Doç. Dr. Demirer: Yeni dönemin adı ‘Üniformasız Militarizm’

Kocaeli Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yücel Demirer, darbe girişimi sonrası AKP’nin yanına MHP ve CHP’yi de alarak Yenikapı’da verdiği fotoğrafla bütün işaretlerini verdiğini söylediği yeni dönemi “Üniformasız Militarizm” olarak tanımladı. Demirer, buna karşı ise Türkiye’deki sol muhalif söylemin de kendisini çok kapsamlı bir biçimde tanımlaması, içinden geçilen durumu ve ittifaklar politikasını belirgin kılması gerektiğini vurguladı.

Evrensel Gazetesi’nden Serpil İlgün’e röportaj veren Kocaeli Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yücel Demirer, darbe girişimi sonrasında içerisine giren yeni dönemi, değişen siyasal kodları, Yenikapı’da kurulan ittifakı ve bu ittifakın şimdiden yüzünü gösteren tehlikelerine karşı yapılması gerekenler konusunda önemli saptamalarda bulundu.

‘Darbe girişimi AKP’nin kudretini sarstı’

Darbe girişiminin, AKP iktidarının 2002’den bu yana gündemde olan kudretli pozisyonunu ciddi bir biçimde sarstığını dile getiren akademisyen Yücel Demirer, buna yanıt olarak başlatılan çok ciddi bir yeniden yapılanma dalgasının ortasında olduklarını ifade etti.

Demirer, bu yeniden yapılanma dönemi ise “Yeniden yapılanmanın, bu çok katmanlı reorganizasyonun entelektüel, iktisadi, yönetsel ve benzeri pek çok boyutu var. On binlerle ifade edilen tutuklamalar, açığa almalar, kapatılan üniversiteler, gazeteler… Tüm bu alt üst oluş sırasında ve buna paralel olarak siyasal alan yeniden organize ediliyor. Bu yeniden organize sürecinde en önemsenmesi gereken konuların başında TBMM’de grubu bulunan HDP’nin siyasal mutabakat alanı dışında tutulması çabası geliyor. Bu tutumla, önümüzdeki dönemde nasıl bir Türkiye hayal edildiğinin sinyalleri veriliyor aslında. İçinden geçtiğimiz bu sıcak günlerin, önemli değişiklikler beklediğim ve 2017 yılından itibaren etkisini göreceğimizi düşündüğüm yeni bir siyasal dönemin yasama ve kurumsallaşma bağlamındaki hazırlık aşaması olduğu inancındayım” sözleriyle tanımladı.

‘Faşizm, diktatörlük’ kavramlar erken kullanıldı!

Demirer, yine AKP iktidarına yönelik geride kalan yıllarda başvurulan “faşizm,” “diktatörlük” kavramlarının, bu yeni dönemle kıyaslandığında biraz erken kullanıldığı görüşünde.

2017 yılıyla birlikte bu literatüre daha fazla müracaat edilecek bir döneme doğru ilerlemekte olunduğunu söyleyen Demirer, bunu şu sözlerle açıkladı: “Darbe girişiminden sonra, belli ki daha önce hazırlanılmış ve düşünülmüş programların uygulamaya geçirildiğini görüyoruz. Çok kısa sürede bu kadar kapsamlı ve etkili operasyonların, tutuklamaların yapılabilmesi, bu konuda çok ciddi bir hazırlık yapıldığını gösteriyor. Belki de 2023 hedefleri denilen, önümüzdeki on yılı kapsayacak bir sürecin daha da hızlandırılıp, önümüzdeki birkaç yılda yaşanmasının imkanının doğduğu düşünülüyor iktidar kesiminde. Bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘Bu Allah’ın bir lütfudur’ demesinde olduğu gibi, çok kısa sürede bir yeniden yapılandırma faaliyetinin yaşanacağı görülüyor. Sivil ve askeri kurumların yeniden yapılandırılmasını yanında, içinden geçtiğimiz dönemin, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin yeniden kuruluş dönemi olduğunu düşünüyorum. Eksik bir biçimde merkez ve liderlik üzerinden değerlendirilen partinin önümüzdeki dönemdeki yerel örgütlenme biçimlerinde, özellikle gençlik faaliyetlerinde değişiklik ve çeşitlenmeler bekliyorum. Yorum yapmak için belki henüz erken ancak sokağa çağrılmış kitlelerin bir ayağının sokakta kalmasının, hem parti ve hem de ülke içi siyasette kullanışlı bulunacağını düşünüyorum.”

Yaşanan bu ideolojik dönüşümün gündelik siyasete çok uzak olmadığını da kaydeden Demirer, “Son sıralarda Erdoğan için sıkça yinelenen ‘Türkiye Cumhuriyeti’nin ikinci kurucusu Erdoğan’ söylemi tesadüfi değil. Falcılık yapmak istemem ancak iktidar partisi içinde köklü dönüşümlerin eşiğindeyiz gibi geliyor bana” diye belirtti.

’15 Temmuz yeni dönemin başlangıcı oldu’

Bu ideolojik dönüşüm ve yeniden yapılanmanın başlıca fotoğrafı ise Yenikapı mitingi.

“Çok önceden başlatılan ve Süleyman Soylu örneğindeki gibi zekice müdahalelerle genişletilen, Türkiye’de merkez sağın erimesi artık zirve noktasında” diyen Demirer, devamında Türkiye’de merkez sağın dönem dönem yeniden canlandırılması şeklinde girişimler oldu ancak bu alan tamamen doldurulmuş durumda. Merkezde olandan radikal olana, sağın değişik versiyonlarını içine alan bir koalisyonla, darbe girişimi sonrasında da sokağa inmiş bir versiyonuyla karşı karşıyayız. Yenikapı mitingi nicel ve nitel boyutlarıyla neredeyse simgesel bir ansiklopedi oldu. Alandaki iki büyük fotoğraftan birinin Atatürk’ün, diğerinin Erdoğan’ın olması, alandaki sanatçı, sporcu, iş insanı bolluğu, şölenin medyada sunulma biçimi içinden geçilen dönemin simgesel özeti olduğu kadar, gelecek dönemin temel dinamiklerini de haber verdi. Sık sık ‘milat’, ‘dönüm noktası’ yorumları yapanlardan değilim. Ancak 15 Temmuz 2016 tarihinin, hakikaten bir yeni dönemin başlangıcı olduğunu düşünüyorum. Yenikapı yeni dönemin bütün işaretlerini verdi. Yeni bir milat, yeni bir militarizmin başlangıcı olarak da düşünülebilir” diye konuştu.

‘Militarizm üniformalı olmakla sınırlı değil…’

Militarizmin ise üniformalı olmakla sınırlı bir kavram olmadığını vurgulayan Demirer, bu yeni dönem için “üniformasız bir militarizm tehlikesi kapıda” uyarısında bulundu.

Demirerbu fotoğraf içerisinde yer alan CHP’yi ise şu sözlerle analiz etti: “Siyasal tarihimiz ve siyasal parti düzenimizi oluşturan yasa ve gelenekler bağlamında pek azı dışında Türkiye’de siyasal partiler kendi içlerinde küçük koalisyonlar gibidirler. CHP de aslında bir koalisyon. Kılıçdaroğlu liderliğindeki parti yönetimi Erdoğan’ın formüle ettiği şekliyle bir istikrar ve mutabakat anlayışına ikna olmuş görüntüsü verdi. Ancak Yenikapı Mitingi’nin yapılış biçiminin simgesel detayları Kılıçdaroğlu’nu doğrular gibi görünmüyor. İçinden geçtiğimiz günlerin CHP içinde de yoğun geçtiğini düşünenlerdenim. Eğer hızla ikna edici bir siyaset üretilmezse, 15 Temmuz tarihinin CHP için de bir kırılma noktası olabileceğini düşünüyorum.”

Demirer, buna karşı yapılması gerekenleri ise “Demokratik değerlere, hukukun üstünlüğüne ve insan haklarına sahip çıkan, popülist pragmatizmin dev adımlarına evrensel ilkelere sarılarak karşı çıkan bir hat örmek kritik bir öneme sahip. Bu bağlamda demokratik güç birliği arayışlarını ve içinde bulunduğumuz durumun değerlendirildiği kongrelerin en kısa süre içinde organize edilmesini önemsiyorum.

… Türkiye’deki sol muhalif söylemin de kendisini çok kapsamlı bir biçimde tanımlaması, içinden geçilen durumu ve ittifaklar politikasını belirgin kılması gerekiyor” sözleriyle ifade etti.

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir