Minbic halkı: Güneş Minbic’e yeniden doğdu

İki yıldır süren DAİŞ işgalinin ardından ETHA’ya konuşan Minbicliler, DAİŞ zulmünden kurtulan Arap, Kürt, Çerkes ve Türkmen halklarının kardeşçe bir arada yaşama koşullarının sağlandığını belirtti.

İki yıl önce DAİŞ işgaliyle birlikte 20 yıl yaşadığı Minbic’ten ayrılmak zorunda kalan Muhammed Eli, özgürleştirme hamlesiyle birlikte yeniden topraklarına yerleşti. Toplumsal yaşamın halkçı bir düzenle yeniden kurulması sürecinde bir yardım kurumunda çalışmaya başladı. Eli, DAİŞ çetelerinin zulmünden kurtulan Arap, Kürt, Çerkes ve Türkmen halklarının bölgede kardeşçe bir arada yaşama koşullarının sağlandığını belirtti.

Faşist islamcı DAİŞ çetesinin işgali ile birlikte yaşamlarının değiştiğini, halk üzerindeki sömürü ve baskının geliştirdiğini belirten Eli, DAİŞ’in halklar arasında düşmanlık tohumları ekme ve birbirine kırdırma politikalarının belli düzeyde başarılı da olduğunu belirtti.

Eli, gerici bölge devletleri tarafından da desteklenen DAİŞ politikaları nedeniyle Minbic’i terk etmek zorunda kaldıklarını söyledi. Eli o döneme ilişkin tanıklıkları şu şekilde aktardı: “DAİŞ Minbic’e geldiği ikinci günde kılıç ve satırlarla saldırmaya başladılar. Arkadaşımı rehin aldılar, ellerini ve gözlerini bağlayıp bir araca bindirip götürdüler. Bunu gördükten sonra burada onlarla birlikte yaşayamayacağımızı gördük. Minbic’ten gitmek istedik. Götürdükleri rehinlerinin bazılarının ellerini, bazılarının kellelerini kestiklerini öğrendik. Bazıların astıklarını anlattılar. Yaptıklarını insan aklı almıyor, nasıl bir insan başka bir insana böyle şeyler yapabilir?”

‘HAMLE İLE MUTLULUĞUMUZA KAVUŞTUK’

Muhammed Eli, Minbic’i özgürleştirme hamlesinin başlamasıyla yeniden kendi topraklarına döndüğünü ve inşa sürecine katıldığını kaydetti. Eli şunları belirtti: “İki sene sonra Minbic Askeri Meclis savaşçıları sanki gökyüzünden güneş doğarcasına geldiler ve hamle başlattılar. Televizyon önünde nereye kadar ilerlediklerini izledik ve her adımlarıyla mutluluğumuza kavuştuk. Topraklarımız özgürleştikten sonra geri döndük ve çalışmaya başladık.”

DAİŞ zulüm ve baskı politikalarının etkisinin hala insanlar üzerinde olduğunu söyleyen Eli, “İnsanlar, söyledikleri dinliliyor ama cevap vermiyor. Kadınlar hala burkalarını çıkartmaktan korkuyor. Çete korkusu hala üzerlerinde. Topraklarımız özgürleşti, geri döndük, ancak savaş durumu hala halkları etkiliyor. Özellikle kadınların yaşadığı korkuyu anlatmak zor. Burkayı giyinmek istememesine rağmen o korku özgürlüğünü elinden alıyor. Öyle bir vahşi çete yarattılar ki böylesi hiç görülmedi. Sırf suçlamalarla bile gelip seni öldürebilirler. Kafaları kesilmiş insan cesetlerini aylarca caddelerde gösterdiler” ifadelerini kullandı.

DAİŞ çetelerinin dini kullanarak halka vahşet uyguladığını belirten Eli şöyle devam etti: “Çeteler geldikten sonra hiçbir çocuk okula gidemedi. Berbere gidip saçını sakalını kestirmek isteyenlerin ‘sen kafirsin’ deyip başlarını kesiyorlardı. Yasaklandığı için kuaför açık değildi. Pazarda sebze meyve alana kadar boş suçlamalar yaparak keyiflerine göre insanları öldürüyorlardı.”

‘MİNBİC’TE HALKLARIN BAHARI YAŞANIYOR’

Minbic’e bağlı Melxo köyünden Azad Hemo da bir yardım kuruluşunda çalışıyor. Hemo, DAİŞ çetelerinin Müslüman Arap kimliğini kullanarak halklara zor ve zahmetli günler yaşattığını belirtti.

DAİŞ işgaline karşı mücadelede yüzlerce savaşçının şehit düştüğünü belirten Hemo, yeniden inşa çalışmasının halklar arasında bir farklılık gözetmeden yapıldığını vurguladı. Amaçlarının Minbic’i tekrar halkına hizmet sunmak olduğunu söyleyen Hemo şunları kaydetti: “Bu şehir Halep ve Kobanê’nin arasında kalan, bütün etnik kökenlerin yaşadığı bir şehirdi. Çerkesler, Türkmenler, Araplar hepsi beraber yaşıyorlardı. Bugüne kadar Minbic’te bu nedenden kaynaklı bir kavga çıktığını duymadık. Ben kendim kaç sene Minbic’te yaşadım, insanları nazik ve güzeldi.”

DAİŞ’in kentte terör estirdiğini kaydeden Hemo, çetelere karşı verilen mücadelenin Suriye’nin tümü temizlenene kadar devam edeceğini belirtti.

Hemo, Minbic’te kurulan yaşamın halklar için yeni bir başlangıç anlamı taşıdığını söyledi ve şunları ekledi: “Biz halkların baharının geldiğini söyledik. Kürtler, Çerkesler, Türkmenler, Araplar birbirileri için kanlarını döktüler. Bu bizim için bir bahar gibiydi.” (Rakel ASÎMAN – ETHA)

Minbic tamamen özgürleştirildi

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir