Batumlu: Bir ölü sessizliği yaratılmak isteniliyor

Öcalan’a Özgürlük Platformu’ndan avukat Ayşe Batumlu, tecritle birlikte bir ölü sessizliği yaratılmak istenildiğini belirterek, Diyarbakır Süresiz Dönüşümsüz Açlık Grevi Direnişçileri’nin çağrısının üzerine ölü toprak serpilmiş olan yüz binlere olduğunu kaydetti.

DTK, HDK, KJA, DBP, HDP öncülüğünde PKK Lideri Abdullah Öcalan’la görüşme talebiyle Amed’te (Diyarbakır) 5 Eylül’de başlatılan süresiz dönüşümsüz açlık grevine, toplumun farklı kesimlerinden destekler büyüyor. Açlık grevini değerlendiren Öcalan’a Özgürlük Platformu üyesi avukat Ayşe Batumlu, AKP hükümeti ve devletin Öcalan’a yönelimin savaş siyasetindeki ısrarın göstergesi olduğunu belirtti.

Öcalan’ın avukatları ile görüştürülmemesinin hiçbir hukuki gerekçesinin olmadığının altını çizen Batumlu, Öcalan’ın 2011 yıllından bu yana avukatları ile görüştürülmediğini söyledi. Bir ülkenin insan hakları düzeyinin ne olduğunu anlamak için bakılacak yerlerin başında cezaevlerinin geldiğini kaydeden Batumlu, Türkiye’deki cezaevlerinin durumunun içler acısı olduğunu vurguladı.

‘Ölüm sessizliği yaratılmak isteniyor’

“İmralı sistemi başlı başına hukuku alt üst eden faşizan bir yapıdır” diyen Batumlu, Öcalan’ın sadece Türkiye’de değil, Ortadoğu’da da siyasi bir lider konumunda olduğunu dile getirdi. Öcalan’ın Rojava devriminin temellerini atan kişi olduğunu aktaran Batumlu, şöyle devam etti: “Devlet de bunu gördüğü için Sayın Öcalan’ın tecridini tamamen haber alınamaz hale getirdi. Bu da bir ölüm sessizliği yaratmak anlamına geliyor. Bunu yapan bir devlet, milyonlarca insanı karşısına almayı göze almış demektir. Ama tarihe dönüp baktığımızda bu tarz ile devam eden iktidarların kendi sonlarını da hazırladıklarını görüyoruz.”

‘CPT’nin İmralı’ya gitmesi için çok fazla nedeni var’

Batumlu, milyonlarca insanın yaşamını merak ettiği, devletin sorumluluğunda olan ve siyasi lider konumunda olan bir kimsenin hayatından endişe ediliyorsa, bırakın CPT’yi, devletin çıkıp ciddi ciddi açıklama yapmak zorunda olduğuna dikkat çekti. Uluslararası insan hakları örgütlerinin hükümet ve hükümet benzeri kuruluşlardan bağımsız hareket etmesi gerektiğini vurgulayan Batumlu, “Ne yazık ki bu yaklaşımı göremiyoruz. Sadece 15 Temmuz’dan sonra değil, daha öncesinde de CPT’nin İmralı’ya gitmek için çok fazla nedeni vardı” dedi.

‘Çağrı üzerine ölü toprak serpilmiş yüz binlere’

Amed’te başlayan süresiz dönüşümsüz açlık grevine de değinen Batumlu, şöyle devam etti: “Bunun hem Türkiye’ye hem de bütün dünyaya göstereceği şey şu; Kürt özgürlük mücadelesi içinde bulunan hukuki, siyasi, sosyal kurumları içinde yer alan herkes artık bir sınıra gelmiş durumda. Açlık grevi çok ciddi bir eylem biçimidir. Buradaki açlık grevleri son çare eylemleri olarak algılanmamalı bence. Bu Kürt halkının demokrasi, devrim mücadelesi içinde yer alan birleşenlerinin artık bir sınıra geldiğini gösteriyor. Bu mücadelede ne kadar ciddi sınıra gelindiğini ancak bu sınırın başkasına zarar verecek, çatışmalı sürece girecek bir sınır olmadığını da gösteriyor. Açlık grevine giren arkadaşlarımızın çağrısı, üzerine ölü toprak serpilmiş olan yüz binleredir.”

Eylemin gerek Türkiye’de gerek tüm dünyada ses getireceğini belirten Batumlu, açlık grevinin aynı zamanda bu dönemde tepkisiz kalan herkese bir mesaj olduğunu söyledi.

‘Yol yakınken el uzatalım’

Bir halkın lideri bırakın tecridi cezaevindeyken bile bütün sosyalist, demokrat ve devrimci kişilerin o kişinin haklarını kullanması için mücadele etmesi gerektiğini belirten Batumlu, “Özgürlüğü için mücadele etmelidir. Ne yazık ki bu dayanışma Türkiye sınırlarında çok yok. Kuşkusuz HDP içinde yer alan bu bileşenler bu talepleri destekliyorlardır ama HDP dışında yer alan demokrat, devrimci, liberal, hukuktan yana olan kesimlerin kendi bulundukları sınırlar içinde buna tepki göstermesi gerekir. Böyle bir şey yokmuş gibi davranmak aslında bütün bu sıfatların kendilerine ait olmadığını ve devletten hiç bir farklarının olmadığını göstermektedir. Yol yakınken, açlık grevindeki arkadaşlarımıza el uzatmamız birlikte aynı amaç doğrultusunda mücadele etmemiz gerekir” diye belirtti.

‘Fiziki özgürlük istiyoruz’

Öcalan’dan sağlıklı bir haber alınabilmesi için bir heyetin oluşturulması talebinde bulunan Batumlu, bunun da yeterli olmadığını söyledi. “Çünkü Sayın Öcalan ile iletişim kurulabildiği zamanlarda bu ülke barışın gerçekleşebileceğini gördü” diyen Batumlu, “Tüm Türkiye ve Ortadoğu halkları için Sayın Öcalan’ın özgürlüğünü talep ediyorum. Öcalan’ın fikirleri zaten özgür, fiziki özgürlük istiyoruz” dedi. (DİHA)

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir