KESK’ten ihraç ve tasfiyelere karşı Türkiye çapında eylem kararı

KESK, AKP/Saray iktidarının kamu emekçileri başta olmak üzere toplumun tüm kesimlerine dayattığı geleceksizliğe ve faşizme karşı, “O’halde işimiz geleceğimiz için direniyoruz” şiarıyla merkezi kampanya başlatıyor. Kampanyanın startı 29 Eylül’de verilecek. Saldırıların emek, demokrasi ve barışı savunan herkese yönelik olduğunu belirten KESK Eş Genel Başkanı Şaziye Köse, mücadeleyi büyütmeye çağırdı.

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), AKP/Saray iktidarının işçi ve emekçilere karşı sürdürdüğü OHAL saldırılarına karşı “O’halde işimiz geleceğimiz için direniyoruz” şiarıyla ülke genelinde kampanya başlattı.

29 Eylül Perşembe günü startı verilecek kampanyaya ilişkin açıklama yapan KESK, toplumun tüm kesimlerini geleceğine sahip çıkmaya, faşizme karşı örgütlenmeye çağırdı. Mülkiyeliler Birliği’nde yapılan basın toplantısına KESK’e bağlı sendikaların genel başkan ve yöneticileri ile çok sayı kurum katıldı. Açıklama yapan KESK Eş Genel Başkanı Şaziye Köse, “darbecilerle mücadele” adı altında emekçilere, işçilere, toplumsal muhalefete bedel ödetildiği, tam anlamıyla bir zulüm döneminden geçildiğini belirtti.

OHAL’le, KHK’lerle süren saldırı dalgasından, her dönem darbelerin-sıkıyönetimlerin, OHAL’lerin hedefi haline gelen KESK’in de payına düşeni olduğunu söyleyen Köse, “Üyelerimiz kokteyl gerekçelerin öne çıktığı KHK’lerle FETÖ torbasına doldurulup açığa alınıyor, ihraç ediliyor “dedi.

Her fırsatta “mili irade”den dem vuran siyasal iktidarın, seçilmiş belediye başkanlarını görevden alarak kayyum atadığını hatırlatan Köse, 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde çıkarılan KHK ile 200’ü aşkın kamu emekçisinin ihraç edildiğini, okulların açılmasına on gün kala ise 9 bin 800’ü Eğitim-Sen üyesi olmak üzere toplam 11 bin 301 eğitim emekçisinin açığa alındığını hatırlattı. Ardından da farklı illerde soruşturmalar başlatıldığını belirten Köse, “İşin garip tarafı Saray başta olmak üzere hemen herkes kamuda açığa almalarda, ihraçlarda ‘at izi it izine karşıtı’ tespiti yapıyor. Ancak aileleri ile birlikte üç yüz bin insan sorgusuz, sualsiz, nedeni ve ispatı olmadan ‘kurunun yanında yaş da yanar’ denilerek sokağa atılmışken siyasal iktidar saldırı dalgasını daha da büyütmekten geri durmuyor. Öyle ki bu haksız, hukuksuz açığa almaları OHAL hukuku ile açıklamak bile mümkün değil” dedi.

‘KESK BUGÜN DE EMEK, DEMOKRASİ VE BARIŞ DÜŞMANLARININ HEDEFİNDE’

KESK’in, her dönem emek, demokrasi ve barış düşmanlarının hedefinde olduğunu vurgulayan Köse, bugün de aynı kesimlerin hedefinde olduğunu söyledi ve ekledi: “KESK olarak, ne zaman haklarımızı, özgürlüklerimizi yok sayan düzenlemelere, saldırılara karşı emek ve demokrasi mücadelemizi yükseltsek karşımızda korku imparatorluğunun ‘ustalaşan’ mimarlarını bulduk.”

Bugün de, sendikal faaliyetlerin baskı, gözaltı ve tutuklamaların gerekçesi yapıldığını ifade eden Köse, “Tek adama dayalı dikta rejmini hayata geçirmenin fırsatı, onların deyimi ile “Allahın Lütfu” bu OHAL düzeninde bir kez daha hedef tahtasına konmuş olmamız bizim için aslında şaşırtıcı değildir. Sözün özü KESK bugün de emek, demokrasi ve barış düşmanlarının hedefindedir” şeklinde konuştu.

‘KESK DEĞİL, EMEK, BARIŞ VE DEMOKRASİYİ SAVUNAN HERKES HEDEFTE’

Köse, KESK’in hedef alınmasına ilişkin çok sayıda neden sıraladı ve ekledi: “Çünkü KESK, sendikal mücadelenin demokrasi ve özgürlük mücadelesinin bir parçası olduğunu bilen kamu emekçilerinin mücadele örgütüdür. İşte bunun için aslında hedefte olan sadece bağlı sendikalarının üyeleri açığa alınan, ihraç edilen, gözaltına alınan, tutuklanan KESK değil, emek, barış ve demokrasiyi savunan herkestir.”

‘BU CENDEREDEN ÇIKMANIN TEK YOLU BİRLEŞİK MÜCADELE’

AKP’nin iktidara geldiği günden beri toplumsal yaşamın tüm hücrelerini kendi ideolojisine uygun bir “yeni” rejime göre şekillendirmeye çalıştığını vurgulayan Köse, Saray’ın, özellikle 7 Haziran’ın ardından, bu “yeni” rejimde demokrasiye, barışa, emeğe, sendikal hak ve özgürlüklere, adalete ve hukuka yer olmadığının ortaya koyduğunu kaydetti. Bugün ise en tepedeki isim tarafından “Allahın bir lütfu” olarak nitelendirilen darbe girişiminin, OHAL’le fırsata çevrilerek bu sivil darbe sürecinin derinleştirildiğine dikkat çeken Köse, “Bu nedenle bugün genelde toplumun en geniş kesimleri özelde kamu emekçileri olarak sıkıştırıldığımız bu cendereden çıkmanın tek yolu sıramızı beklemeden, haklarımızı korumak için zaman kaybetmeden bir arada birleşik mücadeleyi örmekten geçmektedir” şeklinde konuştu.

EYLEM TAKVİMİ

Köse, KESK olarak 29 Eylül Perşembe gününden başlayarak işyerlerinde ve yerellerde, “OHAL kaldırılsın, KHK’LER geri çekilsin, ‘ihraç edilen ve açığa alınan Kamu emekçileri derhal görevlerine iade edilsin” talepleri ile imza kampanyası yapacaklarını duyurdu.

15 Ekim’e kadar işyerlerinde, kent meydanlarında kuracakları stantlarda “İşimize ve geleceğimize sahip çıkıyoruz. Bu ağır saldırıyı da püskürteceğiz” başlıklı bildirin dağıtımını yapacaklarını söyleyen Köse, 1 Ekim’de merkezi basın açıklamaları yapacakları bilgisini verdi.

Diğer, eylem planı ise şöyle:
-5 Ekim Dünya Öğretmeler Günü vesilesiyle “Güçlü ve Demokratik Bir Toplum İçin Öğretmene Değer Ver!” teması ile illerden katılımla Milli Eğitim Bakanlığı önünde oturma eylemi yapacağız.
-1-2 ve 6-7-8 Ekim tarihlerinde öncelikli olarak açığa almaların yüksek olduğu illerden başlayarak üyelerimizle geniş katılımlı toplantılar yapacağız.
-10 Ekim katliamının yıl dönümünde yurt çapında yapacağımız eylem ve etkinliklerle barış karanfillerimizi anacağız.
-Emek ve demokrasi güçlerinin katılımı ile OHAL kaldırılsın diye bir kez daha haykırmak için 12 Ekim’de illerden yola çıkan yürüyüş kollarımızla 15 Ekim sabahı Ankara’da olacağız.”

‘UMUT BİRLİĞİMİZDE, MÜCADELEMİZDE, DAYANIŞMAMIZDA’

Köse, hak ve özgürlükleri bu OHAL düzeni ile tamamen ortadan kaldırılmak istenen kamu emekçileri başta olmak üzere, toplumun tüm kesimlerine şu çağrıyı yaptı:

“Gün, umutsuzluk günü değil, umudu, dayanışmayı, direnişi, mücadeleyi büyütme günüdür. Umut birliğimizde, mücadelemizde, dayanışmamızda. Üstümüze çöken kara bulutları dağıtacak tek güneş birliğimiz, direnişimiz, yarına olan umudumuzdur.

Şimdi birbirimize her zamankinden daha fazla kenetlenerek dayanışma, direnme zamanıdır.
Haklı mücadelemizi baskı altına almaya çalışan, her türlü hukuk dışı ve fiili uygulamalar karşısında geçmişte olduğu gibi bugün de sesiz kalmayacağız. Zulmün ve zorbalığın efendileri önünde asla boyun eğmeyeceğiz.” (ETHA)

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir