‘Devletin cenazeleri alı koyma politikası acizleştiğinin göstergesi’

Aziz Güler’e uygulanan vahşetin bugün Eylem Ataş’a uygulandığını söyleyen Güler’in ağabeyi Ersin Güler, “Devlet cenazeler üzerinde uygulanan işkenceye son vermeli” dedi. Ataş’ın arkadaşı Burçak Görel de, “Devletin yürüttüğü cenazeleri alı koyma politikası devletin zulmetme yönteminin ne kadar acizleştirdiğini gösteriyor” diyerek, Ataş’ın cenazesini almak için mücadeleyi bırakmayacaklarını belirtti.

eylem atas-BÖG-2Minbiç’i özgürleştirme hamlesinde 27 Haziran’da yaşamını yitiren Birleşik Özgürlük Güçleri/Kadın Özgürlük Gücü (BÖG/KÖG) savaşçısı Eylem Ataş’ın (Cemre Heval) cenazesi 61 gündür ailesine verilmiyor. Benzer durum Birleşik Özgürlük Güçleri (BÖG) Komutanı Aziz Güler’de de (Rasih Kurtuluş) yaşanmış, cenazesi 59 gün sonra mücadele sonucu ailesine verilmişti. Güler’in ağabeyi Ersin Güler, kardeşi Aziz’in cenazesini alma sürecinde verdikleri mücadeleyi anlattı. Ataş’ın arkadaşı Burçak Görel de, Ataş’ın cenazesini almak için mücadele edeceklerini kaydetti.

‘Sosyalistlerin Rojava’da savaşmasını engellemek istiyorlar’

Kardeşi Aziz’in cenazesini almak için Suruç Kaymakamlığı’na ilk gittiklerinde kaymakamın “Ankara’dan izin verilmiyor, cenazeyi ben alırsam beni işten çıkarırlar” dediğini söyleyen Güler, “Önümüzde hiçbir hukuki, yasal engel yoktu. ‘Başbakan’ın talimatıyla bu işler yürür’ dediler. Devlet, ‘oraya nasıl gittilerse cenazeler de orada kalsın’ demek istiyor” dedi. Güler, devletin cenazeleri vermeme nedeni olarak, Türkiye sosyalist hareket içindeki insanların Rojava’da savaşmalarına engel olmak olduğunu gösterdi.

‘Devlet cenazeler üzerinde uygulanan işkenceye son vermeli’

“Dün Aziz’e uygulanan vahşet bugün Eylem Ataş’a uygulanıyor” diyen Güler, “Savaş halinde olan iki güç bile bir süre ara verip cenazelerini gömüyorlar, birbirlerine müsaade ediyorlar. Bir annenin, babanın, kardeşin, arkadaşın en büyük hakkı kaybettikleri evlatlarının mezarına giderek onun mezarına su dökmek, dua etmektir. Devletin insanlara kaybettikleri evlatlarının acısını bir kat daha arttırarak yaşatmaya hakkı yok. 2 aydır Eylem’in orada olduğunu biliyorlar. Bizde 59 gün sonunda Aziz’i getirdik. Orada yaşamını yitiren insanların bedeni çürüyor” diyerek devletin cenazeler üzerinde uyguladığı işkencenin ve keyfiliğin son bulmasını istedi.

‘Ezilen halklar için sokaklardaydı’

Ataş’ın Türkiye’de yürütülen sosyalist mücadeleyi küçük yaşlardan beridir tanıdığını, yetiştiği aile, kültür ve topraklar üzerinde sürekli devrimci mücadeleyi yürüten biri olduğunu söyleyen Güler “Kadınlar için, ezilen halklar için sokaklardaydı, Kürtler için alanlarda, mitinglerdeydi. Eylem her yaş grubunda, yaşadığı her çağda mazlumun yanında olup alanları boş bırakmayıp, yaşadığı her alanı güzelleştiren ve hayatı devrimci bir şekilde yaşayan biriydi” dedi.

‘Yükselttiğimiz çığlık Aziz’in cenazesini getirdi’

“Kobanê’de, yanı başımızda bir insanlık mücadelesi veriliyordu. Ve gerçekten içinde insanlığa dair ufacık bir şey hisseden herkesin kalbi Kobanê ile atmaya başlamıştı. Eylem’de bu insanlardan biri olduğu için kalbi orayla atıyordu” diyen arkadaşı Burçak Görel de, cenazesinin verilmemesine tepki gösterdi. Görel, “Bu süreci Aziz Güler’in cenazesini alma sürecinde de çok yakıcı bir şekilde hissettik. 59 gün boyunca Aziz’in cenazesini bir sınırda beklettiler. Bizim burada yükselttiğimiz çığlık, oluşturduğumuz enerji bir şekilde Aziz’i doğup büyüdüğü, mücadele ettiği topraklara getirdi. Devletin yürüttüğü cenazeleri alı koyma politikası devletin zulmetme yönteminin ne kadar acizleştirdiğini gösteriyor” şeklinde konuştu.

‘Savaş hukukunda bile yeri olmayan bir uygulamadır’

En kanlı savaşlarda bile tarafların cenazelerinin birbirine verildiğini dile getiren Görel, “Cenazenin verilmemesi savaş hukukunda bile yeri olmayan bir uygulamadır. Ama bugün devlet dün Aziz Güler’in cenazesini vermediği gibi Eylem’in de cenazesini vermiyor. Sınırları kapatıyor. O sınırlardan cihatçı insanlar ellerini kollarını sallayarak geçebilirken bugün Eylem Ataş’ın cenazesin ailesinin feryadına rağmen alıkonuluyor. Bir tel örgünün arkasında 61 gündür bekletilen cenaze söz konusu” diyerek şu çağrıyı yaptı: “Oluşturacağımız gücün, ruhun, muhalefetin, çıkaracağımız ses devletten daha güçlü ve Eylem’i buraya getirmek için mücadele etmeyi bırakmayacağız.” (DİHA)

 

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir