Kulaçoğlu: Şu anda çok güçlüyüz, Gezi’den bile çok güçlüyüz

Taylan Kulaçoğlu, 12 gün gözaltında tutulduktan sonra serbest bırakılmasında kendisi ile gösterilen dayanışmanın büyük rolü olduğu görüşünde. Kulaçoğlu, “Şu anda çok güçlüyüz, Gezi’den bile çok güçlüyüz” diyor.

Taylan Kulaçoğlu, tüm zamanların RedHack operasyonlarının “şüphelisi” konumunda.

Polise “Neden ben?” diye sorduğunda “Sende RedHack tipi var” yanıtını da almış. Gülerek “RedHack tipi, nasıl bir şey acaba” diye soruyor.

Uzun saçlı, küpeli, enerjik, konuşurken insanın gözünün içine dik dik bakan biri. “Taylan Kulaçoğlu kimdir?” sorusuna verdiği yanıt ise yalın: Vicdanıyla yaşamaya çalışan biri.

Daha önce 13 yıl Fransa’da yaşamış. Türkiye’ye gelmiş, 2013 yılında yine RedHack operasyonu kapsamında gözaltına alınıp tutuklanmış, ardından da yurtdışına çıkış yasağı konulmuş. Yıllardır kalkmayan yurtdışına çıkış yasağı ve haftada iki kere karakola giderek imza atma zorunluluğu nedeniyle yeniden Fransa’ya dönememiş. Beyoğlu’nda esnaflık yaparak geçimini sağlamaya çalışıyor. Ancak en son çalıştırdığı yer, kentsel dönüşüm kapsamında kapanınca işsiz kalan çok sayıdaki esnaftan biri.

Politik olarak ise kendini “devrimci, sosyalist olmaya çalışan birey” olarak tanımlıyor. Gezi direnişçilerinden. Aslında onu sürekli hedef tahtasına oturtan da hala Gezi ruhuna sahip olması.

RedHack, Erdoğan’ın damadı ve Enerji Bakanı Berat Albayrak’a ait mailleri yayınlamaya başladığında, gözaltına alınabileceğini ihtimal dahilinde görüyor. Gözaltına alındığında polislerden birinin “Sürekli arıyorlar, ne oldu yakalandılar mı diye. Birilerini bulmak zorundayız” sözü de aslında neden ilk akla gelen olduğunu açıklamaya yetiyor.

‘BİR İFADE İÇİN GELECEKSİNİZ…’

25 Eylül’de Büyükada’da evinde arkadaşlarıyla birlikte otururken, kapıyı çalan polisler, “Bir ifade için karakola gelmeniz gerek” diyor. OHAL döneminde bir ifade işinin bile uzun süreceğinin farkında. Adaya polis botuyla gelen özel bir ekip tarafından alınarak İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlar Müdürlüğü’ne götürülüyor.

Oraya götürüldüğü ilk andan itibaren de işkence başlıyor. İlk önce, iç çamaşırlarına kadar soyularak, aranıyor, “çıplak arama” işkencesine maruz kalıyor.

“Onur kırıcı bir davranıştı, bir işkenceydi” diyor. İtiraz ettiği için de dövülüyor. O gün avukatları ile görüştürülmeden Ankara’ya götürülüyor. Orada, aynı operasyon kapsamında 3 kişinin daha gözaltına alındığını öğreniyor. Sonra sayı 6’ya çıkıyor. Ancak hiç yan yana konulmuyorlar.

UĞUR’A İŞKENCE YAPTILAR

Kendisinden önce getirilen Uğur Cihan Okutulmuş’un işkenceye maruz kaldığını anlatıyor: “Bizimle hiç konuşamadı önce. Yan hücredeydi ve susuyordu. Sonra konuşmaya başladığında kendisine işkence yaptıklarını, Filistin askısına aldıklarını anlattı.”

Sözü sıkça Okutulmuş’a götürüyor. O’nun ardından sıranın kendisine geleceğini düşünüyor.

Ankara’ya götürüldüğünün ikinci günü, Organize Suçlar Müdürü’nün odasında hakaretlere ve işkenceye maruz kalıyor. O sırada polis şefinin dışında odada sivil kıyafetli bir kişi daha bulunuyor. Söz konusu kişi için, “Damat Bakan’ın adamlarından biri olabilir” yorumunu yapıyor.

Odaya girer girmez, yüzükoyun yere yatırılıyor. O sırada ‘Şube Müdürü’ ile bir ‘sivil’ kişi koltuklarında karşılıklı oturmuş kahvelerini içiyor. “Adeta üzerimde kahvelerini içtiler” diyor. Hakaretlere bir de ajanlık teklifi ekleniyor. Sivil kişi, “Sana bir teklifte bulunacağım. Kabul edersen, buradan hemen bugün çıkarsın. Savcı da hazır. Bu beni son görüşün. Kabul etmezsen, sen bilirsin. Burada göreceklerinin yanında, 30 yıl da ceza yersin” diyor.

TECAVÜZLE TEHDİT EDİLDİM

Taylan, tepki gösterip direnince, ‘sivil kişi’ teklifini güncelliyor. “4 gün süren var. Yine geleceğim” deyip çekiliyor. Bu sırada tecavüze uğramakla tehdit ediliyor, cinsiyetçi küfür ve hakaretlere maruz kalıyor, “Seni şişeye oturtacağız” diyorlar. 1990’larda gözaltında yaygın bir biçimde uyguladıkları işkence yöntemi.

Tehdit edilip hakaretlere maruz kaldıktan sonra yeniden hücreye getirildiğinde ise bunların tamamını anlatmıyor. “Diğer arkadaşların endişeleneceğini düşündüm” diyor.

Üçüncü gün avukatı Fırat Durak ile görüşmesine izin veriliyor. O beş dakikalık görüşmede, yaşadıklarını anlatıyor ve “Bunları hemen kamuoyuna duyur. Yoksa bunlar bizi buradan sağ çıkartmayacaklar” diyor.

Avukat Durak, müvekkilinin bu isteğini yerine getiriyor.

Dışarıdan hiçbir haberi olmayan Kulaçoğlu, “bir şeylerin değişmeye başladığını” anlıyor: “Dışarıda bir kamuoyu oluşmaya başladığını, içeride bize karşı değişen tavırlarından anlamaya başlamıştım. Örneğin Uğur’dan sonra beni işkenceye alacaklardı, ancak o dayanışma sayesinde bunu yapamadılar” dedi.

DAYANIŞMA SAYESİNDE ORADAN TEK PARÇA ÇIKABİLDİK

Görüşme sırasında sıkça dayanışmanın önemine dikkat çekiyor. İlk önce bir dayanışmanın örgütlenemeyeceğinden kaygı duymuş. Çünkü OHAL’in yarattığı siyasi baskının toplumda bir geri çekilme yarattığını düşünüyor. “İnsanların bir tek tweet atmaktan bile çekindikleri bir dönemdeyiz” diyor. Ancak diğer taraftan da bir şeylerin yapılacağına dair umudu var. Dışarıya çıktığında da güçlü bir dayanışmanın örgütlendiğini gördüğünü söylüyor, “Çok açık ki bu dayanışma sayesinde oradan tek parça çıkabildik” diyor.

O AVUKATI MESLEKTEN ATTIRACAĞIZ

Yaşadıkları işkence gündeme geldiğinde, karşı hamle Gülşah Deniz adlı bir avukatı göndermek oluyor. Bu avukat, gözaltındaki iki kişi ile şube müdürünün odasında görüşüyor. Kulaçoğlu’nun anlattığına göre, iki genç odaya girer girmez, Şube Müdürü ‘Size işkence mi yapıyoruz?’ diye soruyor. İki genç şaşkın bir şekilde ‘Hayır’ diye geveliyor. Polis şefinin yanında yapılan bu görüşme, avukat Gülşah Deniz tarafından “İşkence görmüyorlar. Avukat yasağı da yok. Bakın ben görüştüm” şeklinde anlatılıyor.

Kulaçoğlu, Gülşah Deniz’e karşı oldukça tepkili. Hakkında şikayetçi olacaklarını belirtiyor, “O’nun açıklamaları, hem bize hem de bizden sonra oraya götürülecek devrimcilere, solculara yönelik işkencenin zeminini oluşturdu. Bu nedenle onun meslekten atılması için elimizden geleni yapacağız” diyor.

ÇOK AĞIR İŞKENCE GÖREN İNSANLAR VAR

“Fettullah Gülen soruşturması” kapsamında gözaltına alınanlara yönelik işkence ve kötü muamele uygulamalarını anlattı. “2013’de beni gözaltına alınan polisler FETÖ’cü olmakla suçlanarak gözaltına alındılar. Şimdi aynı suçlamayla gözaltına alınan polisler ile aynı hücrede tutuldum. İlginç bir durumdu. Ancak ben onlar tarafından suçlansam da, onlara yapılan işkencelere karşı çıktım, çıkacağım da. Çıkarken, bana kendilerine yapılan işkenceyi dışarıya anlatmamı isteyenler de oldu. 20 günü aşkın bir süredir Ankara Emniyet Müdürlüğü’nde tutulan ve işkenceye maruz kalan insanlar var. Rıdvan diye bir genç vardı. Benim koğuşumdaydı. Esprili bir çocuktu, fırlama bir gençti. Cemaatçi bile olsa gençti. Yazılımcıydı. Yazılımcılara çok işkence yapıyorlardı. Bir gün bu çocuğu alıp götürdüler. Çocuk geldiğinde yürüyemiyordu. İçeride ağırlaştı. Israr edince, çocuğu hastaneye kaldırdılar. Ancak çocuğun o neşesinden geriye hiçbir şey kalmamıştı. O çocuk gitti, başka bir çocuk geldi. Artık o hayatı boyunca başka bir insan. Yanımızdaki insanlara işkence yapmaları da işkencenin bir başka biçimi. Ayrıca sürekli işkenceye alacaklar duygusuyla yaşamakta kötü. İşkenceyi bir politika olarak uyguluyorlar ancak buna katılmayan ya da katılmak istemeyen polisler ile de karşılaştık. Onlar daha çok, getir götür işlerini yapanlardı.”

MAİLLERDEN ALINIP FETÖ’DEN SORGULANDIM

Albayrak’ın maillerini ele geçirdiği için RedHack operasyonu kapsamında gözaltına alınmasına rağmen, Kulaçoğlu’na polis ve savcılık sorgusu sırasında, operasyona konu olan Albayrak’a ait maillerin ele geçirilmesine ilişkin sorular sorulmuyor. Polis operasyonunun amacı RedHack ile Gülen cemaatini aynı kefeye koyma komplosuna dönüşüyor. “15 Temmuz gecesi ne yapıyordun?”, “Gülen hakkında ne düşünüyorsun?” şeklinde soruların muhatabı olmak zorunda bırakılıyor.

Polis sorgusu için, “FETÖ diyorlar ancak kendileri de gülüyor. Çünkü kendileri de alakamın olmadığını, olamayacağını gayet iyi biliyorlar” diyor.

BIRAKILMAYI BEKLİYORDUM

Tüm bu yaşadıklarına karşın serbest bırakılmayı beklediğini söylüyor. Nedenini ise dayanışmaya duyduğu güvenle açıklıyor:

“Avukatım Fırat geldiğinde dışarıda yoldaşların, dostların, devrimcilerin, demokratların, muhaliflerin, vicdanlı insanların, üç sene sonra Gezi ruhunda dayanışma gösterdiğini öğrendim. Dışarıda OHAL’de olmamıza rağmen büyük bir sahiplenmenin olduğunu gördüm. Yanımda insanlar varsa, bunlar beni tutamazlar diye düşündüm. Buna gerçekten inanıyorum. 2013’te de buna inanmıştım, bugün de inanıyorum.

İkincisi; polisin ‘Bunun yüzünden ikinci Gezi çıkmasın’ söylemleri. Biz Gezi gibi isyanların olacağına inanmıyoruz ama karşımızdaki güç bunun olabileceğine çok inanıyor. Devlet mekanizması, bizim Gezi’ye benzer bir halk ayaklanması yapabileceğimize inanıyor ama biz ne yazık ki inanmıyoruz. Onlarda bunu gördüm. Bunlar Gezi’nin olacağına inanıyor, ben niye inanmayayım?”

DEVLET MEKANİZMASI PARAMPARÇA, BİZ GÜÇLÜYÜZ

Gülerek, “Benden başka kimse benim çıkacağıma inanmıyordu. Ve çıktık. Beni bırakma sebepleri, sahip olduğumuz gücün büyebilme tehlikesiydi. Bunu gördükleri için bizi bıraktılar” diyor.

Kulaçoğlu şunu da vurguluyor: “Biz bu devleti güçlü zannediyoruz ama devlet mekanizması paramparça”. Ve ekliyor: “Hem kendi gücümüzün farkında değiliz hem de dağınık ve örgütsüzüz. Kitlelere ulaşmak zorundayız. Kitlelere ulaşmadan ‘Korkuyorlar’ diyoruz. Korkarlar tabi, sen yanında değilsin ki! Sen korkarsan kitleler de korkar.”

Ezilenlerin Gezi döneminden bile çok güçlü olduğunu sürekli söylüyor Kulaçoğlu: “Gezi’de hikayeyi tam olarak anlamamış insanlar varken, bugün ise tam olarak anlamış, algılamış ama ben ne yapabilirim tek başıma diyen insanlar var. Bir tweet atmak ya da Mis Sokak’taki açıklamaya gelmek bile benim tek parça kalmama yaradı. Bütün bunların yanı sıra annem, kardeşim, gördükleri dayanışma karşısında ‘İyi ki de solcuymuşsun’ dediler.”

Kendisi ile dayanışma içinde bulunan herkese teşekkür eden Kulaçoğlu’nun son sözü ise: “Benzer çabaları herkes için yaparsak, umudumu kaybetmeyeceğiz hem de ‘Şimdi gidip bir şey yaparsam, ölürüm’ diyerek bekleyen kitleler azalacak.” (Arzu DEMİR – ETHA)

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir