Aslı Erdoğan için ‘Özgürlük Nöbeti’

Aslı Erdoğan için başlatılan “Özgürlük Nöbeti”nde konuşan yazar Murathan Mungan, sadece Aslı için değil cezaevinde olan tüm gazeteciler için cezaevi önünde olduklarını belirterek, “Siz istediğiniz kadar savaş çıkartmaya çalışın biz yine barışın yanında olacağız. Türkiye’de bir yanı ile Kafka romanı bir yanı ile Aziz Nesin hikayesi içinde yaşıyoruz. Traji komik bir şekilde gazeteciler barış isteyenler tutuklanıyor. Tek tip bir insan yaratılmaya çalışıyorlar” dedi.

Özgür Gündem gazetesi hakkında kapatılma kararı verilmesinin ardından evine yapılan polis baskınıyla gözaltına alındıktan sonra yazıları gerekçe gösterilerek, “Örgüt üyeliği”, “Örgüt propagandası” ve “Devletin birliğini ve bütünlüğünü bozmak” iddialarıyla tutuklanan gazetenin Yayın Danışma Kurulu üyesi edebiyatçı-yazar Aslı Erdoğan’ın arkadaşları, tutuklu bulunduğu Bakırköy L Tipi Kadın Cezaevi önünde “özgürlük nöbeti” başlattı.

asli erdogan-nobet-1

“Özgür Gündem susturulamaz” ve “Bizler varız” pankartının taşındığı nöbet eylemine yazarlar, Murathan Mungan, Sema Kaygusuz, Vivet Kanetti, Seray Şahinler, Cumhuriyet gazetesi köşe yazarı Pınar Öğünç, Agos gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Yetvard Danzikyan, Barış İçin Akademisyenler, Barış İçin Kadınlar, Barış İçin Sağlıkçılar, Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Başkanı Uğur Güç, CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, HDP İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu, Özgür Gündem gazetesi çalışanları, okurları ve Erdoğan’ın annesi Mine Aydostlu katıldı.

“Aslı Erdoğan yalnız değildir” sloganının atıldığı eylemde ilk olarak konuşan edebiyatçı yazar Murathan Mungan, sadece Aslı için değil cezaevinde olan tüm gazeteciler için cezaevi önünde olduklarını belirterek, “Siz istediğiniz kadar savaş çıkartmaya çalışın biz yine barışın yanında olacağız. Şuan bir edebiyatçı için kaleminden başka bir şeyi olmayan biri için buradayız Türkiye’de bir yanı ile Kafka romanı bir yanı ile Aziz Nesin hikayesi içinde yaşıyoruz. Traji komik bir şekilde gazeteciler ve barış isteyenler tutuklanıyor. Tek tip bir insan yaratılmaya çalışıyorlar” dedi.

‘Bu kötü senaryoları daha önce gördük’

Türkiye tarihinde bu kadar karanlık bir dönem hatırlamadığını dile getiren Mungan, şunları aktardı: “Şuan söylenenler, yapılanlar bizi barıştan başka bir şeye çıkartmıyorsa sözlerimizi yeniden aydınlatmamız lazım. Aslı, şuan hepimizden daha güçlü olmamızı istiyordur. Bizim ensemizi karartma şansımız yok. Onların dilini konuşmadan barış mücadelesini sürdürmeliyiz.” Kendisi gibi bir çok arkadaşının hiç bir gücün, partinin odağı olmadan var olduğunu ve Türkiye’nin aydınlık bir geleceği varsa bunun da burada toplanan bu insanlar sayesinde olduğunu kaydeden Mungan, “Aslı gibi insanları yargılayacaklarsa arkasındaki 30-40 yıla baksınlar. Pınar Selek’ten bombacı yaratamadılar. Aslı Edoğan’dan da ‘terörist bombacı’ yaratmayacaklar. Biz bu kötü senaryoları gördük” şeklinde konuştu.

Aslı Erdoğan’ın en kısa zamanda serbest bırakılmasını istediklerini belirten Mungan, dayanışmayı büyütme çağrısı yaptı.

‘Devletin baskı mekanizması varsa halkın da direniş kültürü var’

Mungan’ın ardından konuşan CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu da, cezaevi önünde tutulan “özgürlük nöbetleri”nin Türkiye’nin demokrasisi konusunda bir fikir verdiğini dile getirdi. Tanrıkulu’nun ardından konuşan HDP Milletvekili Filiz Kerestecioğlu ise, tutuklamalarla iktidarın halka gözdağı vermek istediğini dile getirerek, devletin tutuklama ve baskı mekanizması varsa halkında direniş kültürü olduğunu söyledi.

‘Devlet beyhude bir çaba içinde’

Kerestecioğlu’nun ardından konuşan TGS Genel Başkanı Uğur Güç, gazetecilerin tutuklamalarla baskı altına alınmaya çalışıldığını vurgulayarak, cezaevlerindeki bütün tutuklu gazetecilerin serbest bırakılmasını istedi.

Güç’ün ardından Barış İçin Akademisyenler grubundan Kıvanç Ersoy da, barış bildirisine imza attığı için tutuklanıp Silivri Cezaevi’ne konulduğunda kapıya konulan hatıra defterinde Aslı Erdoğan’ın yazısının da olduğunu gördüğünü hatırlatarak, “Şimdi de nöbet tutma sırası ben de. Egemenler bizleri tutuklayarak mücadeleyi böleceklerini sanıyorlar. Ancak hiçbir zaman bu gerçekleşmeyecek devlet beyhude bir çaba içinde” diye belirtti.

RSF Türkiye Tensilcisi Erol Önderoğlu da, tutukluluk döneminin 10 gün sürdüğünü belirterek, Türkiye cezaevlerindeki tutuklu gazetecilerin gerçekliği yanında kendi tutukluluğunun pek de önemli olmadığını söyledi. Yeni Akit gazetesinde bugün yer alan bir yazıda TGC’nin verdiği basın ödüllerini alanların hedef gösterildiğini kaydederek, bunun gazetecilik ahlakı olmadığını aktardı.

‘Aslı Kürtlerin acılarına tanıklık ettiği için tutuklandı’

Daha sonra konuşan yazar Sema Kaygusuz ise, Aslı Erdoğan’ın vicdanı rahatsız eden her şeyi yazdığını dile getirerek, Erdoğan’ın biran önce serbest bırakılmasını istedi.

Yazar Vivet Kanetti de, Aslı Erdoğan’ın Kürt halkının acılarına tanık olduğu için tutuklandığını belirterek, “Kürt halkının acılarına tanıklık eden avukatların gazetecilerin tutuklandığını görüyoruz. Bizler bu tutuklamalarla durmayacağız mücadeleyi sürdüreceğiz” şeklinde konuştu.

‘Bu karanlık başaramayacak’

Yazar Gönül Kıvılcım da, şöyle konuştu: “Barış için kalbi yüreği atan insanlar olarak buradayız. Aslı’ya yapılan büyük bir ayıptır. Bütün dünya bu ayıbı görmelidir.” Barış Bloku Eş Sözcüsü Bahadır Altay, Dîlok katliamına dikkat çekerek, “Antep’te 12-13 yaşında bombacı yaratan bir karanlıktan söz ediyoruz. Bu karanlık bilsin ki başaramayacaklar” dedi.

Özgür Gündem gazetesi editörü Bayram Balcı da, Erdoğan gibi yazarlarla gurur duyduklarını ifade ederek, “Devlet istiyor ki Türklerle Kürtler bir araya gelmesin. Bu mesajı vermek istiyorlar. Biz onların inadına daha çok yan yana olacağız” dedi.

‘Kendimi ilk kez yalnız hissetmiyorum’

Son olarak konuşan Erdoğan’ın annesi Mine Aydostlu, kızının çok daha cesaretli olduğunu gördüğünü ve cezaevinden çıktıktan sonra da daha cesaretli ve başı dik olarak yazacağını söyledi. Aydostlu, tüm katılımcılara teşekkür etti.

Son olarak ise Aslı Erdoğan’ın cezaevinden gönderdiği mektubu okundu.
Erdoğan mektubunda, “Hayatım boyunca hep mağdurun yanında durdum. Mağdurun kim olduğunu ise sadece yüreğimle bildim. En az 20 yıllık tutarlı bir şiddet karşıtlığının bana uygulanan bir şiddetle karşılık bulması aslında beni hiç şaşırtmadı. Barışmak savaşmaktan çok daha zordur. Savaşın şiddetlendiği dönemlerde ilk suçlananlar barış savunucularıdır. Benimle dayanışan herkese çok teşekkür ederim. Kendimi ilk kez yalnız hissetmiyorum. Sevgi ile..” diye seslendi.

Basın açıklaması, “Aslı Erdoğan yalnız değildir” sloganı ile sona erdi.

Nöbet eylemi, Pazartesi ve Cuma günleri devam edecek.

Eylemde basın emekçileri de Özgür Gündem ile dayanışmak için kurulan standın üzerine foto makinesi ve mikrofonlarını bırakarak basına yönelik baskıları protesto etti. (DİHA)

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir