Bakırköy’de toplanan binler faşizme ve savaşa karşı barışı haykırdı – YENİLENDİ

Emek ve Demokrasi İçin Güç Birliği, faşizme darbelere ve savaşa karşı demokrasi ve barış için Bakırköy’de miting düzenledi. Barış sloganlarının hep bir ağızdan dile getirildiği mitingde, barış, eşitlik, özgürlük ve adaleti savunmak için omuz omuza mücadele çağrısı yapıldı. “Eşit, özgür, demokratik bir ortak gelecek için umutluyuz, bir aradayız, kararlıyız” denildi.

Emek ve Demokrasi İçin Güç Birliği, “Faşizme darbelere ve savaşa karşı demokrasi ve barış istiyoruz” şiarıyla Bakırköy Halk Pazarı’nda miting düzenledi.

AKP/Saray iktidarının savaş politikalarına ve OHAL uygulamalarına karşı düzenlenen mitingi binlerce kişi katıldı. Miting öncesinde alanda çok sayıda kişi üzerinde “Barış” yazılı bayraklar ve “Eşitlik”, “Özgürlük”, “Barış” yazılı dövizler taşıdı. “Demokrasi ve barış istiyoruz” yazılı pankartın asıldığı kürsüden marşlar çalındı.

Miting programı başlarken, barışa hasret binlerce kişinin İstanbul meydanlarında bir araya geldiği, Türkiye’ye barışı haykırmak istediği vurgulandı, miting katılımcıları selamlandı. 10 Ekim 2015 tarihinde Ankara’da düzenlenen mitinge yönelik bombalı saldırıda barış isteyenlerin katledildiği vurgulanan mitingde, “Onların barış mücadelesini haykırmak için bir araya geldik. Barış hemen şimdi” denildi.

İHRAÇ EDİLEN BARIŞ AKADEMİSYENLERİ ALANDAYDI

Saygı duruşu ile başlayan mitingde kürsüye ilk olarak Doç. Dr. Hakan Koçak çıktı. OHAL kararnamesiyle görevinden ihraç edilen akademisyenler arasında yer alan Koçak, “Biz kamu için bilim üretmeye çalışan bir grup bilim insanıyız. Bu ülkede çocuklar katlediliyordu. Biz buna sessiz kalamazdık. Ve bir bildiri ile düşüncelerimizi açıkladık. Çok soruşturma açıldı, baskı yapıldı. Ama 1 Eylül günü açıklanan kararname ile bizi FETÖ’cülerle aynı çuvala sokmaya çalıştı. Biz bu çuvala girmeyiz. Yıllarca cemaat ile iş tutanlar bizi barış sözümüzden asla vazgeçiremeyecek. Önümüze soruşturma dosyası koyup pişman mısınız diye sordular. Çocuklar ölmesin dediğimiz için mi pişman olacağız. Hayır. Daha fazla şey yapamamaktan pişmanız sadece” diye konuştu.

“Bu son kararnameyle karşılarında duran herkesi ihraç etme yetkisini çıkardılar” diyen Koçak, karşı koymanın çok önemli olduğunu söyledi. Sadece “Barış” istemediklerini kaydeden Koçak, üniversitelerin bilimden uzaklaştırılmasına, AKP’nin ideolojisi çerçevesinde panellerde yapılmasına karşı çıktıklarını kaydetti. Koçak, “Bu tür uygulamalara karşı yıllardır mücadele eden insanlarız. İmzacı arkadaşlarım dayanışma ve barış duygularını iletmek istiyorum” dedi.

10 EKİM BARIŞ ŞEHİTLERİ SELAMLANDI

10 Ekim Dayanışma Derneği adına söz alan barış şehidi Meryem Bulut’un oğlu Adnan Bulut, Evlatlarını kaybeden analar, babalar, kardeşler için mücadele ettiklerini kaydetti, “Barışı haykırmaya devam edeceğiz” dedi. Güney Doğan’ın babası da “10 Ekimde Ankara’ya bu ülkede savaşın bir an önce durması için gittik. Onların barışı haykırmaktan başka bir amacı yoktu. Son nefeslerine kadar barış diye haykırdılar” şeklinde konuştu.

BAŞKANLAR BARIŞ İÇİN BİR ARAYA GELDİ

Ardından Emek ve Demokrasi İçin Güç Birliği bileşenlerinin başkanları kürsüye çıktı, kitleyi selamladı. DİSK, KESK, TTB, TMMOB, ABF, ESP, EMEP, Devrimci Parti, Halkevleri, YSGP ve daha pek çok siyasi parti ve kitle örgütünün başkanları zafer işaretleriyle kürsüye çıktı. HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş sahneye çıkması büyük bir coşkuyla karşılandı. Alkışlar ve zılgıtlarla halkı selamladı. İşten atıldıkları için direnişlerini sürdüren Tedi ve Bakırköy Belediyesi işçileri de barış mücadelesine destek vermek için alanda yerini aldı.

‘AKP’NİN SAVAŞI HALKLARA ZARAR VERİYOR’

Emek ve Demokrasi İçin Güç Birliği adına Türkçe ve Kürtçe yapılan açıklamayı KESK Şubeler Platformu Sözcüsü Fadime Kavak ve Feremez Erkan yaptı.

Kavak, 1 Eylül’ün 1939 yılında Nazilerin Polonya’yı işgaliyle başlayan İkinci Emperyalist Savaşı’nın yıldönümü olduğunu hatırlattı, “İnsanlık tarihinin bu en acımasız, en kanlı ve en kirli savaşının başladığı gün Dünya Barış Günü olarak kabul edildi” dedi.

Kavak, emekçiler ve ezilen halklar barışı savunurken, dünyayı yöneten güçlerin savaştan, kan dökmekten, barbarlıktan vazgeçmediğine dikkat çekti. Savaş politikaları sonucu Ortadoğu’da savaşın sürdüğünü dile getiren Kavak, “AKP iktidarı yanlış Suriye politikasındaki ısrarını Cerablus’a yönelik saldırgan girişimini derinleştirerek sürdürüyor. IŞİD ile mücadele adı altında, Suriye’nin geleceğine, bölge halklarının demokratik kazanımlarına müdahale edildiği ortadadır. Ülkeyi yönetenlerin Suriye politikasında yanlışta ısrar etmesi hem Suriye hem de Türkiye halklarına büyük zararlar vermeye devam etmektedir” diye konuştu.

‘İNSANLIK DEĞERLERİ AYAKLAR ALTINDA’

Savaşta kadınlar, çocuklar, gençlerin can verdiği vurgulanan açıklamada, “Çağdışı cihatçı IŞİD vb. örgütler Ortadoğu halklarına dünyayı dar ediyor. Milyonlarca savaş mağduru, insanlık dışı koşullarda hayatlarını sürdürmeye çalışıyor, binlercesi, göç yollarında can veriyor. AKP Hükümeti ve Avrupa devletleri mültecilik üzerinden insanlık değerlerini pazarlıyor, ayaklar altına alıyorlar” denildi. Türkiye’nin de savaş politikaları nedeniyle yangın yerine dönüştürüldüğünü ifade eden Kavak, “Çatışma, gözyaşı ve acı dört bir yanımızı sardı” diye vurguladı.

AKP’nin yıllarca iktidar ortağı olan Gülen Cemaati’nin 15 Temmuz’da kanlı bir darbe girişimi ile ülkenin geleceğine el koymak istediğini vurgulayan Kavak, “Cemaatin kanlı planlarının boşa çıkarılması, darbe girişiminin bastırılmış olması Türkiye’nin içine sürüklendiği karanlığı ortadan kaldırmadı. AKP, darbe girişiminin oluşturduğu atmosferi faşizan, sömürücü ve savaş yanlısı dikta rejimini derinleştirmek için fırsata dönüştürdü. İktidar, antidemokratik OHAL uygulamalarını ‘milli mutabakat’ ile maskelemeye çalıştı” diye belirtti.

ÇATIŞMALAR ARTTIKÇA GENÇLERİMİZ TOPRAĞA DÜŞÜYOR

Kavak, Haziran 2015’ten beri ülkeye yaratılan tabloda, bitmek bilmeyen çatışmalar, ölümler, bombalı katliamlar, sivillerin yakıldığı bodrumlar, Sur ve Cizre başta olmak üzere yıkılan kentlerin eksik olmadığını söyledi. Kavak şöyle devam etti: “Hemen her gün ülkenin dört bir yanında patlayan bombalarla onlarca insanımız hayatını kaybediyor, yüzlerce insanımız yaralanıyor. Çatışmalar artarak devam ediyor, gençlerimiz, çocuklarımız birer birer toprağa düşüyor. Böylesi bir ortamda bir kez daha haykırıyoruz: Bu savaş bizim savaşımız değil! Savaşa mecbur olan halklarımız ve emekçiler değildir. Savaşa mecbur olan iktidarını savaşa, gerilime ve kaosa bağlayan AKP’dir. Savaşa mecbur olan, emek düşmanı, doğa düşmanı, sermaye yanlısı politikalara karşı tepkileri savaş ortamında bastırmak isteyen güçlerdir.”

AKP hükümetinin hem içeride hem dışarıda savaş ve şiddet politikasıyla iktidarını sürdürdüğünü dile getiren Kavak, “Bu çılgınlıkta ısrar etmek ülkemizi çıkmaz bir felakete sürükleyecektir. Ülkemizdeki darbelerin, savaşların ve ekonomik krizlerin bedelini halkımız ve emekçiler ödemektedir. Savaş naraları atanların çocukları değil, yoksul halkımızın çocuklarının kanı akıtılmaktadır. O yüzden barışa dair tüm çabalar, eylemler yaşamsaldır” ifadelerini kullandı.

‘SAVAŞI VE OHAL’İ DURDURMAK İÇİN SESİMİZİ YÜKSELTİYORUZ’

Kavak açıklamanın devamında şöyle konuştu: “Bir canımız daha yitmesin, salgın hastalıklar, sakatlıklar toplu ölümler olmasın, insanlar evlerini terk etmesin, doğaya kıyılmasın diye bu çılgınlığı durdurmak istiyoruz. Kürt sorununda; ölüm, kan ve gözyaşı dışında bir sonuç üretmeyen savaş/şiddet odaklı politikaların derhal terk edilmesini, barışçıl ve demokratik yollarla çözüm için gerekli adımların acilen atılmasını, çatışmanın bitmesini diyaloğun başlamasını istiyoruz. Barışı sahipleniyoruz ve barışa ses veriyoruz. 1 Eylül’de ülkemizin dört bir yanında darbeleri ve savaşı durdurmak, OHAL’i kaldırmak için sesimizi daha çok yükseltiyoruz.”

Ülkenin geleceğine sahip çıkmak, barışı, eşitliği, özgürlüğü, adaleti savunmak için omuz omuza olmayı sürdüreceklerini belirten Kavak, “Emek ve Demokrasi için Güç Birliği olarak eşit, özgür, demokratik bir ortak gelecek için umutluyuz, bir aradayız, kararlıyız” şeklinde konuştu.

Miting konuşmaların ardından Bajar konseriyle sona erdi.

Emek ve Demokrasi İçin Güç Birliği tarafından düzenlenen 1 Eylül Dünya Barış Günü mitinginin sona ermesinin ardından alandan çıkan gençler, “Baskılar bizi yıldıramaz” şeklinde slogan atmaya başlayınca polis gençleri darp etti. Darp edilen gençlerden biri gözaltına alınırken, gerginlik devam ediyor.

EMEK VE DEMOKRASİ GÜÇ BİRLİĞİ KATILIMCILARI

Sosyalist Emekçiler Partisi Girişimi Engin Kara, SYKP Eş Başkanı Ahmet Kaya, Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi Eş Sözcüleri Eylem Tuncaeli ve Naci Sönmez, 78’liler Derneği adına Celalettin Can, Nor Zartong Temsilcisi Murad Mıhcı, KESK Eş Genel Başkanları Lami Özgen ve Şaziye Köse, DİSK Genel Başkanı Kani Beko, TTB Prof. Dr. Raşit Tükel, Alevi Bektaşi Federasyonu Naci Düzgün, Devrimci parti Genel Başkanı Ufuk Göllü, EMEP Genel Başkanı Selma Gürkan, ESP MYK Üyesi Suat Kılıç, Emekçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sibel Uzun, HDP Milletvekili Ertuğrul Kürkçü, HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Halkın Nabzı Genel Yayın Yönetmeni Nihat Karakaş, Halk Evleri Genel Başkan Yardımcısı Nuri Güney, Kadın Cinayetlerini durduracağız Platformu Gülsüm Kav, Kaldıraç dergisi Cemre Can, Pir Sultan Abdal Derneği Kültür Merkezi Genel Başkanı Gani Kaplan, Sosyalist Dayanışma Platformu Kezban Konukçu. (ETHA)




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir