Tehlikenin fakında değil misiniz? – Gülseren YOLERİ

gulseren-yoleri-e

OHAL; yasaklarıyla, hak gaspları ile saldırılarını sürdürüyor. 28 Eylül tarihi itibariyle içinde Hayatın Sesi, Zarok Tv ve Tv 10’un da olduğu 12 tv kanalının daha ekranı karartıldı ve iki radyonun sesi kesildi. 15 Temmuz sonrasında ekranı karartılan tv kanalı sayısı 28’e, sesi kesilen radyo sayısı 25’e çıkmış oldu. “Susmayacağız, gerçekleri karartamayacaksınız” diyenler ve yasakları aşmak için çabalayanlar da var elbet ama gösterilen toplumsal tepkilere bakıyorum ve tehlikenin farkında mıyız gerçekten diye sormadan edemiyorum. 

Sürpriz bir gelişme değil yaşananlar. 15 Temmuz akşamı henüz bombalar yağarken başbakanın yaptığı ilk açıklamasında altını çizdiği rotada yaşanıyor her şey. “Fetö ve de milli birlik ve bölünmezlik çerçevesinde terörle mücadele” söyleminin ne anlama geldiği yoruma ihtiyaç göstermiyordu o gün. Bu gün de, yaşananlar sürpriz değil. 

Mersin’de yayın yapan Radyo Ses’in kapısına vurulan mühre iliştirilen gerekçe şöyle: Radyo Televizyon Üst Kurulu İzinle Tahsisler Daire Başkanlığı’nın 28 09 2016 tarih ve E-25717 sayılı yazı ile 22072016 tarih ve 668 sayılı kanun hükmünde kararnamenin 2. maddesi 4. fıkrası uyarınca Radyo Ses isimli radyonun yayını kesilerek kapısı mühürlenmiştir.”

Bakanlar Kurulunca 25 Temmuz’da kararlaştırılan OHAL’e ilişkin ikinci yani 668 no’lu KHK’nin Resmi Gazete’de yayımlanmasının ardından 27 Temmuz’da, Fethullah Gülen Cemaati ile bağlantısı olduğu iddia edilen ve ekli listelerde isim isim sayılan 23 radyo, 45 gazete, 16 televizyon, 15 dergi, 3 haber ajansı ile 29 yayınevi ve dağıtım kanalı kapatılmıştı. Sadece kapatılmamış, bu kararnamenin 2. maddesi 3. fıkrası uyarınca mallarına da el konulmuştu ayrıca. 

 28 Eylül’de bu kez aynı kararnamenin 2. maddesi 4. fıkrası uyarınca yani “(4) Milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine aidiyeti veya iltisakı ya da bunlarla irtibatı olan ve ekli (2) ve (3) sayılı listelerde yer almayan özel radyo ve televizyon kuruluşları ile gazete ve dergiler, yayınevi ve dağıtım kanalları, ilgili bakan tarafından oluşturulacak komisyonun teklifi üzerine ilgili bakan onayı ile kapatılır. Bu fıkra kapsamında kapatılan kurum ve kuruluşlar hakkında da üçüncü fıkra hükümleri uygulanır.” denilerek 12 tv ve iki radyo daha susturuldu. Ve daha da önemlisi henüz faaliyeti süren tüm gazete, tv, radyo yani basın yayın araçları yarın aynı maddeye dayanılarak kapatılabilir ve mallarına el konulabilir…

15 Temmuz sonrası çıkarılan KHK’ların dayanağı, 1983 tarihli OHAL Kanunu. Bu bile, iktidarın 36 yıl sonra başka bir darbe ile devam eden 12 Eylül karanlığını daha da zifiri bir karanlıkla buluşturma arzusunun göstergesi. 

İHD, “OHAL derhal kaldırılmalıdır” sloganıyla bir imza kampanyası başlattı. Görevden alınan öğretim görevlileri, kimi siyasi partiler, demokratik örgütler bir yerlerden itirazlarını yükseliyorlar ama yetmiyor durdurmaya, kartopu gibi büyüyor kötülük.

 Daha büyük bir toplumsal direnişe ihtiyaç var. Ancak kafalar karışık. “Darbe başarılı olsaydı” cümlesi ile başlayan ve dolayısıyla OHAL’i yeğleyen konuşmaları duydukça, çözüm yolunu Fetö tıkadı, köyleri Fetö yaktı, siyasi cinayetleri Fetö yaptı, Hrant’ı Fetö katletti sözlerini ve toplumun neredeyse tamamının bu söylemleri en hafifiyle itirazsız karşıladığını gördükçe; CHP’li kadınların bir belediye otobüsünde yaptıkları kadın eylemine yine diğer bir kadın yolcunun kendisini yerlere atarak tepki gösterdiğini; bir orta okulda öğrencilerin müzik öğretmenine “müzik günahtır, din dersi öğretmenimize sorduk o söyledi.” diyerek derse girmediklerini; fetö ve Kürtler’den hatta Alevilerden söz edilirken “hukuk, insan hakları lazım değil onlara” diye gösterilen tepkileri, yolda yolakta düşmanca ve insani sınırları yok sayarak yapılan yorumları duyunca; toplumdaki ruhsal yarılmayı, düşmanlaşmayı, ideolojik çıkarların insani değerlere tercih edildiğini ve yarını hiç hesaplamadan, geçmişten ders çıkarmadan can alıcı hükümler verildiğini gördükçe, duydukça, yeniden yeniden şaşkınlığa düşüyorum. Tehlikenin farkında değil mısınız? diye bağırasım geliyor.

(Yeni Özgür Politika)




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir