BHH’den ‘milli cephe’ye karşı ‘birleşik mücadele’ çağrısı

Gerçek ve kalıcı bir barışa giden süreçte “müzakere”nin zorunluluğuna dikkat çeken BHH Yürütme Kurulu üyesi Erkan Baş, “milli cepheye” karşı tüm toplumsal muhalefet güçlerini birleşik mücadeleye çağırdı. Baş, “Türk ve Sünni kimliğine dayalı bir millet kavramı etrafında oluşturulan cepheye karşı tüm ezilen halkları ve kesimleri kapsayan özgürlükçü, eşitlikçi, laik, kamucu, kardeşliği esas alan bir birleşik mücadele ve örgütlenme zemininde buluşulmalıdır.” dedi.

Birleşik Haziran Hareketi (BHH) Yürütme Kurulu üyesi Erkan Baş, AKP-CHP-MHP ittifakıyla oluşturulan “milli cephe” ve KCK’nin çözüm ve barış deklarasyonuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye’nin ve bölgenin içinden geçtiği süreçte en önemli ihtiyaçlardan birinin barış olduğu vurgusu yapan Baş, emperyalist güçler ve AKP’nin ana yöneliminin savaş ve kaos politikasıyla egemenlerin tahakkümünü artırmak, emperyalist merkezlerin dışında herkesi güçsüzleştirmek olduğunu söyledi.

“Savaş politikalarının yıllardır bölge halkları lehine tek bir sonuç vermediği ortadayken ülkemizde yıllardır devam eden savaşı durdurmaya dönük her türlü girişimin-arayışın önsel olarak değerli olduğunu saptamak tüm ilerici, halkçı, devrimci güçler açısından net olmalıdır” diyen Baş, “Birleşik Haziran Hareketi olarak tavrımız açıktır: Kürt sorununda egemenlerin kışkırtmalarına zemin sunan, halklar arasında diyalogu olanaksız hale getiren, derin etnik-ulusal boğazlaşmaların bir tehdit olarak canlı tutulmasına neden olan savaş politikalarına derhal son verilmelidir” diye konuştu.

‘AKP’nin saldırı dalgası püskürtülmeli’

İktidar cephesine bakıldığında özellikle 7 Haziran seçimlerinin ardından başta Kürt illerini hedef alan ancak bununla sınırlı olmayan çok yönlü bir saldırı planı ile hareket ettiklerini dile getiren Baş, şöyle davam etti: “Amaçları 15 yıldır bin bir yolla teslim alamadıkları halkımızı, baskı-şiddet ve zor kullanarak teslim almak ve gerici-faşist iktidarlarını güçlendirip kalıcılaştırmaktadır. 15 Temmuz darbe girişimi sonrası ortaya çıkan durum da bu eksende değerlendirmelidir. Yıllardır hedeflenen büyük gerici dönüşümün en kritik adımlarını atmak için bu darbe girişimi kullanılmış, AKP ve Saray darbesi ‘milli mutabakat’ konsepti üzerinden yürürlüğe konulmuştur.” Baş, bu dönemde devrimcilerin, sosyalistlerin görevinin AKP ve Saray merkezli yeni saldırı dalgasının püskürtmek olduğunu dile getirdi.

‘Müzakerelere toplumun geniş kesimleri katılmalı’

“Halklarımızın barış içinde eşit, özgür ve kardeşçe yaşayacağı bir ülke için iktidarın kendi inisiyatifiyle olumlu bir adım atması mümkün değildir” diyen Baş, şöyle devam etti: “Barış için savaşan tarafların doğrudan veya dolaylı müzakeresi zorunludur ve buna önsel olarak karşı çıkmanın bir anlamı yoktur. Bizim bu konudaki hassasiyetimiz, özellikle geçmiş dönemde yaşananlar nedeniyle mümkün olduğunca şeffaf biçimde, toplumun en geniş kesimlerini temsil eden güçlerinin katılımıyla yürütülmesidir. Gerçek ve kalıcı bir barışa giden süreçte bu aşamanın zorunlu olduğunu ifade etmemiz gerekiyor.”

‘Geniş muhalefet güçleriyle buluşmayı amaçlıyoruz’

İçinden geçilen sürecin en önemli sorununun AKP iktidarının açık hedefi haline gelmiş, her birisi kendi zemininde iktidarla gücü, birikimi, yeteneği ölçüsünde mücadele içerisinde olan halk güçlerinin mücadelesinin birleşik bir hatta taşınamaması olduğunu ifade eden Baş, “Türkiye’de AKPve Saray eliyle sürdürülen baskıcı, halk düşmanı savaş politikalarının belli bir bütünlüğü olduğunu gören bir zeminden sadece halkın bağımsız gücüne güvenen, kitlesel, militan, meşru bir karşı gücün devreye girmesi gerekiyor. Biz Birleşik Haziran Hareketi olarak kendimizi bunu kolaylaştıracak bir zemin, bir örgütlenme ve mücadele hattı olarak tarif ediyoruz. Bununla birlikte mücadeleyi ve örgütlenmeyi kendimizle sınırlamıyor, geniş muhalefet güçleriyle buluşmayı amaçlıyoruz” diye konuştu.

‘Milli cepheye karşı birleşik mücadele’

Baş, son olarak ilerici, demokratik ve devrimci kesimlere şu çağrıyı yaptı: “İktidarın saldırısı blok, bütüncül bir saldırıdır. Türk ve Sünni kimliğine dayalı bir millet kavramı etrafında oluşturulan cepheye karşı tüm ezilen halkları ve kesimleri kapsayan özgürlükçü, eşitlikçi, laik, kamucu, kardeşliği esas alan bir birleşik mücadele ve örgütlenme zemininde buluşulmalıdır. Bilinmelidir ki, bu gerici, İslamcı faşist iktidar ancak ve ancak tüm toplumsal muhalefet güçlerinin birleşik mücadelesiyle yıkılacaktır.” (DİHA)

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir