Benlisoy: Cerablus macerası Türkiye için felaket olabilir

Türkiye’nin Rojava işgal girişimini, “felaketle sonuçlanabilecek” bir hamle olarak nitelendiren Foti Benlisoy, Cerablus bölgesine düzenlenen danışıklı işgali, “Cerablus harekâtı ‘oyun kurucu’, proaktif bir hamle olmaktansa reaktif, YPG güçlerinin ilerleyişine karşı verilmiş tepkisel ve dolayısıyla sonuçları öngörülemez bir hamle” olarak değerlendirdi. Benlisoy, Türkiye ve Kürtlerin bölgede karşı karşıya gelmesinin ABD politikası açısından da felaket anlamına geleceğini söyledi.

AKP, kendisine darbe yapmaya çalışan TSK’yı “Fırat Kalkanı” ismini verdiği işgal projesiyle Suriye’ye sokarak bir yandan cezalandırmaya bir yandan da itibarını kurtarmaya çalışırken, girişimin Türkiye açısından “felaketle” sonuçlanabileceğine ilişkin değerlendirme ve uyarılar artıyor. Türkiye, her fırsatta açık bir şekilde “Kürt koridoruna izin vermeyeceklerini” dile getirerek, aslında girişimin Kürtlere karşı bir “işgal girişimi” olduğunu da dünyaya deklere etmiş oldu. Türkiye’nin bu hamlesini değerlendiren Araştırmacı-Tarihçi Foti Benlisoy, “Türkler ve Kürtlerin arasında siyasal ve psikolojik mesafenin giderek açıldığına” işaret ederek, barışı hedefleyen bir iklimin tesis edilmediği taktirde “sonucunun bir felaket olacağı” uyarısında bulundu.

‘Rejim değişikliğini içeren büyük iddialardan, Kürt koridorunu engellemeye düştü’

DİHA’ya konuşan Benlisoy, Türkiye’nin, Suriye topraklarına girerek, “Suriye’nin toprak bütünlüğünü sağlamaya çalıştığı” yönündeki değerlendirmelerinin “absürtlüğüne” işaret ederek şöyle konuştu:

“Binali Yıldırım’ın ‘Esad’lı geçiş’ konusuna dair o çok konuşulan Suriye beyanatında Suriye’nin toprak bütünlüğü vurgusu da vardı. Bununla söylenmek istenen şeyin ne olduğu açık. Türkiye, Suriye’nin kuzeyinde Kürtlerin federasyon ya da başka bir isim altında uluslararası statü elde edecekleri bir siyasal oluşuma rıza göstermeyeceğini, bunun karşısında aktif tutum geliştireceğini ifade etmiş oluyor. Yani Rojava’daki siyasal deneyimin bastırılması, Türkiye açısından zaten uzunca zamandır kritik bir mesele olageldi. Ancak görünen, Türkiye, Suriye’ye dönük rejim değişikliğini içeren daha büyük iddialarından geri bastıkça son günlerde çok sık kullanılan tabirle bir ‘Kürt koridorunun’ oluşumuna müsaade etmeyeceği vurgusu daha da belirgin hale gelmiş durumda. Başka bir deyişle, günümüzde artık Türkiye’nin Suriye politikası, esas olarak güney sınırı boyunca kesintisiz bir biçimde uzanan bir Kürt siyasal biriminin oluşmasına mani olmakla sınırlı bir hal almıştır diyebiliriz. Bu anlamda Cerablus harekâtı ‘oyun kurucu’, proaktif bir hamle olmaktansa reaktif, YPG güçlerinin ilerleyişine karşı verilmiş tepkisel ve dolayısıyla sonuçları öngörülemez bir hamledir.”

Fırat Kalkanı harekatının ardından uluslararası bir mutabakat sağlandığına dikkat çeken Benlisoy, operasyonun ABD’nin bilgisi dahilinde uluslararası koalisyonun hava desteğinde yürütüldüğüne işaret etti. Benlisoy, ABD’nin yaklaşımlarını da şu sözlerle değerlendirdi:

“ABD bu harekâtla Türkiye’yi IŞİD karşısında daha aktif bir pozisyona çekmiş oluyor. Dahası operasyon, iki ülke arasında özellikle 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında gerginleşen ilişkilerde bir yumuşamaya yol açacak gibi görünüyor. Türkiye’ye gelen Joe Biden’ın YPG güçlerinin Fırat’ın doğusuna çekilmeleri gerektiği yönündeki açıklamaları da ABD yönetiminin Türkiye’nin ‘hassasiyetlerine’ uygun tavır alacağını ortaya koyuyor. Rusya’nın da operasyona hiç değilse icazet verdiği açık. Türkiye’nin Rus uçağını düşürmesinin ardından Türk Hava Kuvvetleri Suriye semalarından adeta dışlanmıştı. Dolayısıyla bu operasyonun gerçekleşebiliyor olması bile Rusya’nın buna bir biçimde yol verdiğinin açık işareti. Operasyonla ilgili Rusya’dan gelen açıklamanın oldukça yumuşak oluşu da zaten dikkat çekici. Türkiye ile Rusya arasında yakın zamanda gündeme gelen yakınlaşma ve özellikle Türkiye’nin ‘Esad’lı geçiş’ çizgisine geldiği noktasındaki açıklamalarını da hatırlayalım. Bütün bunlar, Rusya’nın yaygınlaşmaması ve uzamaması kaydıyla Türkiye’nin bu girişimine karşı durmayacağını gösteriyor.”

‘Suriye’de Kürtler ile Türkiye’nin karşı karşıya gelmesi ABD için felaket olur’

ABD’nin Türkiye’nin Cerablus’a girmesine izin vermesine karşılık, “Kürtler ve Türkiye gibi ABD’nin birlikte çalıştığı iki aktörün karşı karşıya gelmesinin ABD siyaseti açısından felaket olacağını” belirten Benlisoy, “Türkiye ile Kürtlerin karşı karşıya gelmemesi için ABD’nin iki taraf üzerinde de basınç oluşturacağı” yönündeki öngörülerini paylaştı.

‘Cerablus’ta yeni bir Başika inşa edilebilir’

Türkiye’nin bölgede kalarak, Cerablus’u ikinci bir Hatay yapmaya çalıştığı yönündeki iddiaları da değerlendiren Benlisoy, “Türkiye’nin Cerablus’taki varlığının Hatay misali bir irredantist muhtevaya sahip olduğunu söylemek güç. Diğer yandan buradaki askeri varlığın kimilerinin sandığı gibi kısa vadeli olacağını da düşünmüyorum. Türkiye’nin yerelde bağlaşığı olan güçlerin askeri kapasiteleri sınırlı ve tek başlarına bu alanda kalıcı olabileceklerini sanmıyorum” dedi. Türkiye’nin desteklediği yerel unsurların DAİŞ karşısında tutunma şansı olmadığını daha önce girişilen kimi operasyon üzerinden hatırlatan Benlisoy, Türkiye’nin kendisini kalıcı hale getirmenin yollarını arayacağını belirterek, “Dolayısıyla önümüzdeki süreçte o bölgede Başika tarzı bir askeri üsse ihtiyaç duyulabilir” diye konuştu.

‘Koşullar iki eski ortağı çatışmaya itiyor’

Benlisoy, IŞİD’in Cerablus’u “savunulamaz gördüğü için çekilmiş olabileceğini” dile getirerek ancak çekilmenin “iki taraf arasındaki danışıklı dövüş olarak nitelendirmenin zor olduğunu” söyledi. Türkiye’nin gelen baskılar karşısında IŞİD politikasını değiştirdiğini savunan Benlisoy, “Yani koşullar, bir dönem için belli çıkarları (özellikle Suriyeli Kürtlerin bastırılması bakımından) ortak olan bu iki gücü çatışmaya itiyor” diye konuştu.

Felaket uyarısı

Benlisoy, Türkiye’nin bölgeye müdahalesiyle Kürtler ile arasındaki mesafeyi iyice açtığını belirterek şunları söyledi:

“Endişem, iki halk arasındaki siyasal ve psikolojik mesafenin giderek açılmakta, adeta bir uçuruma dönüşmekte olması. Bu eğilim tersine çevrilmez, barışı hedefleyen bir iklim tesis edilemezse bizi bekleyen bir felakettir.”




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir