ÖDP: “14 Yıl Yeter Değiştirelim Türkiye’yi Yeniden Kuralım”

ÖDP Ülke Temsilciler Meclisi’nden yapılan açıklamada “Laikliği kazanma” mücadelesine vurgu yapılırken, “OHAL’in kaldırılması ve OHAL fırsatçılığı altında gündeme getirilen tek adam diktasının Başkanlık Sistemi adı altında anayasal güvenceye altına alınmasına karşı HAYIR çağrısını yükseltme kararı” alındığı belirtiliyor

Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) Ülke Temsilciler Meclisi 15-16 Ekim tarihlerinde Ankara’da toplandı. Toplantı sonuç bildirisini ÖDP Başkanlar Kurulu Üyesi Pelin Bektaş açıkladı. Bektaş, ÖDP’nin, ’14 Yıl Yeter Değiştirelim Türkiye’yi Yeniden Kuralım’ başlığıyla merkezi siyasi bir kampanya yürütme kararı aldığını söyledi.

Kampanyanın temel başlıklarını Siyasal İslam’a, OHAL’e ve Başkanlık Sistemi’ne karşı mücadele oluşturuyor.

Parti adına yapılan açıklamada “Laikliği kazanma” mücadelesine vurgu yapılırken, “OHAL’in kaldırılması ve OHAL fırsatçılığı altında gündeme getirilen tek adam diktasının Başkanlık Sistemi adı altında anayasal güvenceye altına alınmasına karşı HAYIR çağrısını yükseltme kararı” alındığı belirtiliyor.

Açıklamanın muhalefet.org’da yayımlanan tam metni:

ÖDP: “14 Yıl Yeter Değiştirelim Türkiye’yi Yeniden Kuralım”

ÖDP Ülke Temsilciler Meclisi (ÜTM) 15-16 Ekim’de Ankara’da toplandı. ÜTM’de yapılan tartışmalarımız sonucunda ÖDP, AKP iktidarının karanlığına son vermek için “14 Yıl Yeter Değiştirelim Türkiye’yi Yeniden Kuralım” çağrısıyla ülke genelinde merkezi kampanya yürütmeyi önüne koydu. Ülke Temsilciler Meclisi’miz, siyasal İslamın yaşamın her alanını kuşatmaya çalışan uygulamalarına karşı yeni bir ülke ve yaşam için Laikliği Kazanma mücadelesini, tüm Hazirancılarla birlikte, ülkenin her yerinde Meclisler temelinde büyüterek Haziran birliğine çağrısını yineledi.

ÖDP, 14 Yıl Yeter mücadelesinde OHAL’in kaldırılması ve OHAL fırsatçılığı altında gündeme getirilen tek adam diktasının Başkanlık Sistemi adı altında anayasal güvenceye altına alınmasına karşı HAYIR çağrını yükseltme kararını aldı.

***

Türkiye, 14 yıldır siyasal İslamcı, piyasacı AKP iktidarı tarafından yönetiliyor. Gelinen nokta ortada.

Bir yanda AKP’nin ‘aynı menzile’ kol kola yürüdüğü Cemaatin kanlı darbe girişimi var. Madalyonun diğer yüzünde ise darbe girişimini fırsata çevirip darbeyi süreklileştiren Erdoğan ve AKP iktidarı.

OHAL’e dayanılarak ülke anayasasız ve Meclissiz yönetiliyor. Yargı doğrudan Saray’ın denetimi altında. Cemaatle hesaplaşma adı altında, muhalefete yönelik tasfiye ve sindirme operasyonları sürüyor. Erdoğan, her şeyin Saray’da toplandığı OHAL rejimini, Başkanlığa geçiş için bir fırsata çevirmeye çalışıyor. Sadece Erdoğan’ın konuşmasının, gece-gündüz miting yapmasının serbest olduğu kalan herkesin susturulmaya çalışıldığı bir ortamda Başkanlığa geçiş için hazırlıklar yapılıyor. Tüm demokratik alan ve kanalları bir bir yok eden AKP’nin Başkanlık bir yana anayasa yapma meşruluğu bile yoktur. AKP ile uzlaşma adına yeni anayasa ve Başkanlık tartışmaları dahi yapılmamalı, tüm muhalefet ve toplum kesimleri 14 Yıllık bu karanlığa son vermek için harekete geçmelidir.

OHAL rejiminin kalıcılaşmasına da Başkanlık adı altında ilan edilmek istenen tek adam diktasına da izin vermeyeceğiz.

Bunun için bugünden itibaren her yerde, 14 Yıl Yeter Değiştirelim Türkiye’yi Yeniden Kuralım çalışmamızın bir parçası olarak, tüm ilerici, emekçi halk kesimleri ve toplumsal muhalefet güçleriyle birlikte OHAL KALDIRILSIN ve BAŞKANLIK REJİMİNE-SİVİL DİKTATÖRLÜĞE HAYIR çağrısını büyüteceğiz.

14 YIL YETER !

ABD emperyalizminin ‘ılımlı İslam’ projesiyle, Beyaz Saray koridorlarında doğan siyasal İslamcı iktidar, 14 yılda görülmemiş yolsuzluklara imza attı, kanlı darbe girişimine yol açtı, ülkemizi ilk kez komşu bir ülkenin rejimini değiştirmeye yönelen savaşa sürükledi, doğanın acımasız talanına ve emeğin kazanılmış haklarına el koydu. Bu politikaların sonucunda ‘Yeni Türkiye’ diye parlattıkları ülke her yanında ölümün kol gezdiği, cihatçı çetelerin yerleşik bir düzen aldığı viraneye dönüştü.

Sonunda, Osmanlı hayranlarının yeni-Osmanlı macerası hızlandırılmış bir Osmanlı tarihine dönüşerek, yükseliş ve durgunluğun ardından şimdi çöküş dönemine girdi. Fakat bu çöküş sadece kendilerinin çöküşü anlamına gelmemekte ülkeyi de büyük bir çöküşün eşiğine getirdi.

Artık AKP’nin iktidarda kaldığı her an ülkenin geleceği için daha fazla yıkım demektir. AKP’nin iktidarda kaldığı her an emekçilerin daha fazla yoksullaşması demektir. AKP’nin iktidarda kaldığı her an kadınlara hayatın daha fazla zehredilmesidir. AKP’nin iktidarda kaldığı her gün içerde ve dışarıda savaşın sonucunda etnik ve mezhepsel ayrışmanın derinleşmesi demektir.

Ülkemiz ve geleceğimiz için 14 yıllık bu karanlığa ARTIK YETER! diyoruz.

Bu çağrı Cerattepe’de ve 14 yıldır ülkenin pek çok yerinde doğasına sahip çıkan halkın çağrısıdır. Bu çağrı, bugün Proje Okulları adı altında eğitimdeki ilerici tüm dinamiklerin tasfiye edilmesine karşı çıkan öğrencilerin, velilerin çağrısıdır. Bu çağrı, güvencesiz çalışmak zorunda bırakılan, haklarına ve alınterine el konulan emekçilerin çağrısıdır. Bu çağrı, her gün onlarca insanımızı kaybettiğimiz sürüp giden savaşa karşı birlikte yaşam ve barış isteyen Türk ve Kürt halkının çağrısıdır. Bu çağrı emperyalizminin bölgede ve ülkemizde yarattığı savaşa, etnik ve mezhepsel ayrışmaya karşı bağımsızlık isteyen, Amerikan üslerine hayır diyen milyonların çağrısıdır.

Değiştirelim Türkiye’yi Yeniden Kuralım

Türkiye’nin artık daha aydınlık, özgürlüklerin ve demokrasinin geliştiği, emekçilerin alınterinin karşılığını alabildiği, halkların bir arada yaşamın mutluluğunu yaşadığı, kadınların sokaklarda özgürce gezebildiği bir ülke olma zamanı gelmiştir.

Bunun için şimdi Türkiye’nin Yeniden Kurma Zamanıdır!

Türkiye’nin bu karanlık tünelden çıkması ve yeniden kuruluşu ancak eşitlik ve özgürlükle mümkündür. Laik, bağımsız, özgür, demokratik, doğa ile uyumlu ve kardeşliğin hüküm sürdüğü bir ülkeyi hep birlikte inşa etmeliyiz.

10 Maddede Türkiye’nin Yeniden Kuruluş Temeli

Laikliği Kazanacağız

AKP rejimi tüm zorbalıklarıyla birlikte toplumu ve gündelik hayatı yukarıdan aşağıya İslamcılaştırdı. Özgürlük alanlarını kapatan, akla, bilime, aydınlanmaya karşı dinin ve sunni mezhebin referanslarını temel alan bir gericilik egemenlik kazandı. Bu rejim bu noktaya gündelik yaşamı ve özel olarak kadınları ve eğitim sistemini hedef alarak sürdürdüğü politikalarla özgürlük ve laiklik alanını adım adım daraltan bir mevzi savaşı sürdürerek geldi. Türkiye 40 yıl boyuncu emperyalizmin desteğiyle izlenen devlet politikasının sonucunda İslamcılaştırıldı. Bu devletin İslamcılaştırılma süreci Cumhuriyet’in görece laik kazanımlarını da ortadan kaldırarak gerçekleşti. Bu anlamda Türkiye tarihi boyunca gerçek anlamda laikliğin uygulandığı bir ülke hiçbir zaman olamadı. ÖDP, bu gerçeği gören bir perspektifle Cumhuriyet’in kazanımlarına da sahip çıkma ve aynı zamanda onu aşma kararlılığıyla laikliği kazanma mücadelesini giderek artan bir azim ve heyecanla sürdürmeye devam edecektir. Türkiye’yi laikliği kazanarak yeniden kuracağız.

Sermayenin, Para Babalarının Değil Emeğin Ülkesi

Türkiye, 80’lerden beri piyasa toplumunun egemen kılındığı özelleştirme, liberalleştirme uygulamalarıyla sermaye karşısında emeğin güçsüzleştirildiği, emek örgütlenmelerinin baskı altına alındığı neoliberal politikalarla yönetiliyor. Bu piyasacı zihniyet AKP’nin hükümete geldiği 2002’den beri katmerli bir şekilde sürdürülüyor. Esnek emek politikaları başlığı altında emeğin güçsüzleştirildiği, güvencesizleştirildiği bir hat izlendi. Bütün emek piyasasında taşeronlar eliyle geçici, kısmi zamanlı, parça başı istihdam biçimleri yaygınlaştırılmaya çalışıldı. ÖDP, emeğin özgürce örgütlenebildiği, ekonominin kamu çıkarı temeli düzenlendiği, emekçilerin emeklerinin karşılığını alabildiği ve sosyal güvencelerinin iyileştirildiği bir toplum yaratma hedefinden asla geri atmayacaktır. Türkiye’yi bir avuç para babasının, tekellerin hakimiyetinden çıkaracağız emeğin ülkesi olarak yeniden kuracağız.

Emperyalizmin Tahakkümüne Son Bağımsız Türkiye

Türkiye’nin komşularıyla dostluk ve dayanışma ilişkileri içerisinde yaşayan, tüm dünya halklarıyla enternasyonalizm çerçevesinde kardeşlik ilişkileri kuran ama tam bağımsızlığına kıskançça sahip çıkan bir ülke haline gelmesi amacımızdır. Bugün, bütün bölge halklarına ölüm ve bomba yağdıran NATO uçakları İncirlik üssünden kalkmakta, ülkenin her alanı radar ve izleme üsleriyle emperyalist savaşların malzemesi haline getirilmektedir. AKP’nin son dönem Suudi Arabistan, Katar benzeri gerici Körfez monarşileriyle kurduğu organik ilişkiler ve mali bağımlılıkta ülkenin tam bağımsızlık anlayışına aykırıdır. Ekonomik anlamda da uluslararası ekonomik kuruluşların güdümünden kurtulmuş, politikalarını halkının ve dünya emekçi halklarının çıkarları doğrultusunda bağımsızca belirleyen bir anlayışı esas alacağız. Bu çerçevede Türkiye, emperyalizme bağımlılığı pekiştiren ekonomik, siyasi ve askeri anlaşmaların iptal edildiği, NATO’dan çıkıldığı, yabancı askeri üslerin kapatıldığı, bütün halklarla barışçıl ve dayanışmacı ilişkilerin güçlendirildiği bir ülke olacaktır. Türkiye’yi bağımsızlık temelinde yeniden kuracağız.

Herkesin Sözünü Özgürce Söylediği Bir Ülke Kuracağız

İnsanların eşit ve özgür bir toplumun demokratik iklimini dilediğince kullanabileceği, sözünü söyleyebileceği, taleplerini dillendirebileceği, itirazlarını yükseltebileceği bir ülke hayal ediyoruz. Kadınların, erkek egemenliğinin boyunduruğundan kurtulabileceği, kendini özgür bir birey olarak var edebileceği koşulları yaratmak sorumluluğunu hissediyoruz. AKP rejiminin zorbalıklarına ve yalanlarına teslim olmadan bu karanlığı yırtamadığımız takdirde gerçek özgürlüğü teneffüs edemeyeceğiz. ÖDP, bu çerçevede en geniş özgürlüklerin yaşanabilmesinin siyasal ve toplumsal mücadelesinin en önemli halkalarından biri olarak görmeye devam edecektir.

Kürt Sorununu Demokratik Bir Anlayışla Çözeceğiz

Eşit ve Özgür Temelde Bir Arada Yaşamın Ülkesini Kuracağız

İnsanların bu ülkenin yurttaşı olarak fikri, etnik, mezhepsel farklılıklarını yaşayabilecekleri ama bir arada kardeşçe yaşama genel ilkesine sahip çıkacakları bir toplumu özlüyoruz. Bu çerçevede Kürtlerin, Alevilerin ve azınlıkların kimlik ve tanınma taleplerini demokratik bir toplumun gereği olarak kabul ediyoruz. Bu kardeşlik zeminine zarar verecek her türlü şiddet, zorbalık, ırkçı ve mezhepçi yaklaşımları reddediyoruz. Kürt sorununda silahların sustuğu, barışın önünün açıldığı demokratik bir çözümün hayata geçtiği bir süreç için mücadelemizi sürdüreceğiz. Türkiye’de eşitlik ve özgürlük temelinde bir arada, kardeşçe yaşamaya kararlıyız.

Doğayla Uyumlu Bir Ülke Kuracağız

AKP iktidarında azgın sömürü hırsı her alana dönük yağma ve talan politikalarıyla doğa da tüketiliyor, sömürülüyor. Doğal kaynakların sürdürebilirliği, küçük çiftçi üretimi uluslararası tekellerin kar hırsının güdümüne sokuluyor. Madenlerden sulara kadar halka ait doğal kaynaklar sermaye elinde tekelleştiriliyor. Sağlıklı ve yeterli gıdaya erişim hakkı küresel gıda tekelleri tarafından halkın elinden alınıyor. Türkiye’yi yeniden kurma mücadelesi insan-doğa uyumunu temel alan bir yaklaşımla yenilenebilir enerji kaynaklarına öncelik veren, yaşamın sürdürebilirliğini, doğal dengenin korunmasını gözeten, piyasacı ve özelleştirmeci enerji politikalarının terk edildiği, doğa ve yaşamla uyumlu bir Türkiye için mücadeledir.

Bilimin, Aydınlanmanın Hüküm Süreceği Bir Eğitim

Eşit, kaliteli, parasız eğitim ÖDP’nin kamuculuk anlayışının en önemli köşe taşlarından biridir. En son, Proje Okullarıyla gündeme geldiği gibi AKP, tüm eğitim sistemini İslamcı referanslarla teslim almaya, bu alanda kadrolaşmaya ve gerici zihniyetini yaygınlaştırmaya çalışıyor. Halbuki geleceğin toplumu ancak laik, özgürlükçü, aydınlanmacı, birey olmayı bilebilen aynı zamanda kolektif ve dayanışmacı bir toplumun sorumluluğunu hisseden genç kuşakların omuzları üzerinde yükselebilir. Gülen cemaati ile hesaplaşırken, onun yerine diğer tarikat ve cemaatleri yerleştiren, toplumu dini aidiyetler temelinde yeniden şekillendiren bu AKP modeliyle Türkiye çağın gereklerini yakalayamaz. ÖDP, bilimin, aydınlanmanın, özgürlüğün hüküm süreceği bir eğitim sistemini ve toplumu savunmaya kararlıdır.

Herkese Sağlık ve Sosyal Güvence

Yurttaşlarımızın kaliteli ve parasız sağlık hizmetlerine erişimin sağlanması hem onların ve ailelerinin esenliği açısından hem de toplumun geleceği göz önüne alınarak hayati önemdedir. Sağlık sektörü de piyasalaşmadan nasibini almış, özelleştirme furyasıyla parası olanların yararlanabileceği ticari bir hizmet haline getirilmiştir. Yurttaşların sosyal güvenceleri yok edilmiş, bunun yerine cemaat-tarikat örgütlenmeleri yerleştirilmiştir. OHAL’de çıkarılan son BES uygulamasında da görüldüğü üzere, emekçilerin geleceği tehlikeye atılmış, toplum bir bütün olarak güvencesizleştirilmiştir. Yurttaşların güvenceye kavuştuğu, sağlığın herkes için parasız ve eşit uygulandığı bir ülke kuracağız.

Söz, Yetki ve Karar Halka

AKP, demokrasinin D’sin dahi bırakmadı. Söz de yetki de tek adam da toplandı. Saray ve Saltanat rejimi kuruldu. Hileli, hurdalı ve adaletsiz seçim sistemi ile zaten yetersiz olan demokrasi rafa kaldırıldı. Gerçek demokrasi ise ancak halkın kendi hayatı hakkında kendisinin karar alması ile mümkündür. ÖDP, halkın Meclisler temelinde kendi demokrasini kuracağı, Gezi isyanındaki Forum’larda hayat bulun ve ilhamını Fatsa’nın Fikri’nden alan halk demokrasisini bugünden yarına her düzeyde geliştirmek için mücadelede edecek, sözün, yetkinin ve kararın halkta olduğu bir sosyalizm anlayışıyla Türkiye’yi yeniden kuracaktır.

Yeni Bir Ülke Yeni Bir Toplum

Siyasal İslam ülkenin tüm değerlerini çürüttü. Alttakine din iman üstekine han hamam anlayışı ile karunlaşanlar ülkeyi yönetiyor. Parsel parsel satıp, kutu kutu çalanlar toplumu kendi suçlarının ortağı haline getirmeye çalışıyor. 14 yıllık bu dönemde ülke tarihinde görülmemiş çapta yolsuzluklar, adaletsizlik, riya ve yalan ülkeye hakim oldu. Devlet eliyle büyütülen ve AKP iktidarında palazlanan Cemaatin sınav sorularına el koyarak milyonlarca gencin gelecek umudunu çaldığı gibi Ensar’larıyla da çocuklarımızın geleceği karartan rezillikler bu dönemde yaşandı. Artık bu çürümeye bir son vermenin zamanıdır. Bu çürüme karşısında toplumun ve ülkenin yeniden kuruluşu ancak devrimci değerlerle yani yeniden paylaşmaya, dayanışmaya, sorunlarımızı birlikte çözmeye dayanan bir kültürün hakim kılınmasıyla mümkündür. Piyasacılığın parçaladığı, siyasal İslamın dağıttığı Türkiye toplumunu paylaşmaya, dayanışma, sevgiye ve karşılıklı saygıya dayanan devrimci bir anlayışla yeniden kuracağız.

ÖDP, ülke çapında tüm üye ve dostlarını seferberliğe çağırıyor. Ülkenin her yanında, tüm sokaklarında ve  mahallelerinde kurucu bir güç ve iradeyi inşa etmek için omuz omuza vermeye, bütün emekçileri, ezilenleri bu mücadelemizi ortaklaştırmaya çağırıyoruz.

Katıl Değiştirelim.

Katıl Türkiye’yi Yeniden Kuralım.

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir