Öcalan için tutsaklar da açlık grevine başlıyor

Yaşamından endişe edilen PKK Lideri Abdullah Öcalan için Türkiye ve Kürdistan cezaevlerinde bulunan siyasi tutsaklar da süresiz-dönüşümsüz açlık grevine başlıyor. “Öcalan etrafında aşılmaz bir güvenlik çemberi oluşturma” amacıyla ilk etapta 7 farklı cezaevinde 35 tutsak 15 Eylül’de greve girecek.

Aralarında DTK Eşbaşkanı Leyla Güven, DBP Eş Genel Başkanı Sabahat Tuncel, İmralı Heyeti üyesi Ceylan Bağrıyanık, HDP milletvekilleri, belediye eş başkanları, KJA üyesi kadınlar, sanatçılar, avukatlar ve gazetecilerin de bulunduğu 50 ismin, yaşamı ve güvenliğinden endişe edilen PKK Lideri Abdullah Öcalan için başlattığı süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eylemi 4’ncü gününe girdi. Verilen desteklerle İmralı’dan haber alınmasına dönük talepler günden güne büyürken, cezaevlerindeki Kürt siyasi tutsaklar da önemli bir karar aldı.

Tutsaklar 15 Eylül’de açlık grevinde

Tutsaklar, PKK Lideri Öcalan için süresiz-dönüşümsüz açlık grevine girme kararı aldı. 15 Eylül Perşembe günü başlayacak olan açlık grevi ilk etapta belirlenen 7 cezaevinde başlayacak. Bu cezaevlerinde kalan 35 siyasi tutsak, “Öcalan etrafında aşılmaz bir güvenlik çemberi oluşturma” amacıyla süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eylemine başlayacak.
Alınan bu karara ilişkin, Türkiye ve Kürdistan cezaevlerinde bulunan tüm siyasi tutsaklar adına Deniz Kaya tarafından kamuoyuna yönelik yazılı açıklama yapıldı.

Yaptığı açıklamada içerisinde bulunan siyasal sürece değinen Deniz Kaya, “15 Temmuz 2016 günü, faşist, siyasal İslamcı güruhun kendi aralarındaki iktidar mücadelelerinin sonucu bir darbe gerçekleşti. Darbe yapmak isteyen kesim başarısız olunca, AKP-Saray darbesi, faşist bir diktatörlük olarak egemenliğini ilan etti” ifadelerini kullandı.

Tüm Türkiye ve Kürdistan çapında ilan edilen OHAL ve bununla bağlantılı çıkarılan KHK’lerle de AKP-Saray diktatörlüğünün, tüm muhalif kesimleri ezmeyi en temel politika olarak belirlediğine dikkat çeken Kaya, şunları kaydetti:

‘AKP-Saray darbesi 2015 Nisan’da başladı!’

“Ancak, bizler çok iyi biliyoruz ki, AKP-Saray darbesi 2015 Nisan ayında startını aldı. Dolmabahçe mutabakatını ve ‘Çözüm Süreci’ni yok sayarak, Önderliğimiz üzerinde tecridi katılaştırarak başlatılan bu süreç, 7 Haziran seçiminde yeni bir aşamaya vardı. Önderliğimize yönelik tecritle başlayan bu darbe süreci, 7 Haziran seçim sonuçlarını kabul etmeme ve ülkeyi erken genel seçime götürmeyle devam etti. Akabinde 24 Temmuz 2015 günü Medya Savunma Alanları bombalanarak, yeniden savaş süreci başlatıldı. ‘Çökertme Planı’ adını verdikleri imha konseptine karşılık, Kürt halkı ve gerillası özyönetim direnişiyle buna cevap verdi.

‘Çökertme Planı özyönetim direnişleri karşısında yenildi’

AKP-Saray çeteleri bir yandan insanlık düşmanı DAİŞ’e olanak tanıyarak Kürtlere yönelik eylemler yaptırılırken, diğer yandan Cizre-Sur-Silopi-Nusaybin-Şırnak-İdil-Gever başta olmak üzere, birçok Kürt kentini yakıp yıktı, yüzlerce sivili yurtsever, çocuk, kadın katledildi. Ancak tüm bu yıkım, katliam ve zulme karşı tarihte eşine ender rastlanan bir kahramanlık direnişi ortaya çıktı. Seve Demir, Mehmet Tunç ve Komutan Çiyager şahsında bu süreçte şehit düşen yoldaşlarımızın efsanevi kahramanlığı tüm bu çökertme planlarını tuzla buz etti. Akabinde bahar mevsiminin gelmesiyle birlikte HPG gerillalarının saldırıları da eklenince, Ahmet Davutoğlu başbakanlıktan azledildi. Davutoğlu’nun Başbakanlıktan alınması, ‘Çökertme Planı’ denilen konseptin özyönetim direnişleri karşısında yenilgisini ifade ediyordu.

‘İmralı Adası’nda ne yaşandığını bilmiyoruz’

İşte 15 Temmuz darbesinin zeminini oluşturan bu gelişmeler oldu. Nasıl ki bu süreç Önderliğimize tecritle başladıysa, 15 Temmuzda da aslından önderliğimizin imha edilmesi hedeflenmişti. Darbeci generaller bunu çok açık ortaya koymuşlardır. Ve 15 Temmuz gecesi İmralı Adası’nda neyin yaşandığını bilmiyoruz. Darbeci güruhun Önderliğimizin canına kastetmek istediklerini bilmekle beraber, Önderliğimizin yaşayıp yaşamadığını dahi bilmemekteyiz. Bu konuda ne hükümet doyurucu bir açıklama yapabilmiş, ne de Önderliğimizin ailesi, avukatları ya da bir siyasi heyetle görüştürülmesine imkan sağlanmıştır.

‘Önderliğimiz bizler için yaşam ve ölüm gerekçesidir’

Bu durum kaygı ve çekincelerimizi daha da arttırmaktadır. Önderliğimizin güvenlik ve sağlık durumu belirsizdir. Tüm maddi ve manevi değerlerimizin bileşkesi olan Önderliğimiz bizler için yaşam ve ölüm gerekçesidir. Cezaevinde bulunan PKK ve PAJK’lı tutsaklar olarak, açık ve net olarak belirtiyoruz: Önderliğimize ölümüne bağlıyız!

Bu çerçevede dışarıda DTK, HDK, DBP, KJA öncülüğünde başlayan süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eylemini selamlıyoruz.

7 cezaevinde kalan 35 PKK’li ve PAJK’lı tutsak başlayacak

Bizler de aynı taleple 15 Eylül gününden itibaren gruplar halinde süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eylemine başlıyoruz. Diyarbakır D Tipi, Siirt E Tipi, Gebze Kadın Tutukevi, Kandıra 1 Nolu F Tipi, Kırıklar F Tipi, Silivri ve Tarsus cezaevlerinde bulunan PKK’li ve PAJK’lı tutsaklar, 15 Eylül günü 1. grup olarak süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eylemine başlayacaklardır. Her cezaevinden 5’er arkadaşla ilk grup olarak 35 yoldaşımız süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eylemine başlayacaktır.

Çocuk cezaevleri ve çocuk koğuşları eyleme katılmayacak

Diğer cezaevleri de ileriki süreçlerde gruplar halinde direnişe dahil olacaklardır. Ancak hiçbir şekilde ve hiçbir koşulda çocuk cezaevleri ve çocuk koğuşları bu eylemsellik içinde yer almayacaklardır. Genç arkadaşların bu konuda duyarlı, örgütlü ve olgun yaklaşacaklarına inanarak, kendilerini Apocu ruhla selamlıyoruz.

Tüm cezaevlerindeki yoldaşlarımızın yüksek bir duyarlılık ve disiplinle sürece katılacaklarına sonsuz inanıyoruz. Bu süreçte örgütlü ve disiplinli hareket etmenin, direnişi başarıya götüreceğini belirtmek istiyoruz.

‘Önderliğimizin etrafında aşılmaz bir güvenlik çemberi olmayı başaracağız’

Bizler cezaevinde bulunan evlatlarınız olarak Mazlumların, Hayrilerin, Kemallerin yoldaşları ve sürdürücüleriyiz. Nasıl ki 1999’da ‘Güneşimizi Karartamazsınız’ diyerek Önderlik etrafında ateş çemberi olduysak, bugün de Önderliğimizin etrafında aşılmaz bir güvenlik çemberi olmayı başaracağız. Cezaevindeki her bir yoldaşımız, Önderliğimizin fedaisidir. Bu ruh tüm canlılığıyla sürüyor. Bu temelde tüm ailelerimizi, yurtsever tüm insanlarımızı; aydın, demokratik kamuoyunu, dışarıda başlayan ve bizlerin de dahil olduğu direniş sürecini sahiplenmeye, seferberlik ruhuyla serhıldanları geliştirmeye, topyekun ayağa kalkmaya çağırıyoruz.” (DİHA)

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir