‘Yasal düzenlemelerle işkence meşru zemine oturtuluyor’

TUHAD-FED avukatlarından Şule Recepoğlu, darbe girişiminin ardından çıkartılan KHK ile birer işkence tezgahına dönüştürülen cezaevlerindeki şiddet, baskı, hak ihlali ve keyfi uygulamaların yasal zemine oturtulmaya çalışıldığını söyledi.

Darbe girişimi sonrası cezaevlerine yönelik devreye konulan hak ihlalleri, baskı ve keyfi uygulamalar her geçen gün artarak devam ediyor. OHAL ile birlikte hukuksuz bir şekilde çıkarılan Karar Hükmünde Kararname (KHK) ile cezaevlerindeki işkence ve hak ihlalleri adeta yasal zemine oturtuldu. TUHAD-FED üyesi avukat Şule Recepoğlu, 15 Temmuz itibari ile cezaevlerinde artan baskı, şiddet ve hak ihlallerine değinerek, “Son bir yıllık dönem de alışılmış uygulamaların dışında tamamen incitmek, insanlık onuruna aykırı bir şekilde işkenceler devreye konulmuş durumda” dedi.

Yasal düzenlemeler ile yargı mekanizmasının cezaevi idaresini koruyan kararlar aldığını belirten Recepoğlu, şunları aktardı: “Yasal dayanakları ile daha rahat hareket ediliyor ve artık yapabileceğiniz başvuru yollarının ciddi anlamda önünüze bir engel olarak konulduğunu görüyorsunuz. Müvekkillerimizle görüşme imkanlarımızın zorlaştırıldığı anlarla karşı karşıya kaldık. İlk etapta İmralı’dan gelen 2 tutsağın görüştürülmesinin kısıtlanmasıyla farkına vardık. Kamera ve görevli eşliğinde, ses kayıt cihazıyla görüşmeler yapıyorsunuz. Bütün konuşmalarınız denetim altında, politik bir kavramın geçmesiyle beraber görüşme kesiliyor.”

‘Son baskınla bütün eşyalara el konuldu’

Bakırköy Kadın Kaplı Cezaevinde siyasi tutsakların hücrelerine hafta içerisinde cezaevi idaresi tarafından ani baskın yapılarak, bütün eşyalarına el konulduğunu hatırlatan Recepoğlu, son baskınla tutuklu ve hükümlülerin ellerindeki bütün eşyalara el konulduğunu vurguladı. Hiçbir bilgilendirme yapılmadan koğuşların değiştirildiğini kaydeden Recepoğlu, “Eğer herhangi bir karşı çıkma durumu olsaydı çok ciddi sorunla da karşı karşıya kalabilinirdi. Ama siyasi tutsakların bu idare tarafından yapılan tüm uygulamaları bir nevi kışkırtma olarak görüyorlar. O yüzden daha sağduyu davranıyorlar” şeklinde konuştu.

‘En zor koşullar Tekirdağ Cezaevi’nde’

Marmara Bölgesi’nde bulunan cezaevlerinden Tekirdağ Cezaevi’nde en zor koşulların mevcut olduğunu aktaran Recepoğlu, son bir yılda birçok darp olayı ile karşı karşıya kaldıklarını söyledi. İmralı Adası”ndan sürgün edilen Bayram Kaymaz’in özel bir uygulamaya maruz kaldığı bilgisinin kendilerine geldiğini kaydeden Recepoğlu, “Yine Kürdistan’daki cezaevlerinden sürgün edilen 3 kişinin koğuşlarına sabah baskın yapılarak hiçbir açıklama yapılmadan darp edildikleri bize intikal etti. Yine hasta tutsaklara yönelik hastane sevkleri ve tedavi koşullarının imkansız hale getirildiği, tedavi haklarından yoksun bırakıldıklarını öğreniyoruz” ifadelerinde bulundu.

Hastanelere sevk edilen tutsakların ring araçlarında darp edildiğini vurgulayan Recepoğlu, hastane de elleri kelepçeli bir şekilde ifşa edildiklerini ve “bunlar terörist” denilerek hastanedeki ya da hastane civarındaki halka teşhir edilerek linç edilemeye çalışıldıklarını söyledi.

‘Edirne Cezaevi’nde ciddi sıkıntılar yaşanmakta’

Siyasi sürecin etkisiyle cezaevlerindeki uygulamaların sertleştiğini vurgulayan Recepoğlu, bu cezaevlerinden birinin de Edirne Cezaevi olduğunu aktardı.

Ali Haydar Ak idaresindeki Edirne Cezaevi’nde siyasi tutsaklara baskı, şiddet ve kısıtlamaların arttığını vurgulayan Recepoğlu, şöyle devam etti: “Ali Haydar Ak ile yapmış olduğumuz görüşmelerde yapılan hak ihlallerini kendisine de dile getirdik. Bunların düzeltilmesi yönünde herhangi bir adım atmadı. İçerden yapılan şikâyetler de sonuç vermedi. Onun gelişiyle beraber Edirne Cezaevi’nde ciddi sıkıntılar yaşanmakta.”

‘Şiddetin arttığı bir diğer cezaevi Düzce Cezaevi’

Marmara Bölgesi’nde siyasi tutsaklara yönelik şiddetin yoğun yaşandığı cezaevlerinden bir diğerinin de Düzce Cezaevi olduğuna dikkat çeken Recepoğlu, “Çatışmaların yoğun yaşandığı bir dönemde askerler tarafından nöbet kulelerinin bulunduğu yerden koğuşlara taş ve sopa atılıyor. Kamera kayıtlarını tutsaklar idareden istemişler fakat verilememiş. Hatta hastane veya mahkeme sevki olan tutsaklar, tel örgülerin öteki tarafında olan askerler tarafından arama bahanesi adı altında taciz edildikleri, buna karşı çıkmaları sonucunda infaz memurları ile beraber darp edildiklerini söylediler. Darp edilen tutsaklar arasında beyninde tümör olan siyasi tutsak da vardı. Onun ayakta durması bile tehlikeliyken darbeye maruz kalması ciddi sorunlar yaratabilir. Hem memurlar hem askerler tarafından darp edildiği bilgisi bize ulaşmıştı” diye belirtti. Cezaevi müdürü ile konuya ilişkin yaptıkları görüşmede ise kendilerine “Kulelerden başka kişiler yapmış olabilir” diye komik bir cevap verildiğini kaydetti.

Recepoğlu, bura ile ilgili yaptıkları tüm girişimlere rağmen herhangi bir değişimin olmadığını söyledi.

‘İşkenceyi yasal zemine oturtacak hazırlık yapılıyor’

Günden güne cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerinin arttığını ve buna karşı yaptıkları başvuruların da sonuçsuz kaldığını dile getiren Recepoğlu, hem yasal düzenlemelerin hem de yargı mekanizmasının idareyi ve Bakanlığı koruyan kararlarının söz konusu olduğunu belirtti. Recepoğlu, “Bu gün bu coğrafyada yasal düzenlemelerle insan hakları ihlali ve işkenceyi meşru ve yasal bir zemine oturtacak şekilde hazırlık yapılıyor” dedi. (DİHA)

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir