Cumartesi Anneleri 595.Hafta: Suçlarınızla yüzleşin, hesap verin!

Özyönetim direnişleri sürecinde Kürdistan’da, darbe girişiminin ardından ise Türkiye’de artan baskılara ve kayıtdışı gözaltılara dikkat çeken kayıp yakınları, “Devlet herkese her yerde hak ve özgürlüklerini sağlamakla yükümlüdür” dedi. Kayıp yakınları, 24 yıl önce kaybedilen Mehmet Ertak ve 68 gündür kendisinden haber alınamayan Hurşit Külter’in akıbetini sordu, sorumluların cezalandırılmasını istedi.

Cumartesi Anneleri, 595. kez Galatasaray Meydanı’nda buluştu.

Bu haftaya da “Hurşit Külter nerede?” sorusunu sorarak başlayan kayıp yakınları, 86 gündür sorulan bu soruyu yanıtsız bırakan devleti kınadı.

Özgür Gündem gazetesinin kapatılmasını, binasının mühürlenmesini ve yazarı Aslı Erdoğan’ın tutuklanmasını kınayan kayıp yakınları, “Özgür Gündem’in kapatıldı. Aslında kapatılmak istenen mazlumların sesidir” dedi, kapatma kararının kaldırılmasını, Erdoğan’ın derhal serbest bırakılmasını istedi.

Kayıp yakınları, 24 yıldır devlet tarafından failleri korunan Mehmet Ertak’ın akıbetini sordu, katillerin yargılanmasını istedi.

‘SUÇLARINIZLA YÜZLEŞİN, HESAP VERİN’

595-6

Eylemde ilk sözü Hasan Ocak’ın ağabeyi Ali Ocak aldı. “Devlet kendi suçlarıyla hesaplaşmadığı için darbeler yapılıyor. OHAL’ler de bu suçların üzeri örtülüyor” diyen Ocak, bir kez daha devlete, hükümete seslendi: “Suçlarınızla yüzleşin, hesap verin. Böyle yapmadığınız için bugün Hürşit Külter kayıp. Bu suçlarınızdan arınmanız için Kürt sorunun çözmeniz, katillerin üzerindeki koruma kalkanının kaldırın, özgürlüklerin önündeki engelleri kaldırın.”

595-7

CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Mehmet Ertak dosyasına ilişkin bilgi verdi. Ertak’ın katillerinin ortaya çıkmasında Diyarbakır’da katledilen Baro Başkanı Tahir Elçi’nin büyük payı olduğunu vurgulayan Tanrıkulu, Elçi’nin, polislerin kaybettiği belgeyi önceden sakladığını ve günü geldiğinde mahkemeye sunduğunu söyledi.

OHAL’in geçmişteki işkence uygulamalarını aratmadığını belirten Tanrıkulu, “Eylemi sadece yazmak olanlar tutuklanıyor, gazeteler kapatılıyor. Ama umudumuzu kaybetmedik, mücadelemize devam ediyoruz. Bundan kimsenin kaygısı olması, kimse umutsuzluğa düşmesin” şeklinde konuştu.

595-8

Mehmet Ertak’ın oğlu Servet Ertak, babasının kaybediliş hikayesini hatırlattı. Ertak, şunları söyledi: “Ceylanpınar’da fitili ateşlenen, Suruç’ta doruğa çıkarılan süreç katliamlarla devam ediyor. Babam, kömür işçisiydi, 24 yıl önce kaybedildi. Bu alanda kayıpların fotoğraflarını taşıyan yiğit insanlar Kobane’deki çocuklara oyuncak götürdükleri sırada Suruç’ta katledildi, Cizre’de, Sur’da, Nusaybin’de çocuklar öldürüldü.

‘KAYIT DIŞI GÖZALTI İŞLEMİNE DERHAL SON VERİN’

595-2

Basın açıklamasını Mukaddes Şamiloğlu okudu. Darbe girişiminin ardından kayıt dışı gözaltıların yoğunlaştığını belirten Şamiloğlu, 9 Ağustos’ta gözaltına alınan, tanıklara, kamera görüntülerine rağmen gözaltında olduğu inkar edilen öğretmen Recep Demirtaş’ın, dün gece Ankara’da gözaltında olduğunun kabul edildiğini belirtti. Hükümetin, OHAL kapsamında çıkardığı antidemokratik yasalarına bile uyma gereği duymadığını kaydeden Şamiloğlu, anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan hak ve özgürlüklerin ayaklar altına alındığını söyledi.

Hükümeti, kayıt dışı gözaltı işlemine derhal son vermeye çağıran Şamiloğlu, “Darbecilere karşı operasyon yürütüyoruz bahanesiyle hiç kimseye, evrensel hukukun dışına çıkılarak intikamcı vahşi yöntemler uygulanamaz. Çünkü devlet herkese, her yerde hak ve özgürlüklerini sağlamakla mükelleftir. Çünkü devletin tüm işlem ve eylemleri hukukla sınırlı olmak zorundadır” diye kaydetti.

24 yıl önce gözaltına alınan Mehmet Ertak’ın kaybedilmesinden dönemin Şırnak Emniyet Müdürü Necati Altuntaş, TMŞ Müdürü Mehmet Kaplan, Şırnak Tugay Komutanı Mete Sayar, OHAL Valisi Ünal Erkan ve 49. SHP-DYP hükümetinin sorumlu olduğunu belirten Şamiloğlu, Ertak’ın akıbeti açıklanana, sorumlular evrensel hukuka uygun olarak yargılanana kadar bu dosyanın kendileri için kapanmayacağını vurguladı.

Şamiloğlu, “Mehmet Ertak Nerede? Hurşit Külter Nerede? Kayıplarımız Nerede?” sorularıyla, sözlerini tamamladı.

NE OLMUŞTU?

32 yaşında ve 4 çocuğu olan Mehmek Ertak, kömür ocağında işçi olarak çalışıyordu. Kardeşi dağda olduğu için defalarca gözaltına alınan Ertak, ağır işkencelere maruz kaldı. 20 Ağustos 1992’de birlikte çalıştığı üç akrabasıyla beraber eve döndükleri sırada yolda araçları durduruldu, kimlik kontrolünün ardından gözaltına alındı. Ertak, 3 kişinin yanında alınarak Şırnak Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü, 6 kişi ise onun gözaltına işkencede gördüğüne tanık oldu.

Baba İsmail Ertak savcılığa başvurdu, tanıklar gördüklerini savcıya anlattı. Buna rağmen yapılan tüm başvurular sonuçsuz kaldı Mehmet Ertak’ın gözaltına alındığı inkar edildi.

Şırnak Emniyet Müdürlüğü emrinde “sorgu elemanı” olarak çalışan JİTEM personeli Murat İpek, ’97’de yaptığı itiraflarında, “Mehmet Ertak’ı Şırnak Emniyet Müdürü Necati Altuntaş ve TMŞ Müdürü Mehmet Kaplan’ın emriyle öldürüp gömdük” dedi. Tüm infazların dönemin OHAL Valisi Ünal Erkan’ın bilgisi dahilinde gerçekleştiğini anlattı.

İç hukukta sonuç alınamayan dosya Avukat Tahir Elçi tarafından AİHM’e taşındı. AİHM, Ertak’ın gözaltında ölümünden ve bedeninin kaybedilmesinden hükümetin sorumlu olduğunu ve buna devlet yetkililerinin neden olduğunu belirterek, Türkiye’yi oy birliği ile mahkum etti. (ETHA)

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir