Bayık: Cerablus’taki “Ateşkesi doğru bulmuyoruz”

KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık, Türkiye’nin  Suriye topraklarını işgal etmesi, Rojava’ya saldırıları, KDP ve Mesut Barzani’nin tavırları ve tüm bu gelişmelere karşı tüm Kürt güçlerinin yaklaşımı , ulusal kongre hakkında önemli değerlendirmeler yaptı.

Ronahi TV televizyonu KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık’la Suriye’deki son gelişmeler , Rojava, Türkiye’nin işgalci saldırılarına ilişkin bir röportaj yaptı. Bayık, röportajda farklı noktalara dikkat çekerek  önemli mesajlar verdi.

Röportajda öne çıkan bazı başlıklar şunlar:

Türkiye’nin Suriye topraklarına girmesinin amacı

KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık, Türkiye’nin Suriye’ye sadece Cerablus’u ele geçirmek için girmediğine dikkat çekerek şöyle devam etti: “ Amaçları çok daha büyük. Türkiye Cerablus’a girdiği zaman Türkiye Mesut Barzani’yi Ankara’ya davet etmişti, oradaydı. Bundan bazı şeyler çıkartabiliriz. Amaçları Türkiye  Cerablus’a girdiğinde Kürtlerin karşı çıkmaması, Cerablus’a sahip çıkmaması, Apocu hareket etrafında birleşmemesiydi.  Bu nedenle Mesut Barzani’nin Ankara’da olması lazımdı. Bu müdahalenin Kürtlere karşı  değil, bazı Kürtlere karşı olduğu mesajını vermek istediler. Daha fazla Apocu hareket, YPG karşıtıydı.  Amaçlarına rahatlıkla ulaşıncaya kadar tüm Kürtlerin işgale karşı durmamasını istiyorlardı. Burda Kürtlerin, Suriye halkının ve tüm dünyanın aldatılması sözkonusu.  Cerablusa girdiklerinde DAIŞ’a karşı savaşacak gibi gösterdiler  ama doğru değildi.  Daha önceden de DAIŞ’a karşı savaşacaklarını söylemişlerdi ama PKK’ye karşı  savaştılar. Şimdi de Cerablus’a girdiler, DAIŞ’a karşı savaşmıyorlar, QSD’ye karşı  ve demokratik güçlere karşı savaşıyorlar.

Türkiye ve DAIŞ ilişkisi bir keza daha ispatlandı

Cemil Bayık, Cerablus’un işgaliyle Türkiye ve DAIŞ’ın ilişkisinin bir kez daha ispatlandığına işaret ederek şöyle devam etti “ Türkiye Cerablus’a girerek sınırı kaldırdı. Bakur ve Rojava’yı birleştirdi. Bu bir gerçektir. Yine Türkiye Cerablus’a girerek AKP ve DAIŞ’ın ilişkisini bir kere daha ispatladı. Daha önceden de herkes bu ilişkiyi biliyordu. Ama Cerablus’a girişiyle beraber bu ilişkilerinin açıkça devam ettiği ispatlandı. Zaten Türkiye’nin amacı DAIŞ; El-Nusra, Ehrar El-Şam vs’yi  korumaktı. Çünkü DAIŞ Minbic’de büyük bir darbe yedi. QSD, Kuzey Suriye federasyonunun önü açıldı.  Türkiye DAIŞ ve diğerlerini korumak için Cerablus’a girdi.  Aynı zamanda DAIŞ ve diğerlerinin yine Türkiye üzerinden dünya ile olan ilişkilerini devam ettirmesi, yardım alabilmesi ve eylemlerini devam ettirmesi için Cerablus’a girdi. Eğer Cerablus alınmasaydı DAIŞ bunu yapamazdı. Zaten Türkiye’nin DAIŞ’la ittifak yaptığı belli oldu ve bu ittifak üzerinden Cerablus’a savaşsız girdi. Bu da onların ilişkisini gösterir. “

Türkiye’nin işgali ile federasyona karşı konsept yürütülmüştür

KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı,  DAIŞ’a karşı savaşan gücün YPG, Kürtler ve QSD olduğunu ama Türkiye Suriye’ye girdiğinde YPG ve QSD ile savaştığını hatırlatarak şunları dile getirdi :

Türkiye’nin Suriye’ye girmesi QSD’ye, Kürtlere, kuzey Suriye federasyonuna ve tüm Suriye halklarına karşıdır. Yani Türkiye’nin Suriye’ye girmesiyle Suriye ve Ortadoğu da yaşanan savaş yeni bir aşamaya girmiştir. Bunun görülmesi gerekir.  Türkiye tek başına girmemiştir. İttifaklarla girmiştir. Çünkü Apocu hareket ve Kürt halkı üzerinde bir savaş konsepti yürütülüyor. Özellikle bu konsept Rojava, Rojava Kürtleri, Kuzey Suriye Federasyonu üzerinedir. Herkesin bunu görmesi gerekir.  Yani Türkiye’nin amacı sadece Cerablus’a girmek değildir. Amaç; Bab bölgesi, Halep, Efrin’i ele geçirip, Kuzey Suriye Federasyonunun gelişimin engellemektir. Aynı zamanda bu bölgelerin askeri meclislerinin bölgeyi çetelerden temizlemesine, bölgede  demokrasi, özgürlük, adaletin gelişmesini engellemek amaçlanmıştır. Federasyonun yeni Suriye için model olmasını istemiyor. Eğer burda sonuç alırsa, Kobane ve Cizir’i de tasfiye etmek istiyor. Zaten Türkiye açıkça “YPG’ye karşıyım. Kökünü kazıyacam, Kürtlerin burda statü elde etmesine izin vermeyeceğim” diyor. Yani her yerde açıkça Kürtlerin düşmanlığını yapıyor. Özellikle de Rojava’ın düşmanlığını yapıyor.”

‘İttifaklarla Suriye’ye girdi’

Türkiye’nin ittifaklarla Cerablus’a girdiğinin bilindiğini söyleyen Cemil Bayık, şöyle devam etti :

İran, Rusya, Suriye, KDP, Amerika ile ittifaka girdi. Kendi başına girmedi. Daha önce de girmek istedi ama kimse kabul etmedi. Ama nasıl oldu da hepsi Ankara’da toplandıktan sonra  Türkiye Cerablus’a girdi. Bu ittifakın sonucudur. Çünkü yeni demokratik Suriye’nin inşa edilmemesi için Rojava Devrimi’nin, Kuzey Suriye fedarasyonunun önünü almak istiyor. Bu nedenle büyük bir tehlike var ve herkes bunu görmelidir. 2. Lozanı geliştirmek istiyorlar. Başaramasalar bile devrimi etkisizleştirerek  Rojava Devrimi’nin ve kuzeyi Suriye Federasyonunun tüm Suriye için model olmasını engellemek istiyor. Bu nedenle halkımız buna karşı siyasi, diplomasi ve her yönlü bir mücadele yürütmelidir. Sadece Kürt halkı değil  tüm halk, inanç, hareket, parti, Suriye’de yaşayan tüm güçler değer, namus ve topraklarını sahiplenmeli, Türk işgalciliğine karşı durmalıdır.

Ateşkesi doğru bulmuyoruz

Cerablus’ta ilan edilen ateşkese ilişkin olarak Bayık, görüşlerini dile getirerek şunları söyledi: “Türkiye’ye karşı nasıl bir mücadele yürütülecek bu , buradaki güçlerin kararıdır. Ben biliyorum nasıl yapacaklarını. Ateşkes, Cerablus Askeri Meclisi ve Türkiye arasında oldu. Basında bildirisi dağıtıldı. ABD’nin aracılık yaptığı söylendi. Ama biz bu ateşkesi doğru görmüyoruz. Çünkü bu Türkiye’nin Cerablus’a girmesini meşrulaştırıyor. Ama Türkiye işgalci bir güçtür, insan işgalci bir gücü kabul etmez. Bu ateşkesle Türkiye Cerablus’ta kabul edilmiş oldu. Bu nedenle yanlıştır. Bir diğeri de ateşkes Türkiye ve ona bağlı güçlere hizmet ediyor. Çünkü Minbic’den sonra Türkiye’ye bağlı güçler karmakarışık oldu. Birbirlerine düştüler. Ayakta duramadılar. Türkiye onları korumak ve toparlamak için Cerablus’a girdi. Bu ateşkes onların güçlerini toplaması ve tekrar saldırmasına hizmet ediyor. Aynı zamanda Bab Meclisi’nin kendi bölgelerini korumalarına izin vermiyorlar, bu bölgelerde demokrasi ve özgürlüğün gelişmesine izin vermiyorlar.

‘Bazılarının kabul etmemesinden dolayı  Türkiye ile ateşkesi bitireceklerdi’

Bayık, Türkiye’nin hedefinin Rojava Devrimi’ni, kuzey Suriye federasyonunu, demokratik, özgür, laik güçlerinın tasfiyesi olduğunu dile getirerek şöyle devam etti:

“ Suriye de DAIŞ, El-Nusra, Ehrar EL-Şam gibi kendine bağlı gruplar öncülüğünde Suriye’yi kendi düzenine koymak istiyor. Türkiye ne zaman müdahale etti? Mercidabık savaşının yıldönümünde. Yavuz Sultan Selim Memlüklülere karşı Mercidabık savaşını başlattı ve kazandı. Böylece Suriye’yi elde etti ve Osmanlılar için Ortadoğu’nun kapısını açtı. Türkiye aynı gün Suriye’ye saldırdı. Aynı gün İstanbul’da Yavuz Sultan Selim köprüsünü açtı. Yani nasıl ki Sultan Selim Ortadoğu’nun kapısını açtı, Erdoğan da bazı ülkelerin ittifaklarıyla buraya girdi. Amacını belli etti; Suriye’yi işgal etmek, kendi hizmetine koymak ve ortadoğu’yu kendi hizmetine koymak.  Buna karşı en büyük engel Kürtlerdir.  Yani dolayısıyla Kuzey Suriye federasyonu, YPG güçleri, QSD’dir. Bu nedenle bunları hedef yapıyor. Tek hedeflerinin Rojava Kürtleri ve YPG olduğuna işaret ediyorlar.

Kürtleri ve YPG’yi yalnızlaştırarak Suriye’yi rahatça işgal etmek istiyorlar. Bu nedenle Cerablus’a girmesiyle aynı zamanda Kobane topraklarına girdi. Derik bölgesi,Til Ebyad, Amude de insanları öldürüyor, sınırı geçiyor, yeni mevziler yapıyor. Yani tüm Rojava’yı önüne almış. Türkiye bu adımı attığı zaman Türkiye Ankara ittifakıyla Kürtlere karşı savaşıyor. DAIŞ’a karşı savaşmadı. Bu durum  Kürt halkında ve dünyada biraz rahatsızlık yarattı. Bu rahatsızlık biraz daha güçlü olsaydı, Kürt hareketi güçlendirilseydi, Türkiye’ye karşı baskı daha fazla olurdu. Bu nedenle bazıları bu rahatsızlığı gördükten sonra aceleyle ateşkes olmasını istediler. Türklere karşı Kürtlerinin  atağa kalkmasını istemediler. Aynı zamanda Türkiye’nin darbe yemesini, meşruluğunu kaybetmesini istemediler. Hem DAIŞ’ı korusun hem de Rojava üzerinde daha büyük baskı yapsın istediler. Kendi taraflarına çekip hizmetlerine koymak istediler. Eger bunu yapamazlarsa da tasfiye etmek istediler

‘Her yer mücadele alanına dönüşmeli’

KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Bayık, saldırılar karşında çok kapsamlı bir mücadele yürütmek gerektiğine dikkat çekerek şöyle devam etti:

“ Halkımız saldırılara karşı durmalıdır. Türkiye’nin tehditleri sözkonusu. Kendini güçlü göstererek zayıflıklarının üzerini kapatmak istiyor.

Halkımız, özellikle Rojava halkı Türkiye’ye karşı geri adım atmamalı. Türk işgaline her yerde karşı çıkmalı. Halk, askeri güçler, Kuzey federasyonu ve QSD karşı çıkmalıdır. Bütün özgürlükçü ve demokratik güçlerle ilişki kurmalı, Suriye halklarını Türk işgaline karşı harekete geçirmelidir.

‘Rojava yalnız değildir’

Bayık, Türkiye’nin saldırılarına karşı Kürtlerinde Rojava’ya destek çıkma hakkının olduğunu belirterek şunlara dikkat çekti: “Türkiye Cerablus’a girdi, Rojava’nın her yerinde halkı tehdit ediyor, kendine göre sınırları ortadan kaldırmış. Türkiye bu şekilde Suriye ve Rojava topraklarına girerse, orada DAIŞ’i koruyacak, Kürt düşmanlığı yapacak ve Kürtlere darbe indirecektir. O zaman Kürtlerin, bütün alanlarda Rojava halkına destek olma hakkı vardır. Rojava Kürtleri yalnız değildir, Rojava Kürtleri bunu bilsin. Eğer Türkiye daha fazla ileri giderse Kürtlerde Rojava’ya yönelir ve Türkiye’ye karşı savaşır, bu Kürtler için meşrudur. Kimse ‘Kürtler neden Rojava’da Türklere karşı savaşıyor?’ diyemez, o zaman Türkiye’nin Rojava ve Suriye’de ne işi var?”

Bayık, Cerablus ve Suriye işgal planında KDP’nin de olduğuna dikkat çekti ve şöyle devam etti: “Barzani ne zaman Türkiye’ye gitse ilk adımını MİT ve özel savaş kuvvetlerinin merkezlerine atıyor. KDP’nin de Barzani’nin de o merkezlerde hiçbir işi yok. Eğer Türkiye ile ilişkiler geliştirmek istiyorsa bunu siyasi güçlerle yapmalıdır. Ancak MİT ve özel savaş merkezlerinde bulunuyorsa bunun bir anlamı vardır.

Öyle gözüküyor ki; onlarla bir plan içerisinde. Barzani Ankara’ya gittiğinde İran Dışişleri Bakanı ve Biden’de Ankara’ya gelmişti. Öncesinde Türkiye ile Rusya,İran ve Suriye rejimi arasında bir çok görüşme gerçekleşmişti. Minbic zaferinden sonra Antep’te katliam oldu, Hesekê’ye saldırı oldu. Bunların hepsi birbirine bağlıdır, yani bir plan yürütülmektedir, bu plana göre görüşmeler gerçekleşmişti. Ankara’da görüşmeler gerçekleştiğinde Barzani’de oradaydı ve Türkiye Cerablus’a girmişti.

Barzani açıklama açıklama yapmış ve şöyle demişti: ‘ Bölgede büyük değişimler olacak, Türkiye’nin siyaseti doğrudur ve bu siyaseti destekliyoruz.’ Türkiye’nin Bakur’daki siyaseti bellidir; Kürt kenlerini yıkma, yaralıları infaz etme, şehit cenazelerini yakma, binlerce insanı göç ettirme, mezarlıkları yıkma, HDP’yi meclisin dışına atma, belediyelere kayyum atama, tutuklamalar, TV ve gazeteleri kapama, yani Kürtler üzerinde soykırım yürütme. Rojava’da da ‘YPG’nin kökünü kazıyacağız, Kürtlerin Statü kazanmasına izin vermeyeceğiz’ diyor. Bunu sadece söylemekle kalmıyor, pratiğini de uyguluyor.

Böyle bir durumda Barzani nasıl ‘Türkiye’nin siyaseti doğrudur ve destekliyoruz’ der. Herkes bu soruyu sormalıdır, ‘Türkiye Ceraqblus’a girdiğinde Barzani’nin Ankara’da ne işi vardı?, Neden ittifaka katıldı?, Cerablus işgaline neden karşı çıkmadı?, Neden Kürtlere karşı Türk işgalinin yanında yer alıyor?’ bu soruların yanıtını istemek her Kürt’ün doğal bir hakkıdır.”

‘Barzani neden işgale ilişkin açıklama yapmadı’

Bayık, KDP’ye yakın çevrelerden gelen “Mesut Barzani KCK deklarasyonu için çözüm rolü oynamak üzere Ankara’yı ziyaret etti” iddialarına tepki gösterdi ve şöyle devam etti:

“Şimdi KDP’ye bağlı bazı çevreler ‘Barzani, Kürt sorununda çözüm rolü oynamak için Ankara’ya gitti. PKK deklarasyon yayınladı, onun için çözümde rol oynamaya gitti’ gibi şeyler söylüyorlar. Peki ama neden tamda İran ve Amerika, Ankara’da toplantı yaparken oraya gitti? Neden o oradayken Türkiye Cerablus’a girdi? Neden buna karşı bir açıklama yapmadı, işgale karşı çıkmadı, herhangi bir çağrıda bulunmadı? Bunlar şüphe yaratıyor, bu konuların aydınlatılması lazım, herkes bunu bekliyor.”

‘Bütün Kürtler acil bir şekilde ulusal birliği esas almalı’

KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık, Türkiye’nin işgaline karşı çıkıp çıkmamanın bir ölçü olduğunu belirtti ve şunları söyledi:

“Bu yurtseverlik ölçüsüdür. İşgale ve katliamlara karşı çıkmak, Kürtlerin temel haklarına ulaşmasını istiyorlarsa, Türkiye’nin Cerablus’a girişine karşı çıkmalı. Yurtsever, demokratik ve insani tavır bu olmalıdır. Türk işgaline karşı çıkmayan, bu temelde Kürtlerin birliğini esas almayan, Kürt mücadelesini işgale karşı göstermeyen ‘ben Kürtlüğü temsil ediyorum” diyemez. Bütn alanlarda Kürt halkı için tehlikeler var, bir plan yürütülüyor, ikinci bir Lozan’ı devreye sokmak istiyorlar. Eğer bu olmazsa da Kürt devrimini boğarak, Kürtlerin Ortadoğu’da rol oynamamasını ve öncü olmamasını sağlamak istiyorlar. Bu yüzden bütün Kürtler bu aşamada acil bir şekilde ulusal birliğini esas almalıdır. Ulusal Kongre’nin gerçekleşmesi lazımdır.

Nasıl ki Kürt düşmanları Kürtsüz bir Suriye, Kürtsüz bir Türkiye yaratmak için bir araya geliyorsa; Kürtlerde birlikte hareket ederek Kürt özgürlüğünü sağlamalı, birliğini oluşturmalı, Ulusal Kongresini gerçekleştirmelidir. Ortak bir diplomasi, ortak askeri güç oluşturulmalıdır ki işgalcilere karşı durulmalı, planları boşa çıkartılmalı, tehlikeleri ortadan kaldırmalı ve bütün alanlarda Kürt özgürlüğünü yaratmalıdır. Böylece Kürtleri bölgede temel güç haline getirmelidir. Bunu gerçekleştirmeyenler, Kürtlerin birliğini, özgürlüğünü, zaferini istemiyor demektir. Kürtler bunu ölçü olarak ele almalıdır. Gün, birlik ve ulusal kongreyi oluşturma günüdür.  Kimse bahanelerle, gerekçelerle bu gerçeklikten kaçamaz, eğer ki yine bu gerçeklikten kaçıyorlarsa demek ki Kürtlerin üzerindeki tehlikelerin kalkmasını istemiyor, kazanmasını istemiyor demektir.” (ANHA)

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir