İçişleri Bakanlığı’ndan skandal 5 Haziran savunması: Tazminat talebine “sebepsiz zenginleşme”

İçişleri Bakanlığı, Amed’de HDP mitingine düzenlenen bombalı saldırıda iki bacağını kaybeden Lisa Çalan’ın “patlamada ağır hizmet kusuru ve güvenlik için yeterli tedbir almadığı” gerekçesiyle açtığı davada savunmasını verdi. Bakanlık 5 kişinin yaşamını yitirdiği 400 kişinin yaralandığı mitinge yaşanan ihmal ve skandallara değinmeyerek, polisin yeterli önlem aldığını savundu. Davanın “hukuki dayanaktan yoksun” olduğunu ve reddedilmesini ileri süren Bakanlık, iki bacağını kaybeden Lisa Çalan’ın uğradığı manevi zararda idarenin “kusuru” olmadığını iddia ederek tazminat talep edilmesini ise “sebepsiz zenginleşmeye” neden olacağı şeklinde skandal bir savunma ile reddedilmesini talep etti.

Diyarbakır’da 5 Haziran 2015’te Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) düzenlediği seçim mitingine yönelik bombalı saldırıda 2 ayağını kaybeden sinemacı Lisa Çalan’ın (29) patlamada sorumluluğu ve kusuru olduğu gerekçesiyle İçişleri Bakanlığı’na dava açtı. Bakanlık aleyhine Diyarbakır 2. İdare Mahkemesi’ne dava açan Çalan, 100 bin TL manevi 600 bin TL de maddi tazminat talebinde bulundu.

Bakanlık mahkemeye gönderdiği 4 sayfalık yazılı savunmada, patlama öncesi ve sırasında yaşanan ihmal zincirini görmezden gelerek “Dava hukuki dayanaktan yoksundur” iddiasında bulundu. Çalan’ın yaralanmasına neden olan kişiler ve sorumluların kusurun belirlenmesi için mahkemede görülecek olan dava dosyasının sonucunun beklenmesi gerektiğini savunan Bakanlık, bunun sonucunda ortaya çıkacak kusura göre tazminat ödenip ödenmeyeceğinin ortaya çıkacağına işaret etti.

Tazminat ödenmeyecek!

“Terörle mücadele” faaliyetleri kapsamında oluşan manevi zararların 5233 sayılı yasa kapsamında ödenmeyeceğini savunan Bakanlık, “Dosya kapsamında manevi tazminat unsurları oluşmamıştır. Zira manevi tazminat hükmedilmek için hem ağır kusur hem de ağır hasar koşullarının birlikte oluşması gerekmektedir. Oysa somut olay bakımından iddia edilen zararın oluşmasında idareye atfı kabil bir kusur bulunmamaktadır” iddiasında bulundu. Bakanlık savunmasında, HDP mitingi için, önleyici emniyet hizmetlerine ilişkin esas ve usuller kapsamında mitingin güvenliğinde sorumlu polisler arasında işbirliği ve koordinasyon için gerekli talimatların verildiğini ve görevlendirilmelerin yapıldığını ileri sürdü.

Bakanlığa göre polis miting için her türlü tedbiri almış

Patlamadan bir gün önce miting alanın güvenliğine ilişkin hazırlanan tedbir yazısının ilgili polis müdürlüklerine gönderildiğini hatırlatan Bakanlık, şu ifadelere yer verdi ” Ayrıca sorumlular, icracı birimler ve görevli personel tarafından yapılabilecek görüş, öneri, talep ve ek tedbir taleplerinin aldırılabilmesi amacıyla tedbir yazısının ‘Genel Hususlar’ başlığı altında ‘Gerek görülmesi halinde genel sorumlu; ifa edilecek görevde ilgili mahiyetindeki görevli personelle görev öncesi toplantı yaparak uygulama neler yapılacağı ve hareket tarzı ile ilgili bilgi aktarımı ve paylaşımı yapacak, tedbir planı gözden geçirilerek herhangi bir eksiklik veya ihtiyaç olup olmadığı tespit edilecek ve tespitler ile ilgili gerekli tedbirler alınacaktır.’ Talimatının verildiği, emniyet tedbiri yazısı 04 06 2015 günü saat 11.04 itibariyle (açık hava toplantısında görev alma saatinden yaklaşık 25 saat önce) şube müdürlüğü ile ilgili icracı birimlere resmi yazıyla gönderildiği hususları bildirilmiştir” dedi.

Bakanlık, davanın “Hukuki dayanaktan yoksun” olduğunu ileri sürerek, Çalan’ın yaptığı başvurunun reddedilmesini istedi. Ayrıca Bakanlık, talep edilen tazminat miktarının “sebepsiz zenginleşmeye” neden olacağını ileri sürerek talebin reddedilmesini istedi.

Tedavi için en az 400 bin TL para gerekli

Patlamada ağır yaralan ve iki bacağını kaybeden Ortadoğu Sinema Akademisi çalışanı ve Sanat Yönetmeni Çalan, uzun süre hastanede yoğun bakımda kaldı. Bacaklarını kaybetmesi nedeniyle tekerlekli sandalyeye mahkûm olan Çalan, protez bacaklarla yürümek için halen tedavi oluyor. Çalan’ın pahalı olan tedavi masraflarının karşılanması amacıyla sosyal medyada, “Umuda bomba işlemez: Lisa, filmlerini çekmeye devam etmeli” adıyla kampanya başlatılmıştı. Çalan, kampanya kapsamında toplanan paralarla Almanya’da 2 aylık tedavi gördü ancak istenilen sonuç alınamadı. Çalan’ın tedavi olması ve yürüyebilmesi için en az 400 bin TL para gerekli.

‘Bakanlığın sorumluluğu inkar etmesi sonucu değiştirmiyor’

ferhat kilinc-avukatBakanlığın mahkemeye gönderdiği savunmayı değerlendiren Lisa Çalan’ın avukatı Ferhat Kılınç, “Bakanlık savunmasında kendisine bağlı Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü’nün katliamda herhangi bir kusurun olmadığını, polisin gerekli hizmeti sağladığına dair bir cevap sunmuştur. Davanın iddianamesi incelendiğinde İçişleri Bakanlığı’nın iddia ettiğinin aksine patlamanın güvenlik zafiyeti nedeniyle yaşandığı açıkça görülecektir. Bu şahsın uzun süre takibi yapılmasına rağmen, HDP mitingi öncesinde Diyarbakır’da olması böyle bir eylemin gerçekleştireceğini polisin düşünmesi gerekiyordu. Ancak patlamayı gerçekleştiren Orhan Gönder isimli şahıs, patlamadan önce Diyarbakır’a gelerek, patlamanın yaşandığı alanda uzun süre keşif faaliyetinde bulunuyor” dedi.

Orhan Gönder elini konulu sallayarak geldi

Bombalı saldırıdan 74 gün önce, Adıyaman Emniyet Müdürlüğü’nün savcılığa gönderdiği uyarı yazısında aralarında bombacı Orhan Gönder’inde bulunduğu kişilerin Suriye’de İŞID’in hâkimiyet alanı içinde kaldıklarını ifade eden Kılınç, Türkiye’ye dönmeleri halinde ciddi tehlikeli eylemler gerçekleştirebilecekleri savcılığa bildirildiğini anlattı. Patlamayı gerçekleştiren Orhan Gönder adlı şahıs elini kollunu sallayarak, Suriye’den Antep’e giriş yapıp Diyarbakır’a geldiğini söyleyen Kılınç, Diyarbakır’da bir otelde kendi kimliğiyle kalan Gönder hakkında polis asker kaçağı olduğu için sadece hakkında tutanak tuttuğuna dikkat çekti.

‘Bakanlık sorumluluktan kaçıyor’

Kılınç, “İçişleri Bakanlığı’nın bombalı saldırıda ağır hizmet kusurunun olduğunu ortaya koyuyor. Yani yeterli ve etkili önlem alınmadığı için deyim yerindeyse katliam resmen geliyorum demiş. Bakanlık mahkemeye verdiği savunmasında sorumluluğu inkâr etmesi sonucu değiştirmiyor. Bakanlık bu denli ağır kusurun olduğu patlama için sorumluktan kaçmasını kamuoyunun takdirine bırakıyoruz. Patlamada yaralanan sayısız insanın ve buna tanıklık eden binlerce insanın vicdanına bırakıyoruz” dedi.

Ne olmuştu?

HDP’nin Diyarbakır İstasyon Meydanı’nda 5 Haziran 2015’te düzenlendiği ve yüz binlerce kişinin katıldığı mitinge yapılan iki ayrı bombalı saldırıda Ramazan Yıldız, Necati Kurul, Şehmuz Kaçan, Civan Arslan ve Ali Türkmen adlı yurttaşlar yaşamını yitirdi, 400’ü aşkın kişi ise yaralandı. Katliam öncesi ve sonrasında ortaya çıkan ihmal ve skandallar zinciri, yeterli önlem alınması durumunda katliamın önlenebileceğini gösterdi. Mitingin yapıldığı alana bomba koyan Orhan Gönder katliamda bir gün sonra Antep’te gözaltına alınarak tutuklandı. Ailesi, Gönder’in “DAİŞ’e katıldığı” gerekçesiyle Semsûr (Adıyaman) Emniyet Müdürlüğü’ne 2014 yılında kayıp başvurusunda bulunduğu ortaya çıktı. Suriye’deki DAİŞ kamplarında eğitim alan Gönder’in 26 Mayıs’ta Antep üzerinden Türkiye’ye giriş yaptığı 2 Haziran’da Amed’e gelerek bir otele yerleştiği tespit edilmişti.

3 Haziran’da Gönder’in kaldığı otele gelen polisler, yoklama kaçağı olduğu gerekçesiyle hakkında işlem yaptı ancak serbest bırakıldı. Bu sırada Gönder’in odasında patlamada kullanılan bombalar vardı. Ancak polis Gönder’in kaldığı odada arama yapmadı. Ailesinin yaptığı başvuru üzerine “Terör nitelikli kayıp şahıs” olarak aranması gereken Gönder’in yerine Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi’ne (UYAP) kardeşi Engin Gönder’in “Terör nitelikli kayıp şahıs” olarak kayda geçirilmesi skandalı gözler önüne serdi. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, katliamdan 11 ay sonra davanın iddianamesi hazırladı. İddianamede, tutuklu sanıklar Orhan Gönder, İsmail korkmaz, Mustafa Kılınç ve Burhan Gök ile firari sanık İlhami Balı hakkında “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs”, “Nitelikli öldürme”, “Nitelikli öldürmeye teşebbüs” ve “Tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma” suçlarından 5’er kez ağırlaştırılmış ömür boyu ve 4 bin 101’er yıldan 6 bin 318’er yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmaları talep edilmişti. İddianameyi kabul eden Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nin talebiyle dava “güvenlik” gerekçesiyle Ankara’ya nakledilmişti. (DİHA)

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir