‘Milli Birlik’ cephesine karşı ‘Demokrasi Bloku’na ihtiyaç var

HDK İstanbul bileşenleri, Saray etrafında birleşen “Milli Birlik” cephesinin darbeyi fırsata çevirdiğini belirterek, gerçek bir demokrasi bloğuna ve iradesine ihtiyaç olduğunu vurguladı.

15 Temmuz darbe girişimi ardından Saray’ın çağrısıyla CHP ve MHP’nin kurduğu “Milli Birlik” cephesini eleştiren Halkların Demokratik Kongresi (HDK) İstanbul bileşenleri, darbe sonrası ortaya çıkan istismarın dışında gerçek bir demokratik birliğe ihtiyaç olduğunu dile getirdi.

Servi: Toplumsal krizlerde, toplumsal mücadele her zaman kazanır

HDK bileşenlerinden Kızıl Dayanışma temsilcisi Meltem Servi, “CHP zaten darbe zihniyetinin kendisidir” diyerek bu süreçte oynadığı rolünü eleştirdi: “CHP’nin bu tavrı, bir manevradır sadece. Demokratik tabanını yanında tutmaya yönelik bir çabadır. Ama bu çaba ciddi bir sonuç vermeyecek. Çünkü siyaset biraz samimiyet meselesidir. Tarih bu samimiyeti sorgulayacaktır” diye konuştu.

“Toplumsal krizlerde, toplumsal mücadele her zaman kazanır” diyen devam eden Servi, şunları söyledi: “Bu darbenin kime yapıldığının da kimin yaptığı biraz muallâktır. Dolayısıyla sonlarının geldiğinin farkındalar. Darbeyi bile fırsata çevirecek bir acizliği gösterebiliyorlar. Tarih onlara hesap soracaktır. Bir arada olmaya gerek var. Bu demokrasi bloğuna ve iradesine gerçekten ihtiyacımız var. Bütün toplumsal ve siyasi kesimleri bunun için gerçekten mücadeleye davet ediyorum. Bir arada, omuz omuza olmaya en çok ihtiyacımız olan dönemleri yaşıyoruz.”

Altan: Dertleri devleti kurtarmak

HDK İstanbul Sözcüsü Şamil Altan da, Yenikapı’da gerçekleşen “Demokrasi ve Şehitler Mitingi”ne ilişkin “Bütün partileri bir araya geldi. Tabii ki adında ve programında demokrasi olan tek partinin orada olmayışı, oradaki milliyetçi cephe mantığı ile doğrudan halkların çıkarlarına karşı biraya gelişi yansıtıyor. Zaten tarihsel süreç itibarı ile kullandıkları cephenin orta ve uzun vadedeki planları ortaya çıktı. Açık faşist rejime doğru gitmekte olan Erdoğan’ın desteklendiğini görüyoruz. Zaten darbe girişimi de AKP’nin bileşenlerinden biri yaptı. Bu yenilince AKP bunu şimdi değerlendiriyor. Ve daha önceden beri devam etmekte olan, Kürdistan da yıkım ve katliamlarla, Türkiye’nin tüm demokrasi güçlerine karşı saldırıyla fiili sıkıyönetimle ve fiili başkanlık rejimi ile ortaya çıkan rejimi, darbeden sonra bu diğerlerini de yedekleyerek, ellerini kuvvetlendirmeye çalışıyorlar. Dolayısıyla tehlikeli bir gidişle karşı karşıyayız. Erdoğan’ın, Sarayın ve dağılmakta olan devletin, yeniden bir araya getirilmesi çabası bunlar. Şu anda Erdoğan’ın en zayıf olduğu bir dönemde özellikle CHP’nin, devlet patisi olarak bu önümüzdeki dönemin faşist projesine böyle omuz vermesi çok büyük bir talihsizliktir” diye konuştu.

“Nizam söz konusu olduğunda gerisi teferruattır diyen gruplar var. Açıktan faşizmi destekleyecek yoldalar şu anda” ifadesinde bulunan Altan, şunları söyledi: “Bunun dışında kalan güçler aslında şu anda devletin içine girmiş olduğu büyük krizin, farkında olarak bir araya gelmeliler. Bu konuda çabalarımız var. Kürt halkının mücadelesi ile birleşmeleri demokrasi mücadelesinin diğer aydınlar sanatçı kesimleri ile bir araya gelmeleri için, ciddi çabalar var. Bir demokrasi bloğu oluşturulmaya çalışılıyor.”

Koç: Devrimci ve Kürtlere karşı bir blok

HDK bileşenlerinden Yeni Dünya İçin Çağrı temsilcisi Hüseyin Koç da, Yenikapı mitingi ile doruğa çıkan AKP, CHP, MHP cephesi “Bu birliktelik aslında Türkiye Cumhuriyeti içerisindeki yıkımın birleşmesidir. Kemalist kesim ile liberal burjuvazinin Fethullah Gülen hareketine karşı bir araya gelmesidir” sözleri ile tanımladı.

Bu birleşmenin aslında sol ve Kürtlere karşı oluştuğunu ifade eden Koç, şöyle devam etti: “Bu da asıl olarak devrimci güçler ile Kürt hareketine ve halkına karşı yapılan bir bloktur. Şimdiden cezaevlerinde solculara, devrimcilere, yurtseverlere baskılar artmaya başlamış durumda. Yani nereye yönelecekleri açıkça ortada aslında.”

Haçikoğlu: Faşizmi yeniden diriltmek istiyorlar

HDK bileşenlerinden DBP yöneticisi Arto Haçikoğlu ise, iktidarın etrafında birleşen bloğun aslında 7 Haziran seçimlerinden hemen sonra oluştuğunu vurgulayarak, “Demokratik ulus projesine karşı, bir ulus devlet refleksi ile bir araya gelen güçler bunlar” dedi. “15 Temmuz gecesi bir kalkışma oldu dolayısıyla demokrasi için bir araya gelmemizde bir şey yok yani bu tamamen halkları aldatmaya dönük, Saray etrafında geliştirilen bir yalan projesi, şimdi tabi buna CHP’nin dahil olması CHP’nin çeperinde şu ana kadar demokrasi için mücadele etmiş olan yada demokrasi de gönlü olan, çevreleri düşündürmeli” diyen Haçikoğlu, “Faşizmi yeniden diriltmek istiyorlar. Bu aslında daha açık bir şekilde Kürtlere karşı ulusal kurtuluş mücadele yürütmeye çalışılıyor. Bu saydığımız güçler, emeğe demokrasiye karşılar” diye konuştu.

Saygılı: CHP ve MHP Saray’a biat etti

Limter-İş Genel Başkanı Kamber Saygılı da, CHP ve MHP’nin tutumunu “Bu birliktelik esasen hem MHP’nin hem de CHP’nin sarayın arkasında hizaya gelmesidir. Burada gerek MHP gerekse CHP devletten küçük küçük paylar alabilir ama devletin esas sahibi Saray’dır. Dolayısıyla bunlar Saraya biat etmişlerdir” dedi.

AKP ve Saray öncülüğünde yürütülen kampanyadan asla demokrasi çıkmayacağını kaydeden Saygılı, şunları dile getirdi: “Ve CHP’lilerin şunu görmesi gerekiyor. Düne kadar Saraya küfürler eden ve aynı şekilde Saray’ında kendilerine küfürler ettiği yere ayaklarına gittiler. Bu kadar söylenenin kıymeti yok. Bu durum CHP’lilere de bir şey kazandırmayacaktır. Aksine demokrasi düşmanlığını gelişmesi güçlenmesi anlamına gelecektir. Acil bir şekilde ve OHAL’e karşı demokrasi düşmanlığına karşı ezilenlerin tüm taleplerini bir cepheyi çok kısa bir zamanda zaman kaybetmeden görevlerini yerine getirmeli ve cepheyi kurmalıdır. AKP etrafında toplanmayan da büyük bir kitle var CHP’nin içinde de birçok kitle var ve tutunacak bir dal arıyorlar ve bu dal da demokrasi cephesidir”

HDP üyesi Nazife Şengül ise, şunları belirtti: “Daha fazla emek harcamamız gerekiyor. Çünkü süreç bunu gerektiriyor. Artarak süren bir iç savaş var. Bir cadı avı başlayacak ve bu baskılara karşı yapmamız gereken daha fazla alanlara çıkmak ve çalışmaktır.” (DİHA)

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir