Cumartesi Anneleri: Kayıplarımızın akıbeti açıklanana kadar mücadele edeceğiz

Cumartesi Anneleri 594. kez adalet talebini yineledi. Kayıp yakınları 79 gündür haber alınamayan Hurşit Külter ile 1995 OHAL döneminde kaybedilen Abdurrahim Demir’in akıbetini sordu, “Kayıplarımızın akıbeti açıklanana kadar mücadele edeceğiz” dedi.

Cumartesi Anneleri ve insan hakları savunucuları, “Failler belli, kayıplar nerede?” sloganıyla 594. kez Galatasaray Meydanı’nda bir araya geldi.

Kayıp yakınları, gözaltına alındığı 27 Mayıs’tan bu yana haber alanımayan DBP Şırnak İl Yöneticisi Hurşit Külter’in nerede olduğunu soran tişörtler giydi. Eyleme HDP İstanbul Milletvekili Pervin Buldan ile CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu da katıldı.

Rıdvan Karakoç, kardeşi Hasan Karakoç ve diğer gözaltında kayıpların akıbetini sormak için 21 yıldır Galatasaray Meydanı’nda adalet aradıklarını belirtti. Karakoç, “21 yıldır yaz kış demeden buradayız. 1980’lerde Kürdistan’da yaşanan katliamlar 2016 yılında da yaşanıyor. Biz bu devletin OHAL’ini de vahşet bodrumlarını da her türlü baskısını da gördük. Bunlardan korkmadık, korkmuyoruz. Hesap sormaya devam edeceğiz” dedi.

’79 GÜNDÜR HURŞİT KÜLTER’DEN HABER ALINAMIYOR’

HDP Milletvekili Buldan da yaptığı konuşmada, kaybedilenleri ararken aynı zamanda yeni gözaltında kayıplar olmasın diye de mücadele ettiklerini belirtti. Siyasi iktidarın bugün yeni gözaltında kayıplar yaşattığını söyleyen Buldan, Hurşit Külter’den 79 gündür haber alınamadığını hatırlattı. Galatasaray Meydanı’ndan Şırnak Valisi’ne “Hurşit Külter nerede?” diye soran Buldan, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Yıldırım’a da “İki elimiz yakanızda olacaktır” diye seslendi.

15 Temmuz darbe girişimi sonrasında binlerce kişinin gözaltına alındığını ve tutuklandığını kaydeden Buldan, tepkisini şu sözlerle dile getirdi: “Ama 79 gündür bir insanı bulamadınız. Hurşit Külter ve kayıplarımızın akıbeti açıklanana kadar, hesap sormaya devam edeceğiz.”

‘SİZ ÖLÜSÜNÜ VERMEDİNİZ EŞİNİ GÖZALTINA ALDINIZ’

CHP Milletvekili Tanrıkulu da 1997 yılında 73 yaşındayken gözaltında kaybedilen Fikri Özgen’in akıbetinin hala açıklanmadığını ancak eşi Dilşah Özgen’in dün gözaltına alındığını kaydetti. Özgen’in gözaltı gerekçesinin insanların mezarlıkta ibadetlerini yerine getirmeleri için konteynır bırakması olduğunu söyleyen Tanrıkulu, “Savaş hukukunda bile ölüye saygı gösterilir. Siz ölüsünü vermediniz, eşini de gözaltına aldınız” dedi.

‘BU ÜLKEDE KİMSE İNSAN HAKLARINDAN VE DEMOKRASİDEN SÖZ ETMESİN’

Beritan Demir, amcası Abruhhahim Demir’ hiç tanıyamadığını söyledi. Amcasını babaannesinin gözyaşlarında ve kardeşi için mücadele eden babasının anlatımlarından tanıdığını belirten Demir, şöyle devam etti: “21 yıldır gözyaşı döken babaannemin suçu ne? Kardeşim nerede diye bu alanlarda mücadele eden babamın suçu ne? Bu sorulara cevap verilmeden kimse bu ülkede kimse, demokrasiden ve insan haklarından bahsetmesin.”

Demir, amcasının kemiklerini bulunarak babannesini yanına gömülmesini istediğini kaydetti ve “Babaannemin vasiyeti, ‘oğlumu bulun’ oldu. Enazından kemiklerini buluşturana kadar mücadele edeceğim. Amcamın ve tüm kayıplar için adalet arayacağım” şeklinde konuştu.

594-10

Cumartesi Anneleri ve insan hakları savunucuları adına 594. hafta açıklamasını Hasan Ocak’ın kardeşi Maside Ocak okudu. Abdurrahim Demir’in 17 Ağustos 1995 tarihinde gözaltına alındığında yine bir OHAL dönemi olduğunu hatırlatan Ocak, “Annesi Kesriye Demir, ‘oğluma ne oldu?’ sorusunu 20 yıl boyunca sordu. Oğlunu bulamadan, akıbetini öğrenemeden aramızdan ayrıldı. Kesriye Demir’in yerine bugün Demir ailesi ile birlikte soruyoruz, ‘Abdurrahim Demir’e ne oldu?’ dedi.

Demir Şavalet Jandarma Karakolu’nda kaybedildiğinde Süleyman Demirel’in Cumhurbaşkanı olduğunu hatırlatan Ocak şöyle devam etti: “Tansu Çiller Başbakandı, Hikmet Çetin Başbakan Yardımcısıydı. Nahit Menteşe İçişleri Bakanı, Mehmet Gölhan Milli Savunma Bakanı’ydı. Mehmet Moğoltay Adalet Bakanı’ydı, İsmail Hakkı Karadayı Genel Kurmay Başkanı’ydı. Ünal Erkan OHAL Valisi’ydi. Onları, 17 Ağustos 1995 tarihinde Şavalet Jandarma Karakolu’nda görev yapan subaylarla birlikte Abdurrahim Demir’in kaybedilmesinde sorumlu tutuyor ve yargılanmalarını istiyoruz. 1995’te OHAL karanlığında gözaltında kaybedilen Abdurrahim Demir ve 79 güdür haber alamadığımız Hurşit Külter’in akıbetinin açıklanmasını istiyoruz. Kayıplarımızı istiyoruz.”

NE OLMUŞTU?

Askerden yeni gelen Demir, 17 Ağustos 1995 tarihinde Mardin Ömerli’deki evinden, Adana’daki akrabalarının yanına gitmek için yola çıktı. Kızıltepe Şavalet noktasında kimlik kontrolü için durdurulan otobüsten indirilerek askerlerce gözaltına alındı. Gözaltına alındığına tanıklık edenler Demir ailesine, Şavalet Jandarma Karakolu’na götürüldüğünü söyledi.

Demir ailesi Şavalet Karakolu’ndan “Biz böyle birini almadık” cevabını aldı. Mardin Emniyet Müdürlüğü ise “Abdurrahim pasaport çıkartıp, Fransa’ya garson olarak gitti” açıklamasıyla gerçeğin üstünü kapatmaya çalıştı. Demir ailesi, “bu işin peşini bırakın” diye tehdit edildi. Yapılan tüm girişimler sonuçsuz kaldı. Abdurrahim Demir’den bir daha haber alınamadı. (ETHA)

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir