Koçyiğit: Milli Cephe’den kaos, Demokrasi Cephesi’nden çözüm çıkar

HDK Eş Sözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit, Türkiye’yi 15 Temmuz gecesine getirenin AKP’nin politikaları olduğunu söyledi. Yenikapı mitinginde ortaya çıkan “Milli Cephe”yi, “Vatan sevdası gibi büyük laflarla eskinin kötü bir tekrarına tanıklık ediyoruz” sözleriyle değerlendiren Koçyiğit, “Milli Cephe’den kaos, Demokrasi Cephesi’nden ise çözüm çıkar” dedi.

Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit ile 15 Temmuz sürecini, sonuçlarını, cemaat-devlet ilişkisini, Yenikapı mitingini, AKP-CHP-MHP’nin oluşturduğu “Milli Cephe”yi, darbe girişimi sonrası uygulamaları, Kürt sorununu ve Demokrasi Cephesi’ni konuştuk. Koçyiğit, çözümün Milli Cephe’de değil Demokrasi Cephesi’nde olduğunun altını çizdi.

* Türkiye 15 Temmuz sürecine hangi politikalar sonucu geldi?

7 Haziran’da sonra bu ülkede savaş kararı verilmiş olmasaydı çok kirli ve karanlık bir şekilde Kürdistan’da bu savaşı yürütmemiş olsaydı, asker bu kadar güçlenmeyecekti, asker bu kadar özgüven sahibi olmayacaktı. 7 Haziran’dan sonra kendileri askerin çizgisine girmek sonunda kaldı. Bu kadar güçlenen, bu kadar kirli politikayı yürüten asker, bu sefer düşündü ki, “Ben bu kadar ölüyorum, öldürüyorum, her şeyi ben yapıyorum, o zaman siyaseti de ben yapayım” dedi. Siyasette de gücünü sınamak istedi. Temel sorun Türkiye’de demokratikleşme noktasında bir aklın olmaması, var olan sorunları görmezden gelerek, var olan sorunları iktidarlarını devam ettirebilmek için bir manivela olarak kullanmak, kedilerini geleceğe taşıma noktasında değerlendiriyor. Türkiye’yi 15 Temmuz gecesine getiren AKP’nin bu gerçekleştirmiş olduğu politikalardır, bu savaş çizgisidir, bu milli cephedeki ısrar çizgisidir.

* 15 Temmuz sonrası AKP, CHP ve MHP ile ortaya çıkan “Milli Cephe”yi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu “Milli Cephe” yeni gibi ilan ediliyor, yeni gibi tanıtılıyor. Halk kandırılarak çok büyük sözlerle, birlik beraberlik, vatan sevdası gibi büyük laflarla eskinin kötü bir tekrarına tanıklık ediyoruz. İçinde Mehmet Ağar’ın olduğu, Çiller’in olduğu eski JİTEM’cilerin ve derin devletin sahne aldığı, CHP ve MHP’nin içinde aktif rol aldığı bir “Milli cephe” kuruluyor. Bu cephe içinde kimler yok; Kürtler yok, sosyalistler yok, devrimciler yok, demokratlar yok, Alevi temsilcileri yok, kadınlar yok, yani bu toplumun ötekileri, ülkenin demokratikleşmesi için dünden bugüne mücadele eden kişiler yok.

* Cemaat nasıl güçlendi, bugünlere nasıl geldi? Bunda devlet politikalarının rolü nedir?

İzlediğimiz bir tiyatro 2002’den buyana varmış gibi görünen kurumların aslında başka bir yere hizmet ettiklerini görüyoruz. Bir başka hiyerarşiden talimat aldıklarını görüyoruz, devlet kurumlarındaki stratejik yerlere bilerek ve isteyerek yerleştirildiklerini görüyoruz, “Biz aslında şu kişinin cemaatçi olduğunu bilmiyorduk” deniliyor. Ama aslında biliyorlardı cemaatçi olduğunu, o gün onlara hizmet ettiği için ses çıkarılmıyordu.

* Türkiye’de yeni bir darbe olasılığı var mı?

Darbeleri besleyen mekanizmalar bertaraf edilmiş değildir. Darbeleri ne besliyor? Antidemokratik uygulamalar besliyor. Adam kayırma, yandaşçılık ve partizanlık besliyor darbeyi. Kendi iktidarınız çerçevesinde yönetmeniz, toplumdaki tüm kesimlere eşit yaklaşmamanız besliyor.

* Savaş politikaları darbe üzerinde nasıl rol oynuyor?

Kürt sorunu çözülmedikçe Türkiye’nin darbe gerçeğinden kurtulması mümkün değil. Her zaman askeri yönetimi tercih ederseniz, o asker savaştığı zaman sadece savaştığı alanda değil diğer alanlarda da güç isteyecektir. Başka alanda da söz isteyecektir. Doğal olarak bu sonuçlara katlanmak zorunda kalacaksınız.

* HDP’nin Yenikapı mitingine çağrılmamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Burada zaten HDP’nin politikalarıyla uyuşan bir akıl ortaya çıkmaz. HDP dediğimiz şey kendisini özgürlükçü ve demokratik bir konumda bulunduruyor. Şimdi Yenikapı mitinginde atılan sloganlara bakalım, Yenikapı mitinginde verilen mesajlara bakalım, bu söylemlerle demokrasi güçleri ve HDP’nin yan yana gelmesi zaten mümkün değil.

* Darbe girişimi sonrası devletin uygulamaya koyduğu politikaları nasıl görüyorsunuz?

KHK’ler ile ülke yönetiliyor. Kararnamelerin her biri birinden vahim içerikte. Bütün demokratik haklar askıda. Cezaevlerinde işkenceler kötü muamele almış başını gidiyor. İnsanlar 30 gün gözaltında kalıyorlar. Yüzlerce başlıkta sayabileceğimiz haksızlık, hukuksuzluk, kanunsuzluk şuanda işliyor. Bunlar kime hizmet ediyor? Siz bir darbeyi bertaraf ediyorsunuz ama bu darbeyi bertaraf ederken özgürlük ve demokrasiden yana tavır almak yerine bir darbe anayasasından yola çıkıyorsunuz. Mevcut sitemi de öyle inşa ediyorsunuz. Yenikapı’dan ve mevcut yürütülen politikalarından çıkan şey Tayyip Erdoğan’ın başkanlık sistemidir.

* Yenikapı mitingine neden ihtiyaç duyuldu?

AKP çok yıprandı. Hem iç hem de dış politikasında güç kaybına uğradı. Ülke içinde ve ülke dışında bir yalnızlaşma meselesinin üzerine bir de 15 Temmuz’da bir darbe girişimi gerçekleşti. Ülke içerisinde de olsa “Bizim milli birliğimiz ve bütünlüğümüzde bir sıkıntı yok. Bunu dosta düşmana gösteriyoruz” seremonisidir. Aslında bu bir tiyatrodur, bu tiyatroda herkes kendi rolünü oynuyor.

* Yenikapı mitinginin yapıldığı gün Kürtler de Batman’da toplandı. Bu fotoğraf ne anlam ifade ediyor?

Herkesin Türkiye’de en örgütlü gücün Kürtler olduğunu ve adaleti ve demokrasiyi en güçlü Kürtlerin temsil ettiğini görmesi gerekiyor. Kürt halkı, bu ülkede adaleti ve demokrasiyi temsil ediyor. Darbe sürecindeki bütüne baktığımız zaman Kürtlerin çok özgün bir yerde durduğunu ve bu ülkenin önünü açacak politikaları dillendirdiğini görüyoruz. Gerçekten Batman’a, gerçekten Amed’e bakabilseler, Kürdistan şehirlerine bakabilseler demokrasi talebinin ne kadar güçlü olduğunu görecekler. Gerçekten bu ülkenin geleceğine kim doğru bakıyor diye baksalar Kürtleri görecekler. Amed ve Batman’da on binlerce insan hep bir ağızdan aynı iradeyi söylüyorlar ama havuz medyası tek bir kare görüntü bile göstermedi. Çünkü inkâr edilen bir gerçekliktir Kürt gerçeği.

* On yıllardır Kürdistan’daki demokrasi çığlıklarını görmeyenler neden bugün demokrasi mitinglerine sarıldı?

Bugün şanlı TSK içindeki “İhanetçi” dedikleri generaller daha düne kadar Kürdistan’da taş üstünde taş bırakmadıkları için bu ülkenin evladıydılar, her birisi kahramandı. Madalyalar takıyorlardı. Onlarla övünüyorlardı, methiyeler diziyorlardı. Ama bugün ne oldu, o madalyayı alanlar cezaevinde ve idamla yargılanmaları konuşuluyor. Bunu anlamayan, görmeyenler demokrasiden bahsediyorlar, bu demokrasi olmaz. Bu olsa olsa kendini ikame edecek, yarına taşıyacak bir güç oluşturmak istiyor. Saray’ın ve muhalefet gözünü Kürdistan’a çevirmeli ve orada yükselen barış söylemini çok iyi duyması gerekiyor.

* CHP’nin tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

“HDP ve AKP birleşecekler, özerkliği alıp başkanlığı verecekler, sosyalistleri satacaklar vb.” diyorlardı. Geldiğimiz süreçte baktığımızda kim kiminle geziyor, kim hangi politikaların yaşam bulması için aynı sahnelerde pozlar veriyor? Bunu toplumun görmesi gerekiyor.

* 1970 ve 1980’lerde kurulan milliyetçi cephenin Türkiye’ye kaybettirdikleri biliniyorken, yenisi nelere yol açar?

Bu “Milli Cephe”den ne çıkar? Siz bir hâkim ulus söylemini dile getirdiğiniz zaman, devleti yeniden ırksal bir ulus üzerinden kurmaya çalıştığınız zaman bu artık 2016 yıllarında dünyada tutmayan bir sistemdir. Bunu tutturmak için bazı yöntemler yapacaklardır. “Milli Cephe”yi yeniden toplumun kabul etmesi için yöntemler deneyecekler ve bu yöntemler antidemokratik olacak. Yeniden Kürtler linçlere maruz kalacak. Bayburt’ta öğrencilere dönük saldırı, oradaki aracın yakılması bu “Milli Cephe”nin halka yansımasıdır. Çünkü o “Milli Cephe”nin içerisinde Kürt yok, Kürt o sahnede yoksa, o kuruluş felsefesinin içinde yoksa halkın okuması Bayburt gibi olacaktır. Kuruluş felsefesinde Aleviler yoksa sokağa çıkacaklar kitleler Maraş, Malatya, İstanbul’da Alevi mahallerine yürümesine yol açacak. Öteki inançlara yönelik bir kabullenme ve eşit bir şekilde sisteme dâhil etme olmayınca toplum bunu nasıl okuyor? Bertaraf etme olarak okuyor. Bütün bu sistemin kendisi erkek, bütün cümleler ve bütün bakış açıları da erkek. Bütün bunları yan yana koyduğumuzda buradan kaos çıkar, militarizm çıkar bir demokrasi çıkmaz, özgürlük çıkmaz. Yeni bir doğru inşa çıkmaz.

* “Milli Cephe” dışında kalanların bundan sonra ne yapması gerekiyor?

Bu süreçte oluşturulacak olan “Demokrasi Cephesi”ne çok anlam ve değer biçiyoruz. Bugün için bu ülkede temel sorun nedir? Can alıcı temel sorun demokrasidir. Asgari bir burjuva demokrasisinden de yoksundur bu ülke. Demokrasi en alttakilerin ifade etme biçimidir. Demokrasinin en alt basamağını kullanamıyor bu ülke. Her taraf polis ablukasında. Aylarca uyduruk gerekçeler ile tutuklu kalınabiliyor. Bu haklar Saray ve hükümet eliyle kullandırılmıyor. Bunlar demokrasi ile ortadan kalkacak ise demokrasi için mücadele etmemiz gerekiyor. Bir kadın olarak mücadele ediyorum ve haklarımı nerede ifade edebilirim, bir Alevi olarak kendimi ifade etmek istiyorum, bunları dile getirecek bir demokrasi yok. Bütün öteki kesimler için en acil şey demokrasidir. O zaman bizim demokrasi için mücadele etmemiz gerekiyor ve birleşik bir örgütü inşa etmemiz lazım. Parça parça ses çıkardığımız zaman cılız kalıyor ve milli cephenin sesi bizleri bastırıyor. Bu süreci örgütlemek için bütün katkıyı ortaya koymamız gerekiyor. Kendisini yeniden faşizm olarak kuran uygulamalar var. Bu politikaları boşa çıkarak güçlü bir yapıyı kurmamız gerekiyor. (DİHA)

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir