Kadın örgütleri: TV ve radyoların kapatılması büyük tehlike

KHK’lerle TV ve radyoların kapatılmasına kadın kurumları tepki gösterdi. Kadının sesi olan kanalların kapatılmasını büyük tehlike olarak gören kadınlar, dayanışmayla mücadeleyi büyüteceklerini dile getirdi.

Türkiye basını en karanlık dönemlerinden birini yaşıyor. OHAL kapsamında çıkartılan KHK’lerle birçok radyo ve televizyon kapatıldı. Polisler eşliğinde birçok gazeteci darp edilerek gözaltına alındı. Yaşanan hukuksuzluğa birçok kesimden tepkiler gelirken, kadın örgütleri, yaşanan süreci OHAL fırsatçılığı olarak değerlendirdi.

‘Muhalif basın susturulmak isteniyor’

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Ankara Temsilcisi Ayşen Ece Kavas, TV ve radyoların kapatılmasını iktidarın kendine muhalefet eden kesimlerin sesini susturmaya yönelik olduğunu belirterek, “Darbeye karşı ‘demokrasi’ mücadelesi verenler bugün kendisi darbeyi gerçekleştiriyor. Baskın ve mühürlemeler ile savaş ortamını daha da yükseltiyorlar” değerlendirmesinde bulundu.

‘Savaş döneminde kadın cinayetleri artıyor’

Kavas basına yönelik gerçekleştirilen darbenin direk olarak kadınları da hedef aldığına işaret ederek, “OHAL ve savaş döneminde, demokrasinin olmadığı ortamda kadın cinayetleri de artıyor. Örneğin bu ay 35 kadın katledildi. Bu veriler maalesef bu durumu ortaya koyuyor” diye konuştu.

‘Sesimizi yükseltirsek, iktidar rahat hareket edemez’

Özellikle kadının sesi olan kanalların hedef alındığını da dile getiren Kavas, “Bu durum bizler için de büyük tehlikedir. Biz kadınlar yaşanılan bu hukuksuzluğa sessiz kalmayacağız. Ne kadar sesimizi yükseltirsek iktidar rahat edemeyecektir” şeklinde konuştu.

‘Dayanışma ile mücadeleyi büyüteceğiz’

Ankara Kadın Platformu Aktivisti Latife Kahya, hükümetin ve Saray’ın özgürlük hareketini yok etmek için başlattıkları saldırı sürecinde yarattıkları propaganda ile öfke dalgası yaratarak şoven atmosfer ortamında baskı tedbirlerini devreye soktuklarını belirtti.

‘Kürt özgürlük hareketi yalnızlaştırılmaya çalışıyorlar’

Kahya, hükümetin çatışmalara ilişkin basının haberleri nasıl vermesi gerektiğine dair çıkardığı kararnamenin durumun somut örneği olduğuna işaret ederek, “Bir yandan askeri operasyonlar yaygınlaştırılarak sürdürülürken diğer yandan Kürt özgürlük hareketini yalnızlaştırma yönünde psikolojik savaş propagandasına hız verildi” dedi.

‘Sorun Kürt sorununun çözümsüzlüğünden kaynaklanıyor’

İmha konsepti kapsamında başta medya olmak üzere, bütün psikolojik savaş aygıtlarını harekete geçirdiğine vurgu yapan Kahya, “Bütün acıların tezkereyle birlikte yaşanan sonu belirsiz savaş macerası çılgınlığı, Kürt sorunun çözümsüzlüğünden kaynaklanmaktadır. Kürt sorunun eşitlikçi demokratik çözümü, Türklerin, Kürtlerin ve tüm halkların bu coğrafya da barış içinde birlikte bir hayat kurmalarının da biricik yoludur. Gazeteci ahlakı ve sorumluluğu savaşın değil, halkların barış içinde kardeşçe yaşayacakları bir geleceğin taşıyıcısı olmayı gerektirir. Bu vicdani ve ahlaki sorumluluğu taşıyan gazeteciler nerdesiniz?” diyerek bütün basını baskılara karşı durmaya çağırdı.

‘Baskıların karşısında olacağız’

Halkevi Kadın Sekreteri Gülşah Öztürk, OHAL fırsatçılığının devam ettiğine işaret ederek, “OHAL bahanesi ve KHK’larla eşitlikten, demokrasiden, laiklikten ve özgürlükten yana olan, her daim halktan yana mücadele halkın yanında olan ve umut olan TV ve radyo yayınlarına gerçekleştirilen saldırıların, kapatma kararlarının ve baskıların karşısındayız. Mücadeleyi dayanışma ile büyüteceğiz” dedi.

Kadınlar direnecek’

Arap Alevi Kadınlardan Aktivist Pırıl Kurtdere ise iktidarın taraflı havuz medyası dışında yayın yapan ve halkın gerçekliğe ulaşmasını sağlayan özgür basına karşı uygulanan girişimleri kınadıklarını belirtti. Kurtdere, “Kendisine benzemeyene düşman olan Erk her alanda karşımızdadır. Bu erkin kadın üzerinden girişimlerini kadınlarca ortadan kaldırmak adına direneceğiz” diye konuştu. (DİHA)

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir