Uluslararası Kadın Emeği konferansı düzenlendi

Uluslararası Kadın Emeği konferansı çok sayıda kadının katılımıyla gerçekleşti. Konferansta, kapitalizmin dayattığı ve gittikçe artan güvencesizliğin kadınlar için hayatın her alanında olduğu kaydedildi. Kadınlar, sınıfsal mücadelenin yanı sıra erkek egemenliğine de karşı da mücadele etmek zorunda kaldıklarına tepki gösterdi.

DİSK Kadın İşçiler Komisyonu, Hollanda Sendikası Konfederasyonu (FNV) ve Rosa Lüksemburg Vakfı tarafından düzenlenen Uluslararası Kadın Emeği konferansı düzenlendi.

Uluslararası Kadın Emeği isimli konferans Aksaray’da bulunan Best Western Senatör Otel’de gerçekleşti. Konferansa, DİSK Genel Sekreteri Arzu Çerkezoğlu, FNV Temsilcisi Anya Wiersma, Rosa Lüksemburg Vakfı Temsilcisi Gökay Akbulut çok sayıda sendika üyesi kadın katıldı.

Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Şemsa Özar yaptığı açılış konuşmasında, “Güvencesizlik ve Kadın Emeği” başlıklı bir sunum yaptı. Kadın emeği ve kadın istihdamı kavramlarının birbirinden çok farklı olduğunu kaydeden Özar, görünmeyen ev içi emeğe dikkat çekti ve “Kadın istihdamı bir karşılığı olan ya da olmayan çalışma biçimidir. Kadın emeği ise kendisi ve başkası için her gün ürettiğimiz mal ve hizmetlerin tümüdür. Bulaşık yıkamadan evdeki yaşlılara bakmaya kadar bunların hepsi hizmettir. Kadın emeği ve güvencesizlik dediğimiz zaman kavramları geniş tutmak lazım. İşyerinde sigortalı olmak yeterli değil. Evin içine de bakmak lazım” dedi.

‘KADINLAR HER ALANDA DAHA ÇOK EMEK SARF EDİYOR’

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) iş ve ev içerisinde kadın ile erkeklerin çalışma saatlerine yönelik yaptığı araştırmaya araştırmaya işaret eden Özar, 7 saat çalışan erkek ile 8 çalışan kadının pratiğinin karşılaştırıldığını kaydetti. Özar, kadınların her alanda daha çok emek sarf ettiğini söyledi. Özar, şöyle dedi: “Güvencesizlik kayıt içinde dahi olsa taşeronlaştırma, kısmi çalışma, çağrı ile çalışma bir sürü kayıt içiymiş gibi durumların işleri güvencesizleştirildiğini görüyoruz. Sigortalı olmakla bağlantılı bir şey değil. İşyerlerinde uygulanan mobbing de bunlardan biri.”

Türkiye’de çatışmaların olduğu, Kürt sorununda çözüm yaratılmayan, fikir özgürlüğünün devamlı çatıştığı bir süreç yaşandığını söyleyen Özar, “Kapitalizmin dayattığı ve gittikçe artan güvencesizlik, erkek egemen toplumun bize dayattığı bir güvencesizlik de var. AKP hükümeti döneminde arttığını gördük. Kadınlara verilen olanaklar varmış gibi görünüyor. Halbuki kadının ev içine hapsedilme rolü kullanılıyor. Sınıfsal mücadelenin yanı sıra erkek egemen toplum, ırkçılık ve anti-demokratik uygulamalarla da mücadele etmek zorunda kalıyoruz” dedi.

‘KADINLARIN MÜCADELESİYLE EMEK İSTİSMARININ ÖNÜNE GEÇİLDİ’

Özar’ın konuşmasının ardından, “Türkiye, Almanya ve Hollanda’da sendikalar, kadın istihdamı ile ilgili yasalar, çalışma yaşamında kadının yeri ve örgütlenmesinin olanakları” konusu ele alındı. Söz alan Hollanda Sendikası Konfederasyonu Temsilcisi Anya Wiersma, ekonomide neoliberal politikanın izlendiği Hollanda’da işleyen sigorta sisteminin herkes için geçerli olduğunu ve 2006 yılında artan sigorta maliyetinin de herkes için olduğunu söyledi. Hollanda’da temel sorunun taşeron çalışmak zorunda kalan işçiler olduğuna dikkat çeken Wiersma, temizlik sektöründe çalışan kadın işçilerin mücadelesinin, emek istismarının önüne geçildiğini belirtti.

Hollanda’da önceliğin şirket çıkarları olduğunu aktaran Wiersma, aynı zamanda geçici çalışanlar için de toplu sözleşmenin mevcut olduğunu ifade etti. Geçici istihdam bürolarında çalışan kadınların bağımsız bir şekilde örgütlenmesinin başladığını söyledi. Wiersma, “Özel istihdam büroları kadrolu çalışma ile kıyaslandığı zaman koşullar çok kötü” dedi.

Rosa Lüksemburg Vakfı Temsilcisi Gökay Akbulut ise Almanya’daki gelişmelere bağlı olarak kadın emeği ve haklarının anlatıldığı bir sunum yaptı. Akbulut, Almanya’da hiç olmadığı kadar kadın çalışandan bahsedilebileceğini belirtti, bu durumu da Almanya’da gelişen kadın hareketinin bir sonucu olarak değerlendirdi. Hayatın pahalılaşması ile kadınların daha fazla iş hayatına katıldığını dile getiren Akbulut, “İş dünyasında rekabet çok fazla, taşeron işçiliğe zorlanan rekabet gibi. Kadınlar, sağlık hizmeti ve büro gibi alanlarda çalışmakta” dedi.

Kadın emeği üzerine yapılan tüm tartışmalarda gerçeğin kendisini gösterdiğini dile getiren DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, Neo-liberal ekonomi politikasının yıllardın “en iyi sistem budur” diye sunulduğuna dikkat çekti. Bu politika ile kadınların ve emekçilerin üzerine basıldığını ve tüm kazanımların ortadan kaldırıldığını vurgulayan Çerkezoğlu, şu ifadeleri kullandı: “Bir masanın etrafında oturan adamlar planlamalar yapıyor ve bunlara karşı da bütün dünyada bir karşı direniş var. Bunun başında da kadınlar geliyor.” (ETHA)

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir