Baskı nedeniyle hekimler işkenceyi rapora yansıtamıyor

Diyarbakır Tabip Odası İnsan Hakları Komisyonu üyesi Dr. Halis Yerlikaya, gözaltı işlemlerinde mesleğinin gereğini yerini getiren meslektaşlarının devlet güçlerinin baskısına maruz kaldığını ve yine 90’lı yıllarda olduğu gibi hekimlerin, karakollara çağrılarak toplu şekilde gözaltına alınanların muayenesine zorlandığını vurguladı. Tabip Odası Genel Sekreteri Dr. Mehmet Şerif Demir ise, hekimlerin gözaltılarla ilgili adli muayeneleri tam olarak yapamadığını belirterek, bunun işkencenin adli raporlara yansımasını zorlaştırdığına dikkat çekti.

Özgür Gazeteciler Cemiyeti’nin (ÖGC) tutuklu 34 özgür basın emekçisi için başlattığı “Gönüllü Muhabir” kampanyası kapsamında Dicle Haber Ajansı (DİHA) Diyarbakır Bölge Bürosu’nda bir günlüğüne muhabir olan Diyarbakır Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Murat Çap, son dönemde Kürdistan’da yaşanan çatışmalar ve OHAL ilanıyla birlikte artan işkence vakaları, gözaltı muayeneleri, işkenceye önlenmesine karşı hazırlanan İstanbul Protokolü ve hekimlerin yaşadığı sıkıntılarla ilgili haber hazırladı. Çap, Tabip Odası İnsan Hakları Komisyonu üyesi Dr. Halis Yerlikaya ve Diyarbakır Tabip Odası Genel Sekreteri Dr. Mehmet Şerif Demir ile konuştu.

‘Kimliği suçu ne olursa olsun hekimler açısından herkese eşittir’

Dr. Yerlikaya, işkence, kötü muamele ve yaşam hakkı ihlalleri konusunda hekimlerin meslek etiği ve kuralları ekseninde hareket etmesinin çok önemli olduğunu belirterek, “İşkencenin önlemesine yönelik 1990 yılında kabul edilen İstanbul Protokolü’nde net olarak belirlenmiştir. Dolayısıyla bunu imzalayan devletlerin bu protokole uyma gibi bir yükümlülüğü var. Bu protokolle işkence yapılmaması değil, işkencenin yapılma koşulları ortadan kaldırılması amaçlanıyor. Protokoldeki kurallarla gözaltındaki kişilerin çok şeffaf süreçlerle kontrol edilmesi ve tamamlanması emredilmektir. Protokol meslektaşlarımıza hem mesleki ve etik olarak çok ciddi yükümlülükler de getiriyor. Burada gözaltına alınan kişinin gözaltında herhangi bir kötü muameleye maruz kalıp kalmadığı kişiye sorulması, tespit edilmesi, yine fizik muayenesinin çok ayrıntılı bir biçimde yapılarak mutlak suretle kayıt altına alınması gerekiyor. Hekim bunu yaparken kolluğun baskısı altında kalmadan ferah ve rahat bir ortamda yapması protokolde açık bir şekilde belirtilmiştir. Sosyal statüsü kimliği suçu ne olursa olsun hekimler açısından herkese eşittir. Protokole göre, gözaltında kötü muamele ve işkenceye maruz kalan bir bireyin ve İstanbul Protokolü”ne uygun bir şekilde muayene etmeyen hekimler hukuki ve etik yaptırımlarla karşıya bırakılmaktadır” dedi.

‘Mesleğini kurallar çerçevesinde yapan hekimler baskılara maruz kalıyor’

Son dönemde Kürdistan’da artan çatışmalar ve OHAL ilanıyla birlikte artan işkence ve yaşam hakkı ihlalleri nedeniyle sağlık emekçilerinin ciddi sıkıntılar yaşadığını ifade eden Yerlikaya, “En önemli sorunlarından biri sağlık hakkına erişim. OHAL önceki süreci hatırlatmak gerekirse, kentlerde aylarca süren savaş, ynkım ve abluka nedeniyle bir çok kadın evde doğum yaptı. Müdahale edilmediği için basit yaralamalar nedeniyle insanlar hayatını kaybetti. Yaralılara müdahale eden sağlık emekçisi arkadaşlarımız yaşamını yitirdi, yaralandı. Sürgün, soruşturma ve tutuklamalarla karşılaştık. Bu süreçte sağlığa erişim ile ilgili ciddi hak ihlalleri yaşandı. OHAL ilanı birlikte 90’lı yılları aşan gözaltı, işkence ve yaşam ihlalleriyle karşı karşıyayız. Gözaltına alınanların giriş ve çıkışlarını yasalara ve mesleğin kurallarına uygun şekilde yapan meslektaşlarımız kolluk kuvvetlerinin baskısına maruz kalıyor. 90’lı yıllarda olduğu gibi hekimler karakollara çağrılarak toplu şekilde gözaltına alınanların muayenesini yapılması isteniyor. Gözaltı muayenesi işkence iddialarını tespit edilmesini sağlayan yegane belgedir. Bunun sağlıklı yapılması için fiziksel koşulların uygun olduğu hastanede, hekimlerin gözaltındaki kişiyle rahat görüşeceği bir ortam olması gerekiyor. Son dönemdeki uygulamalara bakıldığında ise kolluk hekimi karakola çağırıyor ve orada adli muayene yapılmasını istiyor. Bu uygulamaya az sayıda hekim kabul etse de gitmek istemeyen hekimlere de çok ciddi baskılar yapılıyor. Ne yazık ki mesleğini yasalar ve etik kurallar çerçevesinde yapan hekimler ciddi baskılarla karşılaştığı bir süreci hep birlikte yaşıyoruz” diye kaydetti.

‘İşkencenin olmaması için kesinlikle başvurun’

Meslek etiği ve İstanbul Protokolü’nün gerektirdiği şartlar ve kurallara aykırı bir şekilde hareket eden hekimler hakkında Türk Tabipler Birliği’ne başvurulması çağrısında bulunan Yerlikaya, “Eğer kişiye işkence yapılmış ve muayenede belirtilmemişse bulundukları illerdeki tabip odalarına başvurabilirler. İHD ve TİHV işkencenin önlenmesi konusunda önemli bir mücadele yürütün kurumlardır. Bunlara da başvurulabilir. Yapılan başvurular işkencenin caydırıcı olması ve bu vakaların tekrar edilmemesi için kesinlikle başvuru yapılması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

‘Mesleki etik kurallarımız her şeyin üzerindedir’

Gözaltı ve tutukluların adli muayene süreçlerinin mesleki etik kuralları ve İstanbul Protokolü’ne göre yapılması için bir dizi çalışma yaptıklarını ifade eden Yerlikaya, “Adli muayene süreçlerinin nasıl yapılması gerektiğini, İstanbul protokolüne uygun bir muayenenin gerçekleşme koşullarının neler olduğunu bu konudaki bilgi eksikliğini gidermeye yönelik geçmiş dönemlerde eğitim çalışmalarımız oldu. Dolayısıyla koşullar ne olursa olsun kolluk kuvveti ne kadar baskı yaparsa yapsın mesleki etik kurullarımız her şeyin üstündedir. Dolayısıyla buna uygun bir davranışı buna uygun bir şekilde yapmak gerektiğini tekrar hatırlatmak istiyoruz” vurgusu yaptı.

‘Gözaltılarla ilgili muayeneler tam olarak yapılamıyor’

Diyarbakır Tabip Odası Genel Sekreteri Dr. Mehmet Şerif Demir ise işkence ve kötü muamelenin soruşturması ve belgelenmesi amacıyla oluşturulmuş ilk uluslararası kılavuz olan İstanbul Protokolü’nün konusunda farkındalık yaratılması, gerekli hassasiyetlerini gösterilmesi amacıyla Diyarbakır Valiliği, Kamu Hasteneleri Birliği İl Genel Sekreteri ve il sağlık müdürlüğüyle görüştüklerini söyledi. Son dönemde dikkat çekici artış gösteren işkence ve kötü muameleye karşı Tabip Odası olarak ulusal ve uluslararası hukuk ve tıbbi etiğin yüklediği sorumluluk ve görev gereği acil servislerde çalışan hekimlere mektup gönderdiklerini belirten Demir, “Son dönemde çatışmalı süreçten kaynaklı OHAL süreciyle birlikte yoğunlaşan hak ihlalleriyle birlikte bu alanda ciddi eksikliklerin olduğunu meslektaşlarımızın sıkıntılar yaşandığını biliyoruz. Bu açıdan hem mektuplarla arkadaşlarımıza sorumluluklarını, mesleki etik sorumlulukların muayenenin nasıl olmasını gerektiğini belirten bir metin yolladık. Gözaltı ve tutukluların adli muayene süreçlerinin mesleki etik kurallarına göre yapılması gerektiğini hatırlattık. Bu süreçte gözaltılarla ilgili adli muayeneler tam olarak yapılmıyor. Gözaltına alınanların bir kısmı muayene için acil servislere getirilirken, diğer kısmı ise getirilmiyor. Toplu gözaltılarda hekimler karakollara götürülerek burada adli muayene yapmaya zorlanıyor. Bu durum hekimler açısında ciddi bir sıkıntı. İşkencenin adli raporlara yansıması zorlaşıyor” dedi. (DİHA)

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir