Demirtaş: ‘Yaptıkları yeni Anayasa değil, devleti paylaşma arayışıdır’

Emek ve Demokrasi için Güç Birliğinin ilan edilmiş olmasını memnuniyet verici olduğunu vurgulayan HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, HDP’nin dışlanarak 3 parti tarafından Anayasa yapma arayışlarını da, “Yapacakları şey bir Anayasa olmayacak. Bu 3 parti darbe girişim sonra tasfiye edilen Gülen yerine devleti paylaşma konsensüsü arıyor” dedi. Demirtaş, Erdoğan’ın “dokunulmazlık kalktı bunlar neden tutuklanmıyor” sözlerine de, “Bizi çakma hareketle karıştırma, bizim arkamızda büyük bir halk gücü var. Senin tehditlerinden, cezaevlerinden korkmayız” sözleriyle cevap verdi.

Emek ve Demokrasi için Güç Birliği, ilanından sonra toplantıya katılan HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş, oluşumu önemsediklerini dile getirdi. Demirtaş, Türkiye’de darbe girişimi sonrasında milliyetçilik, faşizm, ırkçılık etrafında buluşmuş bir cephe olduğunu buna karşı da, demokrasi, adalet, barış, laiklik, eşitlik gibi ilkeleri savunabilecek, parlamento içinde ve dışında direnebilecek bir güç birliğine ihtiyaç olduğunu söyledi. Demirtaş, “Bugün bu güç birliğinin Türkiye’nin önemli kurumlarının biraraya gelerek bunu ilan etmiş olmasından memnuniyet duyduğumuzu belirtmek istiyorum. Umut ediyorum ki bu güç birliğini önümüzdeki dönemde kendisini farklı eylem ve etkinliklerle sokaklarda meydanlarda, mitinglerle, sesini halkımıza dünya kamuoyuna duyuracaktır” dedi.

Hükümet parlamentoyu çalıştırmıyor

Hükümet yetkililerinden gelen “Af düzenlemesi” açıklamalarının sorularına da cevap veren Demirtaş, hükümetin parlamentoyu işletme şekli itibariyle son derece anti demokratik bir tutum sergilediğinin altını çizen Demirtaş, “Elbette yasalarda yeni düzenlemeler cezaevlerinin, kısmen boşalmasını sağlayacak düzenlemeler, af düzenlemeleri… Bunların hepsi tartışılabilir. Ama parlamentoda grubu bulunan partilerin bir araya gelerek bunları tartışması lazım. HDP olarak bizimle paylaşılmış bir durum yok. Parlamentoya sunulmuş bir teklifte yok. Elbette bir teklif sunulursa bunu değerlendiririz” diye konuştu.

Anayasa konusunda AKP, CHP ve MHP’nin bir araya geleceği yönündeki haberlerin anımsatılması üzerine de Demirtaş, özellikle HDP’nin bu konuda dışlanmasına tepki gösterdi. “Anayasa’nın ne demek olduğunu idrak etmemiş bir anlayışla Anayasa yapmaya çalışmak çok garip bir durum” diyen Demirtaş şöyle devam etti:

Anayasa demek, toplumsal sözleşme demek. Toplumun ekseriyetinin biraraya gelerek karşılıklı devletle sözleşme yapması ya da toplum kendi arasında bir sözleşme yapması demektir. Şimdi toplumun çok önemli bir kesiminin dışta tutularak efendim ortaya konulacak bir sözleşme ile anayasa yaptık demenin hiç bir karşılığı yok. 3 parti biraraya gelebilir kendilerinin bileceği bir şey. Ama yapacakları şey toplumsal sözleşme anlamında bir Anayasa olmayacak. Bir norm olarak Anayasa’da değişiklik yapabilirler. Parmak sayıları yetiyor buna. Ama toplumu bütünlüklü olarak oluşturacak birleştirecek bir Anayasa yapmanın biricik yolu parlamentodaki siyasi partiler değil sadece, parlamento dışındaki siyasi partiler ve demokratik kitle örgütleri, kadın örgütleri, çevre örgütleri katarak bir Anayasa yapılabilir. Tek yol budur.

Kenan Evren Anayasa’sı olur

Bunun dışındaki yollar Anayasa yapmak değildir, sahte göstermelik, anti demokratik tıpkı Kenan Evren’in yaptığı gibi üsten bir anlayışla Anayasa yapma anlayışı ve çalışması olur. Bakın altını çizerek belirtiyorum. HDP dahil olsa bile 4 siyasi parti biraraya gelerek Anayasa yapamaz. Toplumu Anayasa yapım sürecine katmamız lazım. Şimdi anladığımız kadarıyla 3 siyasi parti yargı ile mevzularda bir düzenleme yapmak istiyorlar. Buna şu anlama geliyor. Darbe girişimi sonrasında devlette tasfiye edilen darbeciler veya Gülen örgütüne bağlı kişilerin yerine MHP, CHP ve AKP’li bir kadrolaşma yaratılacak. Bu konuda 3 parti devleti yeniden paylaşma ve yapılandırma konusunda bir konsensüs arayışı içerisindeler. 3’ünün bir araya gelerek Anayasa yapma gayreti bundan ibarettir. Ortada demokratik bir anlayış, demokratik kültür falan yok. Dediğimiz gibi biz Anayasa’yı sivil ve demokratikleştirme konusunda destek vermeye hazırız ama Anayasa’nın böyle yapılmayacağını da iyi biliyoruz.”

‘Bizi çakma hareketle karıştırma tehditlerle korkmayız’

Cumhurbaşkanı dokunulmazlıklar çıktı ama milletvekilleri tutuklanmıyor” yönünde bir açıklama yaptığının sorulması üzerine de Demirtaş, “Ne bekliyorum ama yargı süreci işliyor işte. Cumhuriyet savcıları tebligatlar yapıyor. Cumhurbaşkanının olur olmaz yerde yargıya talimat vermesi zaten Anayasa suçu. Bu suçu ısrarla işlemesinin bir anlamı yok. Ama şunu bilmesi lazım. Bizim Allahtan başka kimseden korkumuz yok. Bunu en iyi senin bilmen lazım. Bizi öyle yargıyla margıyla sahte suçlamalarla uyduruk iddianamelerle korkutamazsın. Bizim arkamızda büyük bir halk gücü var. Biz sırtını halka dayandırmış gerçek bir halk partisiyiz. Bizi öyle çakma hareketlerle, çakma oluşumlarla karıştırmasın. Bizi cezaevleriyle tehdidiyle, kendi faşizan çizgilerine çekemezler. Kendileri bilirler, dokunulmazlıklar kalktı bundan sonraki süreci hep birlikte izleyeceğiz” dedi.

‘Hükümetin artık yeter demesi için kaç kişinin daha ölmesi gerekiyor’

Diyarbakır ve Mardin’de yaşanan patlamaları kınadıklarını ve bu eylemlerin mazur görülebilecek eylemler olmadığını söyleyen Demirtaş, barış çağrısını yineledi. Hükümetin savaşı durdurması gerektiğini belirten Demirtaş, “Hükümetin çıkıp savaşa gerek yok demesi için kaç kişinin ölmesi gerekir. Hükümetin ne zaman inisiyatif alacağını çok merak ediyorum. Bu ülke gereğinden fazla acı ve kan gördü, biz artık yeter diyoruz” dedi. Demirtaş, kendileri dışında barış çağrısı yapan başka parti olmadığını söyledi.

‘Kürtlere rehine muamelesi yapılıyor’

HDP İstanbul İl binasının yargı kararı olmadan, iş yöneticilerinin haberi olmadan arandığını ve talan edildiğini söyleyen Demirtaş, “Batıdaki HDP’liler ve Kürtler PKK’nin yaptığı eylemlere karşı rehine muamelesi görüyor. Bunlara hükümet devlet bir fatura ödetmek istiyor. İstanbul Valisinden derhal açıklama bekliyoruz. Bu çocuk oyuncağı değil. Türkiye’nin 3’üncü büyük partisinin binasına gangester gibi giremezsiniz” şeklinde konuştu.

Demirtaş, savaşın başlatılma gerekçesi yapılan Ceylanpınar’da iki polisin öldürülmesi olayının daha sonra cemaatle ilişkilendirildiğinin hatırlatılması üzerine de şöyle konuştu:

“Barış sürecinin, ateşkesin bozulmasının gerekçesi yapılan iki polisin katledilmesi mevzusu o günde çok tartışıldı. Biz o günlerde yaptığımız açıklamalarda olayın karanlık ve kirli olduğunu açıklamıştık. Olayla ilgili gözaltına alınan, tutuklanan kişiler o şehirden bile değildi. Bir kaç kişinin üzerine yıkılmaya çalışıldı. Kirli bir yönelim olduğu beliydi. Davutoğlu iki polisin öldürülmesini gerekçe yaparak Kandil’e operasyonla süreci bitirdiğini ilan etmişti. Bunun Cemaat tarafından gerçekleştirildiği iddiası yabana atılır değil. Sadece bu değil buna benzer çok sayıda olay var, devlet içerisindeki yapılar tarafından yapılmış olan. Bu tür provokatif olaylar yapılırken hükümet her zaman bunların arkasında durdu. Hükümet hiç bir zaman bir soru işareti koymadı. Bu tür provokatif olaylara soru işareti koysaydı, bunları birlikte engellerdik. Ama hükümet bunları gerekçe yaparak, kentlerin yakılıp yıkılması dahil olmak üzere, ülkenin Başbakanı Davutoğlu bangır bangır bunların arkasındayız dedi. Ama yine de bunların geriye dönük araştırılması gerekiyor.” (DİHA)

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir