RedHack: Biz cefakar halkımızın ajanıyız

RedHack’in Enerji Bakanı Berat Albayrak’ın mail hesabına sızma eylemiyle birlikte, AKP-DAİŞ işbirliğinden iktidar-medya patronları arasındaki gizli görüşmelere kadar onlarca bilgi ortaya saçıldı. Haklarında karalama kampanyaları yürütüldü. İstihbarat veya Cemaat bağlantılı oldukları bile iddia edildi. Peki RedHack kimdi, amacı neydi? RedHack Basın ve Enformasyon Komitesi ETHA’nın sorularına yanıt vererek, bir kere daha kendilerini halka anlattı.

Uzun bir eylemsizlik dönemi sonrasında siber saldırılarına yeniden başlayan RedHack, 23 Eylül’de Cumhurbakanı Erdoğan’ın damadı olan Enerji Bakanı Berat Albayrak’ın mail hesabının ele geçirdiğini duyurdu. “26 Eylül Pazartesi gününe kadar #AlpAltınörs ve #AslıErdoğan başta olmak üzere solcu muhalifler serbest bırakılmazsa 20 GB maili yayınlarız” dedi.

HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Alp Altınörs ve yazar Aslı Erdoğan serbest bırakılmadı. Ancak bu açıklamada, RedHack ile AKP/Saray iktidarı arasında büyük bir mücadelenin başlangıcı oldu.

Sosyal paylaşım sitelerinin de işbirliğiyle RedHack’in hesapları Saray’ın talebiyle kapatıldı, sansürlendi. RedHack’in ele geçirdiği maillerde yer alan bilgileri haberleştiren internet sitelerine hızla sansür uygulandı. Erişim engelleri birbirini izledi. Aynı günlerde geçmişte RedHack soruşturması kapsamında gözaltına alınan, hatta tutuklanıp serbest bırakılan 6 kişi işkenceli sorgulara maruz kaldı.

Devletin tüm engelleme girişimlerine rağmen RedHack, sızma eylemini nasıl yaptığına ilişkin bilgiler de dahil olmak üzere, mailleri ve açıklamalarını kamuoyuna ulaştırdı.

Albayrak’ın mailleri, AKP/Saray iktidarı ile DAİŞ arasındaki işbirliğinden iktidar-medya patronları arasındaki gizli görüşmelere, devlet bürokrasinin nasıl işlediğine dair yorumlardan Berat Albayrak’a verilen günlük brifinglere, anket sonuçlarından atama torpil taleplerine varıncaya kadar onlarca bilgi ortaya saçıldı.

RedHack sızma eylemi, Doğan Yayın Holding Başkan Vekili Mehmet Ali Yalçındağ’ın istifasını getirdi. İfşa edilen maillerin sahibi Berat Albayrak yerini korudu.

RedHack, siber saldırı eylemiyle, açıklamalarıyla, örgüt amaç ve yapısıyla gündem uzun süre sosyal medya takipçilerinin gündemi oldu.

Eylemin etkileri devam ederken RedHack’e amaçlarını, iktidar yanlısı hacker gruplarının faaliyetlerini ve haklarında ortaya atılan karalama iddialarına yanıtlarının ne olduğunu sorduk. RedHack Basın ve Enformasyon Komitesi’nin ETHA’nın sorularına verdiği yanıtlar şu şekilde.

‘REDHACK SOSYALİST BİR ÖRGÜTTÜR’

RedHack nasıl bir oluşumdur?

RedHack, sosyalist hacktivist bir örgüttür; kendini sosyalist olarak ifade eden her sosyo-politik yapılanma gibi biz de Marksizmi temel alıyoruz. Marksizmi salt “ekonomik” bir teori olarak kabul etmek ve yazıldığı eser ile sınırlamak bilimsel sosyalizmin özü ile çelişmektir. Tam da bu noktada Marksist-Leninist örgüt ayracı kullanma ısrarı devreye girmektedir. Leninizm; kendiliğinden ve ayrı bir disiplin değil, Marksizm üzerine politik, ekonomik ve felsefi bir ilerleme-gelişme hareketidir, tam da Marksizmin kendini ortaya koyduğu yerden. Lenin, Marks’ın ekonomik temellendirmesini okuyup entelektüel gevezelik yapmamış, onu sınıf-parti düzleminde “ikili örgütlenme” modelini hayata geçirerek tarihe önderlik etmiştir. Çünkü sınıfın kendiliğinden yürüyüşü (sendikal hareket) sistem içi çelişkileri barındırarak proleter devrimin önünü tıkar ki proletarya partisinin sınıftan ayrıca “profesyonel devrimci” dediğimiz kadrolarla tarihin tıkanan yeri açmasından bahseder. Proletaryanın tarihin somut koşullarına tanıklık ederek uyanacaklarını devrim yapmaya karar vererek o partiyi kendileri bulacaklarını söyler.

‘SANAL SOSYALİST ÖRGÜTTE ÇELİŞKİ ARAMAK…’

ML örgütlenme bir şablon değil tarihin sularında akıntıya karşı güçlenme ve gelişme perspektifi taşıyan bir dünyanın güneşidir. Tarihin bulunduğumuz yerinde, dünya güneşin hangi yüzüne ışık veriyorsa oradan ışığı her yerine taşıma sorumluluğu bize aittir. “Nasıl” sorusu ise tam da önder Lenin’in Marksizmi anlama, yorumlama ve en önemlisi ona müdahale etme iradesi ve bilincidir.

Biz de ML örgütlenme anlayışının temel ilkelerinden sapmadan siber dünyaya yorumlama ve müdahale çabasının bir ürünüyüz. Bu ürün Marksizmin politik-ekonomik-felsefi yörüngesinde “demokratik merkeziyetçilik” ve hiyerarşik bir anlayış geleneğini sürdürür. Tüm deneyimlerimizde bu geleneğe bağlılığın haklılığını olumlu-olumsuz tekerrür ettik. Tıpkı önder Lenin’in Bolşevik Devrimi’nde haklı çıktığı gibi…

RedHack, değişen ve dönüşen dünyada somut koşulların somut tahlili ile bilgi çağının önemini kavrayarak tarihin sorumluluğunu yerine getirmiştir. Bu noktadan özetle sanal bir sosyalist örgütte çelişkiler aramak, tarihi ve bilimsel sosyalizmi inkar etmek olduğu gibi ‘inkarın inkarına’ bir algoritma betimleyenleri anlamamaktır. Lenin’i anlamamak sınıfı anlamamaktır.

‘BİLGİLERİ HALKA SUNUYORUZ Kİ SAVAŞ ‘LEVEL’ ATLASIN’

Siber eylemlerle amacınız nedir?

Tüzüğümüzde belirtilen “…kendini politik örgütler yerine koymaz; onlara alan açar…” ifadesi RedHack’in programı ile sabittir. Programımızda amaç, hedef ve yöntemler açıktır pratiğimizle nettir. Bizler sosyalist hacktivistleriz. Yaptığımız işte örgütlerimizin ve halkın çıkarlarından başka bir menfaatimiz yoktur. Biz hacklediğimiz her alandan belli bilgiler ile çıkıyoruz, bu bilgileri mücadelenin yararına kullanmak ve halkın gerçeği öğrenme hakkını teslim etmek için kamuya sunuyoruz ki savaş “level” atlasın. Bu belge ve bilgiler bir tarihtir tanıdığımız kan emicileri halka teşhir etme ve bir hesap sorma argümanıdır. Bilgiyi kullanırsak “güç”; kullanmazsak “yok” oluruz. Yok olmayalım diye gerçekleri, belgeleri ile devrimci kurumlarımıza teslim etmek hem görevimiz hem de varlık nedenimiz.

‘BİZ CEFAKAR HALKIMIZIN AJANIYIZ’

Bakan Berat Albayrak maillerine sızma eylemi sonrasında RedHack’in ‘dış güçler’le bağlantısı olduğu iddiasıyla spekülasyonlar yapılıyor? Bu durumu nasıl yorumluyorsunuz?

Bizler RedHack üyeleri olmakla devrimci mücadelenin içinde farklı örgütlerde, alanlarda çalışan bu zincirin bir halkasıyız. Tarihimizden ve örgütsel deneyimlerimizde gördüğümüz şey şu: Devletler dünyanın her yerinde komünistlerle tüm olanak, araç ve aygıtlarına rağmen baş edememektedir. Bizleri yok etmeyi bedenlerimizi yok etmek olarak algılayan dar ve sığ zihniyet, gücünü haklılığından ve halkından alanları halklar nezdinde itibarsızlaştırma komplolarına başvurmuştur. Bunun değişmez yöntemi de devrimcileri dış emperyalist kemirgenler ile ilişkilendirmektir. Deniz’lere, Mahir’lere Rus ve Amerika Ajanı diyenler bugün bize aynı iftirayı atıyor. Ama halk artık bu oyunlara gelmiyor. Daha öncede söyledik, tekrar ediyoruz: Biz cefakar halkımızın ajanıyız; Erdoğan ve çetesi öznelinde egemenlerin kirli bilgilerini halka iletmek bize “görev” ve onurdur.

ÖZEL BİLGİLERİN DAHA FAZLA İLGİ GÖRMESİ AMACIMIZI BALTALADI

Kişisel bir mailin kırılması sonrasında “özel hayata müdahale” tartışmaları gündeme geldi. ‘Özel hayata’ müdahale ettiniz mi?

‘Özel hayata müdahale’ tırnağında dönen tartışmaya bizi itmek isteyenlerin amacı bizi yıpratmaktır. Kaset siyaseti yaparak koltuklarını kellelerinden önce düşünen ahlaksızların bizi hassasiyetlerimizle vurma çabası karşılık bulmaz. Bunların kim oldukları neye hizmet ettikleri ve hatta ufak hesaplarla iktidara yanaşma pervasızlıkları tarihin sularında yüzlerine tokat olarak inecektir. Eylemlerimizi içeriği ve anlamından bağımsız Berat’ın “titreşim” hassasiyetine odaklamak ve bunun üzerinden saldırılar geliştirmek isteyenlere önerimiz yolsuzluk, rüşvet ve AKP’nin devlet içinde kadrolaşmasına “dur” demeleri. Bizim konuyla ilgili duruşumuz nettir ve kamuoyu ile paylaşılmıştır. Tüm dosyaları elden geçirme ve tarama zamanlamamız olmadığı gibi mevcut bilgileri de biz çıkarmadık. Karşılaştığımız başka özel veriler oldu ve onları ayırdık. Açıkçası mücadele için çıkan o kadar dokümandan fazla ilgi görmesi bizim amaç ve içeriğimizi baltalayan bir durum. Kendimize emeğimize kurşun sıkmak gibi bir ihanetin de parçası olmayacağımızı yoldaşlarımız çok iyi bilir. Liberal ve entel gevezelerin çırpınışları ise zerre umurumuzda değil. Hak yerini bulana dek hack de devam edecek.

‘BİLGİ KAMUNUNDUR, AĞ AFFETMEZ’

OHAL yasakları artarak devam ediyor. Basına yönelik sansür, hesapların kapatılması vs. birçok engelleme var?

’80 darbesinin ürünü olarak milli görüş “gömlek değiştirmiş” olarak bugün AKP ile boy gösteriyor. AKP bir görüşten ziyade projedir ki her politika ve uygulaması da “proje” olarak hayatımızda yer alıyor. Son olarak “darbe” karşıtı “demokrasi” mücahidi olarak karşımıza çıkan muhafazakar birlik projesi çıkarlar çatışması ile şaşılmayacak şekilde darbe üzerinden siyaset yapma pervasızlığı göstererek çöküşünü de deklare etmiştir. Hayatın her alanına ve muhalif mücadelenin tüm araçlarına saldırarak kendine zırh örmeye çalışıyor. Bizim eylemlerimiz tam da bu zırhın üstüne dar geleceğinin bir karşılığı idi. Devrimciler her koşulda olumsuzlukları bir mücadele aygıtı yapmayı başaran ve sistemi kendi silahı ile vuran zekayı bir madalya gibi bilincinde taşımış insanlardır. Bize açtıkları savaştan her defasında mağlup çıkmalarının temel nedeni budur. OHAL ve KHK’ları da yaşama dair bir sansür olarak okumak doğru olacaktır. Bu kapsamda ne bu halk OHAL’e yenilecektir ne de biz sansüre boyun eğeceğiz. Dünya’nın herhangi bir yerindeki bir bilgi emekçilerin ve halkların yaşamına karşı sosyolojik tecridi kaldırmaya yetecekse biz onu Çin’de de olsa alıp getireceğiz. Ellerindeki hiçbir imkan, hiçbir satılık kalemşörü ve altlarındaki hiçbir koltuk bizi engelleyemeyecek, halka diz çöktüremeyecek. Halkın bilgi edinme hakkı; bilginin aslen kamunun olduğu gerçeğini örtbas etmelerine izin vermeyeceğimiz gibi halkın emeğini ve alınterini çalıp ayakkabı kutularına koyanların, buna göz yumanların da bize dair yürüttüğü algı operasyonuna halkımızın izin vermeyeceğine inancımız sonsuzdur… Özetle ağ bir okyanustur ve “ağ affetmez.”

‘SARAYLARINI BAŞLARINA YIKANA KADAR VAZGEÇMEYECEĞİZ’

Yine bir operasyonla Redhack ile ilişkisi olduğu iddia edilen kişiler gözaltına alındı, serbest bırakıldı. Bu tür operasyonların amacı nedir?

Devletlerin temel mantığı korkutma, sindirme, tehdit etme ve rehin alma çerçevesinde çalışır ki Türkiye’de de bu değişmez. 2016 itibarı ile 3. yaşanan RedHack operasyonu bir sindirme operasyonudur. Bizi masumlar üzerinden tehdit etmeye ve kirli ilişkilerini teşhir edeceğimize dair kendilerini korumaya alma taktikleri 3 operasyonda da gerek tarafımızdan gerekse halkımızın, kurumlarımızın, hak savunucularının özetle Gezi’nin dayanışması ile çöküşe uğramıştır. Artık saymakta zorlandığımız “Bu Cuma”, RedHack yakalamaları resmen bir ‘kutsal ayine’ dönüştü. Egemenler ekseninden bu bir irade savaşıdır ki burjuvazinin bir iradesi olmadığını es geçmeleri bir talihsizliktir.

Devlet dediğimiz mekanizma bir sözleşmedir ve bu sözleşme tüm yapılarıyla yasa üzerinden var eder kendisini ki bizler bu yasaların egemenlerin kendilerini meşrulaştırdığı, bu meşruluğunu kabul etmeyen her vatandaş ya da kuruma da “terör” tırnağı açtığını biliyoruz. Biz de bu “meşru” sözleşmeleri için onların en büyük terör örgütü olduğunu her defasında dile getirdik. AKP hakkında bir farklı durum olarak mesele devletin meşruluğu değil, devletin meşruluğu üzerinden oturduğu koltuklarına çakılarak terörün kumandası olma idealidir.

RedHack; fikri, etki alanı, eylemleri ve yaktığı ateş ile bu ideal için büyük bir tehlikedir. Bu yüzdendir ki saldırılarını da operasyonlarını da anlıyoruz. Nitekim saldırmasalar kendimizde problem olduğunu düşünürdük, neyse ki problem yok.

Evet saldırılarını anlıyoruz, bizi masumlar üzerinden tehdit etmelerini anlıyoruz, öfkelenmelerini de anlıyoruz ancak bizim zekamızı atlayarak “paralel” ile karıştırmalarına hala anlam vermiş değiliz. Nitekim Berat Albayrak ve çetesi, Saray ve dalkavukları bizi; Vartinik’ten, Kızıldere’den, darağaçlarından ve de “üç kibrit” suyunun “Mazlum” halkından tanırlar. Buradan paralel evrenlerini de kaçak saraylarını da başlarına yıkana kadar vazgeçmeyeceğimizi iletmiş olalım.

‘BİZE SALDIRANLAR TEŞEKKÜRÜ HAK EDİYORLAR’

Siz siber saldırılarla bu eylemleri gerçekleştiriyorsunuz. Size yönelik saldırılarla karşılaşıyor musunuz?

1997’den bu yana RedHack olarak; siyasi, operasyonel, sosyo-psikolojik ve siber saldırılara ciddi derecede maruz kaldık. Bu süreçler bizler için öğretici birer deneyim oldu. Hem biz, hem tüm devrimci cenah mevcut saldırılarda tavrını net koyarken “taraf” belirleyen pervasızlığı da ortaya koydu. Buradan baktığımızda bunları saldırıdan ziyade bulanık suyun berraklaşması olarak algılıyoruz. Çünkü suyun en tehlikeli hali, suyun içindeyken suya düşmektir. Suyun içinde türev almamak için onların fonksiyonlarını ortaya koyması iyidir. Devletin ve sivil faşistlerin bize her saldırısı bizi daha güçlü ve yenilmez kılmıştır bir teşekkürü hak ediyorlar.

EZİLENLERİN MÜCADELESİ BİLGİNİN ÖZGÜRLÜĞÜ İÇİNDİR

Ezilenler bilgi özgürlüğünden ne anlamalı?

Bilgi özgürlüğü teknik olarak, evrende olanın evrende sonsuz dolaşımı ve kendine tekrar kavuşması ya da kendini bulması olarak okunursa, felsefi olarak bu sonsuz dolaşımı keşfedenin yani sosyal aktörün, (insanın) bu sonsuzluğu yaşama hakkıdır. Sosyolojik çerçevede dünyayı değiştiren ve dönüştüren politik aktör olarak insanın dünya ile bağına, yani bilgiye etkisi ve bilgiden etkilenmesi süreçlerinin kirlenmemesidir. Dünyayı değiştiren ve dönüştürenlerin, başka bir dünyanın mümkünatı için bedel ödeyenlerin, ezilenler, emekçiler olduğu gerçeği hem bilginin özgürlüğü ile aramızdaki mesafeyi hem de egemenlerin sansür anlayışını çok iyi kriminalize ediyor. Ezilenlerin ve üretenlerin farklı başlıklarda tarih yazan mücadelesi, aslen bilginin özgürlüğü için verilmiştir. Tüm özgürlükler, bilim ve bilgi özgür kılınınca kendini yeniden doğuracaktır. Tıpkı Anka gibi…

İnternet çağında ezen-ezilen çatışması her alanda olduğu gibi sanal ortamda da kendini gösteriyor. Her ne kadar “fiş” egemenlerin elinde olsa da bilgi, bizim gibi “irade” dışı mücadelenin elinde. Politik hack ya da bilinen adıyla hacktivizmin ilk nüveleri İngiltere, Türkiye ve Meksika’da tarih sahnesine çıkmıştır. İngiltere’de örgütsüz olarak sınıf yararına yapılan eylemler kendini 96’nın sonlarında Zapatistalar ve Türkiye’de RedHack ile örgütlü mücadelenin parçası haline getirmiştir. Zapatistalar örgütsel faaliyetlerinde bu çalışmalarla birlikte ciddi bir etki alanı geliştirmişlerdir. Hemen sonrasında kurulan RedHack ise bu bağlamda dünyadaki ilk bağımsız Hacktivist örgütlenmedir. Daha sonraları bizim de gelişimine büyük katkı da bulunduğumuz ve bizzat örgütlenme sürecinde olduğumuz “Anonymous” faaliyetleriyle farklı bir konum aldı. Bugün istihbarat çalışmaları içinde devrimci mücadelenin dünya çapında “hack” odaklı çalışması bulunmaktadır. Sınıflar mücadelesinde, kendini ezilenlerin yanında gören tüm unsurların örgütlü/örgütsüz saflarında yer aldığı bir cephe vardır ve bizim gibi ezilenler safında olanların kontrol edilemez gücü egemenlerin korkulu rüyası olmaya devam edecektir. Yaşasın bilginin özgürlüğü ve örgütlü mücadelesi. (ETHA)

 

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir