Yaşlı kadını ezerek öldüren polis sadece 28 gün tutuklu kaldı

Dersim kent merkezinde 6 Eylül günü karşıdan karşıya geçmeye çalışan 71 yaşındaki Naciye Özdemir’i ezerek ölümüne neden olan zırhlı araç sürücüsü olan tutuklu polis, 28 gün sonra yapılan ilk duruşmada salıverildi.

Dersim kent merkezinde bulunan Seyid Rıza Meydanı’nda 6 Eylül günü karşıdan karşıya geçmeye çalışırken o esnada hızla gelen zırhlı polis aracının ezerek katlettiği 71 yaşındaki Naciye Özdemir’in ölümüne ilişkin tutuklu zırhlı araç sürücüsü polis memuru A.M. hakkında açılan davanın ilk duruşması, bugün Tunceli Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Duruşmaya yaşamını yitiren Özdemir’in avukatı Fatma Kalsen ile “Taksirle ölüme sebebiyet vermek” suçundan Tunceli Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan polis memuru A.M ve avukatları katıldı.

Hazırlanan iddianamenin okunmasıyla başlanan duruşmada ardından sanık özel harekât polisi A.M.’nin savunması alındı. Yaşanan olaydan dolayı üzgün olduğunu belirten sanık polis, tutuklu bulunduğundan dolayı ölümüne sebebiyet verdiği Özdemir’in yakınlarına başsağlığı dilemediğini söyledi.

Aracın zırhlı araç olmasından ötürü yoldan geçen Özdemir’i görmediğini savunan sanık polis, çevredeki yurttaşların el işaretleri yapmaları üzerine maktule çarptığını fark ettiğini iddia etti. Zırhlı aracın görüş mesafesinin çok dar olduğunu ileri süren sanık polis, normal bir araç olmuş olsaydı kazanın ölümle sonuçlanmayabileceğini, yaralama düzeyinde kalabileceğini ve maktulün kurtulma ihtimalinin olacağını belirtti. Sanık polis, yaptığı kazadan sonra zırhlı araçtan inip maktule yardım etmek istediğini, ancak kaza mahallinde çok sayıda kişinin toplanmış olması ve kendisine yönelik gösterilen tepkiden tekrar araca girmek zorunda kaldığını da ileri sürdü.

Çarptığını hissetmemiş bile

Sanık polis, savunmasının devamında yine aracın çok ağır ve dışarıdan gelebilecek tüm ses ve titreşimleri izole ettiği için yaşlı kadına çarptığını hissetmediğini de söyledi.

Yaralı kadını zırhlı aracın altından çıkaran yurttaşların ise toplanma amacının maktule yardım etmek olmadığını, araca saldırmak olduğunu iddia eden sanık polis, “Olayın böyle olmasını istemezdim” diyerek mahkemeden beraatını istedi.

‘Sanık Avukatı yurttaşları suçladı’

Müvekkilinin “suçsuz” olduğunu ileri süren sanık avukatının ise, “ölüme sebebiyet veren eylemin kazadan sonra etraftaki provakatör gruplar tarafından gerçekleştirilmiş olabileceğini” beyan etmesi dikkat çekti.

‘Görüş mesafesi dar olan zırhlı araç şehir içinde tehlikelidir’

Bunun üzerine söz alan Özdemir ailesinin avukatı Fatma Kalsen ise, sanığın sürdüğü zırhlı aracın yol açtığı tehlikenin sonuçlarının ortada olduğunu söyledi.

Sanık polisin savunmasında iddia ettiklerinin aksine, kafeler ve çay bahçelerinin çokça yer aldığı Kışla alanından yavaş gitmesi ve seyir halinde iken maktuleyi rahat şekilde görmüş olması gerektiğini belirten Av. Kalsen, şunları dile getirdi: “Olayın aydınlanmasına yönelik olarak bağımsız ve yetkin bir kurum tarafından kusur oranının belirlenmesine ilişkin rapor hazırlanması gereklidir. Ancak dosyanın bilirkişiye gönderilmeden önce toplanması gereken deliller mevcuttur. Olay anını gören tanıkların dinlenmesi, yine olay yerine ilişkin kamera kayıtlarının çözümünün yapılması ayrıca kaza yerine ait tespit edilen izin tespiti gerekmektedir. Bu izin fren izimi yoksa sürüklenmeden kaynaklanan bir iz olup olmadığı hususunun netleşmesi gerekmektedir. Kobra tipi zırhlı aracın fiziksel ve kullanım özellikleri nazara alındığında, görüş mesafesi dar, yan camları dahi olmayan zırhlı aracın şehir içi trafiğinde kullanılması halkın güvenliği açısından son derece tehlike yaratan bir durumdur. Ovacık yolu kontrol noktası ile Emniyet Müdürlüğü arasında ulaşımı sağlayan ve halkın can güvenliği yönünde daha risk arz eden yolun sanık tarafından neden kullanılmadığı izah edilmelidir.”

Av. Kalsen, son olarak sanık polis memuruna Emniyet Müdürlüğü tarafından zırhlı araçların hangi güzergahlarda kullanılabileceğine dair bir talimatname olup olmadığı da sordu. Yöneltilen bu soruya sanık polis, “Emniyet Müdürlüğünden bu yönlü bir talimatname ve kısıtlamanın olmadığını” yanıtını verdi.

Duruşma 7 Şubat’a ertelendi

Alınan sanık savunması ve avukat beyanların ardından ara kararını açıklayan Mahkeme Heyeti ise, “Sanığın kaçma şüphesinin bulunmaması, sabit ikametgâh sahibi olması, delillerin yok etme ihtimalinin bulunmaması” gerekçelerini sunarak sanık polisin “adli kontrol” hükümleri uygulanarak salıverilmesine karar verdi.

Davanın bir sonraki duruşması ise 7 Şubat 2017 tarihine ertelendi. (DİHA)

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir