Basın Meslek örgütleri: Habere özgürlük istiyoruz

OHAL ilanı sonrası basına yönelik uygulanan baskılara dair ortak basın toplantısı düzenleyen basın meslek örgütleri, siyasi iktidara “Habere özgürlük istiyoruz” mesajı verdi. Maruz kalınan baskılara TGC Genel Başkanı Turgay Olcayto; “İktidarlar gelip geçici, medya kalıcı”, Basın Enstitüsü Başkanı Kadri Gürsel ise; “Gazetelerin derdest edilmesi, intikamcı duygularla gazetecilerin üzerine gidilmesi endişe yaratmaktadır” sözleriyle tepki gösterirken, bu baskılara karşı ortaklaşmanın bir zorunluluk olduğunun altını çizildi.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC), Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), DİSK Basın İş, Basın Enstitüsü, PEN Türkiye Genel Merkezi ve Haber-Sen, “OHAL’in birinci ayında basına baskılar” konulu basın toplantısı düzenlendi. TGC’nin Cağaloğlu’ndaki binasında düzenlenen basın toplantısındaki salona “Habere özgürlük istiyoruz” yazılı pankart asıldı.

Toplantıya Özgür Gazeteciler Cemiyeti (ÖGC) Eşbaşkan Hakkı Bolkan ile gazeteye yönelik baskında gözaltına alınıp dün serbest bırakılan Özgür Gündem editörü Günay Aksoy da katıldı.

Olcayto: İktidarlar gelip geçici, medya kalıcı

Toplantıda ilk olarak TGC Genel Başkanı Turgay Olcayto konuştu. Olcayto, Özgür Gündem gazetesinin polis tarafından basılmasının hukuk dışı olduğunu belirterek, çalışanlarının darp edilmesini protesto etti. OHAL günlerinde halkın haber alma kanallarının kapatıldığını dile getiren Olcayto, Türkiye’de demokrasi toplantılarına katılmayanların linç edilmeye çalışıldığını söyledi. Önemli yazarların da gözaltına alındığını belirten Olcayto, “Hilmi Yavuz, Aslı Erdoğan gibi isimler gözaltına alındı. Ragıp Zarakolu’nun evine baskın yapıldı. Neden bunlar? Nedenini bulmak çok zor. Bu kişiler yazar-çizer sadece, düşüncelerini ifade eden insanlar. Yurt dışında da tanınan insanlar. Bunlar Türkiye’nin yüz akı insanlar” dedi.

Gazetelerin bugün, dünden daha fazla iktidarın kontrolünde olduğunu söyleyen Olcayto, “İktidar yanlısı medya arttı. Satır aralarından karalamada yapıyorlar. İktidarlar gelip geçici medya kalıcı. Yarın öbür gün bu arkadaşları da vicdanlarda yargılamak durumunda kalacağız” diye konuştu

Gürsel: Gazetelerin derdest edilmesi endişe yaratıyor

Basın Enstitüsü Başkanı Kadri Gürsel de “OHAL” adı altında gazetecilerin derdest edilmesinin, gazetelere el konulmasının kabul edilemez olduğunu vurguladı.

Bu gazetelere el koyma işlemlerinin darbe girişimini engellemekle ilgisi olmadığını söyleyen Gürsel, “Gazetelerin derdest edilmesi, intikamcı duygularla gazetecilerin üzerine gidilmesi biz de endişe yaratmaktadır. Kaygılanmamıza neden olmaktadır. Basın meslek kurumlarının OHAL’in sürekli hale gelmesi konusunda seslerini yükseltmesi gerekiyor. Gazetecilerin darbe girişimi ile herhangi bir alakası yok. En kısa zamanda darbecilikle suçlanan gazetecilerin de bu darbeye nasıl katıldıklarına dair delillerin ortaya konması lazım” dedi.

“Türkiye’de her türlü muhalefetin darbecilikle eş değer tutulup, cezalandırılmak istenmesi gibi bir eğilim ortaya çıkmış durumda” diyen Gürsel, tüm muhalefetin susturulmak istendiğini kaydetti. Türkiye’de basın özgürlüğü mücadelesi ile demokrasi ve insan hakları mücadelesinin aynı olduğunu belirten Gürsel, bu nedenle de ortaklaşmanın bir zorunluluk olduğunun altını çizdi.

Oral: Yaptıklarınız ülkeyi demokrasiden giderek uzaklaştırıyor

PEN Türkiye Genel Merkezi Başkanı Zeynep Oral ise, Türkiye’nin “terörle mücadele ediyorum” adı altında tüm muhalefete saldırdığını ifade etti. Oral, “Aslı Erdoğan’ı Hilmi Yavuz’u gözaltına alarak mı terörle mücadele ediyorsunuz? Özgür Gündem’i basarak, gazetecilere ters kelepçe takarak mı terörle mücadele ediyorsunuz? Gazeteci Gülfem Karataş’a cinsel taciz yaparak mı terörle mücadele ediyorsunuz? Yaptıklarınız ülkeyi demokrasiden giderek uzaklaştırıyor. Yaptıklarınız asla kabul edilemez. Bütün bunlar dünyaya anlatılamaz” dedi.

“İntikam yerine demokrasi ve hukuk üstünlüğünü savunmak gerekiyor” diyen Oral, sözlerini şöyle noktaladı: “Daha çok vicdan lazım. Yaşanabilir bir ülke istiyorsak başka yolumuz yok. O yol, hukukun üstünlüğünden, güç birliğinden ve dayanışmadan geçer.”

Güç: Son bir ayda 134 basın kurumu kapatıldı

Yine fikir ve ifade özgürlüğü üzerindeki baskıların kaldırılmasını talep ettiklerini söyleyen TGS Genel Başkanı Uğur Güç de, cezaevlerindeki gazetecilerin derhal serbest bırakılmasını istedi. Son bir ayda 134 basın kurumunun kapatıldığını, 2 binin üzerinde basın emekçisinin ise işsiz kaldığını söyleyen Güç, bu kurumların tüm mal varlığının hazineye devredildiğine işart ederek, işçilerin alacaklarını almaları konusunda bir muhatap dahi bulamadıklarını, büyük bir hukuksuzluk olduğunu söyledi.

Bununla birlikte OHAL süresince 99 gazetecinin gözaltına alındığını paylaşan Güç, birçoğunun serbest bırakıldığını belirtti. Özgür Gündem’in kapatılmasına da değinen Güç, polislerin öfkesine tanık olduklarını ve militanlaştırıldıklarını, bu şekilde davranan polislerin cezalandırılmasını istediklerini söyledi.

Eren: Gözaltında olan 3 gazeteciye neler yapıyorlar?

Güç’ün ardından DİSK Basın-İş Genel Başkanı Faruk Eren konuştu. Eren, Özgür Gündem’in kapatılmadan önce de soruşturmalarla boğulmak istendiğini hatırlatarak, “İstese bugün bir vali istediği kanalı TV’yi kapatabilir. 30 gazetecinin sarı basın kartının iptal edildiği açıklandı. Gazetecilerin pasaportları iptal edilmiş. Kimlerin bunlar bilmiyoruz. Binlerce gazeteci işsiz kaldı. Operasyon cemaate karşı değil basın ve ifade özgürlüğüne karşı yapılıyor” diye konuştu.

Özellikle DİHA muhabirlerinin gözaltına alındığını ve tutuklandığına dikkat çeken Eren, Özgür Gündem’in kapatılmasının Anayasa’ya dahi aykırı olduğunu belirtti. Şuan gözaltında olan Özgür Gündem yöneticileri İnan Kızılkaya, Bilir Zana ve Aslı Erdoğan’a emniyet müdürlüğünde neler yaptıklarını bilmediklerini, bu yüzden endişe duyduklarını söyleyen Eren, gazetecilerin derhal serbest bırakılmasını istedi.

Baş: Mesleğe yönelik saldırılarda ortaklaşmalıyız

Haber Sen’den Engin Baş ise konuşmasında emek mücadelesinin demokrasi, insan hakları ve basın mücadelesinden ayrı olmadığı üzerinde durdu. Baş, “Öyle bir hale geldi ki bu ülkede en son yapılması gereken meslek gazetecilik oldu. Aynı zamanda evrensel kurallara göre yapılması gereken bir meslek de gazetecilik oldu. Biz bu mesleği toplumun bilgi sahibi olması için yapıyoruz. Bir yerlerden bizim çalışma koşullarımız baskı altına alınırsa bu bize değil o toplumda yaşayanların haklarına yapılmış saldırıdır. Bu nedenle hangi görüşten olursak olalım mesleğe yönelik saldırılarda ortaklaşmalıyız” dedi.

Aslan: Gözaltındaki arkadaşlarımızı serbest bırakın

Basın meslek örgütü başkanları ve temsilcilerinin ardından son olarak gazeteye dönük baskında gözaltına alınıp, dün serbest bırakılan Özgür Gündem editörü Günay Aksoy konuştu.
Gazeteye yapılan polis baskının ayrıntılarını anlatan Günay, uzun namlulu silahlarla gazeteye baskın yapan polisin gazetecileri tehdit ettiğini paylaştı.

Aksoy, “Normal bir baskın değildi. Her şey öncesinden planlıydı. Biz yayınımızı yapacaktık. Ancak bütün arkadaşlarımızı tek tek tehdit ettiler. Arkadaşımızın çocuğunun gözü önünde arkadaşlarımıza saldırdılar. Ellerimize ters kelepçe yaptılar ve 7-8 saat çevik kuvvet otobüsünde işkence ettiler. Türkiye’de gazetecilik yapmak artık çok zorlaşıyor. Ama bu baskıları bertaraf edecek olan da gazetecilerin kendi mücadelesidir. Biz içerdeyken arkadaşlarımızın dışarıda gazeteyi çıkaracağını düşünüyorduk. Hepsine teşekkür ederiz. Bizim gazetemiz halen kapalı. Biz şuan gazete önünde gündem toplantısı yapmaya çalışıyoruz. Biz ne olursa olsun gazetemizi çıkartacağız. Bu ülkenin yasaları çiğnenerek gazetemize baskın yapıldı. Biz gözaltındaki arkadaşlarımızın serbest bırakılmasını istiyoruz. Gazetede kapımızdaki mührün kaldırılmasını istiyoruz” diye konuştu.

Toplantı, soru-cevap bölümünün ardından sona erdi. (DİHA)

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir