Cizre’den Sur’a Dayanışma Koordinasyonu’nundan rapor

Cizre’den Sur’a Dayanışma Koordinasyonu, Nusaybin ve Şırnak izlenimlerini raporlaştırdı.

Sokağa çıkma yasaklarının devam ettiği Nusaybin ve Şırnak izlenimlerini raporlaştıran Cizre’den Sur’a Dayanışma Koordinasyonu, İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’nde düzenledikleri basın açıklamasıyla hazırlanan raporu kamuoyu ile paylaştı.

Rapora göre, 1 şehir merkezi ve 8 şehrin 23 ilçesinde 67 kez sokağa çıkma yasaklarının ilan edildiği ve bu yasakların toplamda 1693 günü bulduğu bölgede, yurttaşların evleri bilinçli bir şekilde yıkılmış, elbiseleri dahi taranmış, gıda malzemeleri birbirinin içine karıştırılarak kullanılamayacak hale getirilmiş…

Aralarında HDK, HDP, Halkevleri, EMEP, ÖDP, İşçi Sözü, SODAP, Devrimci Parti, İHD, MHD, DHF Dersim Ovacık ve Mazgirt Belediye Başkanları, DKH ve YSGP’nin bulunduğu 18 kişilik heyetin 17-18 Ağustos tarihlerinde Şırnak ve Nusaybin’e giderek hazırladıkları raporda, Master ve Çöktürme planları ile bölge halkına düşman hukuku uyguladığı savunuldu.

NUSAYBİN’DE FİLİSTİN’İ ARATMAYAN GÖRÜNTÜLER

Nusaybin’de 14 Mart – 25 Temmuz 2016 tarihleri arasında yapılan askeri operasyon ve sokağa çıkma yasakları zorunlu göçü ve pek çok insan hakları ihlalini de beraberinde getirdi. Talep ve ihtiyaçları yerinde tespit etmek amacıyla ilk olarak Nusaybin’e gittiklerini belirten heyet, ziyaretleri sırasında sivil giyimli devlet güçlerince adım adım takip edildiklerini kaydetti.

Cizre’den Sur’a Dayanışma Koordinasyonu’ndan Benazir Coşkun’un okuduğu raporda, Nusaybin’de yasağın devam ettiği Fırat, Dicle, Yenişehir Abdulkadirpaşa, Kışla ve Zeynelabidin mahallelerinin tel örgülerle çevrildiği söylendi. Tel örgülerle çevrili alanda sayısı net olarak bilinmemekle birlikte onlarca cenazenin olduğunu ve naaşlarının ailelerine teslim edilmediğini söyleyen Coşkun, bu durumun beraberinde travma ve gerilimi getirdiğini söyledi. Heyet olarak ziyaret ettikleri Nusaybin Belediyesi’nden edindikleri bilgileri aktaran Coşkun, “Edindiğimiz bilgiye göre 90 bin civarında nüfusu olan Nusaybin’de, sokağa çıkma yasağı ve çatışmalar neticesinde nüfusun yüzde 80’inden fazlası göç etmiş durumda” dedi.

Çatışmaların yoğun yaşandığı ve halen yasağın sürdüğü 6 mahallede yapılan dışsal gözlemde evlerin büyük tahribata uğradığının net bir biçimde görüldüğünü söyleyen Coşkun, tel örgülerin dışında kalan Musa Anter Parkı’nda ise ağaçların köklerinden söküldüğünü söyledi. Coşkun, “Varolan yıkımın yanı sıra, tel örgülerin dışında kalan alanlarda da şovenist, militarist ve milliyetçi yazılamalar da duvarlarda bulunmakta, bölge halkının onuru bu yolla kırılmaya çalışılmaktadır. Bütün bu koşullar etrafında, Nusaybin’de Filistin görüntülerini aratmayan tel örgülerin bir an evvel kaldırılarak, yaşanan maddi yıkımın ivedi bir şekilde devlet tarafından karşılanması, 6 mahalleyi kapsayan bu tel örgü alanı içinde kalan cenazelerin ailelerine teslim edilip, defnedilmelerinin bir an evvel sağlanması önemle vurgulanmaktadır” diyerek heyetin taleplerini sıraladı.

Coşkun, Nusaybin’in yaralarını daha hızlı sarması için “Kardeş Aile” projesinin önemine dikkat çekerek Nusaybin’de asgari olarak 3 bin Kardeş Aileye ihtiyaç bulunduğunu ifade etti.

‘ŞIRNAK’TA 64 BİN KİŞİ ZORLA GÖÇERTİLDİ’

Bölgedeki diğer alanlardan farklı olarak 14 Mart 2016 tarihinden bu yana abluka altında tutulan ve henüz hiçbir mahallesinde yasağın kalkmadığı Şırnak’ı da ziyaret etmek istediklerini belirten Coşkun, şehre girişe izin verilmediği için hasar tespit çalışmalarının yapılamadığını aktardı. Coşkun, 14 Mart 2016 tarihinden bu yana Şırnak merkezi olmak üzere başta 6 mahallede başlayan operasyonlar sonucunda kent merkezinde yaşayan nüfusun tamamının yani toplam 64 bin kişinin operasyon alanı içerisinden boşalttırılarak zorla yerinden göçertildiğini söyledi. Raporda yerel kaynaklardan edinilen bilgiye göre, yasağın başlamasıyla beraber kentin birçok noktasında başlatılan operasyonlarda 86 sivilin hayatını kaybettiği belirtiliyor.

Heyetin, Şırnak il merkezinden göç eden ailelerin kaldığı Kumçatı Beldesindeki çadır kentleri ziyaret ettiğini aktaran Coşkun, Şırnak yıkımını canlı olarak gören çadır kentte yaklaşık olarak 100 hanenin yaşadığını kaydetti. Alanda bulunan çadırların, ağaç yaprakları ve naylon gibi barınma için yetersiz koşullardan yapıldığını gözlemledikleri söyleyen Coşkun, “Kış için Şırnak’ın ilk elden 1000 kışlık çadıra ihtiyacı bulunmaktadır. Bununla beraber bir diğer temel ihtiyaç çamaşır ve bulaşık makineleri olmaktadır. Çadır alanlarında belediye kendi imkanlarıyla, su, fosebtik çukuru gibi yaşamsal ihtiyaçları karşılaşmıştır. Fakat sağlık sorunu Şırnak için özel bir gündem olarak henüz aşılmamıştır. Ambulansların ve sağlık görevlilerin alana girişleri engellenmekte, sağlık malzemeleri ihtiyacı ise aynı şekilde karşılanmamaktadır. Sağlık çalışanlarının tam teçhizatlı bölgeye girmesi zorunludur” dedi.

Yıkım süreciyle beraber pekçok çocuğun okullarını terk etmek zorunda kaldığını anlatan Coşkun, eğitim haklarından mahrum bırakılan çocukların bu sorununun derhal çözülmesi gerektiğini vurguladı. (Evrensel)

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir