Yüksekdağ: Padişah özentileri ferman yerine KHK’lerle ülkeye despotluk dayatıyor

HDP Eş Genel Başkanı Yüksekdağ, 15 Temmuz’un ardından darbenin el değiştirdiğini, AKP/Saray cuntasının padişah fermanı gibi KHK’lerle despotluk dayattığını kaydetti, seçimle kazanamadığı belediye binalarına silah zoruyla el koyduğunu belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘El Bab’a kadar gideceğiz’ sözlerini hatırlatan Yüksekdağ, “En son ‘Şam’a gideceğiz’ demiştiniz. IŞİD ile mücadele etmeye kararlıysanız, IŞİD’in üslenme alanı Türkiye” diye konuştu.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, Parti Meclisi toplantısı öncesinde gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

HDP Genel Merkez binasında düzenlenen Parti Meclisi öncesinde konuşan Yüksekdağ, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından Türkiye’nin bu kez AKP/Saray darbesiyle karşı karşıya geldiğini kaydetti. “Türkiye’de ağır baskıcı bir rejimi örmeye yöneldiler. Bütün toplumsal kesimleri baskı altına alan bir siyasi süreç oldu. Bizler demokratik eksenin temel alınması gerektiğini düşündük. Sayısız bedele rağmen ayrıştırmaya karşı demokratik bir eksen oluşturmaya yöneldik” şeklinde konuştu.

İktidarın biriken sorunları çözme gücü olmadığını vurgulayan Yüksekdağ, “Tam tersine yeni düğümlenmeler yapacaklarını görüyoruz” dedi. Türkiye’nin yeni kutuplaşmasının Saray’a biat edenler ve etmeyenler olarak belirlendiğini ifade eden Yüksekdağ, “Bizler HDP olarak özgürlük safını oluşturuyoruz” dedi.

Kısa süre öce Kürt şehirlerindeki belediyelere kayyum atandığını hatırlatan Yüksekdağ, “Bu rejimin geldiği son noktanın işareti. Siyasi irade yerine kendi otoritesini ikame etme anlayışını dayattı. ‘Tekçi bir merkezle ülkeyi yönetiriz’ dediler. Belediyelere kayyum bunun ifadesidir” diye belirtti.

‘SEÇİMLE KAZANAMADIKLARI BELEDİYELERE SİLAH ZORUYLA EL KOYDULAR’

HDP Eş Genel Başkanı Yüksekdağ şöyle devam etti: “28 belediyeye kayyum atandı, 24’ü Kürt belediyeleri. Bu belediyelerde en ufak açık bulmak için müfettişleri belediyelerde yatıp kalkmasına rağmen hırsızlık bulamadılar. Bulmaları mümkün değildi. Seçimle kazanamadıkları belediyelere zorla, silah ve süngü zoruyla el koydular. Gerçek budur. Bugün belediyelere el konulmuştur. Karakol azmış gibi, belediyeleri karakola dönüştürdüler.”

Mücadelenin artık bir yaşam savunması biçiminde devam ettiğini kaydeden Yüksekdağ, “Yaşamı savunamazsak, temsiliyetimizin olduğu yerleri savunamazsak, bir kuru canımızı da savunamayız” dedi.

‘TÜRK HALKI GASP ETME SUÇUNA ORTAK OLMAMALI’

El konulan belediye binalarına bayrak asılmasına dikkat çeken Yüksekdağ, “Sayısız suçunuzu Türk bayraklarıyla örttünüz. Türk halkı, kendi adlarına hareket ettiklerini söyleyen bunların gasp etme suçuna ortak olmaması gerekiyor. Çanakkale gibi, Seferihisar Belediyesi gibi onurlu sesler var, ‘Biz halkla kardeşiz, kayyumla değil’ dediler. Dayanışma ve eşitlik köprülerini yıkmaya çalışan bir iktidarla yüz yüzeyiz” dedi.

Yüksekdağ, belediyelere el koyan iktidar ile 15 Temmuz’da darbeye girişenler arasında fark olmadığını dile getirdi ve ekledi: “O belediyelerde panzerle, silahla ele geçirildi. Ele geçirdim diyor. Sanki düşman kalesini ele geçirmiş, bayraklar asıyor. Neredeyse 21 pare top atışı yapacaklar.”

‘GÜÇLÜ, KARARLI BİR DİRENİŞİ YAŞAMA GEÇİRECEĞİZ’

İktidarın baskıcı yönetim anlayışına karşı bütün güçleriyle karşı koyacaklarını dile getiren Yüksekdağ, “Biz sizin kanun kılığına girmiş fermanlarınızı tanımıyoruz” ifadelerini kullandı. HDP Eş Genel Başkanı şunları söyledi: “Padişah özentileri ferman yerine KHK’lerle ülkeye despotluk dayatıyor. Bu, asla izin vereceğimiz bir siyasi yaklaşım değil. Kayyum, milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılması. Bütün saldırılara karşı güçlü, kararlı bir direnişi yaşama geçireceğiz. İstanbul’dan Diyarbakır’a, her yerde bütün halklarımızı demokratik direnişi büyütmeye çağırıyorum.”

‘EĞİTİM EMEKÇİLERİNİ KÖLE YAPMAK İSTİYORLAR’

Dün yeni eğitim-öğretim yılının açıldığını hatırlatan Yüksekdağ, “Okullar açıldı, ama sayısız okulda öğretmen yoktu. 1 milyon öğrenci öğretmensiz. Başka bir yerde olsa devlet krizi sayılır” dedi. 15 Temmuz’dan bu yana 50 bin eğitimcinin sağlıklı soruşturma yapılmadan görevden alındığını hatırlatan Yüksekdağ şöyle konuştu: “En son Kürt illerinde 11 bin öğretmen açığa alındı. Eğitim emekçilerini köle yapmak istiyorlar. Ama bizler zalimin karşısında kul da olmadık, köle de. 15 Temmuz’dan sonra darbe el değiştirdi. 11 bin eğitim emekçisinin yerine Kürt çocuklarını asimile edecek kendi kadroları yerleştirmek isteyecekler. Ama böyle bir kadro da yok sizde. Niteliksiz, birikimsiz, liyakatsiz kamu görevlilerini yerleştiriyorlar. Ne yaparsanız yapın, murat ettiğiniz asimilasyonu asla başaramayacaksınız. Asker öğretmen bile vardı, sınıfta Kürtçe konuşan çocukları dövdüler, başarabildiler mi? O yıllarda başaramadılar, bugün Kürt halkının en örgütlü, en bilinçli olduğu dönemde hiç başaramazlar.”

‘DEMOKRATİK ÇÖZÜM VE TOPLUMSAL BARIŞ İÇİN İZLENECEK YOL AÇIK’

Halkın çıkarlarının öne konulması durumunda krizlerin çözülebileceğine dikkat çeken Yüksekdağ, “Her gün ölüm, baskın haberleri. İyi haberleri duymamıza da izin vermiyorlar, basın baskı altında. Aslında çıkış yolu var. Sayın Öcalan, ‘Sorunu 6 ay içinde çözeriz’ dedi. Başka zaman olsa manşetlerden inmezdi. Ama yaprak kıpırdamıyor, tık yok. Neden? Siyasi iktidar günde 30 kişinin ölmesini istiyor. Niye? Her ölüm haberi iktidarların beslenme kaynağına dönüştü artık. Ölümlerden beslenen bir siyasi anlayış bu. Bu memlekette akıl ve vicdanlı insanlar da var, durumu görmeleri gerekiyor. Demokratik çözüm ve toplumsal barışın yolunun açılması için izlenecek yol açık. İktidar, çözüm Kolombiya’da olduğu zaman tebrik ediyor, bir başka ülkede arabulucu oluyor, kendi ülkesinde ise insanlar ölüyor. Akıl da, vicdan da bunu kabul edemez” ifadelerini kullandı.

HDP Eş Genel Başkanı Yüksekdağ, umudun karartılmasına izin vermeyeceklerini söyledi ve şunları ekledi: “HDP olarak demokratik çözüm için mücadeleye devam edeceğiz. Bütün yollar kapatılmış olabilir, ama bizim işimiz yeni yollar açmaktır. Yeni yollarla güzel bir geleceğe ulaşacağız.”

‘IŞİD’E KARŞI KARARLIYSANIZ, ÖNCE ÇAY OCAKLARINI KAPATIN’

Yüksekdağ, içeride Kürtlere karşı savaş politikası yürüten iktidarın, Rojava ve Kuzey Suriye’de Kürtlere karşı saldırılarla istikrar sağlayamayacağını kaydetti. Yüksekdağ, “IŞİD’e karşı mücadele adı altında Cerablus’a harekat düzenlendi. İçeride IŞİD çeteleri cirit atıyor. Zaten Cerablus’ta da IŞİD’e karşı etkili bir mücadele yürütülmediğini dünya alem biliyor. Cumhurbaşkanı çıkmış, ‘Bizi kime tutamaz, El Bab’a kadar gideceğiz’ diyor. En son ‘Şam’a gideceğiz’ demiştiniz. Bir başbakan vardı, adını pek kimse hatırlamaz o da söylüyordu. IŞİD ile mücadele etmeye kararlıysalar uzaklara gitmelerine gerek yok. IŞİD’in açtığı çay ocaklarını kapatsalar bile çok büyük bir mücadele olur. IŞİD’in üslenme alanı Türkiye, ama kapsamlı bir operasyon yürütülmüyor” şeklinde konuştu.

‘KOBANÊ SINIRINA ÖRÜLEN DUVARIN İSRAİL’İN ÖRDÜĞÜNDEN NE FARKI VAR?’

Cerablus’un paramiliter bir üsse dönüştürülmek istendiğini dile getiren Yüksekdağ, “Suriye’de böyle bir konuşlanma, oradaki savaşı büyütmekten başka işe yaramaz. Belki de bu amaçla yapıyorlar. Amaçları Suriye’deki savaşı derinleştirmek” dedi.

Antep Belediyesi’nin Cerablus’a yardım ve elektrik götürdüğünü hatırlatan Yüksekdağ şunları kaydetti: “Aynı siyasi anlayış Kobanê’ye ise duvar örüyor. Duvar örenlerin iyi tanınmadığını herkes bilir. Tarih boyunca nice utanç duvarları örüldü, hepsini de yapanlar lanetle anıldı. Kobanê sınırına örülen duvarın İsrail’in ördüğü duvarlardan ne farkı var? O beton bloklarınızın, o dikenli telleriniz, bizim bağlarımızı asla ortadan kaldıramayacak.”

‘ALP ALTIÖRS GİBİ BAŞ EĞMEDEN YÜRÜYECEĞİZ’

Saray faşizmine karış kararlı ve dik yürümeye devam edeceklerini dile getiren Yüksekdağ, “Tıpkı Alp Altınörs gibi. Baş eğmeyen, dimdik duran Alp Altınörs gibi. Direnen nice yoldaşımız gibi, demokratik direnişimizden aldığımız güçle yürüyeceğiz ve biz kazanacağız” şeklinde konuştu. (ETHA)

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir