‘KHK’lerle işkenceye açık çek veriliyor’

İnsan Hakları İzleme Örgütü, ‘Açık Çek: Türkiye’de Darbe Sonrası İşkenceye Karşı Koruma Tedbirlerinin Askıya Alınması’ başlıklı bir rapor yayımladı.

İnsan Hakları İzleme Örgütü, “Açık Çek: Türkiye’de Darbe Sonrası İşkenceye Karşı Koruma Tedbirlerinin Askıya Alınması” başlıklı bir rapor yayımladı. 13 vaka ile görüşmeler yapılan raporda, OHAL kapsamında çıkarılan KHK’ler neticesinde polisin gözaltındaki kişilere işkence veya kötü muamele yaptığına dikkat çekildi. İnsan Hakları İzleme Örgütü Avrupa ve Orta Asya direktörü Hugh Williamson, “Türkiye hükümeti işkenceye karşı koruma tedbirlerini kaldırarak kolluk görevlilerine gözaltındakilere diledikleri gibi işkence ve kötü muamele yapmaları için açık çek veriyor” uyarısını yaptı.

Raporda OHAL kapsamında çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerle (KHK) koruma tedbirlerinin zayıflatılmasının gözaltı koşullarını ve gözaltına alınan kişilerin haklarını zayıflattığı üzerinde duruluyor. Raporda, darbe girişiminden bu yana meydana geldiği iddia edilen ve zorlayıcı pozisyonlarda tutma, uykusuz bırakma, ağır dayak, cinsel taciz ve tecavüz tehdidi gibi ihlallerin yer aldığı 13 vakaya ilişkin ayrıntılara da yer veriliyor.

SAVAŞ KOŞULLARINDA BİLE YASAK

Raporu hazırlamak için 40’tan fazla avukat, insan hakları aktivisti, sağlık personeli, adli tıp uzmanı ve gözaltından serbest bırakılmış kişilerle görüşmeler yapan İnsan Hakları İzleme Örgütü, darbeye karşı koyarken yaralanan kişilerle de görüştü.

KHK’ların gözaltındakileri işkence ve kötü muameleden koruyan önemli koruma tedbirlerini ortadan kaldırdığına vurgu yapılan raporda, uluslararası hukukun işkenceyi mutlak surette yasakladığı ve bu yasağın savaş ya da ulusal acil durum hallerinde bile askıya alınamayacağına değinildi.

‘HÜKÜMET İŞKENCEYE AÇIK ÇEK VERİYOR’

Tanıklarla yapılan görüşmelere dayandırılan raporda, gözaltındakilerin avukatla görüşmesinin 5 güne kadar kısıtlandığını ve alıkonulan kişinin avukat seçme ve avukatıyla özel görüşme haklarının da  kısıtlandığı belirtiliyor. İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün araştırması, polis tarafından yakalanan ve gözaltına alınanların sağlık muayenelerinin güvenilirliğinin de olmadığını ortaya koyuyor. Rapora göre söz konusu muayeneler gözaltı tesislerinde veya polis memurlarının önünde yapılması talep ediliyor. Bunu talep eden polislerin tutumu ve yetkililerin baskısı yüzünden güvenilirlik zedeleniyor. Ayrıca yetkililer, soruşturmanın gizliliği bahanesiyle, yakalama veya gözaltı sırasında kötü muamele yapıldığı iddialarını doğrulayabilecek olan doktor raporlarını şüphelinin veya avukatının görmesine de ısrarla izin vermiyorlar. Raporda bu tedbirlerin yalnızca darbe girişimine karışmakla suçlanan kişilere yapılmadığı, Kürt ve sol gruplarla bağlantılı olmakla suçlanarak gözaltına alınan kişilere de uygulandığı ifade ediliyor.

Türkiye’de darbe sonrası artan işkenceye ilişkin değerlendirme yapan İnsan Hakları İzleme Örgütü Avrupa ve Orta Asya direktörü Hugh Williamson, “Türkiye hükümeti işkenceye karşı koruma tedbirlerini kaldırarak kolluk görevlilerine gözaltındakilere diledikleri gibi işkence ve kötü muamele yapmaları için açık çek veriyor. Belgelediğimiz vakalar bize bazı görevlilerin tam da böyle yaptığını gösteriyor. Türkiye hükümeti bu önemli tedbirleri geri getirmelidir” dedi.

AVUKATLAR SİNDİRİLİYOR

Türkiye’nin KHK’lar ile uluslararası hukuka da aykırı uygulamalar yaptığı da vurgulanan raporda, “İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı veya Onur Kırıcı Muamele veya Cezanın Önlenmesine Dair Avrupa Komitesi (CPT), devletlerin kişinin özgürlüğünden mahrum bırakılmasının hemen ardından bir avukata erişmesini sağlamasını, ‘kötü muameleye karşı temel bir güvence’ olarak şart koşar. Türkiye gözaltına alınan kişinin avukata erişimin kısıtlanma süresini 48 saate düşürdüğünde CPT bunun yeterli olmadığını söylemişti” denildi.

İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün görüştüğü avukatlara, insan hakları savunucularına ve gözaltından çıkmış olanlara göre, birçoğu henüz mezuniyetlerinin birinci yılında bulunan CMK avukatlarının genç ve deneyimsiz olmaları, onları baskı ve manipülasyon karsısında savunmasız kılıyor. Raporda, genç bir adli yardım avukatı İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne, Ankara Emniyet Müdürlüğü’ndeyken ne kadar korktuğunu ve sindirildiğini anlatmak için, ifade alma sırasında polisin müvekkilini gözlerinin önünde dövmesine rağmen, ifade tutanağının altını imzalarken buna ilişkin resmi bir not düşmediğini aktarmış.

TECAVÜZ TEHDİDİ

Avukatlar, sağlık personeli, gözaltına alındıktan sonra serbest bırakılmış kişiler ve gözaltında tutulanların aileleri İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne, gözaltında işkence ve kötü muameleyle ilgili, farklı düzeylerde şiddetin uygulandığı 13 vaka anlattılar.

İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne konuşan bir avukat müvekkilini ilk kez, gözaltına alındıktan altı gün sonra, Vatan Caddesi’ndeki İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde gördüğünde sol omuzunda berelenme, yüzünde yara ve izler ve bileklerinde kelepçe izleri gördüğünü söyledi. Müvekkilinin kendisine polisin üç kez gözlerini bağladığını ve alıkonulan başkalarıyla birlikte üst katlardan birine çıkarıldığını anlattığını aktardı. Burada, polis memurları onları Gülen hareketine mensup olmakla suçlamış. Suçlamaları reddettiklerinde ise polis önce hakaret etmeye, ardından vurmaya ve tekmelemeye başlıyormuş. Müvekkili avukata, kendilerine ve eşlerine tecavüzle tehdit edildiklerini de söylemiş. Avukat “Bunu yapmayacaklarına güvenemezsiniz. Bir defasında adam gelip teslim olsun diye polisin bir çocukla annesini rehin olarak tuttuğunu gördüm” dedi.

Bir başka vakada susma hakkını kullanmak isteyen müvekkilinin gözlerinin önünde dövüldüğünü aktaran avukat, “Dayağı engellemeye çalışsam da başaramadım. Bir aşamadan sonra sırtımı döndüm. Ona kaç kez vurduklarını bilmiyorum. Daha fazla bakamadım. Durdurmak için yapabileceğim bir şey olmadığını biliyordum. En sonunda ifade verdi.

Bir diğer tanık da adli tıp uzmanı. İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne, vücutlarında dövüldüklerine dair izler bulunan iki şüphelinin sağlık muayenelerini yaparken gördüklerini anlatan adli tıp uzmanı, darbe girişiminde bulunan subaylardan birini polis 36 saat boyunca elleri arkadan bağlı, alnı yere değecek şeklide eğilmiş halde dizleri üstünde oturtmuş. Ne zaman hareket etmeye kalkışsa polis sırtına ve başına kemerle vuruyormuş. Subay adli tıp uzmanına, polisin kendisini daha sonra zorunlu askerliğini yapmakta olan erlerin bulunduğu bir hücreye yerleştirdiğini ve askerlerin de kendisini ciddi şekilde dövdüklerini söylemiş.

Adli tıp uzmanı “Vücudunda morarmamış yer yoktu ve zorlayıcı poziyonda tutulduğu için donmuş omuz hastalığından şikâyetçiydi” dedi. (Cansu PİŞKİN – Evrensel)




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir