Cumartesi Anneleri 605.Hafta: ‘Cevap ver Mehmet Ağar, Hüseyin Toraman nerede?’

Cumartesi Anneleri, 605. haftalarında 25. yıl önce kaybedilen Hüseyin Toramanın akıbetini sordu. 25 yıl önce anne Hatice Toraman’a, “oğlunuz Emniyette, merak etmeyin, evinize gidin” diyen anca darbe komisyonunda kayıplardan habersiz olduğunu iddia eden Ağar’a sordu: “Cevap ver Mehmet Ağar Hüseyin Toraman nerede?”

Cumartesi Anneleri, 605. haftalarında Mehmet Ağar’ın İstanbul Emniyet Müdürü olduğu dönemde gözaltına kaybedilen Hüseyin Toraman’ın akıbetini sordu.

Kayıp yakınları, Hatice Toraman’a, 25 yıl önce “oğlunuz Emniyette, merak etmeyin, evinize gidin” diyen, ancak geçtiğimiz hafta darbe komisyonunda yaptığı açıklamada kayıplardan habersiz olduğunu iddia eden Ağar’a seslendi: “Cevap ver Mehmet Ağar Hüseyin Toraman nerede?” diye sordu.

Eylemde ilk olarak Rıdvan Karakoç’un ağabeyi Hasan Karakoç konuştu. Karakoç, “Biz o Mehmet Ağar’ların, onların başındakileri ve bu halkın başına çöreklenmiş eli kanlı katillerin her yaptığına şahidiz, tanığıyız, davacıyız ve sanığıyız hatta” dedi. Karakoç, hergün yeni katliamlara tanık olduklarını söyledi, Cizre’de bodrumlarda katledilen insanları hatırlattı ve ekledi: “Bunları unutmayacağız. Bin yıl da olsa bu mücadeleyi bırakmayacağız” dedi.

HDP İstanbul Milletvekili Hüda Kaya, “Buraya her geldiğimde kaldırımın sesi olsa da şahitlik etse burada diyorum” dedi. Ağar’ın, darbe komisyonunda yaptığı konuşmayı hatırlatan Kaya, “Ağır bedeller ödedikten sonra diyorlar ki ‘yanlış tanımışız’. Ama biz saltanatlarının zihniyetlerindeki var oluşun farkındayız. Başta annelerimiz olmak üzere hakikatin sözcüsü olmaya devam edeceğiz” diye belirti.

CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, ’29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nın kutlandığını hatırlattı, “Bu bayram OHAL’le insan haklarının yerle bir edildiği koşullarda kutlanıyor. Laik ve demokratik cumhuriyeti kurana kadar mücadele edeceğiz. Bu meydanla barışılmadığı sürece cumhuriyet, herkesin cumhuriyeti olmayacak” dedi.

HATİCE TORAMAN: ELLERİM YAKANIZDA OLACAK

Almanya’da yaşayan ve sağlık sorunlarından dolayı bu yıl Galatasaray Meydanı’na gelemeyen Hatice Toraman, gönderdiği mektupla, sesini yükseltti. Hatice Toraman’ın mektubu şöyle: “25 yıldır kurban olduğum yavrumu arıyorum. Yaşadığım sürece de onu aramaktan asla vazgeçmeyeceğim. Devletin bunca yıldır yaptığı yetmiyor mu ki çıkıp Mehmet Ağar katilini konuşturuyorlar. Yezid kendi ağzıyla bizim çocuklarımızın elinde bıçak dahi olmadığını itiraf ediyor. Bu devletin savcısı hakimi yok mu niye bir şey yapmıyorlar. Yoksa solcuları öldürmek sizin kanunlarınızda suç değil mi?

Ellerinden kan damlıyor, o kanlı ellerinle ekmeği nasıl tutuyorsun? Birde Hasan Ocak’ı sorduklarında ‘bilmiyorum’ diyorsun. Oğlum Hüseyin kaçırıldığında, üzerindeki sahte kimlikteki adını milletvekiline söyleyen sen değil miydin? Bu ne demek biliyor musunuz. Bu canımızı yakıp yakıp karşımıza geçip gülmektir. Sana ölüm bulmaya, Allah’tan ölüm dilenesin de Kenan Evren gibi ölmeyesin. Çeyrek asır olmuş yavrumu benden alalı. ‘Git yavrum git buralardan git’ dedim ‘seni öldürecekler’ dedim. ‘Yok annem’ dedi ‘gitmem gidemem. Ben bütün insanların barış için yaşayacağı bir memleket için mücadele ediyorum. Zalimler gitsin, korkma anam sen bana bir şey olmaz’ dedi. Ah oğul yüzüne bakmaya kıyamadığım oğlum. Bir bilsen bu ülkede barış için uçacak güvercin bırakmadılar.”

Oğlunu katledenlere, hükümete “Sizden korkmuyoruz” diye seslenen anne Toraman, mücadelesinden vazgeçmeyeceğini vurguladı.

SAKİNE TORAMAN: BİZ SENİ ÇOK İYİ TANIYORUZ MEHMET AĞAR, CANİ OLDUĞUNU BİLİYORUZ

Toraman’ın ablası Sakine Toraman, “Kaçırıldığında 24 yaşındaydı, 25 olmuş kaçırılalı. Yaşadığından daha fazla olmuş bizden alınalı” dedi, sustu, konuşmak için gücünü toplamaya çalıştı.

Kardeşinin, onurları, gururları olduğunu söyleyen Sakine Toraman, Ağar’ın yaptıklarının saymakla bitirilemeyeceğini kaydetti. Toraman, Ağar’a şöyle seslendi: “Hasan Ocak’ta senin emniyet müdürü olduğunda kaybedildi. Dağ taş duydu, dünya duydu. Bulduk Hasan’ı. Bundan daha somutu ne olabilir. Hangi birini sayayım. Kardeşimi mi, Fehmi Tosun’u mu? Biz seni çok iyi tanıyoruz Mehmet Ağar, senin ne cani olduğunu biliyoruz.”

Cumhuriyet’in kuruluşu olan 1923’ten bugüne, Mustafa Suphilerden, Salih Bozışıklara, Seyit Rızalardan, Sebahattin Ali’ye, Hayrettin Eren’den, Toraman’a kadar, katledilenleri hatırlatan Sakine Toraman, “Daha Cumhuriyet ilan edilmeden kan dökülmeye başlanmış, kanla toprakları bir uçtan bir uca sulanmış. Adaletiniz yok sizin ama biz onları aramaya, onların hesaplarını sormaya devam edeceğiz” dedi.

CEVAP VER AĞAR: HÜSEYİN TORAMAN NEREDE?

Haftanın açıklamasını Ayşe Panuş okudu. Panuş, şunları söyledi: “Her 27 Ekim’de ısrarla söyledik, söylemeye devam edeceğiz; Hüseyin Toraman’ın kaybedilmesinden, başında Mehmet Ağar’ın bulunduğu İstanbul Emniyeti ve başında Orhan Kaya’nın bulunduğu Gebze Emniyeti sorumludur. Mesut Yılmaz Başbakanlığındaki 48. Hükümet ve Süleyman Demirel Başbakanlığındaki 49. Hükümet sorumludur. Her 27 Ekim’de ısrarla söyledik, söylemeye devam edeceğiz; 25 yıldır Hüseyin’in akıbetini açığa çıkarmayan, faillerini yargılamayan tüm hükümetler bu insanlığa karşı suçtan sorumludur. Hatice Toraman’ın, ’25 yıl önce bize ‘oğlunuz emniyettedir, merak etmeyin, evinize gidin’ diyen Mehmet Ağar cevap ver; oğlum nerede?’ diyen sesi bugün bizim de sesimizdir. Cevap ver Mehmet Ağar Hüseyin Toraman nerede”

NE OLMUŞTU?

Marmara Üniversitesi’nden yeni mezun olan 24 yaşındaki Hüseyin Toraman sosyalist kimliği nedeniyle polisin hedefindeydi. 26 Nisan 1991 günü içeride kimsenin olmadığı bir zamanda Gebze Emniyeti ile İstanbul Terörle Mücadele Şubesinden polisler, Hüseyin’in evine birbirinden habersiz baskın yaptı. Polislerin arasında çıkan çatışmada, Gebze Emniyet Müdürlüğünden bir polis öldü. Gebze polisi olaydan Hüseyin’i sorumlu tuttu, evinin duvarlarına intikam yeminleri yazdı. Bunun üzerine Hüseyin Kocamustafapaşa’da bir ev kiraladı.

Hüseyin Toraman, 27 Ekim 1991 sabahı evinin önünden mahallelinin gözü önünde silahlı, telsizli, sivil giyimli kişiler tarafından 34 ATZ 56 plakalı Beyaz Toros’a zorla bindirilerek kaçırıldı. Hüseyin’in eşi evin penceresinden olaya şahit oldu. Olaya tanık olanlar polisi arayarak, bir kişinin silahla kaçırıldığı haberini verdi. Bunun üzerine Çınar Polis Karakolu’ndan bir polis ekibi olay yerine geldi. Görgü tanıklarından bilgi alan polisler, bir dükkânın telefonundan görüşmeler yaptıktan sonra olaya müdahale etmeyerek ayrıldı. Kısa bir süre sonra sivil ve resmî polislerden oluşan 3-4 ekip gelerek Hüseyin’in oturduğu evde ve bodrumunda arama yaptı, ev sahibini sorguya çekti.

Baba Ali Rıza Toraman, Çınar Karakolu’na giderek olaya neden müdahale etmediklerini sordu. Karakol amiri Hüseyin’in kaçırılmadığını, siyasi polisler tarafından gözaltına alındığını, bu nedenle müdahale edemediklerini söyledi. Baba Toraman karakol amirinin bu beyanını gizlice kaydetti. Aileye Hüseyin’in “31 Ekim’de Gebze Emniyetinde görüldüğü” duyumu geldi.

Olayın tanıklarından olan Hüseyin’in eşi savcılığa polislerin eşkâlini verdi. Ama teşhis yaptırmaya yönelik hiçbir işlem yapılmadı. İstanbul Emniyet Müdürü Mehmet Ağar’la görüşen aileye Ağar: “Oğlunuz emniyettedir, merak etmeyin, evinize gidin” dedi. Olaya müdahale etmeyen karakol amirinin, Hüseyin’i kaçıranların da polis olduğu yönündeki açıklamasını içeren ses kaydını, İçişleri Bakanı İsmet Sezgin’e veren baba Ali Rıza Toraman’a Sezgin, “Gözaltında olduğuna ve sorgulandığına ilişkin bir husus yoktur” dedi.

Oğlunun bulunması için dönemin Başbakan’ı Süleyman Demirel’le görüşen Hatice Toraman’a Demirel: “Oğlun cebimde mi ki çıkarıp vereyim” dedi.

Kamuoyu baskısı üzerine Meclis İnsan Hakları Komisyonu bünyesinde olayın araştırılması için bir kurul oluşturuldu. Oluşturulan kurul olayın üzerini örten bir rapor hazırladı.1991’de Fatih Cumhuriyet Savcısı Zafer Sercan Yetişir’in açtığı soruşturma bir sonuca ulaşmadı. 2011 yılında İstanbul Cumhuriyet Savcısı Veysi Büyükkılıç’ın başlattığı soruşturma da “Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 102/6. maddesinde belirtilen 20 yıllık zamanaşımı süresi dolduğundan soruşturmaya yer olmadığı” kararı ile kapatıldı. İHD avukatının yaptığı itiraz sonucunda dosya üzerindeki kapatma kararı kaldırıldı. (ETHA)

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir