Yüksekdağ: Darbenin başı siyasi iktidardır

Yol TV’de ‘Şimdi Konuşma Zamanı’ programına katılan HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, “Darbeyi engellemeye çalışanlara karşı darbe yaptılar ama darbenin siyasi ayağını ortaya çıkarmıyorlar. Kendi içlerindeki Fethullahçıları ortaya çıkarsalar darbenin başının kendileri olduğu ortaya çıkacak” diye konuştu.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, Yol TV’de yayınlanan, gazeteciler Özkan Lafatan ve Mahmut Akgül’ün hazırlayıp sunduğu ‘Şimdi Konuşma Zamanı’ programına katıldı.

Alevi toplumunun Kerbela’da yaşanan haksızlık ve katliama karşı 12 gün boyunca oruç tuttukları Muharrem ayının başladığını hatırlatan Yüksekdağ, “Hz. Hüseyin’in direnişi mazlumun zalim karşısındaki direnişidir. Kerbela aynı zamanda direnişin başlangıcıdır. Bu yola bağlı kalanların ibadetinin kabulünü diliyorum” dedi.

Yüksekdağ, “Yol TV başta olmak üzere sesimizi duyurmanın nice olanaklarını yarattık. Hiçbir kapı bize açılmadı kendi kapılarımızı kendimiz açtık. Çok büyük bir yıkım hareketi var. Gerçeği yıkmaya dönük saldırıyorlar. Bu siyasi iktidarın gücü değil acizliğidir” diye belirtti. Gerçeği açıklayan kurumlara zorbalıkla yaklaşmak güç ifadesi olmadığını söyleyen Yüksekdağ, “Demek ki bu kurumlar karşısında kendi sözleri yetmiyor çareyi saldırmakta buluyorlar. Bu yolla otorite kurmaya çalışanlar kendi gayri meşruluklarını tescillemiş olurlar. İşkenceyle gözaltına alınan basın kuruluşları mutlaka kendine yeni yollar bulacaktır” diye konuştu.

OHAL’i 3 ay daha uzatılmasına ve OHAL kararnameleri ile anayasal hakların tırpanlanmasına tepki gösteren Yüksekdağ, “KHK nasıl temel hakları çiğneyebilir? Sözün bittiği, yasanın bittiği yerde demokratik tepkilerin ön plana çıkması gerekir” diye belirtti.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Başkanlık hırsından hiçbir zaman vazgeçmediğini kaydeden Yüksekdağ, “Erdoğan’ın bizi Yenikapı’da istemesi garip olurdu. Çünkü O’nu başkan yaptırmayanlara karşı nefreti var” dedi.

‘YENİKAPI RUHU SAVAŞ RUHUDUR’

Esas darbenin 7 Haziran sonucunu beğenmedikten sonra başladığını vurgulayan Yüksekdağ, “Bugün 3’lü ittifak kuranlar 7 Haziran sonrası koalisyon kurmadı. Türkiye’de darbenin koşulu böyle oluşturuldu” diye konuştu. Yenikapı ruhunun çakma bir ruh olduğunu söyleyen Yüksekdağ, “Çünkü zorunlu bir çıkar birliğidir. Bir birliğin oluşturulabilmesi için Türkiye’de insani demokratik bir gelişmenin olması gerekiyor. Türkiye’deki sosyolojik, ruhsal parçalanmayı Yenikapı ruhu diye bir şey uydurarak önleyemezler. Meclis’ten son dönemde çıkan kararlar KHK’ların gelip gitmesi ve tezkerenin çıkması. Meclis’in başka işlevi yok. Bizim dışımızdaki tüm partiler tezkereyi onayladı. Yenikapı ruhu savaş ruhudur.” diye belirtti.

PKK lideri Abdullah Öcalan ile yürütülen müzakerenin bitirilmesine de değinen Yüksekdağ, “Müzakereye geçişteki kararlılığın resmi belgesi var, görmedim duymadım demek komedidir. Dolmabahçe mutabakatı resmi müzakerelere geçişteki son adımdır. AKP ve Erdoğan iktidarı Kürt sorununda çözüm sözünü bir koz olarak kullandı ama evdeki hesap çarşıya uymadı. Çünkü Kürt sorununda çözüm demek tam demokrasiye geçiş demektir. Erdoğan 7 Haziran’da Kürt sorununun demokratik çözüm dışında çözülemeyeceğini gördü. 7 Haziran sonrası bu nedenle savaş eksenine döndü” dedi.

‘TÜRKİYE TOPLUMU 2,5 YIL BARIŞA HAZIRLARDI’

Türkiye toplumunun 2,5 yıl boyunca barışa hazırlandığının altını çizen Yüksekdağ, “Biz bunun sonucunu 7 Haziran’da gördük. Eğer barış olsaydı AKP’nin beslendiği kutuplaştırma alanı kalmayacaktı” diye konuştu.

Türkiye’nin DAİŞ ile içeride mücadele etmesi gerektiğini ifade eden Yüksekdağ, Türkiye’nin DAİŞ’e karşı mücadele diyerek Kürtleri katlettiğini vurguladı. Yüksekdağ konuşmasını şöyle sürdürdü: “IŞİD’e karşı operasyon yapıyorsanız Cerablus’u bombalamanıza gerek yok. IŞİD ile mücadele etseydiniz Antep’te katliam olmazdı. Neden onca zaman uyarmamıza rağmen Antep’te katliam öncesi hiçbir tedbir alınmadı? Şimdi Antep katliamını Cerablus’a girişte gerekçe gösteriyorlar. Türkiye sınırı, Türkiye iktidarı tarafından IŞİD gibi örgütlerin saldırılarına açık hale getirilmiştir.”

Türkiye siyasetinin Erdoğan’ın emrine sunulmuş olarak görmediklerini kaydeden Yüksekdağ, “O nedenle aktif bir diplomatik temas sürdürüyoruz. Ama Avrupa ülkeleri bir dizi göçmen pazarlığı karşılığında Türkiye’deki hukuksuzluğun tırmandırılması karşısında kayıran bir tutum aldı. Bizlerin buna karşı Avrupa’daki bütün demokratik kesimlerle dayanışma hareketi geliştirmek gibi bir amacımız var” dedi.

‘TÜRKİYE’DE GERÇEK BİR LAİKLİKTEN SÖZ EDİLEMEZ’

Türkiye’de gerçek bir laiklikten söz edilemeyeceğini kaydeden Yüksekdağ, “Öyle olsa Diyanet İşleri Başkanlığı olmazdı. Diyanet kurumu Sünni inancın tüm inançlar üzerinde hegemonya sağlanması için kurulmuştur. Diyanet İşleri Başkanı Cemevlerinin statüsünü tanımıyor. Böyle bir inkar ve asimilasyon ortamında laiklikten söz edilemez. Laiklik için geliştirilecek demokratik duruş çok önemlidir. Laiklik ancak bu mücadele ile kazanılabilir” diye konuştu. HDP olarak Diyanet kurumunun kaldırılmasını savunduklarını vurgulayan Yüksekdağ, “İnanç dediğimiz şey hiçbir siyasi yaklaşıma alet edilemez. Devlet kurumu tarafından denetim altına alınması doğru değildir. Bakın bugün Aleviliğin diyaneti yok ama Alevi kurumları kendi arasında ilişki kurmakta zorlanıyor mu? Bizler her inanç kesiminin belirleyeceği mekanizmanın oluşturulmasını savunuyoruz” diye belirtti.

‘İÇİNİZDEKİ FETHULLAHÇILARI NE YAPTINIZ?’

15 Temmuz darbi girişimi sonrası Gülen Cemaati ile ilişkili olan kişi ve kurumlara yönelik operasyonları hatırlatan Yüksekdağ, iktidara seslenerek “içinizdeki Fethullahçıları ne yaptınız? Darbenin siyasi ayağını ortaya çıkardınız mı?” dedi. Yüksekdağ, “Darbeyi engellemeye çalışanlara karşı darbe yaptılar ama darbenin siyasi ayağını ortaya çıkarmıyorlar. Kendi içlerindeki Fethullahçıları ortaya çıkarsalar darbenin başının kendileri olduğu ortaya çıkacak” diye konuştu.

‘HAKKIMIZDA DAVA AÇILMASI SEÇME VE SEÇİLME HAKKININ İHLALİDİR’

HDP milletvekilleri hakkında soruşturma ve dava açılmasına tepki gösteren Yüksekdağ, haklarında dava açılmasının seçme ve seçilme hakkının ihlal edilmesi anlamına geldiğini söyledi. Yüksekdağ, “Bizler sözlerimiz nedeniyle yargılanıyoruz. Üzerimize, ‘arabalarla silah taşıyorlar’ diye attıkları iftiraların tek bir kanıtı yok. Bu zora biat etmeme tavrımızı sürdürüyoruz. O mahkemelere gitmemek bizim görevimizdir, zorla götürmek ise onlara yakışan olacak” dedi.

Yüksekdağ konuşmasına şöyle devam etti: “Umut kesmek istemediğimiz için CHP’ye çağrı yapmaya devam ediyoruz. Saray’a karşı güçlü bir muhalefet oluşmadıkça Türkiye halkları bedel ödüyor. Muhatapların bu sorumluluğu hissetmesi gerekir. Türkiye’de barış koşulu vardır, bunun tek engeli siyasi iktidardır. AKP-Erdoğan iktidarı son dakikalarını oynuyor. Biz barış ve demokrasi çizgimizi koruyacağız ve herkes yürekten inansın ki yarına bu kalacaktır.” (ETHA)

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir