Almanya’da kiralık işçiler ancak yardımlarla geçiniyor

Almanya’da 2003 yılında 282 bin olan kiralanan işçi sayısı yüzde 340 artarak 2015 yılında 961 bine çıktı.

Kiralık işçilik artık Almanya’nın her yanında uygulanıyor. Otomobil sektöründe bantlarda, makine ve elektro sanayiinin bütün bölümlerinde, metal işkolunun bütün yan sanayi bölümlerinde her yerde kiralık işçi bulmak mümkün. Önceleri, “Siparişlerin en üst düzeyde olduğu dönemlerle sınırlı uygulama” olduğu öne sürülen kiralık işçilik uygulaması, “Ajanda 2010’un” yürürlüğe girmesiyle birlikte istikrarlı olarak arttı.

2003 yılında 282 bin olan kiralanan işçi sayısı yüzde 340 artarak 2015 yılında 961 bine çıktı. Bu artış aynı zamanda sermaye ve politikacılarının, “Kiralık işçi sektörü normal iş sektörüne paralel olarak aynı oranda gelişmekte” iddiasının da gerçeği yansıtmadığını belgeliyor.

KİRALIK İŞÇİLER YOKSULLUK SINIRININ ALTINDA

Kiralık işçilerin üçte ikisi düşük ücret sınırının altında ücret alıyor. Sol Partinin hükümete yönelik bir soru önergesine verilen yanıtta, “Kiralık işçilerin ücret ortalaması 1700 avro düzeyinde” denildi. Sosyal sigortalı normal çalışanların ücret ortalamasının ise 2 bin 960 avro brüt olduğu bildirilen yanıtta, “Kiralık işçilerin üçte ikisi düşük ücret sınırının çok altında ücret almaktalar” denildi.
Federal İstatistik Dairesi DESATİS’in verdiği bilgiye göre Almanya’da düşük ücret sınırının 1973 avro olduğu bildirilirken, kiralık işçi olarak tam gün çalışanların yüzde 5.7’sinin aldıkları ücretle geçinemediği için Hartz IV (sosyal yardım) almak zorunda olduğuna dikkat çekildi. Bu da 54 bin 777 kiralık işçinin Hartz IV almak zorunda olduğunu ortaya koyuyor.

SÖMÜRÜYE DEVAM

Değişik branşlarda kiralık işçilerin ücretlerini kadrolu işçilerin ücretlerine yakın düzeye çıkarmak için imzalanan özel toplu iş sözleşmeleri de bir işe yaramadı. Kiralık işçilerin ücretlerinin kademeli olarak yükseltilmesini içeren bu sözleşmelerin hayat bulması için kiralık işçilerin aynı işyerinde uzun süreli çalıştırılmaları gerekiyor.
Sözleşmelerde üç, altı ve dokuz ay gibi dilimler sonrası kiralık işçilerin ücretleri kadrolu işçilerin ücretlerine denkleştiriliyor. Dokuz ayın sonunda ise ücretler aynı oluyor.
Yapılan araştırmalar kiralık işçilerin ancak yüzde 25’inin dokuz aydan daha fazla aynı işletmede çalıştıklarını gösteriyor. Aynı işyerinde 18 ay ve daha uzun süre çalışanların oranı ise yüzde 12 ile sınırlı. Bu da 18 ay sonra kadrolu olma hakkının neredeyse mümkün olmadığını ortaya koyuyor.
Ayrıca imzalanan sözleşmelerde bir takım “istisna” durumlar için özel uygulamalar gündemde. Bu da işçilerin kadrolu olma umutlarını yerle bir ediyor.

‘KİRALIK İŞÇİLER VAZGEÇİLMEZ’

Kiralık işçilerin yüzde 36’sının (345 bin 960) çalıştığı metal ve elektro iş kolunun işveren örgütü Gesammtmetall, “Kiralık işçilik bizim vazgeçemeyeceğimiz kadar önemlidir” görüşünde. Özellikle otomobil (yüzde 11) ve makine sanayisinde (yüzde 10) kiralık işçilerin üretim zincirinin sabit bir parçası olduğu ileri sürülen Gesammtmetall açıklamasında, “Bize göre branşımızda çalışan kiralık işçi oranı gayet düşük” denildi.
Metal patronlarının birçok sorunu kiralık işçilerle çözdüğü söylenen açıklamada, “Siparişlerin artması, rapor alanlardan doğan açığı veya ebeveyn iznine ayrılanların yerini doldurmak için kiralık işçileri istihdam ediyoruz. Kiralık işçiliğin daha fazla sınırlanması, uygulamada bürokrasinin artırılması tarafımızdan kabul edilemez” denildi.

YASA BİR ŞEY DEĞİŞTİRMEYECEK

Federal Çalışma Bakanı Andrea Nahles tarafından haziran ayında Bakanlar Kuruluna sunulan ve karar altına alınan yasa değişikliği kiralık ve taşeron firma işçilerinin aşırı sömürülmelerinin önüne geçecekti. Ancak söz konusu yasa değişikliğinde de o kadar “istisna durum uygulaması” yer alıyor ki kiralık ve taşeron işçi olarak çalışanlar için pratikte çok bir şey değişmeyecek.

Alman Sendikalar Birliği DGB’ye ait bütün sendikalar Nahles’in yasa tasarısını desteklediklerini açıklamışlardı. Sendikalar tarafından “Doğru yönde ilk adım” olarak değerlendirilmesine karşın pratik uygulamada kiralık ve taşeron işçiler için pek bir şey değişmeyecek.

Mücadeleci sendikacıların yer aldığı platformlarda yasanın yetersiz olması eleştiriliyor. Özellikle kiralık işçilik uygulamasının işçilere bağlanmasını eleştiren mücadeleci sendikacılar, “Bunun yerine kiralık işçinin çalıştığı işyeri baz alınmalı. Aynı işi değişik dönemlerde iki, üç, dört farklı işçi yapsa da burada çalıştırılan bütün kiralık işçilerin süreleri sayılmalı ve dokuzuncu aydan itibaren bu işte çalışan aynı ücreti almalı ve 18 aydan sonra buraya kadrolu bir işçi alınmalı” görüşündeler.

TİS GÖRÜŞMESİ YAPILMASIN!

Yasa değişikliğinde öngörülen bazı istisna maddeler yürürlükte olan toplusözleşmelerle gerekçelendirilmesi ise işin en trajik yönü denebilir. Ücretlerin düşük olması, ek zamların ödenmemesi, kadrolu olunamaması gibi birçok istisna uygulama, “TİS’lerde üzerine anlaşılmışsa yasa uygulanmaz” diye gerekçelendiriliyor.

Geride bıraktığımız yıllarda DGB ve ona bağlı sendikaları toplusözleşmeleri feshetmeye ve dolayısıyla yasal uygulamanın devreye girmesini sağlamaya çağıran mücadeleci sendikacılar şimdi DGB’nin TİS görüşmelerini yapmamasını istiyorlar. Böylece önümüzdeki yıldan itibaren kiralık işçilerin kadrolu işçilerle aynı ücreti alacaklarını belirten mücadeleci sendikacılar bunun için de bir imza kampanyası başlattılar. www.labournet.de/wp-content/uploads/2016/07/verleihnix.pdf adresinden indirilebilecek olan imza metinleriyle ilgili, “Klasik imza metnini seçmemizin nedeni bunun çıkışını aldıktan sonra işletmelerde, eskiden olduğu gibi iş arkadaşlarımızı ikna ederek imzalamalarını sağlamaya çağırmamız. Bu aynı zamanda son dönemlerde moda haline gelen sanal ortamdan çıkarak somut yüz yüze konuşarak işyeri politikası yapmaya çağrımızdır” denildi.

HÜKÜMETİN KİRALIK İŞÇİLİK VE TAŞERON KONUSUNDA ALDIĞI KARARLAR:

Kiralık işçiler 9 ay çalışmadan sonra firmanın esas işçileriyle eşit ücret alma ve 18 ay aynı firmada çalışma hakkına sahip. Çalışma Bakanı Andrea Nahles tarafından hazırlanan yasa tasarısını görüşen koalisyon ortakları bazı değişiklikler yapılması koşuluyla yasaya yeşil ışık yaktılar.

Yeni düzenlemeler şöyle:
Eşit ücret: Aynı firmada 9 ay çalışan bir kiralık işçi, firmanın esas işçileriyle eşit ücret alma hakkına sahiptir.  Eğer işletmede kiralık işçilerin alacağı ek ödemeleri düzenleyen bir sözleşme varsa yani kimya ve metal dalında olduğu gibi ücretler ilk altı hafta çalışma sonrası yükseltiliyorsa sendika ve işveren bu uygulamadan vazgeçebilir. Her halükarda 15 ay sonra kiralık işçilerin ücretlerin firmanın asıl işçilerinin ücretleriyle eşit değerde olmalıdır.

Azami çalıştırma süresi: Prensip olarak bir kiralık işçi aynı firmada en fazla 18 ay çalışabilir. Bu süreden sonra ya kadrolu olarak işe alınmak zorunda ya da işyerini terk etmek zorundadır. Bu konuda da sendika ve işverenler bu kurala uymama konusunda anlaşabilirler. Sektörde geçerli sözleşmeyi imzalamamış olan işverenler de BR’nin onay vermesi durumunda kiralık işçilerin çalışma sürelerini uzatabilirler.

Grev kırıcılar: Kiralık işçiler, firmada grev olması durumunda kiralandıkları işletmenin patronu tarafından grev kırıcısı olarak çalışmaya zorlanamazlar. Ama grevci işçilerin yapmadıkları işlerde görevlendirilebilirler.

Uygulama yasanın yürürlüğe girmesiyle başlayacak: Şu an çalışmakta olan kiralık işçilerin yukarıdaki haklara sahip olması ancak yasanın yürürlüğe girmesine bağlıdır. 9 ay çalışma zorunluluğu da yasanın yürürlüğe girmesinden itibaren geçerli olacaktır.

Taşeron sözleşmeleri: Taşeron sözleşmeleri ile ilgili yasa tasarılarında hükümet ortaklarının mutabık oldukları bildirildi. Taşeron sözleşmelerin suistimal edilmemesi için bazı düzenlemeler yapıldı. Kiralık işçilikte bir işçinin iş gücü kiralanırken, taşeronlukta kişi söz konusu olmadan herhangi bir işin yapılması için firma ile sözleşme imzalanması esas alınmaktadır. İşverenin taşeron sözleşmeleriyle iş yapan işçilerin iş kazalarına karşı korunması konusunda savsaklamasını engelleyecek önlemler alınacaktır.

BİLMEKTE FAYDA VAR

* Kiralık işçilik, taşeron işçilik, düşük ücretli işlerle gerçekte devlet sermayeyi sübvanse ediyor. Nasıl mı? Çalıştıkları işten aldıkları ücret yetmediği için gelirlerini Hartz IV ile tamamlayanlar (“Hartz IV-Aufstocker”) için devlet yılda 11 Milyar avro harcıyor.
* Yeni iş gücüne ihtiyaç duyan işletmelerin yüzde 85’i güvencesiz iş sunuyorlar. Bunların yüzde 43’ü kiralık işçi, yüzde 42’si süreli işçi alırken sadece yüzde 15’i süresiz işçi almayı tercih ediyor.
* Kiralık işçiler aynı işi yapmalarına karşın ortalama yüzde 25 daha düşük ücret alıyorlar.
* Almanya’nın en büyük çelik fabrikası ThyssenKrupp Duisburg’da her gün 1000’e yakın taşeron firma üzerinden 5 bine yakın işçi çalışıyor! (Serdar DERVENTLİ – Köln – Evrensel)

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir