‘İstanbul depreme ne kadar hazır?’

TMMOB, deprem ülkesi olan Türkiye’nin, başta da Marmara Bölgesi ve İstanbul’un depreme hazır olmadığına dikkat çekti. Hazırlanan raporda, önlem alınmadığı, uygun politikalar üretilmediği için doğa olayı depremin, doğal afete dönüştüğüne işaret edildi. İstanbul’da depremde toplanılacak 470 alanın 300’ünün AVM ve gökdelenlere dönüştüğü, acil kullanılması gereken yollarının yüzde 12’sinin İSPARK tarafından otopark olarak kullanıldığına dikkat çekildi, “İstanbul depreme hazır değil” denildi.

Türkiye Mimar ve Mühendisler Odaları Birliği (TMMOB) İstanbul İl Koordinasyonu, “17 Ağustos’un 17. yılında İstanbul depreme hazır mı?” raporu hazırladı.

Düzenlenen basın toplantısında açıklanan raporda, 17 yıl aradan sonra, deprem bölgesi olan Marmara ve İstanbul’un depremi karşılamaya hazır olmadığı belirtildi, bunda hükümetin politikalarının önemli olduğu belirtildi.

Makine Mühendisleri Odası’nda düzenlenen toplantıda TMMOB İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Cevahir Efe Akçelik, hazırlanan raporu sundu.

’99’da yaşanan Marmara depremini diğer depremlerden ayıranın, yarattığı yıkım olduğunu belirten Akçelik, 7.5 şiddetinde gerçekleşen, yaklaşık 14.5 milyon insanın yaşadığı 8 ili etkileyen Marmara depreminde 17 bin 480 kişinin yaşamını yitirdiğini hatırlattı.

Aradan geçen 17 yılın bir bütün olarak boşa geçirilmediğini, ancak insanların gelecek kaygısının da ortadan kaldırılmadığını vurgulayan Akçelik, deprem ülkesi olan Türkiye’de deprem gerçeğinin yok sayıldığını, bu gerçeğin ancak yeni bir deprem yaşandığında görünür olduğunu söyledi. Akçelik, bu nedenle telafisi mümkün olmayan sonuçlar yaşandığını kaydetti, ülkenin deprem tarihinin bunun somut örneği olduğunu ifade etti.

1900’lü yıllardan bugüne otuza yakın büyük ölçekli deprem yaşandığını ve resim kayıtlara gör 100 bine yakın insanın yaşamını yitirdiğini hatırlatan Akçelik, bu tarih ve Marmara depreminden ders çıkarılmadığı için Van depremini yıkıcı etkisinin hafifletilemediğini söyledi.

Bir çok sorunun görmezden gelindiğini kaydeden Akçelik, yapı stokunun güvenli ve sağlık olmaktan çıktığını söyledi. Akçelik, bir çok yapının kaçak üretildiğini, ruhsatsız ve mühendislik hizmeti alınmadığını kaydetti, toplumsal eğitimin vazgeçilmesi olması gereken deprem bilincinin oluşturulmadığını, deprem anına ve sonrasına ilişkin bütünlüklü bir planlama olmadığına dikkat çekti.

Akçelik, Türkiye’nin depremlerin bedelini, hep ağır ödediğini söyledi, İstanbul için beklenen en kötü senaryonun 7.7 büyüklüğünde bir depremin tekrar etmesi olduğunu, ayrıca tarihsel kayıtlarda da 6 metreye varan tsunami dalgalarından söz edildiğini kaydetti.

‘DOĞA OLAYI OLAN DEPREM DOĞAL AFETE DÖNÜŞMEMELİ’

Bir doğa olayı olan depremin doğal afete dönüşmesi gerektiğini ve mühendisliğin, bunun mümkün olduğunu kanıtlayan bir bilim dalı olduğunu vurgulayan Akçelik, “Doğa olaylarının önüne geçilemezliği ile doğal afetlerin önlebilirliğinin kesiştiği nokta asıl soruna, yani yapı üretim süreci esaslarına işaret etmektedir” dedi.

Akçelik, “Yapılan arazi çalışmalarının yetersizliği, teknik bilgi eksikliği, teorik verilen uygun olmayan yer ve koşullar için kullanılmaması, işin düşük fiyatla alınmasına bağlı teknik yetersizlikler, aza uygulamalarındaki yanlış örneklemeler ve hatalı laboratuvar çalışmaları ile alınmamakta ısrar edilen önlemlerin” vahim sonuçlara davetiye çıkardığını vurguladı.

‘KAMUSAL HİZMET OLMASI GEREKEN YAPI DENETİMİ REKABETÇİ KOŞULLARA TERK EDİLMİŞTİR’

Bir diğer etmenin ise yanı denetim sisteminin eksikliği olduğunu söyleyen Akçelik, yapı denetimin sadece güvenli ve sağlıklı yapı üretimiyle sınırlı olmadığına işaret etti. Akçelik, “Yapı denetimine, mevcut yapı stokunun iyileştirilmesi penceresinden bakmak, yetersiz ve eksik olacaktır” dedi, yapı denetiminin, gelecekte ortaya çıkması ihtimali olan sorunlara bugünden önlem alınmasını sağlayan bir sistem olduğunu kaydetti.

Yapı denetiminin özel firmalar aracılığıyla yapıldığını ifade eden Akçelik, “Kamusal özellik taşıması gereken hizmet, ne yazık ki piyasanın rekabetçi koşullarına terk edilmiştir” diye belirtti.

Yapı denetim firmasının, denetlemekle yükümlü olduğu işverenle ücret ilişki kurduğu için sağlıklı bir denetim yapılmadığını söyleyen Akçelik, yapı denetim firmalarındaki ihmal ve etüt-proje sisteminin denetiminin dışında tutulmasının Marmara için tehlikeli senaryoların gündeme gelmesini kaçınılmaz kıldığını söyledi.

‘İNSAN HAYATI DEĞİL, KENTSEL RANT ÖNEMSENİYOR’

Kentsel dönüşümün de tehlike yaratan bir diğer etmen olduğuna dikkat çeken Akçelik, İstanbul’u dev bir şantiye haline getiren kentsel dönüşüm projelerinin doğru yürütülmediğini söyledi.

Kentsel dönüşümün insan odaklı değil, rant odaklı yürütüldüğünü vurgulayan Akçelik, kentte, depremde toplanılacak alanların yapılaşmaya açıldığını kaydetti, “Mevcut anlayışın insan hayatını ve deprem tehlikesini değil, kentsel rantı önemsediğini göstermektedir” dedi.

DEPREMDE TOPLANILACAK 470 ALANIN 300’Ü AVM VE GÖKDELENLERE DÖNÜŞTÜ

Bugün 470 deprem toplanma alanının 300’ünün alıveriş merkezleri ve gökdelenlere dönüştüğüne işaret eden Akçelik, “İstanbul, aradan geçen onca yıla, verilen sözlere, mantar gibi biten kentsel dönüşüm projelerine rağmen 99’yılından farklı değildir. Tek fark, nüfusun artmış olduğu, deprem tehlikesi altında olanların sayısında kayda değer oranda fazlalaşma olduğudur” diye konuştu.

‘ASKERİ ALANLAR DEPREM TOPLANMA VE KAMUSAL ALANLARA DÖNÜŞTÜRÜLSÜN’

Darbe girişiminin ardından askeri alanlara ilişkin yapılan tartışmaları hatırlatan Akçelik, İstanbul’da 540 bin hektar alanın 56 bin hektarlık kısmının askeri alandan oluştuğunu söyledi.

Bu alanların sosyal donatı alanı olarak düzenlenerek, deprem toplanma anlarına ve kamusal alanlara dönüştürülmesi gerektiğini vurguladı.

‘ACİL ULAŞIM YOLLARININ BÜYÜK KISMI İSPARK OTOPARKI OLARAK KULLANILIYOR’

Akçelik, İstanbul’un trafiği ve acil ulaşım yollarının durumu ile de depreme hazır olmadığını belirtti, İstanbul genelinde yaklaşık 622 bin kilometre acil ulaşım yolu ve ağının yaklaşık 71 bin 640 kilometresinin, yani yüzde 12’sinin İSPARK tarafından otopark olarak kullanıldığını bildirdi.

Kavşak, acil ulaşım yollarına bağlantı yolları, katılım şeritleri, yol kenarlarındaki yaya kaldırımlarının da gerektiği gibi olmadığını kaydeden Akçelik, “Deprem toplanma alanları ile acil ulaşım yollarının akıbeti, deprem sonrası tam bir felaketle karşı karşıya kalacağımızı göstermektedir” dedi.

TSUNAMİ İSTANBUL VE TÜRKİYE KIYILARI İÇİN BİR TEHLİKE

Tarihsel kayıtlara ve güncen araştırmalarla Marmara denizinde depremle birlikte yıkıcı tsunami dalgalarının oluşabileceğini ortaya koyduğuna dikkat çeken Akçelik, bunun Türkiye kıyıları için bir tehlike olduğunu söyledi.

Akçelik, tsunami nedeniyle doldurularak oluşturulan Maltepe ve Yenikapı alanlarının depremin ardından toplanılacak alanlar olarak gösterilmesinin, büyük sonuçlara neden olacağına işaret etti.

‘İSTANBUL’DA OLASI DEPREMİN SONUÇLARI: 90 BİN ÖLÜ, 130 BİN AĞIR YARALI’

Bilim çevrelerinin, İstanbul’un olası bir depreme yaklaştığı sürekli olarak açıkladığını hatırlatan Akçelik, şunları söyledi: “Beklenen depremin zararı Japon Uluslararası İşbirliği Ajansı (JICA) tarafından yapılan hesaplara göre 50 bin ile 60 bin ağır hasarlı bina, 500 bin ile 600 bin civarında evsiz aile, 70 bin ile 90 arasında ölü, 120 bin ile 130 bin ağır, 400 bin hafif yaralı, 40 milyar ABD doları civarında maddi kayıp olacağı şeklinde.” Bu araştırmanın nüfusun 9 milyon, bina sayısının 750 bin, konut sayısının ise 3 milyona yakın olduğu kabulü üzerinden hazırlandığına dikkat çeken Akçelik, bugün ki koşullara göre bunun sonuçlarının daha ağır olacağını vurguladı.

YAPILMASI GEREKENLER

İstanbul ve çevresinin deprem riskinin giderek arttığını ve sürenin de kısaldığına dikkat çeken Akçelik, şu koşulların yerine getirilmesi gerektiğini kaydetti:

-Deprem ve yol açacağı tüm sonuçlara karşı yasal mevzuatlar tamamlanmalı, denetim, gözetim ve uygulama sisteminin taşıdığı sorumluluğu yerine getirmesi sağlanmalı.

-Deprem/afet güvenliğine önem verilmeli, yeterli jeolojik-jeoteknik inceleme ve modelleme yapılmadan karar süreçleri işletilmemelidir.

-Yapı Denetim Yasası, İmar Yasası, Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Yasa ve ilgili diğer yasa ve yönetmelikler, TMMOB ve odaların önerileri alınarak yeniden düzenlenmeli.”

Rapor sunumunun ardından Jeoloji Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Yüksel Örgüt Tutay, Jeofizik Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Erol Celepsoy, İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Nusret Suna, Makine Mühendisleri Odası Şube Başkanı Battal Kılıç da birer konuşma yaparak, alınması gereken önlemlere işaret etti. (ETHA)

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir