Akademisyenler: Suça ortak olmayacağız

En son çıkartılan KHK ile üniversiteden ihraç edilen akademisyenlerden Onur Hamzaoğlu ve Özlem Özkan, “Biz sonuna kadar barış demeye devam edeceğiz” mesajını yineledi.

Barış İçin Akademisyenler Bildirisi’ne imza attıkları için 1 Eylül gece yarısı çıkartılan Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile Kocaeli Üniversitesinde ihraç edilen Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu ve Yar. Doç. Özlem Özkan, kararın siyasi olduğunu hatırlatarak, muhalif düşünen her kesime yönelik bir cadı avı başlatıldığını dile getirdi.

Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu, yaşananların devletin yeniden yapılanmasının bir parçası olduğunu ifade etti. Yeniden yapılandırılmaya giden devletin ilk önce üniversiteleri yapılandırması gerektiğini vurgulayan Hamzaoğlu, “Ben ve benim gibi özgür düşünen, toplum için üreten, toplum için gül dikeni olanların üniversitede olmaması gerekiyordu” dedi. Kitlesel bir tasfiyenin gelişebileceğine dikkat çeken Hamzaoğlu, bu durum karşısında son KHK’ların kararları karşısında net bir tavır sergilenmesi, geri alınması için mücadele edilmesi gerektiğini belirtti.

‘Korku politikasına direneceğiz’

Ateşkes zamanlarında tüm toplumun derin bir nefes aldığına hatırlatan Hamzaoğlu, müzakere sürecinin devlet yetkilileri tarafından bitirildiğini de anımsattı. Devletin 7 Haziran seçimleri sonrası halklar üzerinde korku politikaları ile baskı kurduğunu kaydeden Hamzaoğlu, “Biz yaratılmış olan bu korku ortamına karşı akademisyenler olarak ‘Bu suça ortak olmayacağız’ demiştik. Bu halen geçerli” diyerek, mücadele mesajını verdi.

‘Bu sorumluluk devleti yönetenlere düşüyor’

PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerinde geliştirilen ağırlaştırılmış tecridin insanlık suçu olduğunu da dile getiren Hamzaoğlu, bu suça da ortak olmayacaklarını yineledi. Öcalan üzerindeki tecridin kalkması için başlatılan açlık grevlerinin gündemlerinde olduğunu belirten Hamzaoğlu, “50 arkadaşımızın sağlıkları konusunda duyarlı olmamız gerekir. Ve yine bu sorumluluk da devleti yönetenlere düşüyor. Sadece şunu diyecekler, ‘Buyurun bir heyet görüşsün, sağlık haberini alsın, bağımsız sağlık heyeti muayene etsin’ diyecekler bu kadar. Bütün bu yaşanan gerilim tek bir uygulama ile ortandan kalkacak ama toplumsal gerilimi sürdürmek açısından bunu yapmıyorlar” diye konuştu.

‘YÖK tarafından isimlerimizin verildiğini biliyoruz’

“Bu suça ortak olmayacağız” bildirisine imza atan Kocaeli Üniversitesi’nden Yar. Doç. Özlem Özkan da, Kocaeli Üniversitesinin “Senato olarak bir açıklama yaptılar, ‘Bunlar terör örgütüdür ve bunları üniversitede tutmayacağız’ diye. Hukuksal prosedür buna izin vermediği için ve ulusal boyutta bir mücadele olduğu için açıkçası buna cesaret edemediler” dedi. Soruşturmalara tabi olduklarını ve KHK ile bu soruşturmaların sadece gösteriden ibaret olduğunu ifade eden Özkan, “Kocaeli Üniversitesi’nde biz 19 kişi imza atmıştık ve 19 kişi de ihraç edildi. Rektör’ün bu konuda açıklamaları var ‘Bu konunun sorumlusu ben değilim YÖK’tür’ diye ama bunun böyle olmadığını biliyoruz. İsimlerimizin rektör tarafından 5 Ağustos’ta YÖK’e verildiğini biliyoruz” diye kaydetti.

‘Devlet bize para verdiği için akademisyen olmadık’

Akademisyenliğin ve bilim insanı olmanın üniversiteler ile sınırlı olmadığının vurgusunu yapan Özkan, “Devlet bize para verdiği için ya da rektör bizi istihdam ettiği için akademisyen değiliz. Akademisyenliğimiz yaşamın diğer alanlarında da devam edecek” diyerek barış taleplerinde daha da ısrarcı olacaklarını dile getirdi.

‘Çalışmalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz’

AKP hükümetinin “FETÖ” ile mücadele etmediği ve yönünü muhaliflere çevirdiğine dikkat çeken Özkan, şunları dile getirdi: “KHK’elerde öyle bir madde var ki bütün öğretim görevlisi yetiştirme programlarının kapsamında bütün hepsini güvencesiz hale getirdi. Bizde soruyoruz bunun FETÖ ile mücadele ile ne alakası var? Siyasi görüşü her ne olursa olsun hukuki prosedürlerle yargılanmasını talep ediyoruz. Bütün siyasi ve sosyal çalışmalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz. Biz barış talebimiz sadece bir bilim insanı olarak değil, toplumsal sorumluluk gereği de talep ettik.”

Kürtler ve Türklerin dostluk bağı

Barış ve çözüm sürecin hem Kürt hem de Türk hakları için bir dostluk bağı kurduğunu anlatan Özkan, tekrar savaş ortamına dönmek istemediklerini aktardı. Savaş sürecinin tırmanmasında PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridinde etkisi olduğunu anımsatan Özkan, başlatılan açlık grevlerine ilişkin de “Keşke bu milletvekillerimiz hiç böyle bir duruma başvurmasaydı. Biz sağlıkçılar olarak bu sürecin nasıl destekçisi olabileceksek, destekçisi olacağız. Bunun için ne yapmamız gerekiyorsa yapacağız” ifadelerinde bulundu. Tutsakların avukatları ve yakınları ile olan görüşme hakkının ellerinden alınamaz bir hak olduğunu vurgulayan Özkan, “Bunun siyasi pozisyonu ne olursa olsun kimsenin elinden bu hak alınamaz” diyerek mücadele kararlılığını ifade etti. (DİHA)

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir