Kayıp yakınları 400. kez adalet isteyecek

Kayıp yakınları ve İHD Amed Şubesi, tarafından 2009 yılında başlatılan ve kesintisiz bir şekilde her hafta Cumartesi günleri “Kayıplar Bulunsun Failler Yargılansın” sloganıyla yapılan oturma eylemleri 400. haftasına girdi.

400-amed

Diyarbakır’da İnsan Hakları Derneği (İHD) ve gözaltında kaybedilenlerin aileleri tarafından 31 Ocak 2009 tarihinde başlatılan ve her Cumartesi kesintisiz bir şekilde “Kayıplar Bulunsun Failler Yargılansın” sloganıyla gerçekleştirilen oturma eylemi, 400. haftasına girdi. Aileler, kayıpların devlet arşivlerinde kayıtlı olan akıbetlerinin açıklanması, faillerinin yargılanması, Türk Ceza Kanunu’nda yer alan “zorla kaybettirme” suçunun insanlığa karşı suç kapsamına alınarak, zaman aşımına uğramayacak şekilde düzenlenmesi ve Türkiye’nin Birleşmiş Milletler Gözaltında Kayıplar Sözleşmesi’ni imzalamasını istiyor.

Kayıp yakınları herkesi adalet arayışına ses vermeye çağırıyor

Her hafta Koşuyolu Parkı Yaşam Hakkı Anıtı Önü’nde bir araya gelen kayıp yakınlarının eylemi, OHAL gerekçesiyle engellendi. Yasak nedeniyle kayıp yakınları, eylemlerini 2 aydır İHD Amed Şubesi’nde devam ettiriyor. 400. hafta nedeniyle kitlesel geçmesi beklenen oturma eylemi, saat 12.00’de Cegerxwîn Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek.

‘Kayıplarımızın cenazelerini ve kemiklerini istiyoruz’

Zorla kaybettirilen Bedriye Gümüş’ün (Hayriye Ana) kardeşi 70 yaşındaki Hayriye Doğan, 10 yıldır verdikleri adalet mücadelesinin amacını şöyle açıkladı: “Adalet için buradayız. Burada bunun davasını sürdürüyoruz. Vicdanı olan insanlar kaybettirilenlerin bu fotoğraflarına baktığında bunlar neden kaybettirildi diye kendisine soru sormalı ve akıbetini sormalı. Biz kaybettirilen yakınlarımızın kemiklerini istiyoruz. Faillerden hesap sorulmasını istiyoruz.”

Kayıp yakını Afife Muhtaş ise başında dua edebilecekleri bir mezar istediklerini dile getirerek, “Kayıplarımızın cenazelerini ve kemiklerini istiyoruz. Mezarlarının olmasını istiyoruz. Artık adaletin gelmesini, kayıplarımızın hesabının sorulmasını istiyoruz. Niye insanlar korkuyor, canımızdan başka neyimiz var? Çocuklarımızı, yakınlarımızı ve sevdiklerimizi götürdüler. Ne bıraktılar ki. Binlerce insanın eylemimize katılarak bize destek vermesini istiyoruz” çağrısında bulundu.

Sadece Farqîn’de 870 kişi

İHD Amed Şubesi Kayıplar ve Faili Meçhul Cinayetler Komisyonu Üyesi Hasan Yalçın ise, kayıp yakınlarının 90’lı yıllarda devlete bağlı güçler, devlet eliyle oluşturulan koruculuk sistemi ve JİTEM gibi gruplar eliyle gözaltına alınan, kaybettirilen ve katledilen yakınlarının akıbetlerini sormak için bu eylemi başlattıklarını hatırlattı. Devletin, gözaltında kaybettirdiği yakınlarının akıbetini sormak için gelen ailelere “Bizde değil” cevabını verdiğini aktaran Yalçın, “90’lı yıllarda devletin resmi kayıtlarına göre, 17 bin kişi ‘faili meçhul’ cinayetlere kurban gitmiş. 90’lı yıllarda sadece Amed’te yüzlerce yurttaş gözaltında kaybettirilmiş. Silvan gibi bir ilçede sadece 870 kişi ya ‘faili meçhul’ cinayete kurban gitmiş ya da gözaltına kaybettirilmiş” diye belirtti.

‘2016 yılında 90’ları yaşıyoruz’

Bu cinayetleri işleyen ve bu hukuksuzluklara imza atan kişiler hakkında yeterli ve etkili bir soruşturma yürütülmediğini vurgulayan Yalçın, zorla kaybettirme ve “faili meçhul” olarak bırakılmış cinayet dosyalarının adliyenin tozlu raflarında çürümeye terk edildiğini söyledi. Türkiye’nin kanayan yarası olan cezasızlığın bu dosyalarda sürdürülmek istendiğine işaret eden Yalçın, buna izin vermeyeceklerini, failler ve arkasındaki kişiler adalet önünde hesap verinceye kadar takipçisi olacaklarının altını çizdi. Son bir yıldır bölge kentlerinde yaşanan çatışmalı ortam ile birlikte 90’lı yıllarda yaşanan benzer olayların günümüzde tekrar yaşanmaya başladığını kaydeden Yalçın, “Dönemin hükümeti ‘2000’lı yıllarda artık faili meçhul cinayetler olmayacak’ diyordu. Ancak 2016’da 90’lı yıllarda yaşadıklarımızı yaşıyoruz” dedi.

‘Bu hakikat ortaya çıkmayana kadar…’

İHD Amed Şube Başkanı Raci Bilici de, devlet tarafından Kürdistan’da yürütülen kirli savaş nedeniyle kaybettirilen ve katledilenlerin yakınlarıyla adalet arayışlarının devam ettiğini vurguladı. Dönemin Başbakanı Erdoğan’ın 90’lı yıllarda yaşanan köy yakma, boşaltma, zorla kaybettirme ve “faili meçhul” cinayetlerin devlet tarafından yapıldığını kabul ettiğini hatırlatan Bilici, şöyle devam etti: “Ancak failler ve arkasındakiler ortaya çıkarılıp hesap sorulmadı ve bunlar devlet tarafından korundu. Yargı önüne çıkarılmadılar. Çünkü o yıllarda yaşananlar devlet politikasıydı. Devlet başından ve sonuna kadar bu işin içinde oldu. İnsan hakları savunucuları ve kayıp yakınları olarak sonuç alınıncaya kadar mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz. Bu hakikat ortaya çıkarılmayana kadar Türkiye’ye ve Kürdistan’a barış gelmez.”




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir