Halkların Demokratik Partisi’ne (HDP) dönük 4 Kasım’da gece yarısı düzenlenen eş zamanlı baskınla gözaltına alınıp tutuklanan HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’ın babası Mevlüt Yüksekdağ, kızını anlattı.

‘KIZIM ŞİİR OKUMAYI DA YAZMAYI DA SEVER’

Mevlüt Yüksekdağ, Figen Yüksekdağ’ın 10 çocuğun 9’uncusu olduğunu ve Adana’nın Ceyhan İlçesi’nde dünyaya geldiğini söyledi. Figen Yüksekdağ hakkındaki en dikkat çeken ayrıntılardan birisini şu sözlerle açıklıyor babası: “Figen, ilkokulu, ortaöğretimi ve liseyi Ceyhan’da okudu, ilkokuldan beri şiir okur ve yazardı. Okulda şiir okumadan geçirdiği bayram yoktur desem yalan olmaz. Tüm bayramlarda şiir okurdu. Girişken, sevecen, vicdanlı, gururlu, terbiyeli ve hareketli bir kişiliğe sahip. Mahallenin kız çocuklarını, haşarı erkek çocuklarına karşı korurdu. Kişiliği o zamandan belliydi, herkese yardımcı olurdu. Evde 5 oda var, 5 odanın 4’ünde kitaplar vardı, çok kitap okurdu. Yüzlerce kitap okudu ve bazı kitapları da çuvallara koyup kendisiyle götürdü”

‘İNANDIĞI DEĞERLERİN MÜCADELESİ İÇİN GİTTİ’

Kızının 17 yaşında siyasi mücadelede yer almak için evden ayrıldığını ifade eden Mevlüt Yüksekdağ, “Kızım siyasi mücadele için evden ayrıldığında çocuk yaştaydı. 17-18 yaş benim için çocukluk çağıdır. Ben gençliğimden bu yana CHP’liyimdir. Siyasetin hızlı zamanlarında Ecevit’in ‘Karaoğlan’ olduğu dönemlerde gençlik kollarında ve ilçe teşkilatında aktif siyasetle uğraştım. Bütün çocuklarım bu siyasi yapımdan etkilenmiştir. Zaman zaman dürüst ve onurlu bir siyasi anlayışla hareket etmenin lüzumundan şüphe etmedim desem yalan olur. Figen bana göre daha radikal ve sosyalist düşüncelere inanıyordu. Bunun için tartıştığımız ve benim ona çok kızdığım zamanlar da olmuştur. Bu ülkede çocuğumun yaşında birçok gencin fikirlerinden dolayı asıldığını, cezaevlerine atıldığını herkes biliyor. Bu yüzden engel olmaya çalıştık. Benim ve annesinin onayı olmadan birgün evi terk etti. Annesiyle çok ağladık. Ama hiç başımız öne eğilmedi. Dedim ki kızım kocaya gitmedi. İnandığı değerler için mücadele etmeye gitti. Kimse tek söz etmedi.”

‘FİGEN’LE 3 YIL KONUŞMADIM’

Uzunca bir süre dargın kaldığı, kızgın olduğu kızıyla tekrar nasıl barıştığını da şu sözlerle anlattı Mevlüt Yüksekdağ, “Figen gittikten bir süre sonra annesiyle görüşmeye başladı ama ben 3 yıl kadar görüşmedim. Baba olarak kızmıştım ve sitemliydim. Sonra bir bayram günü geldi, elimi öptü ve o günden beri kızımın arkasında değil yanındayım” dedi.

‘MÜCADELEDEN ALIKONULDUĞU İÇİN ÜZÜLÜYORUM’

Kızına ESP Genel Başkanı olduğu dönemden bu yana destek olduğunu kaydeden Yüksekdağ, HDP ile birleşmeleri ile daha fazla destek olmaya başladığını ifade ederek, “HDP ile barış ümidinin başlamasıyla bu ümidin herkese yayılacağını anladım. Şimdilerde yasal bir siyasi partinin bu kadar sıkıştırılmasına anlam veremiyorum. İşi zor Allah yardımcısı olsun” dedi. Kızının apar topar gece yarısı gözaltına alınmasını ertesi gün arkadaşlarından öğrendiğini ifade eden Yüksekdağ, “Ben onun gözaltına alınıp, hapishaneye düşmesine üzülmedim. Ben bile 8 sene hapishanede kaldım. Hapishane doğaldır, zor ve sıkıntısı da çok, siyaset zordur hapishaneye de girersin. O ilk kez girmedi hapishaneye daha önce de girmişti. Ben asıl yürüttüğü mücadeleden alıkonulduğu için üzülüyorum” dedi.

‘HER ŞEYE RAĞMEN BARIŞ DİYORUM’

Cezaevinde kendisini moralli ve iyi gördüğünü ifade eden Yüksekdağ, gayet doğal bir şekilde cezaevinde görüştüklerini ve moralli bir şekilde ayrıldıklarını aktardı. Yüksekdağ, kızının tüm halka selamlarını söyleyerek, herkesin moralini yüksek tutmasını ve mücadeleye devam etmesi gerektiğini belirttiğini anlattı. “Kızımın durumu çok iyi ve morali de iyi. Sağlık konusunda da bir sorunu yoktu. Herkese selam, saygı ve sevgilerini iletti” Türkiye’ye barışın acil olarak getirilmesini isteyen Yüksekdağ, “Sonuna kadar barış, Allah için, peygamber için, kitap için barış. Suriye’de değil, başta ülkemizde kan dökülmeyecek. Kimse yok mu, ‘gelin ne istiyorsunuz’ diyen akıllı biri. Allah barışın diyor, müslüman müslümanı boğuyor. Her şeye rağmen barış diyorum” dedi. (Hamdullah KESEN – DİHABER)