Dolapdere Bit Pazarı, her satıcının önünde tenekeden mini sobasının bulunduğu, çöpler karıştırılarak bulunmuş ya da eskicilerden alınan çok sayıda eşyanın yere örtü serilerek üzerine dizildiği bir yer. Bazılarına ekmek kapısı olan Bit Pazarı, her kesim insanın gelip geçtiği bir yer aynı zamanda. Kimi memleketini bırakarak kimi ise çocuklarına bir parça ekmek götürmek için gecesini gündüzüne katarak çalışıyor Bit Pazarı’nda. Çalışanların en çok yakındığı konu ise devletin kendilerine sahip çıkmaması ve satışların düşüklüğü.

Dolapdere Pit Pazarı’nda hurdacı dükkanı olan Ferhat Dağ, ekmek parası için memleketi Niğde’yi bırakarak İstanbul yolunu tutanlardan. Çocuk denecek yaşta sırtındaki sepetiyle sokak aralarında “eskici” diye bağırarak çamaşır leğeni satan Dağ, “Biz bağırdığımızda, zengin biri gelip, ‘Buradan geçme’ veya ‘Sokakta bağırma’ diyor. Ama benim sesim benim sermayem. Ben bağırmazsam nasıl duyacaklar beni?” dedi. Sabah 8’den akşam 8’e kadar çalışan Dağ, günlük çalışmanın bedelinin 30-40 liranın yeterli olduğunu söyledi. Hurdacı dükkânında güvercin besleyen Dağ, güvercinlerin kendisini stresten uzaklaştırdığını ve özgürlüğü çağrıştırdığı için baktığını, kendisini bir tek güvercinlerin anladığını söyledi.

‘ÇÖPTEN EKMEK KAZANMAMIZA BİLE İZİN VERİLMİYOR’

Çöpten kağıt ve hurda eşya toplayıp, tamir ederek satışa sunan Dağ, piyasanın kötü olmasında şikayetçi. Dağ, “Bize de iş düşürmüyorlar, baştakiler sağ olsun. İstanbul’un genel hurdasını Albayraklar ile Çalık gurubu alıyor” dedi. Dağ, her seferinde maruz kaldığı zabıta şiddetine de tepkili. Tepkisini ise, şu sözlerle paylaştı: “Caddeden geçtiğim zaman hemen zabıta geliyor, ‘Buradan geçme’ diyor. Elimizdeki el arabasına el koyuyor. Bir tahta araba 500 lira. Bir günde 2 araba verdiğimi bilirim. Yazık değil mi? Niye yasakmış? Ben gidip de Nişantaşı’nın tam ortasında, zenginlerin yaşadığı yerde bağırmıyorum.

Belediye; geri dönüşüm için gidip evlere poşet bırakıyor. Evlerden topladıkları geri dönüşüm çöplerini de şirketlere veriyor. Zabıtalar da İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin verdiği görevle eskicileri, kağıtçıları sıkıştırıyor. Ben ne yapayım o zaman. Hırsızlık mı yapayım. Düpedüz hırsızlık yapamaya teşvik ediyorlar. Yazık değil mi bize! Plastiğini bu poşete koyacaksın, kağıdını şu poşete koyacaksın. Belediye de alıp gidecek. Bedava alıp götürecek. Vicdan bunu kabul eder mi? Rahat bırakın bu milleti. Bu millet size ne yaptı. Çöpten kâğıt toplayıp ekmek kazanmamıza bile izin verilmiyor.”

‘CEBİMİZDEKİ PARALARI HARCIYORUZ’

Dolapdere Bit Pazarı’nda çöpten kağıt toplayarak geçimini sağlayan bir diğer isim de Yusuf İzzettin. Çöpten topladığı kağıtların yanı sıra, eski ürünleri de satan İzzettin, son bir yıldır işlerinin durma noktasına geldiğini, bir liralık ürünü dahi satamadıklarını ifade etti. İzzettin, “1 yıl öncesinde evimize cebimizde parayla dönerdik. Şu an bırakın yüksek para kazanmayı cebimizde olan paralar da gitmeye başladı. Akşam saat 21.00’den ertesi gün akşam saat 18.00’e kadar pazardayız. 24 saate yakın burada kalıyoruz. Cebimizdeki paraları harcıyoruz. Kazanmıyoruz da. İflasın eşiğine geldik. En pahalı ürün 25 lira. Ancak, insanların 10 lira harcayacak parası yok” dedi.

‘DOLARI BOZDURUN DEMEKLE OLMUYOR’

İzzettin de, çöpten kâğıt toplayıp ekmek kazanmalarına izin verilmemesinden şikayetçi. Çöpten kağıt toplanmasına izin verilmemesine, “Ne yapalım? Nereye gidelim? Nerede çalışalım?” sözleriyle tepki gösteren İzzetin, ” İstihdam sağlasınlar o zaman. Zenginlerin cebi biraz daha para dolsun diye yapmadıkları hile kalmadı. Çöpten ekmek kazanmamıza bile devlet engel oluyor. Kumaş dokuma mesleğimi bile yapamıyorum. Sezonluk olduğu için bıraktım. Bu mesleğe yöneldim, keşke de yönelmeseydim. Ben bu şartlar da çocuk yetiştirmeye çalışıyorum bu ülkeye. Ama devlet baba sağ olsun, insanlarına sahip çıkmıyor. Öyle çıkıp televizyonlarda röportaj yapmak kolay. Çıksınlar halkın içine de halkın durumunu görsünler. Öyle bangır bangır ‘doları bozdurun’ demekle olmuyor” diye konuştu. (DİHABER)