Öcalan’ın avukatı Bilmez: Uzatılan eli tutun

Öcalan’ın Avukatı Bilmez Öcalan’ın “Devlet hazırsa bu sorun 6 ayda çözülür” mesajıyla ilgili devletin uzatılan barış elini tutması gerektiğini söyledi

PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın 11 Eylül Pazar günü kardeşi Mehmet Öcalan ile yaptığı görüşme sonrası verdiği, “Çözüm sürecini biz sonlandırmadık. Projelerimiz ver ve eğer devlet samimi olsaydı bu sorun çözülürdü. Devlet hazırsa bu sorun 6 ayda çözülür” mesajını değerlendiren Asrın Hukuk Bürosu avukatlarından İbrahim Bilmez, bir kez daha uzatılan barış elinin devlet tarafından tutulmasını beklediklerini söyledi.

Öcalan’a yönelik devam eden tecridin sadece avukatların gidişini engellemeye yönelik bir süreç olmadığını altını çizen Bilmez, “İmralı heyetinin adaya gidişinin engellenmesi ile başlayan bir süreç değil. Aslında bu tecrit 99 yılında Sayın Öcalan’ın İmralı Adası’na getirildiği ilk günden itibaren devam eden bir süreçtir. Zaten İmralı sistemi de buna göre dizayn edilmiştir. Bir ada cezaevi özellikle seçilmişti. Oraya giden avukatların, ailenin, basının ve başka ziyaretçilerin devlet kontrolünde olması sağlanacaktı. Öyle de oldu. Bütün görüşmeler devlet kontrolünde oldu. İmralı tamamıyla devletin kontrolünde. 99’dan beridir bu böyledir. Biz tecrit derken aslında bunu kast ediyoruz. Türkiye’nin cezaevlerinde avukatlar, aileler, ziyaretçiler istedikleri zaman gidebiliyorlar. İmralı’da böyle bir şey söz konusu değil” dedi.

‘Tecrit dayanmaz bir noktaya ulaşmış bulunuyor’

Öcalan üzerindeki tecridin zamanla Türkiye’de yaşanan siyasal süreçle bağlantılı olarak katmerleşerek bugüne kadar geldiğini vurgulayan Bilmez, “Artık tecrit dayanmaz bir noktaya ulaşmış bulunuyor. 15 Temmuz darbe süreci girişimi ile birlikte kamuoyundaki ve bizdeki kaygılar iyice arttı. Darbecilerin İmralı’ya dönük planları olduğu ortaya çıktı. İmralı cezaevinin bağlı olduğu Jandarma İl Komutanı darbeci olarak görevden alınıp, tutuklandı. Yine İmralı adasında subay ve astsubaylar görevden alınıp tutuklandı. Bütün bunlara rağmen devlet inatla İmralı’dan hiçbir haberin çıkmasına izin vermedi. Ne avukatların, ne de ailenin gidişine izin verilmedi. Tam tersine Bursa Ceza Hakimliği’nin verdiği bir karar ile İmralı’da hem Sayın Öcalan’ın hem de diğer üç hükümlünün aileleri ile avukatlarıyla bütün teması kesildi. Mektup, telefon yasağı mahkeme kararına dönüştürüldü. Dolayısıyla bu kaygıları arttıran bir faktör oldu. Artık geldiğimiz noktada Kürt siyasetçiler, sivil toplum örgütü temsilcileri ve meslektaşlarımız açlık grevi eylemine girdi. Başka da bir şansları kalmamıştı” diye hatırlatmalarda bulundu.

‘En azından kaygılar giderildi’

Öcalan’ın kardeşi Mehmet Öcalan ile görüşme yapmasını olumlu bir adım olarak değerlendiren avukat Bilmez, “Sayın Öcalan ile görüşüp geri döndü. Bunu olumlu bir adım olarak değerlendirmek gerekir. Sayın Öcalan’ın durumuna dair kaygılar gerçek kaygılardı. En azından bu kaygılar giderilmiş oldu” diye konuştu.

‘Tecrit bitti anlamına gelmiyor’

Öcalan ile yapılan görüşmenin “tecrit bitti” şeklinde yorumlanmaması gerektiğini dile getiren Bilmez, şöyle devam etti: “Sayın Öcalan’ın kardeşi ile bir defa görüşmesi tecridin bittiği anlamına gelmiyor hiçbir zaman. Özellikle bunu vurgulamak istiyorum. Tecridin bittiğini ancak şu şekilde anlayabiliriz; Türkiye’deki bütün tutuklu ve hükümlüler gibi Sayın Öcalan da avukatları ile yani bizimle ve ailesi ile düzenli bir şekilde görüşebilirse tecrit o zaman bitmiş olur.”

Açlık grevi eyleminin sonuç aldığını söyleyen Bilmez, “Bu aslında demokratik eylemliliklerinde sonuç alabileceğini ortaya koyan bir örnek oldu. Devlette kendi cephesinden bu açlık grevlerinin büyüyebileceğini gördü. İstanbul ve cezaevlerinde de açlık grevi eylemi hazırlığı yapan gruplar vardı. Dolayısıyla devlet hem bu talebin haklılığından kaynaklı hem de bu açlık grevlerinin büyüyeceği kaygısı ile görüşmeyi sağladı” yorumunu yaptı.

Tecridin son bulması için bundan sonra da hukuki girişimlerini sürdüreceklerini belirten Bilmez, CPT’ye başvuru ve bilgilendirmeleri olduğunu, AYM’ye yaptıkları “tedbir talepli” başvuruları olduğunu ve bu türlü girişimlerini devam ettireceklerini dile getirdi.

‘Barış elini devletin tutmasını bekliyoruz’

Öcalan’a uygulanan tecridin aslında Türkiye’nin iç siyaseti ile yakın bağlantılı olduğunu vurgulayan Bilmez, Öcalan’ın göndermiş olduğu mesajı ise, “Dönüp geçmişe baktığımızda Sayın Öcalan’a tecrit uygulandığı dönemde Türkiye’de güvenlik politikaları, şiddet politikaları devrede olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Yaşadığımız süreçte böyle bir süreçtir. Biz biran önce devletin bu tecridi sona erdirmesini hem de buna paralel olarak Kürt meselesini demokratik ve barışçıl yollarla çözümü için kanalları açması gerektiğini düşünüyoruz. Bu bütün Türkiye’nin kazanımıdır. Hepimiz kazançlı çıkarız. Bunun başka bir yolu da yok. Defalarca ateşkes çağrısında bulunmuş ve Türkiye’nin nefes almasını sağlamış. Bu son görüşmede de şunu gördük ki, Sayın Öcalan barış için hazır. Barış elini uzatmış hazır bir şekilde bekliyor. Biz devletinde Sayın Öcalan’ın uzattığı bu eli tutmasını bekliyoruz. Türkiye iç siyasette, dış siyasetende giderek yalnızlığa itiliyor. Bütün bunların önüne geçmesi içinde bir an önce Kürt meselesini çözmesi gerekiyor. Bununda çözüm anahtarı Sayın Öcalan’dadır” sözleri ile değerlendirdi. (Yasin KOBULAN – Necla DEMİR – DİHA)




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir