Savaşa karşı insanlık için – Şebnem Korur FİNCANCI

sebnem-korur-fincanci-e

 

 

 

 

Mersin’in ortasında, Tarsus’a gitmek için otobüsün yüklenmesini beklerken bir çift sıcak bakışın eşlik ettiği dostça bir selama döndüğümde, tanıyamadığımı fark edip tam bir yıl önce 10 Ekim’de Ankara’da meslektaşlarımın o derin acının içinden çekip çıkartabildiklerinden olduğunu söyleyerek başladı söze genç adam. İnadına yaşama sarıldığını, hekimiyle birlikte verdiği mücadelenin başarısını coşkuyla paylaştı o kısacık ama bir o kadar da sıcak selamlaşmada. Koskoca bir yıl boyunca, 101 insanın kaybına, onlarca yaralının, sakatlıkların içimize nakşedilmiş o derin sızısına bırakın saygı göstermeyi, oh çekenlerle birlikte yaşama becerisine sahip insanlarız bizler bir yandan da. O oh çekenlere derdimizi anlatmayı inatla sürdüren, bir gün gelip o sızının bir yerinden hepimize değeceği bir hattı birlikte bulabileceğimize güvenen insanlar. Adana Tabip Odası’ndan başlayıp Mersin Tabip Odası’nda biten üç günlük yolculuğum boyunca, Adana Tabip Odası İnsan Hakları Kolunun düzenlediği “İnsan Hakları ve Hekim Sorumluluğu” başlıklı toplantımızda hak ihlallerinin geçmişten bugüne izlediği seyri konuşup,  bir zamanlar devletin tam kendisi olanların bugün devlet hiddetli yüzünü kendilerine çevirdiğinde,  o şiddetle ilk kez tanışmasının şaşkınlığını nasıl atlatacaklarını da paylaştık.

“İnsanlar arasındaki duygusal bağları güçlendiren her şey savaşa karşıdır.” Mersin Tabip Odası’nın düzenlediği 4. Kadın Hekimlik ve Kadın Sağlığı Kongresinin Sonuç Bildirgesinde yer verilen, sevgili Ayşe Devrim Başterzi’nin sunumunda Freud’dan alıntıladığı bu sözün bizleri ne denli iyi tanımladığını düşündüm sonra. Kongre boyunca salonda kurulu dayanışma standında sevgili Aslı Erdoğan ile sevgili Necmiye Alpay kitaplarıyla yanı başımızdayken, üç gün boyunca barışı kurmanın yollarını konuşan kadınlar Mersin’den selam ettiler Bakırköy’ün orta yerine dost sıcağıyla.

7 Haziran seçim sonuçlarıyla birlikte Kürtlere yönelen devlet hiddetini, darbe girişimi yapanlarla başlıyormuş gibi görünen OHAL’in hak tanımaz şiddeti ile fırsat bu fırsat deyip yeniden Kürtlerin üzerine boca eden,  muhalifine şahin IŞİD bombacısına güvercin erkin karşısında, savaşa karşı barışı savunan kadınlar vardı Mersin’de memleketin dört bir yanından kopup gelmiş. Dedik ki;

1- Savaşların son bulması tüm dünyada ırk, milliyet, dil, din, kültür farkı gözetmeden eşitler arasında, bir arada yaşamamızla mümkün olacaktır. Ama en önemlisi ilk ve en yaygın ve en eski ayrımcılık olarak cinsiyetçiliğin, patriarkanın son bulmasıdır. Kadınlar olarak bizler, sadece doğal olarak değil iradi olarak savaşa karşıyız.

2- Biz kadın hekimler olarak hiç bir militarist söylemin yanında olmama hatta karşısında olma konusunda irademizi beyan ediyoruz.

3- Sığınmacıların ayrımcılığa maruz kalması, daha çok sömürüye ve cinsel istismara maruz kalmaları kabul edilemez. Kapsamlı, insan haklarına saygılı, kültürel değerleri gözeten bir entegrasyon programı, en kısa sürede ulusal düzeyde hayata geçirilmelidir.

4- Toplumların kültürel değerlerine saygılı olmakla birlikte, çocuk yaşta evlilikler “çocukların cinsel istismarı” olarak ele alınmalıdır. 18 yaş altındaki evlilikler ulusal yasalar ve evrensel değerler doğrultusunda ele alınmalıdır.

5- Savaşta zarar gören kadınlar ve çocuklar için önlemler alınması konusunda dünya kamuoyunu konuya duyarlı ve aktif olmaya çağırıyoruz. Türkiye’de de İstanbul Protokolü’nün uygulanarak savaştan zarar gören kadın ve çocukların özel olarak korunması sağlanmalıdır.

6- Üreme sağlığı hizmetleri başta olmak üzere tüm sağlık hizmetlerinin çok dilli, kültüre duyarlı bir bakış açısıyla sunulması sağlanmalıdır. Bu kapsamda özellikle birinci basamak sağlık çalışanları, hizmet içi eğitimler ile desteklenmelidir.

7- Suriye savaşına müdahil olan tüm tarafları Suriye’de savaşın bitmesi için acil adım atmaya çağırıyoruz.

8- Ülkemizdeki sorunların çözümü için silahların kullanılmasına son verilmesini istiyor, barış talebimizde ısrar ediyoruz.

Evet, bizler savaşa karşı, insanlık için mücadeleye devam ediyoruz. Kebabın acısından, Akdeniz’in sıcağından öte içimiz yanmasın diyedir duygusal bağlarımızı güçlendirme irademiz.

(Evrensel)

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir