İstanbul Beşiktaş’ta gerçekleştirilen ve 44 kişinin yaşamını yitirmesine neden olan bombalı saldırının yankıları sürerken, EMEP, EHP ve Devrimci Parti genel başkanları ile Barış Bloku sözcüsü, saldırılardan AK Parti hükümetini sorumlu tuttu.

Bombalı saldırıları kınayan Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Selma Gürkan, 5 Haziran 2015’ten beri ülkede 24 bombalı saldırı gerçekleştirildiğini hatırlattı. Ülkenin bu hale gelmesinde AK Parti hükümetinin uyguladığı iç ve dış politikaların etkili olduğunu söyleyen Gürkan, daha önce yaşanan bombalı saldırılar ardından hükümet kanadından yapılan açıklamalara da göndermede bulunarak, şunları söyledi: “Davutoğlu, ‘10 Ekim patlamasından sonra oylarımız arttı’ diye bir açıklamada bulunmuştu. Bunu tekrar tekrar hatırlatmakta fayda var. Cumhurbaşkanı, ‘400 vekil verin bu iş huzur içinde çözülsün’ çağrısında bulunmuştu. Dün akşam Burhan Kuzu, henüz daha ölü ve yaralı sayısı açıklanmamışken bile ‘Başkanlık için anayasa değişikliği meclise sunuldu hayırlı olsun’ gibi bir açıklama yaptı. Bütün bunlar AKP hükümetinin siyasetini bu kaos ortamından kurduğunu gösteriyor.”

GÜRKAN: DAHA ÇOK DEMOKRASİ

Saldırı ardından hemen gelen yayın yasağına da değinen Gürkan, “Eğer hükümet kaos, şiddet ve savaş üzerine bir politika kurmuşsa bu politikasının gerçek yüzünün halk tarafından bilinmesini istemiyor. Gazeteler ve TV’ler bu duruma hizmet etsin diye kapatılıp susturuldu. Yayın yasakları da gerçeklerin üzerinin örtülmesi için bir olanak olarak kullanılıyor hükümet tarafından. Onlar gerçeklerin üstünü kapattıkça bizler gerçeklerin üstünü açmaya devam edeceğiz” dedi. Gürkan, yaşanan saldırılara geçit vermemenin yolunun daha çok demokrasi, haklar ve özgürlükler olduğunu belirtti.

UZUN: MUHALEFET EL ELE VERMELİ

Emekçi Hareket Partisi (EHP) Genel Başkanı Sibel Uzun, yaşanılan kanlı ve karanlık dönemin yegane sorumlusunun “Başkanlık sistemi”ni getirmeye çalışanlar olduğunu belirterek, “Anayasa ve rejim değiştikçe görüyoruz ki kan ve gözyaşı da artıyor. Bu ortamı yargılanmamak için zorunlu bir seçenek olarak görüyorlar. Amaç toplumu sürekli OHAL ve baskı koşullarına mahkum edip sessiz bırakmak” dedi. CHP’nin tüm kesimleri kapsayan aktif bir muhalefetin içinde yer alması gerektiğini de ifade eden Uzun, el ele veren muhalefetin bu düzenin böyle devam edemeyeceğinden yola çıkarak mücadele etmesi gerektiğini dile getirdi.

GÖLLÜ: BUNUN SORUMLUSU İKTİDARDIR

Devrimci Parti Genel Başkanı Ufuk Göllü, ülkenin adım adım iç savaşa sürüklendiğini ve bunun sorumlusunun da siyasi iktidar olduğunu söyledi. Beşiktaş’ta yaşanan bombalı saldırıların ardından HDP ve DBP’ye yönelik sabah saatlerinde yapılan baskınları da hatırlatan Göllü, bununla hedeflenmek istenenin ülkedeki demokratik siyaset alanlarını kapatılarak, başkanlık sistemini toplumsal muhalefetin olmadığı bir Türkiye’de kurmaya çalışmak olduğunu belirtti.

ALTAN: BUNA ALIŞMAYI REDDEDİYORUZ

Barış Bloku Eşsözcüsü Bahadır Altan, yaşanan saldırılar ardından hükümet kanadından yapılan açıklamalara vurgu yaparak, “Bugün bu acıyı katlayan şey bundan beslenen bir anlayışın itirafı niteliğinde intikam çığlıkları atılıyor. Örneğin Cumhurbaşkanı, ‘Bundan sonraki şey intikam almaktır’ diyor. Bu anlayış bugünkü şiddeti hazırlayan nedendir. Bu neden ortadan kalkmadıktan ve eşitlik adalet içinde bir demokrasi yeşertilmedikten sonra şiddetin son bulması mümkün değildir. Zaten şiddet bu ortamdan besleniyor ve bu ortamın sonucu olarak yaşıyoruz biz bunları” diye tepki gösterdi.

Hem içeride hem dışarıda yürütülen savaşın iktidar yolu olarak benimsendiğini ve 20 aydır yaşanılanların bu politikanın sonucu olarak ortaya çıktığını belirten Altan, “Çözüme dair bir şeyler duymak istiyoruz. Bugün patlamada yaşamını yitiren bir polis anasının söylediği ‘Ben evladımı kaybettim başka acılar yaşanmasın’ sözü intikam alınsın şeklinde denilmiyor. Temel dilek budur, başka acıların yaşanmaması. Kürt, Türk, sivil, polis hiçbir ananın ağlamamasıdır. Bu dileğe iktidarın kulakları tıkalı. Bu ülkede yaşayan insanların barış içinde yaşamalarına ihtiyaç var. Bu hakkı ve ortamı sağlamak iktidarın görevidir. Dolayısıyla bu görevi yerine getirmeyenler daha da körükleyen açıklamalarla kendi suçlarını örtmeye çalışıyorlar. Devletin en tepedeki kişinin ağzından ne yazık ki biz bunu duyuyoruz. ‘Kan akmaya devam edecek, çocuklarınız ölecek buna alışın’ diyorlar bize. Hayır, buna alışmayı reddediyoruz” dedi.

Böyle bir ortamda hiç kimsenin kendini güvende hissedemeyeceğini ifade eden Altan, “Tek güvenli ortam o eşitlik ve adalet zemininde yeşerecek demokrasidir. Bunu sağlarsak işte o zaman güvendeyiz. Tek çare çözüme yönelmek. Çözüm olmadan barış da olmuyor. Barış olmadan demokrasi de olmuyor” çağrısında bulundu. (DİHABER)