Genç’in ağzı zorla açılarak, kolonya içirilmeye çalışıldı.

’30 GÜN ELİMİZDESİNİZ’ TEHDİDİ

Polis sürekli “30 gün elimizdesiniz. Sizi buradan sağ çıkartmayacağız”, “’90’ları bile arayacaksınız. ’90’lardan sonra ilk sizi elimize geçirdik. Bütün şeyleri sizde uygulayacağız” şeklinde tehditler ile işkence yaptı.

Avukat Gülhan Kaya, müvekkilleri ile 3. gün görüşebildiklerini söyledi. Buna engel çıkartan savcılığın ise hiçbir yazılı gerekçe sunmadığını söyledi. Savcı, “Yoğunluk var. Zaten bizim görüştürmeme hakkımız var” dedi.

Avukat Kaya, o günlerde çıkan kanun hükmünde kararname ile gözaltı süresinin 30 güne çıkartıldığını ancak henüz avukat yasağı getirilmediği, “İlk beş gün avukat görüşemez” yasağının ise daha sonraki kanun hükmündeki kararname ile getirildiğini belirtti, “Aslında OHAL uygulamasını bile aştılar” diye belirtti.

‘GÖRÜŞEMEDİĞİMİZ İKİ GÜN BOYUNCA YOĞUN İŞKENCE YAPMIŞLAR’

Görüşemedikleri iki gün boyunca iki gence yoğun işkence yapıldığını hatırlatan Kaya şunları söyledi: “Müvekkillerimiz 11 günlük gözaltının her aşamasında işkence gördüler. Ancak cinsel işkence, ölüm tehdidi ve tecavüz tehdidinin en yoğun olduğu dönem bizim görüşemediğimiz iki gün boyunca yaşanmış. İlk gün müvekkillere ulaşabilmiş olsaydık, belki de o kadar işkenceyi yaşamamış olabilirlerdi. Çünkü bizim müvekkillerimiz ile görüştüğümüz andan itibaren tutumları değişmeye başlamıştı. İnsanların 4 gün gözaltında kalmasıyla 30 gün tutulmasında neler yapılabileceğini gerçekten iki müvekkilim örneğinde de gördüm.”

İki genç, yaşadıkları işkence ve hukuksuzluğu protesto etmek için açlık grevi yaptılar. Ancak gözaltında tutuldukları 11 gün boyunca, avukatlarının tüm başvurularına rağmen kendilerine şeker verilmedi. Bunun yerine açlık grevindeki gençlere her öğün yemek getirmeyi ihmal etmediler.

Gülhan Kaya, “10. günde savcı ile görüştüğümde, günler öncesinden verdiğim şeker ile ilgili dilekçe masasının üzerindeydi ve hiçbir işlem yapılmamıştı” dedi.

Savcı, Avukat Kaya’nın dilekçesinde dile getirdiği işkenceler için ise, “Ben polislere sordum, yapmadıklarını söylüyorlar” dedi. Avukat Kaya, bunun üzerine, “Polislere sordunuz, bir de müvekkillere de sorsaydınız keşke” yanıtını verdi.

Gözaltı boyunca, ihtiyacı olan kıyafetler bile verilmedi. Kaya, “Urfa gibi bir yerde bu yaz sıcağında günlerce aynı kıyafetlerle tutulmaları da işkencenin başka bir biçimiydi” dedi.

POLİS, İŞKENCENİN BELGELENMESİNİ ENGELLEDİ

İki genç gözaltında oldukları süre boyunca birkaç kez doktora götürüldüler. Ancak, polis, işkencenin belgelenmesine engel oldu. Birkaç kez de, hastaneye sevk edilen gençler, zırhlı aracın içinde bekletilirken, polis, doktor raporlarını kendisi hazırlattı.

Avukatlar, dosyayı göremedikleri için işkence izlerinin raporlara yansıyıp yansımadığını dahi bilmiyor.

İki genç, 12. günde savcılığa çıkartıldı. Avukat Gülhan Kaya, savcılık sorgusu için ise şunları söyledi: “Çok olağanüstü yetkilerle donatılmış savcılar gördük. Ama OHAL döneminde çok daha süper yetkili savcılarla karşı karşıya olduğumuzu Urfa’da gördüm. Kanun hükmünde kararnamede, ‘Avukatların dosyadan evrak alması ya da müvekkilleri ile görüşmede memur bulundurulması ya da bir kayıt cihazı ile kayda alınması sağlanabilir’ diyor. Ama bunun için savcılık kararı gerekiyor. Urfa’da buna bile ihtiyaç duymuyorlar. Savcının tek bir sözlü talimatı yeterli oluyor.”

‘SAVCI DOSYAYI İNCELEMEM İÇİN 5 DAKİKA SÜRE VERDİ’

Kaya’nın savcılık sorgusu sırasında dosyayı 5 dakika incelemesine izin verildi. Müvekkillerine yönelik suç delillerini bile göremedi. İfade öncesinde müvekkilleri ile görüşmek isteğine, savcı, “O kadar da değil” yanıtını verdi. Avukat Kaya, bunun üzerine müvekkillerine “Bu durumda savunma yapamayız, susma hakkınızı kullanabilirsiniz” hukuki tavsiyesinde bulundu.

İki devrimci genç de savcılık sorgusunda susma hakkını kullandı, ardından tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edildi. Savcı, bu sırada sık sık avukatın savunmasını “Ben sabaha kadar sizi mi dinleyeceğim” diyerek kesti. Kaya’nın hiçbir beyanını da tutanağı geçirmedi.

Kaya, “Karşınızda sanki savcı yok. Bir hükümet yetkilisi var. Dinleme tahammülünde dahi bulunmuyor” dedi.

Mahkeme aşamasında da savunma hakkı bakımından durum değişmedi. İki genç, “örgüt üyesi oldukları” suçlamasını reddetti, sosyalist olduklarını belirtti. Gördükleri işkenceyi anlattılar.

‘DEDİKLERİMİZ GERÇEKLEŞMİŞ OLDU’

OHAL’in ilan edildiği andan itibaren “savunmanın ortadan kaldırılacağı ve işkencenin yapılacağı” uyarısında bulunduklarını ve şimdi tüm bunlara tanık olduklarını anlatan Avukat Kaya, şu değerlendirmeyi yaptı: “30 günlük gözaltı süresinin işkenceden başka bir şey getirmeyeceğini söylemiştik ve bunu çok açık gördük. İki müvekkilimin yaşadıkları, OHAL’in sosyalistler ve muhalifler bakımından ilk uygulaması oldu. İşkence uyarıcı olduğumuzdan daha hızlı bir şekilde emniyete siyaret etmiş durumda. Savcı, hakim, poliste ‘Artık biz varız’ özgüveni çok güçlü. Savcılar, avukatlarla hiçbir görüşme, hukuki bir tartışma dahi yapmak istemiyor. Her görüşmeyi ısrar ederek yapıyorsunuz. Savcılar bütün her şeyi sözlü talimatları ile yapıyorlar.”

‘KAMUOYUNUN DESTEĞİ ÇOK ÖNEMLİ’

Ezilenlerin Hukuk Bürosu avukatlarından Gülhan Kaya, müvekkillerinin 30 gün yerine 12. günde adliyeye sevk edilmesinde kamuoyu baskısının etkili olduğu düşüncesinde: “Müvekkillerimizin 12. gününde savcılığa çıkartılmasını hukuki olarak açıklayamam. Tamamen kamuoyu oluşmasıyla ilgili. Bunun da farkındaydık. En başından itibaren kamuoyu oluşturmaya çalıştık. Konu kamuoyunun gündemine geldikçe, polislerin hem müvekkillerime hem de bize karşı tavırları değişti. Örneğin önceden görüşme yapmak için gittiğimizde hiç sebepsiz saatlerce bekletiyorlardı. 4-5 saat bekleyip görüşemediğim günler olmuştu. Ama gözaltı kamuoyuna yansıdığında bu hal ve tavırlar değişmeye başladı. Müvekkillerimizin görüşleri de bu yönde. Elbette son ana kadar şeker verilmemesi, temiz kıyafetlerin verilmemesi, bunların hepsi işkence. Biz kamuoyunun baskısıyla fiziki işkencenin önüne geçebildik. Bu nedenle kamuoyu desteği çok önemli. Şu çok açık; eğer bu uygulamaya karşı çıkmazsak çok geniş bir kesime yayılabilir.”

‘SOKAKTAN ALINIRSANIZ MUTLAKA ADINIZI BAĞIRIN’

30 günlük gözaltı ve işkencenin herkes bakımından bir tehdit olduğunun altını çizen Kaya, bu tehdit altında bulunanlara şu uyarılarda bulundu: “Kanun hükmünde kararnamede ‘5 gün avukatlara görüştürülmez ancak o günlerde ifade alınmaz’ diyor. Bunun tek anlamı, işkencedir. Gözaltında bazı tutanaklar imzalatılmaya çalışılıyor. Gözaltına alınanlara tavsiyemiz, asla avukatınıza danışmadan tutanak imzalamayın. Çünkü, bunlar daha sonra sizin aleyhinize kullanabiliyor. Mutlaka kendi avukatınız ile görüşmek istediğinizi söyleyin. Polis, ailelerine haber vermek zorunda. Bunu talep etmek önemli. Eğer sokaktan gözaltına alınıyorsanız, mutlaka adınızı bağırın. Çünkü bu dönem gözaltında kayıp tehdidinin de yaygın olduğu bir dönem.” (Arzu DEMİR – ETHA)

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir